BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.
Tasavvuf Yolu

Gönül Sultanları

Aşkın Kıvılcımı: Şems-i Tebrizi Hz.

Bismillahirrahmânirrahîm.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
O, yerinde duramayan bir “Uçan Güneş” (Şems-i Perende)… Mevlana Celaleddin’i kitapların arasından çıkarıp aşkın meydanına çeken, hamı pişiren, pişeni yakan gizemli derviş.
📜 Arayış ve İki Denizin Buluşması
Tebriz’den Doğan Güneş 1185 yılında Tebriz’de doğmuştur. Gençliğinden itibaren manevi bir arayış içinde diyar diyar gezmiş, hiçbir yerde karar kılamamıştır. Dua ederken; “Allah’ım, bana öyle bir dost ver ki, bendeki sırrı ona, ondaki sırrı bana taşıyayım” diye yalvarmıştır. Konya’da Buluşma 1244 yılında yolu Konya’ya düşer. Şekerfurûşan Hanı önünde katırının üzerindeki Mevlana’nın dizginlerini tutar ve o meşhur soruyu sorar: “Ey Müderris! Hz. Muhammed (s.a.v.) mi büyüktür, Bayezid-i Bistami mi?” Bu soru, Mevlana’nın dünyasını sarsar, attan iner ve Şems’in dizinin dibine oturur. Bu buluşmaya “Merace’l-Bahreyn” (İki denizin kavuşması) denir. Kitapları Atmak Şems, Mevlana’nın okuduğu kitapları havuza atar. Mevlana “Ne yapıyorsun?” deyince, “Bunlar dedikodu (kal), gel biz hale (hal) bakalım” der. O günden sonra Mevlana müderrisliği bırakır, aşkın cezbesine kapılır.
💎 Manevi Portre: Ayna Olmak
Put Kıran Şems-i Tebrizi, alışılmış kalıpları yıkan bir mürşittir. O, Mevlana’nın itibarını, makamını, “ben”liğini yerle bir etmiştir. Çünkü binanın yapılabilmesi için önce arsanın temizlenmesi gerekir. Şems, Mevlana’nın içindeki “Müderris Celaleddin”i öldürüp “Aşık Mevlana”yı diriltmiştir. Sır ve Kayboluş Halkın dedikodularına dayanamayarak bir gece ansızın kaybolmuştur. Bu gidiş, Mevlana’nın içindeki yangını daha da harlamış, Mesnevi’nin ve Divan-ı Kebir’in doğmasına sebep olmuştur. Şems gitmeseydi, Mevlana “Mevlana” olamazdı.
🌹 Lisan-ı Hâlinden: Yanmadan Olmaz
Ben gelmedim buraya karar kılmaya, Ben geldim dostun gönlüne girmeye. Mevlana bir denizdi, durgun ve derin, Ben fırtına oldum, dalgalansın serin.
Kitap yüklü eşekler, bilmez aşkı meşki, Yaktım o sayfaları, başlasın diye eski. Ayrılık ateştir, vuslat ise nur, Yan ey Mevlana yan, ancak böyle bulunur.
Tebriz’den çıktım yola, başım dumanlı, Konya’da buldum yari, o da pek gamlı. Başımı verdim bu yola, pişman değilim, Aşkın şeriatında, kurban benim sevgilim.
📚 Eserleri
Şems-i Tebrizi bizzat kitap yazmamış, “Benim kitabım Mevlana’dır” demiştir. Ancak sohbetleri sırasında müritleri tarafından tutulan notlar günümüze ulaşmıştır:
  • Makalat (Sohbetler): Şems’in Mevlana ile ve dervişlerle yaptığı, derin tasavvufi hakikatleri, sarsıcı soruları ve cevapları içeren eseridir.
🕌 Vefatı ve Makamı
Şems-i Tebrizi’nin akıbeti sırlıdır. 1247 yılında şehit edildiği veya şehri terk edip gittiği rivayet edilir.

En bilinen makamı, Konya‘da, Mevlana Türbesi’ne yakın olan Şems-i Tebrizi Camii ve Türbesi’dir. Niğde’de ve Hoy’da (İran) da makamları bulunur. Sevenleri onu Konya’da, Mevlana’sının yakınında ziyaret ederler.

Aşkın ateşi sönmesin…
Aşk, Yanmak ve Sır…
Allah (c.c.) okuduğunuz Fatiha’yı kabul buyursun.
Şems-i Tebrizi Hazretleri’nin ruhu şâd olsun.
Amin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler