BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

KUR’AN-I KERİM KISSALARI

BAKARA SURESİ: İMANIN BÜYÜK İMTİHANI
Bismillahirrahmânirrahîm. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
TÂLÛT, CÂLÛT VE DAVUD (A.S)
Hz. Musa’dan sonra İsrailoğulları zayıf düşmüş, düşmanları olan Câlût (Golyat) tarafından yurtlarından sürülmüşlerdi. İçlerinden bir peygambere giderek, “Bize bir hükümdar tayin et de Allah yolunda savaşalım” dediler. Allah Teâlâ onlara hükümdar olarak Tâlût‘u seçti. Ancak onlar yine itiraz ettiler: “Onun malı mülkü yok, biz zenginlikte ondan üstünüz” dediler. Oysa Allah, Tâlût’u ilim ve beden gücüyle üstün kılmıştı.

Tâlût orduyu hazırlayıp sefere çıktığında, askerlerini büyük bir itaat imtihanından geçireceğini söyledi. Bu, meşhur “Irmak İmtihanı” idi:
…قَالَ إِنَّ اللّٰهَ مُبْتَل۪يكُمْ بِنَهَرٍۚ فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنّ۪ي وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُ مِنّ۪ٓي إِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِه۪ۚ… “…Kâle innallâhe mubtelîkum bi neher, fe men şeribe minhu fe leyse minnî, ve men lem yat’amhu fe innehu minnî illâ menigterafe gurfeten bi yedih…” “Tâlût askerlerle beraber ayrılınca şöyle dedi: ‘Muhakkak ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan (kana kana) içerse benden değildir. Eliyle bir avuç alan müstesna, kim ondan tatmazsa bendendir.’ Fakat içlerinden pek azı hariç, ondan (hararetle) içtiler.” (Bakara Suresi, 249)
Suyu kana kana içenler gevşedi ve “Bugün Câlût ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok” diyerek savaştan çekildiler. Nehri geçebilenler ise sadece bir avuç inanmış müminlerdi. Onlar sayıca çok azdı ama imanları dağlar gibiydi:
…قَالَ الَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُمْ مُلَاقُوا اللّٰهِ كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَل۪يلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَث۪يرَةً بِإِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِر۪ينَ “…Kâlellezîneyezunnûne ennehum mulâkûllâhi kem min fietin kalîletin galebet fieten kesîraten bi iznillâh, vallâhu meas sâbirîn.” “Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (şöyle) dediler: ‘Nice az topluluklar vardır ki, Allah’ın izniyle, çok topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.'” (Bakara Suresi, 249)
İki ordu karşı karşıya geldiğinde, müminler korkmak yerine sadece Rablerine sığındılar ve Kur’an’a geçen şu muazzam duayı ettiler:
وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ قَالُوا رَبَّنَٓا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ “Ve lemmâ berezû li câlûte ve cunûdihî kâlû rabbenâ efrig aleynâ sabran ve sebbit akdâmenâ vansurnâ alel kavmil kâfirîn.” “Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında şöyle dua ettiler: ‘Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (dininde) sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!'” (Bakara Suresi, 250)
Ve savaş başladı. O sırada orduda bulunan genç bir delikanlı olan Davud (a.s), elindeki sapanla dev cüsseli, zırhlar içindeki Câlût’un karşısına çıktı. Herkesin korktuğu o devi, Allah’ın yardımıyla yere serdi:
فَهَزَمُوهُمْ بِإِذْنِ اللّٰهِ وَقَتَلَ دَاوُ۫دُ جَالُوتَ وَاٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَ وَالْحِكْمَةَ… “Fe hezemûhum bi iznillâhi, ve katele dâvûdu câlûte ve âtâhullâhul mulke vel hikmete…” “Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti.” (Bakara Suresi, 251)
Dünya malına güvenmeyen, nehirden geçerken nefsine hakim olan ve devasa orduları görünce “Sayıca azız” diye korkmayıp “Allah bizimle” diyen bir avuç mümin; tarihin akışını değiştirmiş, sapan taşıyla zırhlı orduları devirmiştir.
★ PEYGAMBERİMİZ’DEN (S.A.V) BİR BENZETME ★
Berâ b. Âzib (r.a) anlatıyor: “Biz Muhammed (s.a.v)’in ashabı olarak kendi aramızda şöyle konuşurduk:
Bedir Savaşı’na katılan mücahitlerin sayısı, Tâlût ile nehri geçen (ve Câlût’u yenen) müminlerin sayısı kadardı.
Tâlût ile nehri ancak inanmış kişiler geçebilmişti ki, onlar da 313 küsur kişiydi.”
(Buhârî, Meğâzî, 6)
KISSA BİZE NE ÖĞRETTİ?
Sayıya Değil İmana Bak: Zafer, kalabalık ordularla değil, Allah’a tam teslim olmuş yüreklerle kazanılır.
İmtihanın Şiddeti: Tâlût’un askerleri susuzlukla sınandı. Nefsine hakim olup o sudan içmeyenler, Câlût’u yenecek gücü buldu.
Liderlik: Mal ve mülk üstünlük sebebi değildir; asıl üstünlük ilim, cesaret ve takvadır.
Duanın Gücü: Müminler korku anında “Üzerimize sabır yağdır” diyerek sadece Allah’tan yardım istemişlerdir.
Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır… 🌹
Dua: “Rabbimiz! Bizi zorluklarla imtihan ettiğinde ayaklarımızı sabit kıl. Nefsimizin arzularına (nehirden kana kana içmek gibi) yenilmekten bizi muhafaza eyle. Bizi görünüşte zayıf ama imanla güçlü kullarından eyle.”


Müjde: Kur’an-ı Kerim buyuruyor:
“Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmişseniz, üstün gelecek olan sizlersiniz.” (Âl-i İmrân, 139)

Âmin, Yâ Muîn.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler