BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Uyanık Bulundurduğu Kimseler

Gafletten Uyanış ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: NİHAİ TESLİMİYET VE ZİKİR
اَللّٰهُ
“ALLAH” (Celle Celâlühû)
(Ey her şeyin yegâne sahibi, tek kudret ve irade makamı olan Allah’u Teâlâ!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Benlikten Temizleyip Sadece Hakk’ı Anmak İçin (100+)
“Dikkat ederseniz biz her şeyi kendimize malederiz. Daha sonra da, eğer aklımıza gelirse ‘Allah’u Teâlâ böyle yaptı!’ deriz. Allah’u Teâlâ‘nın uyanık bulundurduğu kimseler ise, her şeyin izn-i irade ile olduğunu çok iyi bildikleri için, O’nunla konuşurlar. Öyle bir hale gelirler ki; ‘ALLAH’ derler ağızlarından ikinci bir kelime çıkmaz.”
Gaflet, insanın kendi acizliğini unutup, başarıyı ve fiilleri kendi nefsinden bilmesidir. Oysa hakikat nazarında mülk bütünüyle Allah’u Teâlâ‘nındır. İnsan, “Ben yaptım, ben başardım, benim sayemde oldu” diyerek kendi nefsine taptıkça, ilahi huzurdan uzaklaşır. Ancak Allah’u Teâlâ‘nın manen uyandırdığı, kalbini dünya hırslarından ve “benlik” kibrinden temizleyen kâmil müminler, düşen bir yaprağın bile O’nun izni olmadan düşmeyeceğini bilirler. Onların her nefesi Hakk iledir; başarıyı O’nun lütfu, musibeti ise O’nun imtihanı bilirler. Dilinden “ALLAH” lafzı düşmeyen bu uyanık ruhlar, artık fani kelimelerle değil, teslimiyetin sessiz diliyle doğrudan O’nunla konuşurlar.
KUR’AN-I KERİM’DE UYANIŞ VE ZİKİR
Her An O’nu Ananlar
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ Okunuşu: Ellezîne yezkürûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cünûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs-semâvâti vel-ard. 1. “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’u Teâlâ‘yı anarlar (kalplerini gafletten temizlerler); göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler…” [Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[191]
الَّذِينَ آمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ Okunuşu: Ellezîne âmenû ve tatmeinnü kulûbühüm bi-zikrillâh; elâ bi-zikrillâhi tatmeinnül-kulûb. 2. “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’u Teâlâ‘yı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler (ancak masivadan temizlenip) Allah’u Teâlâ‘yı anmakla mutmain olur (huzur bulur).” [Kaynak: Ra’d Sûre-i Şerif’i]:[28]
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لِي وَلَا تَكْفُرُونِ Okunuşu: Fezkürûnî ezkürküm veşkürû lî ve lâ tekfürûn. 3. “Siz beni anın (her işinizde beni hatırlayın) ki ben de sizi anayım. Bana şükredin (ve benlikten sıyrılın), sakın nankörlük etmeyin.” [Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[152]
وَاذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلِينَ Okunuşu: Vezkür rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel-cehri minel-kavli bil-ğudüvvi vel-âsâli ve lâ tekün minel-ğâfilîn. 4. “Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve (kendi aklına tapan) gafillerden olma.” [Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[205]
وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ رَمَىٰ Okunuşu: Ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ. 5. “(Ey Muhammed!) Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah’u Teâlâ attı…” (Her fiilin gerçek sahibi O’dur). [Kaynak: Enfâl Sûre-i Şerif’i]:[17]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 5 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. İHSAN (UYANIKLIK) MAKAMI Cibril hadisinde Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ‘İhsan’ı şöyle tarif etmiştir: “İhsan, (kalbini kirden tamamen temizleyerek) Allah’u Teâlâ‘yı görüyormuşsun gibi O’na ibadet etmendir. Zira sen O’nu görmesen de, O seni muhakkak görmektedir.”
[Kaynak: Buhârî, Îmân]:[37]
2. DİRİ İLE ÖLÜNÜN FARKI “Rabbini zikreden (her işini O’na bağlayan uyanık kimse) ile zikretmeyen (her şeyi kendinden bilen gafil kimse) arasındaki fark, diri ile ölünün farkı gibidir.”
[Kaynak: Buhârî, Daavât]:[66]
3. ALLAH İLE KONUŞANLARAllah’u Teâlâ şöyle buyurur: Kulum beni kendi içinden (gizlice) zikrederse, ben de onu kendi zatımda zikrederim. Eğer beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk (melekler) içinde zikrederim.”
[Kaynak: Müslim, Zikir]:[2]
4. EN HAYIRLI AMEL Peygamber Efendimiz (s.a.v) sahabelerine: “Size amellerinizin en hayırlısını, Allah’u Teâlâ katında en temizini ve derecelerinizi en çok yükseltenini haber vereyim mi?” diye sordu. Onlar “Evet” deyince: “Allah’u Teâlâ‘yı zikretmektir” buyurdu.
[Kaynak: Tirmizî, Daavât]:[6]
5. “ALLAH” DİYEN KALDIKÇA “Yeryüzünde ‘ALLAH, ALLAH’ diyen (kalbini gafletten temizlemiş ve uyanık kalmış) bir kimse bulundukça kıyamet kopmaz.”
[Kaynak: Müslim, Îmân]:[234]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Bütün cihan uyuyor, yalnız aşıklar uyanıktır. Sen ‘Ben yaptım, ben ettim’ dedikçe uykudasın. Ne zaman ki fiilini O’na teslim edip kalbini benlikten temizlersen, işte o zaman uyanırsın.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda dilin susup, kalbin ‘Allah’ demesi asıldır. Derviş odur ki; elinde işi, kalbinde ise sadece Allah’u Teâlâ bulunur. Zira o, mülkün sahibini tanımıştır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır.” Kendini bilen, aczini bilir ve her şeyi Allah’u Teâlâ‘dan bekler.
– Bizim Yunus
“Uyanık insan, aynaya baktığında kendini değil, kendisini yaratan kudreti görendir. Gafil insan ise kendi aklına ve gücüne taparak kalbini şirkin en incesiyle kirletendir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Ağzından çıkan ‘Ben’ kelimesi seni Firavun’un safına çeker. ‘O yaptı’ deyişin ise seni Hakk’ın has dostları arasına katar. Dilini ve kalbini ‘Ben’ demekten derhal temizle!”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. EBUBEKİR’İN (R.A) HASTALIĞI Hz. Ebubekir (r.a) ölüm döşeğinde ağır hastayken, sahabeler ziyaretine geldiler ve büyük bir üzüntüyle: “Sana bir doktor çağıralım mı ey Allah’ın Resulünün halifesi?” dediler. O büyük sıddık, kalbini sebeplerden tamamen çekmiş, her fiilin asıl Sahibini müşahede eden bir “uyanıklık” içinde şöyle cevap verdi: “Doktor beni gördü ve bana ‘Ben ne dilersem onu yaparım (Hastalığı veren de şifayı veren de benim)’ dedi.” O, her şeyi Allah’u Teâlâ‘dan biliyordu.
[Kaynak: İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve]
2. BÂYEZÎD-İ BİSTÂMÎ’NİN DİLİNDEKİ TEK SÖZ Büyük arif Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri, hayatının sonlarına doğru öylesine bir istiğrak (Allah aşkıyla kendinden geçme) haline girmişti ki, ona kim ne sorarsa sorsun, dünyevi hiçbir laf etmez, kalbini tüm masivadan temizlemiş olarak sadece “Allah!” derdi. Biri ona adını sorduğunda “Allah” der, nereye gittiğini sorduklarında “Allah” derdi. Çünkü onun kalbinde ve fikrinde O’ndan gayrı hiçbir şey kalmamış, sadece O’nunla konuşur hale gelmişti.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
3. HZ. ALİ’NİN (R.A) OK ÇIKARTMASI Savaşların birinde Hz. Ali’nin (r.a) baldırına bir ok saplanmıştı. Okun ucu kemiğe dayandığı için çıkarırken çok canı yanıyordu. Cerrahlar bir türlü çıkaramadılar. Hz. Ali (r.a) o uyanıklık ve teslimiyetle: “Ben namaza durayım, siz oku o zaman çekin çıkarın” dedi. Namaza durduğunda kalbi öylesine Allah’u Teâlâ ile baş başa kaldı ki, bedeniyle dünyevi bağını tamamen kopardı. Cerrahlar bacağı yarıp oku çıkardıklarında zerre kadar acı hissetmedi. Zira o, Rabbiyle konuşuyordu.
[Kaynak: Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb]
4. ŞİBLÎ HAZRETLERİ VE SÜNNET KORKUSU Şiblî hazretleri camide “Allah, Allah” diye zikrederek kendinden geçmiş bir halde dolaşıyordu. Kendisine: “Ey İmam, neden ‘Lâ ilâhe illallah’ demiyorsun da sadece ‘Allah’ diyorsun?” diye sordular. Şiblî o derin maneviyatıyla cevap verdi: “Korkarım ki ‘Lâ ilâhe’ (İlah yoktur) derim de, henüz ‘illallah’ (Ancak Allah vardır) diyemeden son nefesimi veririm. Ben kalbimi inkarın kıyısından bile uzaklaştırıp doğrudan O’nun yüce adıyla temizliyorum!”
[Kaynak: Kuşeyrî, er-Risâle]
5. KARINCAYI İNCİTMEYEN TESLİMİYET Evliyaullahtan bir zat, yürürken rüzgarın bir yaprağı savurduğunu gördü ve oturup dakikalarca o yaprağın hareketini izleyerek ağladı. Yanındakiler şaşırıp sebebini sorduklarında: “Şu yaprağın düşüşü bile Allah’u Teâlâ‘nın emri ve iradesiyledir. Ben kendi hayatımdaki olayları ‘kendim yaptım’ sanarak nasıl da gafil dolaşmışım!” diyerek günlerce tövbe etti ve nefsini bu gizli şirkten temizlemeye çalıştı.
[Kaynak: Gazâlî, İhyâu Ulûmiddîn]
Nefis Muhasebesi: Benlik ve Uyanış Aynası
(Rabbimiz karşısında ne kadar uyanık olduğumuzu tartmak için soralım)
  • Bir başarı elde ettiğimde hemen göğsümü kabartıp “Benim aklım, benim gayretim sayesinde oldu” diyerek Allah’u Teâlâ‘nın iradesini unutuyor muyum?
  • Dilde “Allah kerimdir” derken, kalbimde patronuma, rütbeme veya cüzdanıma güvenerek gizli bir puta mı tapıyorum?
  • Hz. Ebubekir (r.a) hastalığında bile asıl Tabip’i görürken; ben en ufak bir musibette sebeplere ve insanlara saldırarak kalbimi isyanla mı kirletiyorum?
  • Günde kaç saatimi dünyevi ve boş laflarla harcarken; kalbimi gafletten temizlemek için sadece “ALLAH” demek bana neden ağır geliyor?
  • Uyuyan bir bedeni sarsarak uyandırmak kolaydır; lakin “benlik” kibrine batmış, kendi gücüne tapan gafil kalbimi uyandırmak için ne zaman gerçek bir tövbe edeceğim?
“Kalpler Ancak O’nu Anmakla Huzur Bulur…”
اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ
Okunuşu: Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve husni ıbâdetik.

“Ey Allah’u Teâlâ! Seni (daima uyanık bir kalple) zikretmekte (anmakta), Sana şükretmekte ve Sana en güzel şekilde ibadet etmekte bana yardım et. (Kalbimi nefsimin kibrinden, benlik davasından ve dünya gafletinden manen temizleyerek, sadece Seninle konuşan has kullarından eyle!)”
([Kaynak: Ebû Dâvûd, Vitir]:[26] / Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muaz bin Cebel’e (r.a) elini tutarak bizzat öğrettiği; kalbi gaflet uykusundan uyandıran ve Hakk’a bağlayan o eşsiz yardım ve sığınma duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler