Zühd
Dünyayı Kalpten Çıkarmak
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: FANİLİKTEN KURTULUŞ ZİKRİ
يَا بَاقِي أَنْتَ الْبَاقِي
“Yâ Bâkî Entel Bâkî”
(Ey Bâkî olan Allah’ım, tek kalıcı ve ölümsüz olan ancak Sensin.)
0
Günlük Hedef: Kalbi Dünyadan Temizlemek İçin (100+)
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bismillâhirrahmânirrahîm… Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
Zühd; dünya sevgisini kalpten çıkarmak, dünyaya karşı duyulan her rağbeti gönülden söküp atmak, nefsin arzularını gemlemek demektir.
Tasavvuf yolunda zühd, fakir düşmek, mal mülk sahibi olmamak veya Allah’ın helal kıldığı nimetleri kendine haram kılmak demek değildir. Asıl zühd; altın okyanusunda yüzsen bile o okyanusun suyundan bir damlayı kalbinin içine sızdırmamak ve iç âlemini dünya hırsından tamamen temizlemektir. “Zahit” (zühd ehli) olan kişi, elinden malı gittiğinde üzülmeyen, eline mal geçtiğinde ise onunla şımarmayan insandır. Zira Allah’u Teala’nın nazargâhı olan kalbe, fani dünyanın sevgisi girdiğinde oradaki ilahi muhabbet zedelenir. Kişi dünyayı elinde tutmalı, ama kalbine sadece Hakk’ın sevgisini yerleştirmelidir.
KUR’AN-I KERİM’DE DÜNYANIN GEÇİCİLİĞİ
Ahiret Daha Hayırlı ve Kalıcıdır
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا ۞ وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ
Okunuşu: Bel tü’sirûnel-hayâted-dünyâ. Vel-âhiratü hayrun ve ebkâ.
1. “Fakat siz dünya hayatını (ahirete) tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”
(A’lâ Sûre-i Şerif’i, 16-17)
مَا عِنْدَكُمْ يَنْفَدُ ۖ وَمَا عِنْدَ اللَّهِ بَاقٍ
Okunuşu: Mâ ındeküm yenfedü ve mâ ındellâhi bâk.
2. “Sizin yanınızda olan (dünyalıklar) tükenir, Allah’u Teala’nın katında olan (sevaplar) ise kalıcıdır.”
(Nahl Sûre-i Şerif’i, 96)
اعْلَمُوا أَنَّمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْأَمْوَالِ وَالْأَوْلَادِ
Okunuşu: İ’lemû ennemel-hayâtüd-dünyâ leıbün ve lehvün ve zînetün ve tefâhurun beyneküm ve tekâsürun fil-emvâli vel-evlâd.
3. “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.”
(Hadîd Sûre-i Şerif’i, 20)
وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
Okunuşu: Ve mel-hayâtüd-dünyâ illâ metâul-ğurûr.
4. “…Dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir.”
(Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 185)
الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا
Okunuşu: El-mâlü vel-benûne zînetül-hayâtid-dünyâ; vel-bâkıyâtüs-sâlihâtü hayrun ınde rabbike sevâben ve hayrun emelâ.
5. “Mal ve çocuklar dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak olan salih ameller (ve temizlenmiş kalpler) ise, Rabbinin katında sevapça da ümit bağlamaya da daha hayırlıdır.”
(Kehf Sûre-i Şerif’i, 46)
وَمَا هَٰذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ ۚ وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ ۚ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Okunuşu: Ve mâ hâzihil-hayâtüd-dünyâ illâ lehvün ve leıb; ve inned-dârel-âhirate le-hiyel-hayevân; lev kânû ya’lemûn.
6. “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilselerdi!”
(Ankebût Sûre-i Şerif’i, 64)
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ
Okunuşu: Züyyine lin-nâsi hubbüş-şehevâti minen-nisâi vel-benîne vel-kanâtîril-mükantarati minez-zehebi vel-fıddah.
7. “Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe… duyulan aşırı sevgi insanlara süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçiciliğidir.”
(Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 14)
فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا ۖ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ
Okunuşu: Felâ teğurrannekümül-hayâtüd-dünyâ; velâ yeğurranneküm billâhil-ğarûr.
8. “Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın! O aldatıcı şeytan da Allah’u Teala’nın affına güvendirerek sizi kandırmasın.”
(Lokmân Sûre-i Şerif’i, 33)
مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاءُ لِمَنْ نُرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ
Okunuşu: Men kâne yürîdül-âcilete accelnâ lehû fîhâ mâ neşâü limen nürîdü sümme cealnâ lehû cehennem.
9. “Kim bu geçici dünyayı isterse, orada dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar veririz. Sonra da ona cehennemi mekân kılarız.”
(İsrâ Sûre-i Şerif’i, 18)
وَمَا أُوتِيتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَزِينَتُهَا ۚ وَمَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ
Okunuşu: Ve mâ ûtîtüm min şey’in fe-metâul-hayâtid-dünyâ ve zînetühâ; ve mâ ındellâhi hayrun ve ebkâ.
10. “Size verilen şeyler dünya hayatının geçici menfaati ve süsüdür. Allah’u Teala’nın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz?”
(Kasas Sûre-i Şerif’i, 60)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Öğütleri
1. YOLCU MİSALİ
“Dünyada bir garip yahut bir yolcu gibi ol!” (Yolcu nasıl mola yerindeki eşyaya bağlanıp kalmazsa, sen de kalbini dünyadan öyle temizle).
[Buhârî, Rikâk, 3]
2. HATALARIN BAŞI
“Dünya sevgisi, (kalbe girdiği zaman) her türlü hatanın ve günahın başıdır.”
[Beyhakî, Şuabu’l-İman]
3. DÜNYAYA ZÜHD ET Kİ…
Bir adam Peygamberimize gelerek “Bana öyle bir amel göster ki Allah ve insanlar beni sevsin” dedi. Efendimiz şöyle buyurdu: “Dünyaya değer verme (zühd et) ki Allah’u Teala seni sevsin. İnsanların elindekine değer verme ki insanlar seni sevsin.”
[İbn Mâce, Zühd, 1]
4. SİVRİSİNEK KANADI
“Eğer dünyanın Allah’u Teala katında bir sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı, ondan hiçbir kâfire bir yudum su bile içirmezdi.”
[Tirmizî, Zühd, 13]
5. DENİZE DALDIRILAN PARMAK
“Ahirete göre dünya, sizden birinin parmağını denize daldırması gibidir. Parmağının denizden ne kadar su çıkardığına (dünyanın ahirete göre ne kadar küçük olduğuna) bir baksın!”
[Müslim, Cennet, 55]
6. ÖLÜYÜ TAKİP EDEN ÜÇ ŞEY
“Ölüyü kabre kadar üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. İkisi geri döner, biri onunla kalır. Ailesi ve malı döner, ameli ise onunla kalır.”
[Buhârî, Rikâk, 42]
7. MEL’UN OLAN DÜNYA
“Dünya melundur (değersizdir), içindekiler de melundur. Ancak Allah’u Teala’yı zikretmek (O’na yaklaşmak), ilim öğrenmek ve ilim öğretmek bundan müstesnadır.”
[Tirmizî, Zühd, 14]
8. GERÇEK ZÜHD NEDİR?
“Dünyada zühd sahibi olmak, (sadece) helal olanı haram kılmak veya malı zayi edip fakir düşmek değildir. Gerçek zühd, kendi elindekine değil, Allah’u Teala’nın elindekine daha çok güvenmendir.”
[Tirmizî, Zühd, 29]
9. EN BÜYÜK DERDİ DÜNYA OLAN
“Kim sabahladığında en büyük derdi ve amacı dünya olursa, Allah onun işini darmadağın eder, fakirliği gözünün önüne koyar ve dünyadan da ancak kendisine yazılan (nasibi) gelir.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 30]
10. DÜNYANIN ÇEKİCİLİĞİ
“Dünya tatlı ve yeşildir (nefse çok çekici gelir). Allah’u Teala sizi orada imtihan için halife kılmıştır ve nasıl davranacağınıza bakmaktadır.” (Öyleyse kalbinizi ondan temiz tutun).
[Müslim, Zikir, 99]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dünya malı, geminin altındaki deniz gibidir. Su geminin altında olursa onu yüzdürür; ama geminin içine (kalbe) girerse onu batırır. Suyu kalbine alma ki batmayasın.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuz ‘Halvet der encümen’dir. Yani halkın içinde, pazarın ortasında olacaksın, ticaretini yapacaksın ama kalbinde Allah’u Teala’dan başkasına yer vermeyeceksin.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Mal sahibi, mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi? / Mal da yalan, mülk de yalan / Var biraz da sen oyalan.” Ebedi olmayan şeye bağlanan, yolda kalır.
– Bizim Yunus
“Dünya, seni Allah’u Teala’dan alıkoyan her şeydir. Cebindeki para seni O’ndan uzaklaştırmıyorsa zühde mani değildir; ama kalbindeki bir kibir O’nu unutturuyorsa sen dünyaya esirsin demektir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dünyayı elinde tut, cebinde tut, yoksula dağıtmak için kasanı doldur. Ama sakın onu kalbine koyma. Çünkü dünya kirlidir, kalp ise ancak Hakk’ın nazargâhıdır.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. İSA (A.S) VE DÜNYANIN ÇİRKİN SURETİ
Hz. İsa (a.s), bir gün keşf (manevi) yoluyla dünyanın hakikatini gördü. Dünya, üzerinde bütün süsleri ve takıları taşıyan, ancak yüzü buruşuk, çirkin ve ihtiyar bir kadın suretinde karşısına çıktı. Hz. İsa ona: “Bugüne kadar kaç kocan oldu (kaç kişi sana bağlandı)?” diye sordu. Dünya: “Sayamayacağım kadar çok” dedi. İsa (a.s): “Onları boşadın mı yoksa öldürdün mü?” dedi. Dünya gülerek: “Hepsini kandırdım ve teker teker öldürdüm” cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. İsa (a.s) şöyle dedi: “Senin gibi bir katile aldanıp da sana aşık olan akılsızlara yazıklar olsun!”
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn / Dünya Zemmi Bölümü]
2. HZ. SÜLEYMAN’IN (A.S) MÜLKÜ VE ZÜHDÜ
Hz. Süleyman (a.s), rüzgara, cinlere, kuşlara ve muazzam hazinelere hükmeden bir peygamberdi. Ancak onun bu muazzam zenginliği, kalbine zerre kadar dünya sevgisi sokmamıştı. Üzerine sade bir elbise giyer, halkın arasına karışır ve kazanıp tasadduk ederdi. Mülk ona hizmet ediyordu ama o mülkün kölesi değildi. Hakiki zühdün “hiçbir şeye sahip olmamak değil, hiçbir şeyin seni sahiplenmesine izin vermemek” olduğunu en güzel o göstermişti.
[Kaynak: İbn Kesîr, Sâd Suresi Tefsiri]
3. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) BÜTÜN MALINI VERMESİ
Tebük Seferi hazırlıkları sırasında Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabelerden yardım istedi. Hz. Ömer (r.a) malının yarısını getirdi ve “Bugün Ebu Bekir’i geçeceğim” dedi. Ancak Hz. Ebu Bekir (r.a) evinde ne var ne yoksa hepsini toplayıp getirdi. Efendimiz sordu: “Ey Ebu Bekir! Ailene ne bıraktın?” O eşsiz bir zühd ve teslimiyetle şu cevabı verdi: “Onlara sadece Allah ve Resulünün sevgisini bıraktım!” Kalbi dünyadan öylesine temizlenmişti ki, geride bırakılan hiçbir mala dönüp bakmadı.
[Kaynak: Tirmizî, Menâkıb, 16]
4. VALİ SELMAN-I FARİSİ’NİN (R.A) HASIR DOKUMASI
Sahabeden Selman-ı Farisi (r.a) Medain’e vali olarak atanmıştı. Ancak o koca bir şehrin valisi olmasına rağmen, valilik maaşını tamamen fakirlere dağıtırdı. Kendi geçimini sağlamak için ise kendi elleriyle hurma yapraklarından hasır dokur ve onu satarak rızkını kazanırdı. Omuzunda yük taşıdığını görenler “Sen valisin, neden böyle yapıyorsun?” dediklerinde; “Makamlar fani, el emeği kalıcıdır. Kalbimi valiliğin kibrinden ancak bu şekilde temizliyorum” derdi.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sıfatü’s-Safve]
5. RABİA-TÜL ADEVİYYE VE DÜNYALIK İSTEYENLER
Rabia-tül Adeviyye çok fakir bir hayat yaşıyordu. Bir gün dönemin zenginlerinden biri yanına gelerek ona bir kese altın sundu ve “Bunu al, ihtiyaçlarını gider, biraz dünya nimeti gör” dedi. Rabia Hazretleri başını çevirdi ve şöyle dedi: “Ben, bana bu dünyayı verenden (Allah’tan) dünya nimetlerini istemeye haya ediyorum. Bütün dünyanın sahibi O iken O’ndan bile dünya istemezken, dünyanın sahibi olmayan senden mi dünya isteyeceğim? Al altının senin olsun, benim kalbim O’nun zikriyle doymuştur.”
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Zühd Aynası
(Dünyaya olan bağımızı tartarken kendimize soralım)
- Bir miktar malım veya param eksildiğinde kalbimde duyduğum hüzün, sabah namazını kaçırdığımda duyduğum hüzünden daha mı büyük?
- Eşim, çocuklarım veya evim için harcadığım mesai ile kalbimi Allah’u Teala’nın muhabbetiyle temizlemek için harcadığım mesai arasında nasıl bir denge var?
- Hz. Mevlânâ’nın uyardığı gibi; dünya gemimin altında beni yüzdüren bir araç mı, yoksa gemimin (kalbimin) içine sızıp beni yavaş yavaş batıran bir yük mü?
- Zengin olmayı veya kariyer yapmayı, infak edip hayır işlemek için mi istiyorum, yoksa insanların gözünde itibar kazanıp nefsime hizmet etmek için mi?
- “Dünya gölge gibidir.” Ben arkamı dönüp ahirete doğru yürüdüğümde dünya peşimden geliyor mu, yoksa ben gölgenin (dünyanın) peşinden koşarak nefesimi mi tüketiyorum?
Dünyayı Ellerimizde Tut, Kalbimize Koyma!
(Tasavvuf ehlinin asırlardır dilinden düşürmediği, hakiki zühdün ve kalbi dünyadan kurtarmanın en veciz duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ اجْعَلِ الدُّنْيَا فِي أَيْدِينَا وَلَا تَجْعَلْهَا فِي قُلُوبِنَا
Okunuşu: Allâhümmec’alid-dünyâ fî eydînâ ve lâ tec’alhâ fî kulûbinâ.
“Allah’ım! Dünyayı (malını, mülkünü, imkânını) ellerimizde tut (ki onunla Senin yolunda hizmet edelim), fakat sakın dünyayı kalplerimize koyma! (Kalbimizi sadece Senin sevginle temizle).”(Tasavvuf ehlinin asırlardır dilinden düşürmediği, hakiki zühdün ve kalbi dünyadan kurtarmanın en veciz duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
