BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Yaratılış Sırrı

İlahi Sanat ve Hiçlikten Varlığa Çıkış
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: YOKTAN VAR EDENİ ZİKİR
يَا خَالِقُ يَا بَدِيعُ
“Yâ Hâlık Yâ Bedî'”
(Ey her şeyi yoktan var eden ve kâinatı eşsiz, benzersiz ve kusursuz bir sanatla yaratan Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Yaratılış Gayesini Hatırlamak İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Ben cinleri ve insanları, ancak (Beni tanısınlar ve) Bana kulluk etsinler diye yarattım.”
(Zâriyât Sûre-i Şerif’i, 56)
Hiçbir şeyin var olmadığı o mutlak yokluk (adem) karanlığından, “Ol” (Kün) emriyle fışkıran bu muazzam kâinat; baştan sona Allah’u Teala’nın kudretini, ilmini ve eşsiz sanatını (Sâni’ sıfatını) haykıran bir aynadır. İnsan ise, bu büyük kâinat ağacının en mükemmel meyvesi, bütün ilahi sıfatların kendisinde tecelli ettiği bir “öz”dür. Ancak yaratılışın asıl gayesi, bu dünyaya gelip yiyip içmek veya fani binalar dikmek değildir. İnsanın var edilmesinin tek bir sırrı vardır: Kendi acziyetini bilip kalbini masiva (dünya) kirinden manen temizleyerek o Yüce Yaratıcı’yı (Marifetullah) tanıması ve yalnız O’na kulluk etmesidir. Yaratanını tanımayan ve O’na secde etmeyen bir varlık, yaratılış gayesini kaybetmiş ve hayvandan daha aşağı bir derekeye düşmüştür.
KUR’AN-I KERİM’DE HİLKAT (YARATILIŞ)
Yoktan Var Edilişi Düşünenler بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ Okunuşu: Ve mâ halaktül-cinne vel-inse illâ li-ya’büdûn. 1. “Ben cinleri ve insanları, ancak (Beni tanıyıp) Bana kulluk etsinler diye yarattım.” [Zâriyât Sûre-i Şerif’i]:[56]
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ… وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ Okunuşu: Ellezîne yezkürûnallâhe… ve yetefekkerûne fî halkıs-semâvâti vel-ard; rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, sübhâneke fe-kınâ azâben-nâr. 2. “Onlar Allah’u Teala’yı zikrederler… Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın. Sen münezzehsin, bizi ateş azabından koru!” [Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[191]
أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ Okunuşu: E-fe-hasibtüm ennemâ haleknâküm abesen ve enneküm ileynâ lâ türceûn. 3. “Sizi sadece boş yere (oyun ve eğlence için) yarattığımızı ve sizin hakikaten Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” [Mü’minûn Sûre-i Şerif’i]:[115]
فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَ ۞ خُلِقَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ Okunuşu: Fel-yenzuril-insânü mimme hulik. Hulika min mâin dâfik. 4. “İnsan (kibrinden arınsın da) neden yaratıldığına bir baksın! O, atılgan bir sudan (meniden) yaratıldı.” [Târık Sûre-i Şerif’i]:[5-6]
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ Okunuşu: Lekad halaknel-insâne fî ahseni takvîm. 5. “Andolsun ki biz insanı (suret ve mana bakımından) en güzel bir biçimde (ve en muazzam nizamla) yarattık.” [Tîn Sûre-i Şerif’i]:[4]
الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا ۖ مَا تَرَىٰ فِي خَلْقِ الرَّحْمَٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍ Okunuşu: Ellezî haleka seb’a semâvâtin tıbâkâ; mâ terâ fî halkır-rahmâni min tefâvüt. 6. “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk (ve kusur) göremezsin…” [Mülk Sûre-i Şerif’i]:[3]
أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ۖ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ ۖ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ Okunuşu: E-ve lem yerallezîne keferû ennes-semâvâti vel-arda kânetâ ratkan fe-fetaknâhümâ; ve cealnâ minel-mâi külle şey’in hayy; e-felâ yü’minûn. 7. “İnkar edenler görmediler mi ki; gökler ve yer bitişik (tek bir kütle) iken Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hâlâ inanmıyorlar mı?” [Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[30]
وَمِنْ آيَاتِهِ خَلْقُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافُ أَلْسِنَتِكُمْ وَأَلْوَانِكُمْ ۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِلْعَالِمِينَ Okunuşu: Ve min âyâtihî halkus-semâvâti vel-ardı vahtilâfü elsinetiküm ve elvâniküm; inne fî zâlike le-âyâtin lil-âlimîn. 8. “Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) ayetlerindendir.” [Rûm Sûre-i Şerif’i]:[22]
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ ۖ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ Okunuşu: Ve lekad halaknel-insâne ve na’lemü mâ tüvesvisü bihî nefsuh; ve nahnü akrabü ileyhi min hablil-verîd. 9. “Andolsun insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını iyi biliriz. Ve Biz ona şah damarından daha yakınız.” [Kâf Sûre-i Şerif’i]:[16]
إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ Okunuşu: İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehû kün feyekûn. 10. “Bir şeyi yaratmak istediği zaman O’nun emri, sadece ona ‘Ol!’ (Kün) demektir; o da hemen oluverir.” [Yâsîn Sûre-i Şerif’i]:[82]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri ve İkazları
1. HİÇLİKTEN VARLIĞA “Allah vardı ve O’ndan başka hiçbir şey yoktu. Arşı da (yaratmadan evvel) su üzerindeydi. Sonra gökleri ve yeri yarattı ve (olacak her şeyi) Zikr’de (Levh-i Mahfuz’da) yazdı.”
[Buhârî, Bed’ü’l-Halk]:[1]
2. TEFEKKÜRÜN SINIRI “Allah’u Teala’nın nimetleri (ve yaratılışın muazzam sanatı) hakkında tefekkür edin, fakat Allah’ın Zâtı hakkında (nasıldır diye) düşünmeyin. Zira siz O’nun kudretini idrak edemezsiniz.”
[Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat]:[6319]
3. RAHMAN’IN SURETİNDE YARATILIŞ “Allah’u Teala, Adem’i (a.s) Kendi sureti (Kendi esmâ ve sıfatlarının bir tecelligâhı, aynası) üzere yarattı.”
[Müslim, Birr]:[115]
4. İLK YARATILAN ŞEY: KALEM VE AKIL “Allah’u Teala’nın ilk yarattığı şey kalemdir. Ona ‘Yaz!’ buyurdu. O da: ‘Rabbim ne yazayım?’ dedi. ‘Kıyamete kadar olacak şeylerin kaderini (ölçüsünü) yaz’ buyurdu.”
[Tirmizî, Tefsir]:[68]
5. FITRAT ÜZERE YARATILIŞ “Her doğan çocuk fıtrat (İslam, Allah’ı tanıma ve temizlik) üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”
[Buhârî, Cenâiz]:[92]
6. ANNE KARNINDAKİ HİLKAT “Sizden birinizin yaratılışı, annesinin karnında kırk günde toplanır. Sonra o kadar bir sürede kan pıhtısı olur. Sonra o kadar bir sürede et parçası olur. Sonra melek gönderilir ve ona ruh üflenir…”
[Buhârî, Bed’ü’l-Halk]:[6]
7. BÜTÜN MAHLUKATA ŞEFKAT “Merhamet edenlere Rahman olan Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere (Allah’ın yarattıklarına) şefkat ve merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.”
[Tirmizî, Birr]:[16]
8. SURETE DEĞİL, KALBE BAKIŞ “Şüphesiz Allah’u Teala sizin dış görünüşlerinize (zahirdeki yaratılışınıza) ve mallarınıza bakmaz. Lakin O, sizin kalplerinize (ne kadar temizlendiğine) ve amellerinize bakar.”
[Müslim, Birr]:[34]
9. TOPRAKTAN YARATILANIN KİBRİ Peygamberimiz efendimiz kibirlenen birine şöyle buyurdu: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün bir adam kılan Allah’a karşı nasıl kibirlenirsin?”
[İbn Hibbân, es-Sahîh]
10. DÜNYANIN YARATILIŞTAKİ DEĞERİ “Eğer şu dünyanın (ve içindeki şâşânın) Allah katında bir sivrisinek kanadı kadar (yaratılış) değeri olsaydı, ondan hiçbir kâfire bir yudum su bile içirmezdi.”
[Tirmizî, Zühd]:[13]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Şu muazzam kâinat, nakışlarla dolu bir resimdir. Resmi görüp de nakkaşı (Ressamı) unutan ahmaktır. Bütün bu yaratılış, O Yüce Nakkaş’ı bilmen ve secdede kalbini kirden temizlemen içindir.”
– Hz. Mevlânâ
“İnsanın yaratılış gayesi, kulluk elbisesini giyip kalpteki ‘ben’ putunu (enaniyeti) kırmaktır. Yoktan var edildiğini unutup da kendinde bir varlık hisseden, Hakk’a perde olmuştur.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm… / Dağlar ile taşlar ile, çağırayım Mevlam Seni.” Şu beden fani bir kalıptır; asıl can, O’nu zikreden ruhtur.
– Bizim Yunus
“Bir sineğin kanadındaki kusursuz damarlardan, gökyüzündeki milyarlarca yıldıza kadar her zerre, Allah’u Teala’nın ‘Hâlık’ ismini haykırır. Tefekkür, aklın namazıdır.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Suyun çamurundan yaratıldığını unutarak Firavun gibi baş kaldırma. Toprak ol ki, yaratılışındaki o ilahi tohum (iman) filiz versin ve semaya ulaşsın.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. MUSA VE KAYADAKİ KÖR SOLUCAN Hz. Musa (a.s), bir gün elindeki asasıyla büyük bir kayaya vurdu. Kaya yarıldı ve içinden başka bir kaya çıktı. Ona da vurdu, o da yarıldı. Üçüncü kayanın içinden ağzında yeşil bir yaprak bulunan kör bir solucan çıktı ve zikrediyordu. Allah’u Teala, Musa’ya (a.s) nida etti: “Ey Musa! O solucanın ne dediğini duyuyor musun? Şöyle zikrediyor: ‘Sübhânallah! Beni bu denizin dibinde, şu üç kat kayanın içinde yaratan, beni unutmayan ve beni rızıksız bırakmayan Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim!’ İşte Benim yaratışım ve merhametim böyledir.”
[Kaynak: Fahruddîn er-Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb Tefsiri]
2. HZ. İBRAHİM’İN (A.S) YILDIZLARA BAKIP YARATICIYI BULMASI Hz. İbrahim (a.s) çocukken mağaradan çıktığında gökyüzüne baktı ve parlayan bir yıldız gördü. Kavmine “Rabbim budur” dedi. Ancak yıldız batınca “Ben batanları sevmem” dedi. Sonra ay doğdu, “Rabbim budur” dedi. O da batınca “Eğer Rabbim beni doğru yola iletmezse sapkınlardan olurum” dedi. Güneş doğunca “Bu daha büyüktür, Rabbim budur” dedi. Ancak o da batıp gidince şu muazzam hakikati haykırdı: “Ben yüzümü, tamamen gökleri ve yeri yoktan Yaratan’a (O baki olan Allah’a) çevirdim. Ben O’na ortak koşanlardan değilim!” Yaratılanlara değil, Yaratan’a tutunmak.
[Kaynak: En’âm Sûre-i Şerif’i]:[76-79]
3. İMAM-I AZAM VE DİNSİZLERLE KAYIK MİSALİ Bir grup ateist (yaratıcıyı inkar eden), İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleriyle tartışmak istedi. İmam onlara buluşma saati verdi ancak bilerek geç kaldı. Geldiklerinde “Neden geç kaldın?” dediler. İmam: “Nehrin karşısına geçecektim ama kayık yoktu. Birden ağaçlar kendi kendine kesildi, tahtalar kendi kendine birleşip bir kayık oldu. Ben de binip geldim” dedi. Ateistler kahkahayla: “Bizi mi kandırıyorsun, hiç tahtalar kendi kendine kayık olur mu, bir usta lazım!” dediler. İmam o sarsıcı cevabı verdi: “Şu basit tahta kayığın bile kendi kendine olamayacağını, bir usta (yaratan) gerektiğini biliyorsunuz da; bu uçsuz bucaksız kâinatın, güneşin, yıldızların ve kusursuz insanın kendi kendine olduğuna (Yaratıcısız olduğuna) nasıl inanıyorsunuz?” Tümü sus pus olup gerçeği anladılar.
[Kaynak: Menâkıb-ı Ebû Hanîfe]
4. HZ. ALİ’NİN (R.A) KARINCAYI TEFEKKÜRÜ Hz. Ali (r.a) bir gün yere eğilmiş, dikkatle yürüyen bir karıncaya bakıyordu. Etrafındakiler ne yaptığını sorduğunda şöyle buyurdu: “Şu küçücük hayvana bakıyorum. Allah’u Teala ona öyle kusursuz bir bacak, yönünü bulacak bir his, rızkını taşıyacak bir güç ve hayatını devam ettirecek bir nizam vermiş ki, fillerin ve aslanların yaratılışından geri kalmaz. Eğer insanlar bir sivrisineğin yaratılışındaki ilahi sanatı idrak etselerdi, isyan etmeye haya eder ve Allah’a secde etmekten başlarını kaldırmazlardı.”
[Kaynak: Nehcü’l-Belâga / Hutbeler]
5. CÜNEYD-İ BAĞDADİ VE YARATILIŞIN GAYESİ Bir felsefeci, Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerine gelip: “Allah bizi neden yarattı? Zaten O’nun bizim ibadetimize ihtiyacı yok ki!” diye sordu. Cüneyd-i Bağdadi gülümsedi: “Evet, O’nun bizim ibadetimize zerre kadar ihtiyacı yoktur. O, bizi sırf Kendi şefkatinden ve lütfundan dolayı, o ‘Yokluk (Adem)’ karanlığından çıkarıp ‘Varlık’ sahnesine davet etti. Bizi yarattı ki; O’nun cemalini görelim, O’nun isimlerini (Esmâ-ül Hüsna’yı) idrak edelim ve kalbimizi O’nun aşkıyla doldurarak sonsuz bir saadete erelim. Yaratılış, Hakk’ın kula en büyük ikramıdır.”
[Kaynak: Risâle-i Kuşeyrî / Tevhid Bölümü]
Nefis Muhasebesi: Tefekkür Aynası
(Niçin var edildiğimizi anlamak için kendimize soralım)
  • Beni bir su damlasından yaratıp bu kusursuz bedeni veren Allah’u Teala’nın üzerimdeki hakkını biliyor muyum? Yoksa bedenimi O’na isyan yolunda (haramlarda) mı kullanıyorum?
  • “Sizi boş yere mi yarattık sandınız?” (Müminun 115) ayetini okuduğumda; günümü, saatlerimi ve geçici ömrümü boş eğlencelerle ziyan ettiğim için hiç mahcubiyet duyuyor muyum?
  • Gökyüzüne, yıldıza, uçan kuşa veya akan suya bakarken onların arkasındaki “İlahi Sanatkârı” görebiliyor muyum, yoksa etrafıma hayvanlar gibi sadece maddi (zâhiri) bir gözle mi bakıyorum?
  • Yaratılışımın asıl gayesinin “Allah’ı tanımak ve kalbimi kirden temizleyerek O’na ibadet etmek” (Zariyat 56) olduğunu hayatımın merkezine (hedefine) koyabildim mi?
  • Gurura kapıldığımda, aslımın topraktan ibaret olduğunu hatırlayıp kibrimi tevazu ile ezebiliyor muyum?
“Sizi Boş Yere mi Yarattık Sandınız?”
رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Okunuşu: Rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, sübhâneke fe-kınâ azâben-nâr. “Rabbimiz! Sen bunları (bu muazzam kâinatı ve bizleri) boş yere (bâtıl olarak, gayesizce) yaratmadın. Sen (her türlü eksiklikten) münezzehsin. (Kalbimizi gafletten temizle ve) Bizi ateş azabından koru!”
([Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[191] / Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederek, varoluş sırrını idrak edenlerin o muazzam sığınma ve şükür duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler