Tövbe Kapısı
Gözyaşı, Nasuh Nedamet ve Kalbin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: İSTİĞFAR VE RAHMET ZİKRİ
يَا تَوَّابُ يَا غَفُورُ
“Yâ Tevvâb Yâ Gafûr”
(Ey tövbeleri çokça kabul eden ve günahları bağışlayıp kullarını temizleyen Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Günah Kirinden Temizlemek İçin İstiğfar (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Ey iman edenler! İçtenlikle ve kesin bir dönüşle (Nasuh bir tövbe ile) Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi (ve günahlarınızı) örter…”
(Tahrîm Sûre-i Şerif’i, 8)
(Tahrîm Sûre-i Şerif’i, 8)
İnsanoğlu çamurdan yaratılmıştır; ayağı sürçer, nefsi aldanır, şeytanın vesvesesiyle günah batağına düşebilir. Ancak Allah’u Teala’nın dergâhı, ümitsizlik kapısı değildir. Şeytanın en büyük hilesi, insana günah işlettirdikten sonra “Artık sen battın, Allah seni affetmez” diyerek onu o çamurun içinde boğmaktır. Oysa hakiki tövbe (Tevbe-i Nasuh); sadece dille söylenen kuru bir “estağfirullah” değil, işlenen günaha kalpten kan ağlayarak pişman olmak ve bir daha o çukura dönmemeye kesin bir azimle karar vermektir. Allah’u Teala, günahına ağlayan bir kulun gözyaşını, dünyadaki en kıymetli hazinelerden daha çok sever. Zira o bir damla yaş, kalbi bütün isyan kirlerinden manen temizleyerek kulu yeniden Hakk’ın dostluğuna yüceltir.
KUR’AN-I KERİM’DE TÖVBE VE BAĞIŞLANMA
Rabbinin Rahmetine Sığınanlar
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû tûbû ilellâhi tevbeten nasûhâ; asâ rabbüküm en yükeffira anküm seyyiâtiküm.
1. “Ey iman edenler! İçtenlikle ve kesin bir dönüşle (Nasuh bir tövbe ile) Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi (ve günahlarınızı) örter…”
[Tahrîm Sûre-i Şerif’i]:[8]
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuşu: Ve tûbû ilellâhi cemîan eyyühel-mü’minûne lealleküm tüflihûn.
2. “…Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe ediniz ki, kurtuluşa (ve felaha) eresiniz.”
[Nûr Sûre-i Şerif’i]:[31]
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَىٰ أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
Okunuşu: Kul yâ ıbâdiyellezîne esrafû alâ enfüsihim lâ taknetû min rahmetillâh; innallâhe yağfiruz-zünûbe cemîâ.
3. “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan (günaha batan) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.”
[Zümer Sûre-i Şerif’i]:[53]
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
Okunuşu: İnnallâhe yühibbüt-tevvâbîne ve yühibbül-mütetahhirîn.
4. “…Şüphesiz Allah, (günahından dönüp) çok tövbe edenleri sever ve (bedenini ve kalbini manen) çok temizlenenleri sever.”
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[222]
وَإِنِّي لَغَفَّارٌ لِمَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدَىٰ
Okunuşu: Ve innî le-ğaffârun li-men tâbe ve âmene ve amile sâlihan sümmehtedâ.
5. “Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol (hidayet) üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.”
[Tâhâ Sûre-i Şerif’i]:[82]
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ
Okunuşu: Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfüsehüm zekerullâhe festağferû li-zünûbihim ve men yağfiruz-zünûbe illallâh.
6. “O takva sahipleri, çirkin bir iş yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde hemen Allah’ı anarlar ve günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlayabilir?”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[135]
إِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَرِيبٍ
Okunuşu: İnnemet-tevbetü alellâhi lillezîne ya’melûnes-sûe bi-cehâletin sümme yetûbûne min karîb.
7. “Allah’ın kabul edeceği tövbe, ancak (gafletle ve) bilmeden kötülük edip de, sonra tez elden (ölüm gelmeden) tövbe edenlerin tövbesidir…”
[Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[17]
إِلَّا مَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَأُولَٰئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ ۗ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا
Okunuşu: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe-ülâike yübeddilüllâhu seyyiâtihim hasenât; ve kânallâhu ğafûran rahîmâ.
8. “…Ancak tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenler başka; Allah onların (geçmişteki) kötülüklerini iyiliklere çevirir (ve onları temizler). Allah çok bağışlayandır.”
[Furkân Sûre-i Şerif’i]:[70]
وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّي رَحِيمٌ وَدُودٌ
Okunuşu: Vestağfirû rabbeküm sümme tûbû ileyh; inne rabbî rahîmün vedûd.
9. “(Şuayb peygamber dedi ki): Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz benim Rabbim çok merhametlidir, (tövbe edenleri) çok sevendir.”
[Hûd Sûre-i Şerif’i]:[90]
وَهُوَ الَّذِي يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ وَيَعْفُو عَنِ السَّيِّئَاتِ وَيَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
Okunuşu: Ve hüvellezî yakbelüt-tevbete an ıbâdihî ve ya’fû anis-seyyiâti ve ya’lemü mâ tef’alûn.
10. “O (Allah), kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri (ve kirleri) bağışlayan ve yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.”
[Şûrâ Sûre-i Şerif’i]:[25]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. EN HAYIRLI GÜNAHKÂR
“Bütün ademoğulları günahkârdır (hata yapabilir). Günahkârların en hayırlısı ise (hatasında ısrar etmeyip hemen) tövbe edenlerdir.”
[Tirmizî, Kıyâmet]:[49]
2. HİÇ GÜNAH İŞLEMEMİŞ GİBİ
“Günahından (samimi bir şekilde pişmanlık duyarak) tam olarak dönüp tövbe eden kimse, o günahı hiç işlememiş (ve tamamen temizlenmiş) gibidir.”
[İbn Mâce, Zühd]:[30]
3. ALLAH’IN SEVİNCİ
“Allah’u Teala, kulunun tövbesine; sizden birinizin ıssız ve tehlikeli bir çölde, bütün yiyecek ve içeceği üzerinde olan devesini kaybedip tam ölümü beklerken devesini aniden bulduğundaki sevincinden çok daha fazla sevinir!”
[Müslim, Tevbe]:[3]
4. GÜNEŞ BATIDAN DOĞMADAN
“Güneş batıdan doğuncaya (kıyamet alametleri tamamen belirene) kadar kim (ihlasla) tövbe ederse, Allah’u Teala onun tövbesini kabul eder.”
[Müslim, Zikir]:[43]
5. SON NEFESE KADAR
“Kul can çekişmeye (ruh boğaza gelip gargara haline) başlamadıkça, Allah’u Teala onun (samimi) tövbesini muhakkak kabul eder.”
[Tirmizî, Daavât]:[98]
6. PEYGAMBERİN İSTİĞFARI
“Ey insanlar! Allah’a tövbe edin ve O’ndan mağfiret dileyin. Allah’a yemin ederim ki, ben günde yüz defa O’na tövbe ve istiğfar ediyorum.” (Günahsız olan Peygamberin ümmetine öğrettiği edep).
[Müslim, Zikir]:[42]
7. TÖVBENİN ŞARTI
“Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah’u Teala sizi helak eder ve yerinize günah işleyip (sonra gözyaşıyla) tövbe eden bir kavim getirirdi ve onları affederdi.”
[Müslim, Tevbe]:[11]
8. TÖVBE PİŞMANLIKTIR
“Pişmanlık duymak (nedamet, kalbin o günahtan iğrenmesi), tövbenin ta kendisidir.”
[İbn Mâce, Zühd]:[30]
9. İSTİĞFARIN BEREKETİ
“Kim istiğfara (bağışlanma dilemeye) devam ederse, Allah’u Teala ona her sıkıntıdan bir çıkış, her dertten bir ferahlık verir ve onu hiç ummadığı (ve beklemediği) yerden rızıklandırır.”
[Ebû Dâvûd, Vitir]:[26]
10. SEYYİDÜ’L İSTİĞFAR
“İstiğfarların en üstünü (Seyyidü’l İstiğfar) şudur: ‘Allah’ım sen benim Rabbimsin…’ Kim bunu inanarak gündüz okur da akşama çıkmadan ölürse cennetliktir. Kim gece okur da sabaha çıkmadan ölürse yine cennetliktir.”
[Buhârî, Daavât]:[2]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, bin kere günah çukuruna düşmüş olsan da yine gel! Bu dergâh ümitsizlik dergâhı değildir. Yeter ki bir damla gözyaşıyla kalbini yıkamayı bil.”
– Hz. Mevlânâ
“Hakiki tövbe; sadece dille ‘estağfirullah’ demek değildir. Hakiki tövbe, kalbi masivadan ve günah sevgisinden tamamen temizlemek, bedeni ise Hakk’ın itaatine mühürlemektir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Dağlar gibi günahın olsa, Hakk’ın rahmet deryasında bir damla bile etmez. Sen yeter ki o deryaya boyun büküp girmeyi bil.”
– Bizim Yunus
“Gerçek tövbe, günahtan midesi bulanırcasına iğrenmektir. Diliyle tövbe edip kalbiyle o günahı özleyen adamın tövbesi, bizzat yeni bir tövbeye muhtaçtır.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Kapı kapalı zannetme. Allah’u Teala gece gündüz el açıp tövbe edenleri bekler. Şeytanın sana ‘Sen artık bittin’ demesine aldanma; secdeye kapan ve ‘Ben geldim Ya Rabbi!’ de.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. 99 KİŞİYİ ÖLDÜREN ADAMIN TÖVBESİ
Geçmiş ümmetlerde 99 kişiyi öldürmüş bir cani vardı. Bir gün kalbine pişmanlık ateşi düştü ve bir abidin yanına gidip “Benim için tövbe kapısı var mı?” dedi. Abid “Sen 99 kişi öldürdün, sana tövbe yoktur!” deyince öfkelendi ve onu da öldürüp 100’e tamamladı. Sonra gerçek bir alime gidip sordu. Alim, “Seninle Allah arasına kim girebilir! Elbette tövbe kapısı açıktır. Ancak o kötü yurdu terk et ve salihlerin yurduna hicret et” dedi. Adam yola çıktı lakin yarı yolda eceli geldi, öldü. Rahmet ve azap melekleri tartışırken, Allah’u Teala toprağa emretti; salihlerin yurdu adama bir karış daha yakınlaştı ve o adam, o halis niyeti sebebiyle tamamen temizlenmiş olarak affedildi.
[Kaynak: Müslim, Tevbe]:[46]
2. KA’B BİN MÂLİK’İN (R.A) BÜYÜK İMTİHANI
Sahabeden Ka’b bin Mâlik (r.a), Tebük Seferi’ne hiçbir özrü olmadığı halde nefsinin gafletiyle katılmamıştı. Döndüğünde yalan söyleyip bahane uydurabilirdi lakin o doğruyu seçti. Peygamberimiz (s.a.v) ona “Allah senin hakkında hüküm verene kadar bekle” dedi ve bütün Medine ona 50 gün boyunca selamı sabahı kesti. O kadar daraldı ki yeryüzü ona zindan oldu. Fakat o asla isyan etmedi, seccadesinde gözyaşlarıyla tövbe etti. 50. günün sabahı “Tövbeleri kabul edildi” müjdesiyle Kur’an ayeti (Tevbe: 118) indi. Doğruluk ve nasuh tövbe, en büyük felaketleri bile rahmete çevirdi.
[Kaynak: Buhârî, Meğâzî]:[79]
3. HZ. VAHŞİ’NİN (R.A) UMUDA TUTUNUŞU
Uhud Savaşı’nda Peygamberimizin çok sevdiği amcası Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi, Mekke’nin fethinden sonra Medine’ye haber gönderdi: “Müslüman olmak istiyorum ama ‘Adam öldürenler ve şirk koşanlar cehennemdedir’ ayeti beni korkutuyor, affedilir miyim?” Peygamberimiz ona “Ancak tövbe edip inananlar müstesnadır, Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir” (Furkan: 70) ayetini gönderdi. Vahşi, “Bu şartlı bir ayet, ya salih amel işleyemezsem?” dedi. Bunun üzerine “Şüphesiz Allah şirki affetmez, bunun dışındaki günahları dilediğine affeder” (Nisa: 48) ayeti gitti. Vahşi yine korktu. En son “Ey kendilerine kötülük eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, Allah bütün günahları affeder” (Zümer: 53) ayeti inince, Vahşi coşkuyla gelip Müslüman oldu ve kalbini o kandan temizledi.
[Kaynak: İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân]
4. FUDAYL BİN İYAZ’IN DUVARDAKİ DÖNÜŞÜ
Büyük evliyalardan Fudayl bin İyaz, gençliğinde kervanların yolunu kesen azılı ve korkunç bir eşkıyaydı. Bir gece, günah işlemek için bir evin duvarına tırmanırken, içeriden gece namazına kalkmış birinin okuduğu şu ayeti işitti: “İman edenlerin, Allah’ı anmak ve haktan inen için kalplerinin huşu ile titreme (ve temizlenme) vakti hâlâ gelmedi mi?” (Hadid: 16). Fudayl bu ayeti duyar duymaz duvarın üzerinde sarsıldı, gözyaşlarına boğuldu ve: “Geldi Ya Rabbi! O vakit geldi!” diyerek aşağı atladı. Kılıcını kırdı, eşkıyalığı terk etti ve Mekke’ye yerleşip zamanının en büyük alimlerinden ve Hakk’ın dostlarından biri oldu.
[Kaynak: Kuşeyrî, er-Risâle]
5. MESCİDDE AĞLAYAN GENÇ
Peygamberimiz efendimiz (s.a.v) mescitteyken içeriye üstü başı perişan, ağlamaktan gözleri şişmiş bir genç girdi. “Ya Resulallah! Öyle bir günah işledim ki, gökler üzerime çökse yeridir!” dedi. Efendimiz “Günahın mı büyük, yeryüzü mü?” dedi. “Günahım” dedi. “Dağlar mı, gökler mi?” diye saydı, genç hep “Günahım daha büyük” dedi. Efendimiz en son: “Peki senin günahın mı daha büyük, yoksa Allah’ın rahmeti ve affı mı?” deyince genç feryat ederek “Elbette Allah’ın rahmeti!” dedi. Efendimiz, “Öyleyse içtenlikle tövbe et, Allah’u Teala senin o günahını affetmekten aciz değildir” buyurdu ve genci o manevi kirden kurtardı.
[Kaynak: İbn Kudâme, et-Tevvâbîn]
Nefis Muhasebesi: Nedamet Aynası
(Tövbemizin dilde mi yoksa kalpte mi olduğunu tartmak için soralım)
- Günah işledikten sonra dilim “Estağfirullah” derken; kalbim o günahın zevkini gizliden gizliye özlemeye devam ediyor mu, yoksa ondan iğrenip manen temizlendi mi?
- “Nasılsa Allah affeder, O Gafurdur” diyerek, Allah’ın rahmetini günah işlemeye bir cesaret kapısı olarak (şeytanın hilesiyle) kullanma gafletine düşüyor muyum?
- Bana kötülük eden insanları ben dünyada hiç affetmezken ve kalbimde kin tutarken, ahirette Allah’u Teala’nın benim dağlar kadar günahımı affetmesini nasıl bekliyorum?
- Tövbe etmeyi hep “yaşlanınca, emekli olunca veya hacca gidince yaparım” diyerek erteliyor; ölüm meleğinin o gece kapımı çalmayacağından emin bir şekilde mi uyuyorum?
- Hz. Peygamber (s.a.v) günahsız olduğu halde günde yüz defa istiğfar ediyorken, ben günahlara batmış bir fani olarak günde kaç defa gözyaşıyla seccademe kapanıyorum?
“Ey Tövbeleri Kabul Eden Allah’ım…”
([Buhârî, Daavât]:[2] / Peygamberimiz efendimiz’in (s.a.v) “Bunu inanarak okuyanın, o gün ölürse doğrudan cennete gireceğini” müjdelediği o muazzam Seyyidü’l İstiğfar duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ
Okunuşu: Allâhümme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve enâ abdüke, ve enâ alâ ahdike ve va’dike meste-ta’tü, eûzü bike min şerri mâ sana’tü, ebûü leke bi-ni’metike aleyye, ve ebûü leke bi-zenbî, fağfir lî fe-innehû lâ yağfiruz-zünûbe illâ ente.
“Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim söz ve vaat üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden (ve günahlarımdan) Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini itiraf ederim, günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla (ve beni tertemiz eyle)! Çünkü günahları Senden başka bağışlayacak kimse yoktur.”([Buhârî, Daavât]:[2] / Peygamberimiz efendimiz’in (s.a.v) “Bunu inanarak okuyanın, o gün ölürse doğrudan cennete gireceğini” müjdelediği o muazzam Seyyidü’l İstiğfar duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
