BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Tevhid, Namaz ve Ahiret

Tâhâ Sûre-i Şerif’i 14-16. Ayetler
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: KELİME-İ TEVHİD
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُبِينُ
“Lâ ilâhe illallâhül-Melikül-Hakkul-Mübîn”
(Mülkün yegane sahibi, hak ve apaçık olan Allah’u Teala’dan başka ilah yoktur.)
0
Günlük Hedef: 100 Adet (İman Tazelemek İçin)
Bismillâhirrahmânirrahîm Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
Tâhâ Sûre-i Şerif’inin 14, 15 ve 16. ayetleri, Hz. Musa (a.s)’a Tûr dağında vasıtasız olarak vahyedilen, İslam’ın temel direklerini özetleyen muazzam bir ilahi kelamdır. Bu ayetlerde Allah’u Teala önce Kendi birliğini (Tevhid) ilan eder, sonra bu birliğe ulaşmanın en büyük aracı olan Namazı emreder. Ardından terazilerin kurulacağı Kıyamet gününü hatırlatır ve son olarak mümini en büyük tehlikeye, yani kötü arkadaşa ve heva-hevese (nefse) uymaya karşı uyarır.

Kurtuluş; kalbi heva ve hevesin kirlerinden manen temizlemek, Allah’ı anmak için namazı dosdoğru kılmak ve ahiret gününe tam bir teslimiyetle hazırlanmaktır.
KUR’AN-I KERİM’İN ÖZETİ: TÂHÂ 14-16
İlahi Hitap ve Kulluk Şuuru بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي Okunuşu: İnnenî enallâhü lâ ilâhe illâ ene fa’büdnî ve ekımıs-salâte li-zikrî. 1. “Şüphe yok ki Ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde Bana ibadet et ve Beni anmak (zikretmek) için namazı dosdoğru kıl.” (Tâhâ Sûre-i Şerif’i, 14)
إِنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعَىٰ Okunuşu: İnnes-sâate âtiyetün ekâdü uhfîhâ li-tüczâ küllü nefsin bimâ tes’â. 2. “Kıyamet vakti mutlaka gelecektir. Herkes peşine düştüğü şeyin (kendi amelinin) karşılığını görsün diye neredeyse onu (kendimden dahi) gizleyeceğim.” (Tâhâ Sûre-i Şerif’i, 15)
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَتَرْدَىٰ Okunuşu: Fe-lâ yesuddenneke anhâ men lâ yü’minü bihâ vettebea hevâhü fe-terdâ. 3. “Buna (kıyamete) inanmayan ve nefsinin arzusuna (hevasına) uyan kimse, sakın seni ona inanmaktan ve hazırlanmaktan alıkoymasın, yoksa helak olursun!” (Tâhâ Sûre-i Şerif’i, 16)
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ ۖ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ ۗ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ Okunuşu: Ütlü mâ ûhiye ileyke minel-kitâbi ve ekımıs-salâh; innes-salâte tenhâ anil-fahşâi vel-münker; ve le-zikrullâhi ekber. 4. “Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar (kalbi temizler). Allah’u Teala’yı zikretmek ise en büyük ibadettir.” (Ankebût Sûre-i Şerif’i, 45)
أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَٰهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَىٰ عِلْمٍ Okunuşu: E-feraeyte menittehaze ilâhehû hevâhü ve edallehüllâhu alâ ılmin. 5. “Nefsinin arzusunu (hevasını) kendisine ilah edinen ve Allah’u Teala’nın (kendi) bir bilgisine göre saptırdığı kimseyi gördün mü?” (Câsiye Sûre-i Şerif’i, 23)
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْإِنْسَانُ مَا سَعَىٰ ۞ وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِمَنْ يَرَىٰ Okunuşu: Yevme yetezekkerul-insânü mâ seâ. Ve bürrizetil-cehîmü limen yerâ. 6. “O gün insan, neyin peşinde koştuğunu (neler için çabaladığını) hatırlar. Cehennem de görecek olanlar için apaçık ortaya çıkarılır.” (Nâziât Sûre-i Şerif’i, 35-36)
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَىٰ ۞ فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَىٰ Okunuşu: Ve emmâ men hâfe mekâme rabbihî ve nehen-nefse anil-hevâ. Fe-innel-cennete hiyel-me’vâ. 7. “Kim de Rabbinin huzurunda duracağından korkup nefsini kötü arzulardan (hevadan) alıkoyup temizlemişse, şüphesiz onun varacağı yer cennettir.” (Nâziât Sûre-i Şerif’i, 40-41)
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا ۞ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا Okunuşu: Kad efleha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ. 8. “Nefsini (manevi kirlerden) temizleyen muhakkak kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömen de ziyana uğramıştır.” (Şems Sûre-i Şerif’i, 9-10)
الْيَوْمَ تُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ ۚ لَا ظُلْمَ الْيَوْمَ ۚ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ Okunuşu: El-yevme tüczâ küllü nefsin bimâ kesebet; lâ zulmel-yevm; innallâhe serîul-hısâb. 9. “Bugün her nefis kendi kazandığıyla (ameliyle) karşılık görür. Bugün haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah’u Teala hesabı çabuk görendir.” (Mü’min Sûre-i Şerif’i, 17)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüt-tekullâhe ve kûnû meas-sâdıkîn. 10. “Ey iman edenler! Allah’u Teala’dan korkun ve (sizi hevanıza uymaktan koruyacak) sadıklarla (doğrularla) beraber olun.” (Tevbe Sûre-i Şerif’i, 119)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. DİNİN DİREĞİ NAMAZ “İslam’ın başı (tevhid), direği namaz, zirvesi ise cihad’dır.”
[Tirmizî, Îmân, 8]
2. KIYAMETİN İLK HESABI “Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli namazdır. Eğer namazı düzgün olursa (kalbi temizlenmişse) kurtulur ve felaha erer. Eğer bozuk olursa hüsrana uğrar.”
[Tirmizî, Salât, 188]
3. GERÇEK MÜCAHİD KİMDİR? “Hakiki mücahid, Allah’u Teala’ya itaat hususunda başkalarıyla değil, bizzat kendi nefsiyle (hevasıyla) cihat edendir.”
[Tirmizî, Fezâilü’l-Cihâd, 2]
4. ARKADAŞA DİKKAT ET “Kişi dostunun dini (ve ahlakı) üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dost olduğuna (kimin kendisini hak yoldan alıkoyabileceğine) dikkat etsin.”
[Tirmizî, Zühd, 45]
5. KÖRÜK ÇEKEN KÖTÜ ARKADAŞ “Kötü arkadaşın (heva ve heves ehlinin) misali körük çekenin misali gibidir. Ya ateşinden elbiseni (imanını) yakar ya da onun kötü kokusu üstüne siner.”
[Buhârî, Büyû, 38]
6. GÜNLÜK TEMİZLENME “Ne dersiniz, birinizin kapısının önünde bir nehir aksa ve o kimse o nehirde günde beş defa yıkansa, üzerinde kirden bir şey kalır mı? İşte beş vakit namaz da böyledir, Allah’u Teala namazla günahları temizler.”
[Buhârî, Mevâkît, 6]
7. AKILLI VE ACİZ İNSAN “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken, onu kötülüklerden temizleyen ve ölümden sonrası (kıyamet) için çalışandır. Aciz kişi ise nefsinin hevesine uyup sonra da Allah’u Teala’dan bağışlanma umandır.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 25]
8. HEVASINA UYANIN HELAKI “Üç şey kurtarıcı, üç şey ise helak edicidir. Helak ediciler şunlardır: İtaat edilen cimrilik, peşinden gidilen heva (nefsin kötü arzuları) ve kişinin kendini beğenmesi.”
[Beyhakî, Şuabu’l-İman]
9. EN ŞİDDETLİ DÜŞMAN “Senin en şiddetli ve en büyük düşmanın, iki koltuğun arasında bulunan nefsindir.”
[Beyhakî, ez-Zühd]
10. LEZZETLERİ YIKAN ŞEY “Lezzetleri yıkan (ağızların tadını bozan ve kıyameti hatırlatan) ölümü çokça zikredin.”
[Tirmizî, Zühd, 4]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Namaz, kalbi dünyadan ahirete hicret ettirmektir. Eğer namazın seni kötülükten temizlemiyorsa, bil ki o kıldığın namaz değil, sadece eğilip kalkmaktır.”
– Hz. Mevlânâ
“Kötü arkadaş, senin ahiretini yıkan en sinsi düşmandır. O seni günaha çağırdığında, ‘Kıyamet yakındır’ de ve oradan uzaklaşarak ruhunu temizle.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada baki kalan? Hevasına uyanın sonu hüsran olur, imanına sarılan kurtuluş bulur.”
– Bizim Yunus
“Nefsinin hevasına boyun eğen kimse, putperesttir. Çünkü o, Allah’u Teala’ya değil, kendi zevklerine ve arzularına tapmaktadır.”
– İmam Gazâlî
“Kim Allah’u Teala’yı zikretmek için namazı dosdoğru kılarsa, o kişinin kalbinde ne dünya korkusu kalır ne de ahiret endişesi. O artık Hakk’ın güvencesindedir.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. TÛR DAĞINDAKİ MUHTEŞEM NİDA Hz. Musa (a.s), ailesiyle Mısır’a dönerken Tûr Dağı’nda bir ateş gördü. Ailesine “Siz burada durun, ben o ateşten bir haber getireyim” dedi. Ateşe yaklaştığında “Ey Musa! Ben senin Rabbinim. Pabuçlarını çıkar, sen mukaddes Tuva vadisindesin” nidasını işitti. Allah’u Teala (Tâhâ 14-16 ayetlerinde) ona binlerce şeriat hükmünü uzun uzun anlatmak yerine, dinin özünü şu üç cümlede özetledi: “Bana ibadet et (namaz kıl), kıyametin geleceğini unutma ve nefsine uyup kıyamete inanmayanların seni yoldan çıkarmasına sakın izin verme!” Bu üç düstur, hakikatin özetidir.
[Kaynak: Tâhâ Sûre-i Şerif’i tefsiri / İbn Kesîr]
2. UKBE BİN EBİ MUAYT’IN KÖTÜ ARKADAŞI Mekke’nin ileri gelenlerinden Ukbe bin Ebi Muayt, bir gün Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sohbetini dinlemiş ve çok etkilenmişti. Neredeyse Müslüman olacaktı. Onun çok yakın bir arkadaşı olan Übey bin Halef bunu duyunca Ukbe’nin yanına geldi ve: “Eğer Muhammed’in dinine girersen yüzüm yüzüne haram olsun!” diyerek onu tehdit etti. Ukbe, o hevasına uyan arkadaşı yüzünden hidayeti terk etti. Bedir Savaşı’nda müşrik olarak öldürüldü. “Hevasına uyan kimse sakın seni haktan alıkoymasın, yoksa helak olursun” (Taha 16) ayetinin en canlı misali Ukbe’dir.
[Kaynak: İbn Hişam, es-Sîre]
3. HATEM-İ ESAM’IN NAMAZA HAZIRLIĞI Büyük velilerden Hatem-i Esam’a “Namazı nasıl kılıyorsun?” diye sordular. Şöyle cevap verdi: “Vakit gelince abdestimi alır, manen temizlenirim. Namaz kılacağım yere varırım. Sonra Kabe’yi iki kaşımın arasında, Sırat Köprüsü’nü ayaklarımın altında, Cennet’i sağımda, Cehennem’i solumda, Azrail’i ise tam arkamda düşünürüm. Bu kıldığım namazın son namazım olduğuna inanarak (Kıyameti düşünerek) tekbir alırım. Korku ve ümit arasında o namazı eda ederim.”
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn]
4. HZ. ÖMER’İN KIYAMET KORKUSU Hz. Ömer (r.a) halifeliği döneminde, o koca adaletiyle ve celaliyle bile geceleri kıyamet ayetlerini okur ve gözyaşlarına boğulurdu. Bir gece Tûr Sûre-i Şerif’ini okurken “Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir” ayetine gelince düşüp bayıldı. Onu evine taşıdılar ve tam bir ay boyunca hasta yattı. Sahabeler onu ziyarete geliyorlardı ama hastalığının maddi değil, Tâhâ 15. ayette geçen “O Kıyamet vakti mutlaka gelecektir” gerçeğinin ağırlığı olduğunu biliyorlardı.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sıfatü’s-Safve]
5. EBU BEKİR ŞİBLİ VE HEVAYA KARŞI MÜCADELE Ebu Bekir Şibli Hazretleri vali iken her şeyi terk edip derviş oldu. Nefsini terbiye etmek için eski makamının olduğu sokaklarda sırtında bir odun yüküyle dolaştı. Kendisini kınayan ve “Sen ne yapıyorsun?” diyen heva ehli eski dostlarına şöyle dedi: “Ben yıllarca sizin heveslerinize uydum ve kalbimi kararttım. Şimdi beni yoldan çıkaran o nefsimin belini kırıyor, kalbimi Allah’u Teala’nın huzuruna temizlenmiş bir halde çıkarmak için bu yükü taşıyorum.”
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Tâhâ Aynası
(Bugün Tâhâ Sûre-i Şerif’i ışığında kendimize soralım)
  • Namazlarımı Allah’u Teala’yı “zikretmek” ve kalbimi temizlemek şuuruyla mı kılıyorum, yoksa alışkanlık icabı hızlıca kılıp aradan mı çıkarıyorum?
  • Hayatımdaki kararları alırken, Tâhâ 15’te belirtilen “Kıyamette her amelin karşılığı verilecek” gerçeğini hesap ediyor muyum?
  • Dostluk kurduğum, vakit geçirdiğim ve sosyal medyada takip ettiğim insanlar; beni namaza ve ahirete mi teşvik ediyor, yoksa heva ve hevese mi?
  • Tâhâ 16. ayetteki ilahi uyarının muhatabı olduğumu biliyor ve “Onlar beni yoldan saptırır” korkusuyla kötü ortamlardan uzaklaşıyor muyum?
  • Nefsimin (hevamın) bitmek bilmeyen dünyevi arzularına “Dur!” diyebilecek iradeye ve imana sahip miyim?
Kurtuluş, Namaz ve İstikamettedir
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ
Okunuşu: Rabbic’alnî mukîmes-salâti ve min zürriyyetî, rabbenâ ve tekabbel düâ’. “Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı dosdoğru kılanlardan eyle (bizi hevamıza uymaktan temizle). Rabbimiz! Duamı kabul buyur.”
(İbrâhîm Sûre-i Şerif’i, 40)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler