BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

KUR’AN-I KERİM TİLAVETİ

ZÂRİYÂT SURESİ: YARATILIŞIN GAYESİ
Bismillahirrahmânirrahîm. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
RIZIK GÖKLERDEDİR
وَاِنَّ الدّ۪ينَ لَوَاقِعٌ “Ve inned dîne le vâkı’.” “Şüphesiz hesap ve ceza günü mutlaka gerçekleşecektir.”
Açıklama: Sure, Allah’ın vaadinin kesinliğini vurgulayarak başlar. Rüzgarlar nasıl esiyorsa, kıyamet ve hesap günü de öyle gelecektir.
(Zâriyât Suresi, 6)
وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ “Ve fîs semâi rızkukum ve mâ tûadûn.” “Sizin rızkınız da, size vadedilenler (cennet/azap) de göktedir.”
Açıklama: Rızık yerde aranır ama gökten (Allah’ın takdiriyle) iner. İnsan rızkı için endişe etmemelidir; çünkü kaynağı Allah katındadır.
(Zâriyât Suresi, 22)
HZ. İBRAHİM VE MİSAFİRLERİ
هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَ الْمُكْرَم۪ينَۢ “Hel etâke hadîsu dayfi ibrâhîmel mukramîn.” “(Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?”
Açıklama: Hz. İbrahim’e insan suretinde melekler gelmişti. O, misafirlerini tanımamasına rağmen hemen kızarmış bir buzağı ikram etmiş, cömertliğin örneği olmuştur.
(Zâriyât Suresi, 24)
فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خ۪يفَةًۜ قَالُوا لَا تَخَفْۜ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ “Fe evcese minhum hîfeh, kâlû lâ tehaf, ve beşşerûhu bi gulâmin alîm.” “(Yemediklerini görünce) İbrahim içine bir korku düştü. Melekler: ‘Korkma!’ dediler ve ona bilgin bir oğul (İshak’ı) müjdelediler.” (Zâriyât Suresi, 28)
فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ ف۪ي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَق۪يمٌ “Feakbeletimraetuhu fî sarratin fe sakket vechehâ ve kâlet acûzun akîm.” “Bunun üzerine karısı (Sare) bir çığlık atarak geldi, elini yüzüne vurdu ve: ‘Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olur)?’ dedi.” (Zâriyât Suresi, 29)
KAİNATIN GENİŞLEMESİ VE ÇİFTLER
و والسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ “Ves semâe beneynâhâ bi eydin ve innâ le mûsiûn.” “Göğü kendi ellerimizle (kudretimizle) biz bina ettik ve şüphesiz biz onu genişletmekteyiz.”
Açıklama: Bu ayet, modern bilimin 20. yüzyılda keşfettiği “Evrenin Genişlemesi” (Big Bang teorisinin devamı) gerçeğini 1400 yıl önce mucizevi bir şekilde bildirmiştir.
(Zâriyât Suresi, 47)
وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ “Ve min kulli şey’in halaknâ zevceyni leallekum tezekkerûn.” “Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili, artılı eksili) çiftler yarattık.” (Zâriyât Suresi, 49)
TEK SIĞINAK VE YARATILIŞ GAYESİ
فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ “Fe firrû ilallâh, innî lekum minhu nezîrun mubîn.” “(Ey Muhammed, de ki:) Öyleyse Allah’a koşun (O’na sığının)! Şüphesiz ben, sizi O’nun azabıyla açıkça uyaran biriyim.”
Açıklama: Tehlike anında her şeyden kaçılır, ama Allah’tan yine Allah’a (rahmetine) kaçılır. “Fe firrû ilallah” (Allah’a koşun) emri, tek kurtuluş reçetesidir.
(Zâriyât Suresi, 50)
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ “Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya’budûn.” “Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.”
Açıklama: Kur’an’ın en temel ayetlerinden biridir. Hayatın amacı yemek, içmek veya eğlenmek değil; Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmektir.
(Zâriyât Suresi, 56)
اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ “İnnallâhe huver rezzâku zûl kuvvetil metîn.” “Şüphesiz Allah; rızkı veren O’dur! O, mutlak güç ve kuvvet sahibidir.” (Zâriyât Suresi, 58)
Zâriyât Suresi, insanın kafasındaki “Geçim derdi” ve “Neden varım?” sorularını siler atar. Rızkımız göklerdedir, kefili Allah’tır. Bize düşen görev ise rızık peşinde koşarken Yaratan’ı unutmamak, sadece O’na kulluk etmektir.
🌹 Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den 🌹
Resûlullah (s.a.v), rızık endişesi ve kulluk hakkında şöyle buyurmuştur:

“Allah Teâlâ şöyle buyurdu: ‘Ey Ademoğlu! Kendini ibadetime ver ki gönlünü zenginlikle doldurayım ve fakirliğini gidereyim. Eğer böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, fakirliğini de kapamam.'”
(Bu hadis-i kutsi, Zâriyât 56. ayetin canlı bir tefsiridir.)
(Tirmizî, Kıyâmet, 30)
Ey Rabbimiz! Bizi Sana kul eyle… 🌹
Hakikat:
“Sen yine de öğüt ver/hatırlat! Çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir.” (Zâriyât Suresi, 55)

Âmin, Yâ Rezzâk.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler