Tevekkül Sırrı
Sebeplerden Geçip Müsebbib’e Varmak
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: TESLİMİYET ZİKRİ
بِسْمِ اللَّهِ، تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ
“Bismillâhi, tevekkeltü alallâhi, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.”
(Allah’ın adıyla. Allah’a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.)
0
Günlük Hedef: Evden Çıkarken ve Daraldıkça Okunmalı
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Kim Allah’a tevekkül ederse (O’na dayanıp güvenirse), O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir.”
(Talâk Sûre-i Şerif’i, 3)
(Talâk Sûre-i Şerif’i, 3)
İnsanın kalbini en çok yoran şey, rızık endişesi ve gelecek korkusudur. “Ne yiyeceğim, ne olacağım, işlerim nasıl gidecek?” korkusu, kalbi paramparça eden gizli bir hastalıktır. Tasavvuf yolunda tevekkül; tarlayı sürüp, tohumu ekip, suyu verdikten sonra yağmuru ve bereketi yalnız Allah’u Teala’dan beklemektir. Tevekkül etmek sebepleri terk etmek (tembellik) değil; kalbi, “sebeplerin” ilahlaştığı o gizli şirkten temizleyip, asıl kudret sahibi olan “Müsebbib’ül Esbab”a (Allah’a) bağlamaktır. Kul O’na güvendiğinde, göklerin ve yerin kapıları ardına kadar açılır.
KUR’AN-I KERİM’DE DAYANAK VE TEVEKKÜL
Yalnız O’na Güvenenlerin Müjdesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
Okunuşu: Fe-izâ azemte fetevekkel alallâh; innallâhe yühibbül-mütevekkilîn.
1. “Bir kere karar verip azmettin mi, artık Allah’u Teala’ya tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”
(Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 159)
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ… وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Okunuşu: İnnemel-mü’minûnellezîne izâ zükirallâhu vecilet kulûbühüm… ve alâ rabbihim yetevekkelûn.
2. “Müminler ancak o kimselerdir ki; Allah’u Teala anıldığı zaman kalpleri ürperir… ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler.”
(Enfâl Sûre-i Şerif’i, 2)
قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَا ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Okunuşu: Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ; hüve mevlânâ; ve alallâhi felyetevekkelil-mü’minûn.
3. “De ki: Bizim başımıza, Allah’u Teala’nın bizim için yazdığından (kaderden) başka hiçbir şey gelmez. O bizim Mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.”
(Tevbe Sûre-i Şerif’i, 51)
إِنِّي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ رَبِّي وَرَبِّكُمْ ۚ مَا مِنْ دَابَّةٍ إِلَّا هُوَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا
Okunuşu: İnnî tevekkeltü alallâhi rabbî ve rabbiküm; mâ min dâbbetin illâ hüve âhızün binâsıyetihâ.
4. “Şüphesiz ben, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’u Teala’ya tevekkül ettim. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki perçeminden O tutmuş (kaderini belirlemiş) olmasın.”
(Hûd Sûre-i Şerif’i, 56)
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ
Okunuşu: Ve tevekkel alel-hayyillezî lâ yemûtü ve sebbih bi-hamdih.
5. “Sen, o ölümsüz ve daima diri olan (Hayy) Allah’u Teala’ya tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et (kalbini her an O’nunla temizle).”
(Furkân Sûre-i Şerif’i, 58)
نِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ ۞ الَّذِينَ صَبَرُوا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Okunuşu: Ni’me ecrul-âmilîn. Ellezîne saberû ve alâ rabbihim yetevekkelûn.
6. “(Allah yolunda) Çalışanların mükafatı ne güzeldir! Onlar ki sabrederler ve yalnız Rablerine tevekkül ederler.”
(Ankebût Sûre-i Şerif’i, 58-59)
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ
Okunuşu: Ve tevekkel alel-azîzir-rahîm.
7. “Sen, Mutlak Galip ve çok Merhametli olan Allah’u Teala’ya tevekkül et!”
(Şu’arâ Sûre-i Şerif’i, 217)
وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ وَكِيلًا
Okunuşu: Ve tevekkel alallâh; ve kefâ billâhi vekîlâ.
8. “Allah’u Teala’ya tevekkül et! Vekil (koruyucu ve işleri yoluna koyucu) olarak Allah yeter.”
(Ahzâb Sûre-i Şerif’i, 3)
وَمَا لَنَا أَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللَّهِ وَقَدْ هَدَانَا سُبُلَنَا
Okunuşu: Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alallâhi ve kad hedânâ sübülenâ.
9. “(Peygamberler dediler ki): Bize kurtuluş yollarımızı göstermişken biz neden Allah’u Teala’ya tevekkül etmeyelim? Bize verdiğiniz eziyetlere elbette sabredeceğiz.”
(İbrâhîm Sûre-i Şerif’i, 12)
فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ ۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Okunuşu: Fa’büdhü ve tevekkel aleyh; ve mâ rabbüke bi-ğâfilin ammâ ta’melûn.
10. “Öyleyse yalnız O’na ibadet et ve O’na tevekkül et! Rabbin sizin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.”
(Hûd Sûre-i Şerif’i, 123)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Öğütleri
1. KUŞLARIN TEVEKKÜLÜ
“Eğer siz Allah’u Teala’ya hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabahleyin kursakları boş (aç) çıkıp akşam doymuş olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi elbette sizi de rızıklandırırdı.”
[Tirmizî, Zühd, 33]
2. ÖNCE DEVENİ BAĞLA
Bir bedevi Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek: “Devemi salıverip de mi tevekkül edeyim, yoksa bağlayıp da mı?” diye sordu. Efendimiz şöyle buyurdu: “Önce deveni bağla (sebeplere sarıl), sonra tevekkül et!”
[Tirmizî, Kıyâmet, 60]
3. EVDEN ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
“Kim evinden çıkarken ‘Bismillâhi tevekkeltü alallâhi ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ derse, ona (melekler tarafından) şöyle denir: ‘Doğru yola iletildin, ihtiyaçların karşılandı ve koruma altına alındın.’ Şeytan da ondan uzaklaşır.”
[Ebû Dâvûd, Edeb, 103]
4. HESAPSIZ CENNETE GİRECEK YETMİŞ BİN KİŞİ
“Ümmetimden yetmiş bin kişi hesapsız olarak cennete girecektir. Onlar; büyü yapmayanlar, uğursuzluğa inanmayanlar ve (kalplerini hurafelerden temizleyerek) yalnızca Rablerine tevekkül edenlerdir.”
[Buhârî, Tıb, 17]
5. HZ. İBRAHİM’İN (A.S) SİLAHI
“İbn Abbas (r.a) şöyle der: ‘Hasbünallahü ve ni’mel vekîl’ (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) sözünü, İbrahim (a.s) ateşe atılırken söylemiştir. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de düşmanları toplanıp üzerine gelirken söylemiştir.”
[Buhârî, Tefsir (Âl-i İmrân), 13]
6. GÜÇLÜ MÜMİN
“Güçlü mümin, (Allah katında) zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir… Sana fayda verecek şeylere gayret et, Allah’tan yardım iste ve acizliğe düşme. Başına bir şey gelirse ‘Keşke şöyle yapsaydım’ deme, ‘Allah’ın kaderi böyleymiş’ de.”
[Müslim, Kader, 34]
7. İNSANLARIN EN GÜÇLÜSÜ OLMAK
“Kim insanların en güçlüsü olmak isterse Allah’u Teala’ya tevekkül etsin. Kim insanların en zengini olmak isterse, kendi elindekinden çok Allah’ın elindekine güvensin.”
[Hâkim, el-Müstedrek]
8. SABAH NAMAZININ GARANTİSİ
“Kim sabah namazını kılarsa, o Allah’u Teala’nın zimmetindedir (garantisi ve koruması altındadır). Allah’ın himayesindeki birine eziyet edip de Allah’ı gadaplandırmayın.”
[Müslim, Mesâcid, 261]
9. RIZIK SENİ ARAR
“Ecelin insanı arayıp bulduğu gibi, hiç şüphesiz rızık da insanı öylece arar ve bulur. (Yeter ki harama sapmadan tevekkülle ara).”
[İbn Hibbân, es-Sahîh]
10. DÜNYANIN EN MUTLU İNSANI
“Müminin durumu ne aciptir! Sevinecek bir şey olsa şükreder kazanır. Üzülecek bir şey olsa sabreder ve tevekkül eder, yine kazanır.”
[Müslim, Zühd, 64]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Çalışıp çabalamak, rızık kapısını çalmaktır. Fakat rızkı veren o tokmağın sesi değil, kapının ardındaki Allah’u Teala’dır. Sebeplere sarıl ama kalbini sebeplerden temizle.”
– Hz. Mevlânâ
“Hakiki tevekkül, yılanın ağzında bile olsan Allah’u Teala’dan başkasından korkmamak ve O’ndan başkasından medet ummamaktır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi? Sen Hakk’a dayan, Hak’tan geleni hoş gör, kalbini telaştan arındır.”
– Bizim Yunus
“Tevekkül; bedenin kulluk ve çalışmakla yorulması, kalbin ise Allah’u Teala’nın vaadine güvenerek sükûnet bulup endişelerden temizlenmesidir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Rızkın için endişe etme. Seni bir damla sudan yaratıp anne karnında besleyen Allah, bugün seni unutur mu hiç?”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. İBRAHİM’İN (A.S) ATEŞTEKİ TESLİMİYETİ
Nemrut, Hz. İbrahim’i (a.s) devasa bir ateşe atmak için mancınığa koyduğunda, yer ve gök ehli dehşete düştü. Havada ateşe doğru düşerken Cebrail (a.s) gelip: “Ey İbrahim! Bana bir ihtiyacın var mı, seni kurtarayım mı?” dedi. Hz. İbrahim o muazzam tevekkülüyle: “Sana ihtiyacım yok. O (Allah) benim halimi biliyor, O’nun vekilliği bana yeter (Hasbiyallah)” dedi. O an Allah’u Teala ateşe emretti: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol!” Tevekkül, ateşi gül bahçesi yapar.
[Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i 68-69 Tefsiri / İbn Kesîr]
2. HZ. HACER VE SAFA-MERVE’NİN SIRRI
Hz. İbrahim (a.s), eşi Hz. Hacer’i ve kundaktaki İsmail’i (a.s) ıssız ve susuz Mekke çölünde bırakıp giderken Hz. Hacer peşinden koştu: “Bizi kime bırakıyorsun?” dedi. Cevap alamayınca: “Bunu sana Allah mı emretti?” diye sordu. İbrahim (a.s) “Evet” deyince, Hacer o muazzam sözü söyledi: “O halde O bizi zayi etmez!” Sonra durup beklemedi, su bulmak için Safa ile Merve arasında 7 defa koştu (sebeplere sarıldı). Allah ona zemzemi ikram etti. Tevekkül; inandıktan sonra koşmaktır.
[Kaynak: Buhârî, Enbiyâ, 9]
3. HZ. ÖMER (R.A) VE YEMENLİ TEMBELLER
Halife Hz. Ömer (r.a), hac mevsiminde azıksız ve parasız yola çıkıp dilenen Yemenli bir gruba rastladı. “Siz kimsiniz?” dedi. Onlar: “Biz tevekkül edenleriz (Mütevekkilûn)” dediler. Hz. Ömer öfkelenerek: “Hayır! Siz tevekkül edenler değil, hazıra konup yiyenlersiniz (Müteekkilûn). Gerçek mütevekkil, tohumunu tarlaya ekip sonra Allah’a tevekkül eden kimsedir!” diyerek onları mescitten çıkardı. Tembellik, kalbi temizlemez, çürütür.
[Kaynak: İbn Receb, Câmiu’l-Ulûm vel-Hikem]
4. ŞAKİK-İ BELHİ’Yİ UYANDIRAN KÖR KUŞ
Büyük sufi Şakik-i Belhi, ticaret için uzak diyarlara giderken çölde harabe bir tapınağa girdi. Orada kanatları kırık ve kör bir kuş gördü. Kendi kendine “Bu kör ve sakat kuş burada ne yer, ne içer?” diye düşünürken, başka bir kuş ağzında bir çekirgeyle geldi ve o kör kuşun ağzına bıraktı. Şakik o an sarsıldı: “Kör bir kuşu çölün ortasında rızıksız bırakmayan Allah, beni mi aç bırakacak?” diyerek ticareti terk etti ve kendini ibadete verdi. Hocası İbrahim Ethem ona şu dersi verdi: “Ey Şakik! Neden rızkı bekleyen o kör ve aciz kuş oldun da, rızkı taşıyıp ikram eden o sağlam kuş olmadın?”
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
5. HÂTEM-İ ESAMM VE KIZININ TEVEKKÜLÜ
Büyük veli Hâtem-i Esamm hacca gitmek istedi ama evinde ailesine bırakacak parası yoktu. Ailesi karşı çıktı. Ancak en küçük kızı: “Babacığım sen git. Bize rızkı sen değil, Allah veriyor” dedi. Babası gidince evde yiyecek bitti, herkes küçük kıza kızmaya başladı. Kızcağız tebessüm edip dua etti. O sırada kasabanın Valisi oradan geçerken susadı ve evlerinden su istedi. Suyu içince o kadar beğendi ki, oraya bir kese altın attı, yanındakiler de ona uyup altın attılar. Ev bir anda zengin oldu. Kızcağız ağlamaya başladı: “Fani bir kul bize baktı zengin olduk, ya Rahman olan Allah bize bakarsa ne oluruz?”
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn]
Nefis Muhasebesi: Tevekkül Aynası
(Rızık ve gelecek endişesine düştüğümüzde kendimize soralım)
- Rızkımın patronumdan, maaşımdan veya devletten geldiğine inanıp o makamlardan korkarken, asıl Razzak olan Allah’u Teala’yı unutuyor muyum?
- Hastalık veya musibet anında ilacı ve doktoru ararken (sebebe sarılırken), asıl şifayı verecek olanı kalbimden geçirip zihnimi telaştan temizliyor muyum?
- Tevekkül ettiğimi iddia ederken, aslında Hz. Ömer’in uyardığı o “çalışmadan bekleyen” tembellerden biri miyim?
- Geçim sıkıntısı yüzünden çocuk yapmaktan veya helal rızık aramaktan korkup, Allah’ın “Rezzak” sıfatına gizlice isyan ediyor muyum?
- Hz. Hacer gibi çaresizlik çölünde kalsam bile, “Allah bizi zayi etmez” diyerek Safa ile Merve arasında umutla koşacak bir imana sahip miyim?
O (c.c) Bize Yeter, O Ne Güzel Vekildir
(Peygamberimiz efendimiz’in teheccüd namazlarında okuduğu o eşsiz teslimiyet duası / Buhârî, Teheccüd, 1)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ
Okunuşu: Allâhümme leke eslemtü, ve bike âmentü, ve aleyke tevekkeltü, ve ileyke enebtü.
“Allah’ım! Sadece Sana teslim oldum. Yalnız Sana inandım. Ancak Sana tevekkül edip dayandım. Ve (kalbimi diğer her şeyden temizleyerek) bütün benliğimle Sana yöneldim.”(Peygamberimiz efendimiz’in teheccüd namazlarında okuduğu o eşsiz teslimiyet duası / Buhârî, Teheccüd, 1)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
