Velâ ve Berâ
Hakka Sadakat, Kardeşlik Hukuku ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
İMANA SADAKAT VE MUHABBET VİRDİ
اللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا
“Allâhümme habbib ileynâl-îmâne ve zeyyinhü fî kulûbinâ.”
(Ey Allah’ım! Bize imanı sevdir ve onu kalplerimizde süsle. Bizi batıl sevgilerden manen temizle!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Allah İçin Sevmeye (El-Hubbu Fillah) Alıştırmak (33+)
“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli (dost, müttefik, sırdaş) edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar…”
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[51]
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[51]
İslam akidesinin en temel yapı taşlarından biri “Velâ ve Berâ” yani Allah’u Teala için sevmek (dost olmak) ve Allah’u Teala için buğzetmek (uzak durmak) prensibidir. Kur’an-ı Kerim, müminlere yahudi ve hıristiyanlarla insani ilişkilerde adaletli ve merhametli olmayı emreder (Mümtehine: 8). Ancak ayetlerde kesin bir dille yasaklanan husus; onları “veli” (sırdaş, yoldaş, siyasi ve kalbî müttefik) edinmek, onların yaşam tarzlarına özenmek ve İslam’ın izzetini onların kapısında aramaktır. Bir mümin, kalbini kâfirlere duyulan hayranlık ve aşağılık kompleksinden manen temizlemedikçe, hakiki imanın tadına varamaz. Zira kişi, kalbini kime bağlar ve kimi kendine rehber edinirse, kıyamet gününde onlarla beraber haşrolunacaktır. Müminin yegâne dostu Allah’u Teala, O’nun Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve secde eden mümin kardeşleridir.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (DOSTLUK VE SADAKAT)
Kalbin İttifakı ve İzzeti Koruma
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَىٰ أَوْلِيَاءَ ۘ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ ۚ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızül-yehûde ven-nesârâ evliyâe ba’duhüm evliyâü ba’d; ve men yetevellehüm minküm fe-innehû minhüm.
1. “Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli (dost, müttefik, sırdaş) edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır…”
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[51]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا وَدُّوا مَا عَنِتُّمْ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızû bitâneten min dûniküm lâ ye’lûneküm habâlen veddû mâ anittüm.
2. “Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri (inanmayanları) sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük etmekten geri durmazlar, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[118]
لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ ۖ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللَّهِ فِي شَيْءٍ
Okunuşu: Lâ yettehızil-mü’minûnel-kâfirîne evliyâe min dûnil-mü’minîn; ve men yef’al zâlike fe-leyse minellâhi fî şey’in.
3. “Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’u Teala ile olan bağını (ve yardımını) tamamen koparmış olur.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[28]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızû adüvvî ve adüvveküm evliyâe tülkûne ileyhim bil-meveddeh.
4. “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinerek onlara sevgi göstermeyin…”
[Kaynak: Mümtehine Sûre-i Şerif’i]:[1]
لَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ أَنْ تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوا إِلَيْهِمْ
Okunuşu: Lâ yenhâkümüllâhu anillezîne lem yükâtilûküm fid-dîni ve lem yuhricûküm min diyâriküm en teberrûhüm ve tuksitû ileyhim.
5. “(Ancak) Allah’u Teala, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz…” (Zira İslam adaleti bunu emreder).
[Kaynak: Mümtehine Sûre-i Şerif’i]:[8]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا… وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاءَ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızüllezînet-tehazû dîneküm hüzüven ve leıben… vel-küffâra evliyâ.
6. “Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve eğlence konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin.”
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[57]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ ۚ أَتُرِيدُونَ أَنْ تَجْعَلُوا لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُبِينًا
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızül-kâfirîne evliyâe min dûnil-mü’minîn; e-türîdûne en tec’alû lillâhi aleyküm sültânen mübînâ.
7. “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. (Bunu yaparak) Allah’u Teala‘ya aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”
[Kaynak: Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[144]
وَلَوْ كَانُوا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالنَّبِيِّ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مَا اتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَاءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ فَاسِقُونَ
Okunuşu: Ve lev kânû yü’minûne billâhi ven-nebiyyi ve mâ ünzile ileyhi met-tehazûhüm evliyâe ve lâkinne kesîran minhüm fâsikûn.
8. “Eğer onlar Allah’u Teala‘ya, Peygamber’e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, onları (kâfirleri) dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[81]
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءَهُمْ
Okunuşu: Lâ tecidü kavmen yü’minûne billâhi vel-yevmil-âhıri yüvâddûne men hâddellâhe ve rasûlehû ve lev kânû âbâehüm.
9. “Allah’u Teala‘ya ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, Allah’a ve Resulüne karşı gelenlere sevgi beslediğini (kalbinde yer verdiğini) göremezsin; isterse onlar babaları… olsun.”
[Kaynak: Mücâdile Sûre-i Şerif’i]:[22]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تُطِيعُوا الَّذِينَ كَفَرُوا يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰ أَعْقَابِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِرِينَ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû in tütîullezîne keferû yeruddûküm alâ a’kâbiküm fe-tenkalibû hâsirîn.
10. “Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat ederseniz (onları rehber edinirseniz), sizi topuklarınızın üzerinde gerisin geriye (şirke) döndürürler de hüsrana uğrayanlardan olursunuz.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[149]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR
Bir bedevi gelip “Kıyamet ne zaman?” diye sordu. Efendimiz “Onun için ne hazırladın?” buyurdu. Adam “Allah’u Teala ve Resulünün sevgisini” deyince, Kâinatın Efendisi: “Kişi (ahirette) sevdiği ile beraberdir” buyurdu. (Mümin kimi severse onunla haşrolur).
[Kaynak: Buhârî, Edeb]:[96]
2. KİME BENZERSEN ONDANSIN
“Kim (yaşayışıyla, ahlakıyla, modasıyla) bir kavme (topluluğa) benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Kalbi onlara benzemekten temizlemek şarttır).
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Libâs]:[4]
3. DİN KARDEŞİNİN AYNASIDIR
“Kişi dostunun (yakın arkadaşının) dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk kurduğuna iyi baksın!”
[Kaynak: Tirmizî, Zühd]:[45]
4. EN SAĞLAM İMAN KULPU
“İman kulplarının en sağlamı; Allah’u Teala için sevmek (el-hubbu fillah) ve Allah’u Teala için buğzetmektir (el-buğzu fillah).”
[Kaynak: Ahmed bin Hanbel, el-Müsned]
5. MÜMİNDEN BAŞKASIYLA DOST OLMA
“Ancak mümin ile dost ol. (Evindeki) Yemeğini de takva sahibinden başkasına yedirme!” (Yani sırrını ve en yakın meclisini takva ehline aç).
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Edeb]:[16]
6. MÜŞRİKLERİN ATEŞİ
“Müşriklerle bir arada bulunmayın ve onların ateşleriyle (yakınlarında, onlarla iç içe) aydınlanmayın.” (Onların yaşam tarzlarından uzak durun).
[Kaynak: Nesâî, Zînet]:[51]
7. BİZDEN OLMAYANIN SÜNNETİ
“Bizim dışımızdakilerin sünnetiyle (âdet ve modasıyla) amel eden (onlara özenen) bizden değildir.”
[Kaynak: Tirmizî, İsti’zân]:[7]
8. YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARA SELAM
“Yahudi ve Hıristiyanlara selam vererek ilk başlayan siz olmayın…” (Bu, onlara karşı İslami izzeti ve onuru korumak, onlara boyun eğmemek içindir).
[Kaynak: Müslim, Selâm]:[13]
9. İSLAM YÜCEDİR
“İslam yücedir, onun üzerine çıkılamaz.” (Mümin, dinini ve şahsiyetini başkalarının batıl inançlarına ezdirmez).
[Kaynak: Buhârî, Cenâiz]:[79]
10. MÜSLÜMAN ZALİME TESLİM ETMEZ
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu (kâfire, zalime) teslim etmez (yalnız bırakmaz).”
[Kaynak: Buhârî, Mezâlim]:[3]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Karga ile dost olanın kılavuzu çöplük olur. Bülbül ile gezen ise güle ulaşır. Kalbini kâfirin nifakından manen temizle ki, Muhammed’in (s.a.v) gül bahçesine giresin.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda kalbin en büyük hastalığı, Allah’u Teala‘nın düşmanlarına sevgi beslemektir. Muhabbet bir kaptır; o kaba batılı doldurursan, Hak oradan çıkar gider.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Dost kadrini bilmeyen, dostunu düşman sanır.” Hakiki dostu (Rabbini) unutup, sana merhamet etmeyecek olana sırrını verme.
– Bizim Yunus
“Müminlerle kafirler arasındaki adalet mizanını bozma; ancak sırrını ve muhabbetini onlara açma. Zira kalbi onların sevgisiyle kirlenenin, namazı da ibadeti de yara alır.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Onların parasına, makamına ve ilmine aldanıp da izzetini onların kapısında arama. İzzet ancak Allah’u Teala‘nın, Resulünün ve müminlerindir. Kalbini eziklikten temizle!”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. UBADE BİN SAMİT’İN (R.A) TESLİMİYETİ VE MAİDE 51’İN İNİŞİ
Medine’de münafıkların başı Abdullah bin Übeyy, Kaynuka yahudileriyle dostluğunu sürdürüp: “Ben tehlikelerden korkan bir adamım, bu müttefiklerime ihtiyacım var” diyordu. Ashabın yiğitlerinden Ubade bin Samit (r.a) ise: “Benim de onlarla çok eski ittifakım var ama ben Allah’u Teala ve Resulü için bütün bu ittifakları bozuyor, onlardan berî olduğumu ilan ediyorum. Benim dostum sadece Allah ve Resulüdür” dedi. Bunun üzerine “Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin” mealindeki Mâide Suresi 51. ayeti inerek Ubade’nin (r.a) kalbini tasdik etti ve münafıkları rezil etti.
[Kaynak: İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye]
2. HZ. ÖMER’İN (R.A) HIRİSTİYAN KATİBİ REDDETMESİ
Ebu Musa el-Eş’ari (r.a), vali olduğu dönemde işinde çok yetenekli olan bir Hıristiyanı kendine katip (sır kâtibi) tutmuştu. Bunu duyan Hz. Ömer (r.a) ona çok kızdı ve: “Sana ne oluyor? Neden müslümanlardan birini katip edinmedin? ‘Ey iman edenler, kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin’ ayetini duymadın mı?” dedi. Ebu Musa (r.a): “Ama onun yazısı (katipliği) bana, dini ise onadır” deyince, Hz. Ömer (r.a) o muazzam ferasetiyle: “Allah’u Teala‘nın hor gördüğüne sen ikram etme! Allah’ın uzaklaştırdığını sen sırrına yaklaştırma!” diyerek müminin izzetini hatırlattı.
[Kaynak: Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ]
3. HATİB BİN EBİ BELTEA’NIN (R.A) MEKTUBU
Mekke fethinden önce Hatib bin Ebi Beltea (r.a), Mekke’deki akrabaları korunsun diye müşriklere gizli bir mektup yollamış ve İslâm ordusunun gelişini haber vermişti. Mektup yakalandığında Hatib (r.a) ağlayarak: “Ya Resulallah, ben dinden dönmedim, sadece zayıf olan aileme bir minnet borcu kalsın istedim” dedi. Efendimiz onu affetti ancak Allah’u Teala, müminlerin kalbini bu tür meyillerden temizlemek için Mümtehine Suresi 1. ayetini indirdi: “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinerek onlara sevgi (ve sır) yollamayın.”
[Kaynak: Buhârî, Megâzî]:[46]
4. KA’B BİN MALİK’İN (R.A) GASSAN MELİKİNE CEVABI
Tebük seferine mazeretsiz katılmadığı için Efendimiz (s.a.v) tarafından boykot edilen ve kimsenin kendisiyle konuşmadığı Ka’b bin Malik (r.a), en zor günlerini yaşıyordu. O sırada Hıristiyan Gassan Melikinden bir elçi ona gizli bir mektup getirdi: “Duyduk ki sahibin sana eziyet ediyormuş. Sen eziyet çekilecek adam değilsin, bize gel, sana kıymet verelim.” Ka’b (r.a), kalbini nifaktan o kadar temizlemişti ki, yalnızlığın verdiği o en zayıf anında bile mektubu okur okumaz ateşe atıp yaktı. Kâfirin lütfuyla gelecek izzeti reddetti ve Allah’ın affını bekledi.
[Kaynak: Buhârî, Megâzî]:[79]
5. SELAHADDİN EYYUBİ’NİN İZZETİ
Haçlı orduları Kudüs’ü işgal ettiğinde, müslümanların bir kısmı “Onların ordusu çok güçlü, onlarla ittifak kuralım” zilletine düşmüştü. Selahaddin Eyyubi ise, İslam ordusunun saflarını kâfirlerle dostluk kuran münafıklardan temizlemeden savaşa çıkmadı. “Düşmanımla dost olanın, kılıcımda hakkı yoktur” diyerek Haçlıların kapısında izzet arayanları ordusundan uzaklaştırdı. Ancak bu temizlenmeden sonradır ki Allah’u Teala ona Kudüs’ün fethini nasip etti.
[Kaynak: İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh]
Nefis Muhasebesi: İzzet ve İttifak Aynası
(Hakka ve mümin kardeşlerimize ne kadar sadık olduğumuzu tartmak için soralım)
- Bir meselede, Allah’u Teala‘nın hükmü ile, modern dünyanın (kâfirlerin) standartları çatıştığında; izzetimi hangi kapıda arıyorum?
- Günlük yaşantımda, giyimimde ve ahlakımda “Kim bir kavme benzerse onlardandır” ikazını hatırlayıp, kalbimi onlara benzeme hastalığından manen temizliyor muyum?
- Mümin kardeşim bir hata yaptığında onu acımasızca eleştirip yalnız bırakırken; İslam düşmanlarına karşı içimde gizli bir hayranlık ve hoşgörü (Velâ) mı besliyorum?
- Müslümanların zayıf düştüğü anlarda, Ubade bin Samit (r.a) gibi “Benim dostum sadece Allah ve Resulüdür” diyebilme cesaretine sahip miyim?
- Hıristiyan elçinin mektubunu yakan Ka’b bin Malik (r.a) gibi, dinime zarar verecek her türlü dünyalık menfaati (ve dostluğu) elimin tersiyle itebiliyor muyum?
“İzzet Yalnızca Allah’ın, Resulünün ve Müminlerindir…”
“Ey Allah’ım! Bize imanı sevdir ve onu kalplerimizde süsle. Bize küfrü, itaatsizliği ve isyanı çirkin göster. Bizi doğru yolda olanlardan (rüşde erenlerden) eyle. (Bizi İslam’ın düşmanlarına meyletmekten koru, kalplerimizi onların muhabbetinden manen temizle ve bizi yalnızca Seni ve Senin dostlarını seven kullarından eyle!)”
[Kaynak: Ahmed bin Hanbel, el-Müsned / Hucurât Sûre-i Şerif’i 7. Ayetin Işığında]
Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına öğrettiği; kalbi şirkten, küfür sevgisinden ve batıl hayranlığından temizleyip sadece iman nuruyla tezyin eden o muazzam yakarış.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا، وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ، وَاجْعَلْنَا مِنَ الرَّاشِدِينَ
Okunuşu: Allâhümme habbib ileynâl-îmâne ve zeyyinhü fî kulûbinâ, ve kerrih ileynâl-küfra vel-füsûka vel-ısyân, vec’alnâ miner-râşidîn.
“Ey Allah’ım! Bize imanı sevdir ve onu kalplerimizde süsle. Bize küfrü, itaatsizliği ve isyanı çirkin göster. Bizi doğru yolda olanlardan (rüşde erenlerden) eyle. (Bizi İslam’ın düşmanlarına meyletmekten koru, kalplerimizi onların muhabbetinden manen temizle ve bizi yalnızca Seni ve Senin dostlarını seven kullarından eyle!)”
[Kaynak: Ahmed bin Hanbel, el-Müsned / Hucurât Sûre-i Şerif’i 7. Ayetin Işığında]
Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına öğrettiği; kalbi şirkten, küfür sevgisinden ve batıl hayranlığından temizleyip sadece iman nuruyla tezyin eden o muazzam yakarış.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
