BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Seçkin Kullara Selâm

Hakk’ın Beğenip Seçtiği Dostlar ve Safiyet Sırrı
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: DOSTLUK VE GÜVEN ZİKRİ
يَا وَلِيُّ يَا مُؤْمِنُ
“Yâ Veliyy Yâ Mü’min”
(Ey müminlerin dostu olan, onları seven ve kalplerine sarsılmaz bir güven bahşeden Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: O Seçkin Dostların Zümresine Girmek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“De ki: Hamd Allah’a mahsustur. Selâm olsun O’nun beğenip seçtiği kullarına!”
(Neml Sûre-i Şerif’i, 59)
Kâinatın mutlak sahibi olan Allah’u Teala, yeryüzünde Kendi nurunu taşıyacak, merhametini ve hidayetini insanlara ulaştıracak bazı özel kullar yaratmış ve onları “beğenip seçmiştir.” Bu seçkin kullar, ne soylarıyla ne de zahiri mallarıyla değil; kalplerini dünyanın yalan süsünden, nefsin kibrinden ve riya karanlığından tamamen temizledikleri için bu muazzam iltifata mazhar olmuşlardır. Onlar; “Allah’ın Velileri” (Hak dostları), peygamberlerin varisleri ve Mürşid-i Kâmillerdir. Yüzlerini halkın alkışına değil, yalnızca Hakk’ın rızasına çevirmişlerdir. Onlara uyanlar ve onların nurlu meclisine sadakatle sığınanlar, o “Selâm”ın (ilahi esenliğin ve kurtuluşun) şemsiyesi altına girerek ebedi saadeti bulurlar.
KUR’AN-I KERİM’DE SEÇKİN KULLAR
Rablerinin Dostları ve Seçtikleri بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَسَلَامٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ الَّذِينَ اصْطَفَىٰ Okunuşu: Kulil-hamdü lillâhi ve selâmün alâ ıbâdihillezînastafâ. 1. “De ki: Hamd Allah’a mahsustur. Selâm olsun O’nun beğenip seçtiği (ve kalplerini temizlediği) kullarına!” (Neml Sûre-i Şerif’i, 59)
أَلَا إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ Okunuşu: Elâ inne evliyâellâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hüm yahzenûn. 2. “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına (velilerine) hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yûnus Sûre-i Şerif’i, 62)
الَّذِينَ آمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ ۞ لَهُمُ الْبُشْرَىٰ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ Okunuşu: Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn. Lehümül-büşrâ fil-hayâtid-dünyâ ve fil-âhirah. 3. “Onlar (o seçkinler), iman edip (günahlardan ve kibirden) sakınanlardır. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır.” (Yûnus Sûre-i Şerif’i, 63-64)
اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ Okunuşu: Allâhu veliyyüllezîne âmenû yuhricühüm minez-zulumâti ilen-nûr. 4. “Allah’u Teala, iman edenlerin (ve Kendi dostlarının) velisidir (dostu ve yardımcısıdır). Onları (gaflet) karanlıklarından nura çıkarır.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 257)
ثُمَّ أَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا Okunuşu: Sümme evrasnel-kitâbellezînastafeynâ min ıbâdinâ. 5. “Sonra Biz bu Kitab’ı kullarımızdan beğenip seçtiklerimize (peygamberlerin izinden giden velilere) miras bıraktık…” (Fâtır Sûre-i Şerif’i, 32)
وَاذْكُرْ عِبَادَنَا إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ أُولِي الْأَيْدِي وَالْأَبْصَارِ ۞ إِنَّا أَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ ۞ وَإِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ Okunuşu: Vezkür ıbâdenâ ibrâhîme ve ishâka ve ya’kûbe ülil-eydî vel-ebsâr. İnnâ ahlasnâhüm bi-hâlisatin zikrad-dâr. Ve innehüm ındenâ le-minel-mustafeynel-ahyâr. 6. “Kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an… Doğrusu onlar Bizim katımızda seçkin (mustafa) ve hayırlı kimselerdendir.” (Sâd Sûre-i Şerif’i, 45-47)
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَٰنُ وُدًّا Okunuşu: İnnellezîne âmenû ve amilüs-sâlihâti seyec’alü lehümür-rahmânü vüddâ. 7. “İman edip (kalplerini temizleyerek) salih amel işleyenler var ya, Rahman olan Allah onlar için (kalplerde) bir sevgi (muhabbet) yaratacaktır.” (Meryem Sûre-i Şerif’i, 96)
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ Okunuşu: İnnallâhe yühibbüt-tevvâbîne ve yühibbül-mütetahhirîn. 8. “Şüphesiz ki Allah’u Teala, çokça tövbe edenleri ve (günahlarından, kibirlerinden) iyice temizlenenleri (seçkin kullarını) sever.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 222)
قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ Okunuşu: Kul in küntüm tühibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkümüllâhu ve yağfir leküm zünûbeküm. 9. “De ki: Eğer Allah’u Teala’yı seviyorsanız bana (ve benim seçtiğim varislerime) uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 31)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû men yertedde minküm an dînihî fesevfe ye’tillâhu bi-kavmin yühibbühüm ve yühibbûneh… 10. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah (onların yerine) Kendisinin onları sevdiği, onların da Kendisini sevdiği (müminlere karşı alçakgönüllü) bir kavim getirecektir.” (Mâide Sûre-i Şerif’i, 54)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. KUTSİ HADİS: VELİME DÜŞMANLIK EDEN Allah’u Teala buyurur ki: “Kim Benim bir velime (dostuma, seçtiğim kuluma) düşmanlık ederse, Ben ona harp ilan ederim. Kulum Bana, farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle yaklaşamaz.”
[Buhârî, Rikâk, 38]
2. ALLAH’IN SEVDİĞİ KUL (CİBRİL’E NİDA) “Allah’u Teala bir kulunu sevdiği (seçtiği) zaman Cebrail’e: ‘Ben falanı seviyorum, sen de sev’ diye seslenir. Cebrail de onu sever ve gök ehline seslenir. Sonra yeryüzündekilerin kalbine onun sevgisi ve kabulü yerleştirilir.”
[Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6]
3. GÖRÜLDÜĞÜNDE ALLAH HATIRLANANLAR “Allah’u Teala’nın veli (dost) kulları o kimselerdir ki, yüzlerine bakıldığı zaman (kalplerindeki o tertemiz nur sebebiyle) hemen Allah hatırlanır.”
[Bezzâr, el-Müsned]
4. ALLAH EHLİ (KUR’AN EHLİ) “Şüphesiz insanlardan Allah’ın ehli (has ve seçkin kulları) olanlar vardır.” Sahabeler “Onlar kimdir Ya Resulallah?” deyince, “Onlar Kur’an ehli, Allah’ın ehli ve O’nun has (seçkin) kullarıdır” buyurdu.
[İbn Mâce, Mukaddime, 16]
5. PEYGAMBERLERİN GIPTA ETTİĞİ KİMRELER “Allah’ın kulları arasında öyleleri vardır ki, onlar peygamber de şehit de olmadıkları halde, kıyamet gününde Allah katındaki makamlarından dolayı peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler. Onlar, aralarında akrabalık veya mal bağı olmadan sırf Allah rızası için birbirlerini sevenlerdir.”
[Ebû Dâvûd, Büyû, 76]
6. GİZLİ VE TAKVA SAHİBİ KULLAR “Şüphesiz ki Allah’u Teala; takva sahibi (kalbini günahlardan temizlemiş), gönlü zengin ve kendini ibadete verip gizli kalan (riya yapmayan, şâşâdan kaçan) kulunu sever.”
[Müslim, Zühd, 11]
7. SAÇI BAŞI DAĞINIK SEÇKİNLER “Kapılardan kovulan, saçı başı dağınık öyle kimseler vardır ki, ‘Şu şöyle olacak’ diye Allah’a yemin etseler, Allah onları yeminlerinde yalan çıkarmaz (istediklerini hemen verir).” (Zahire değil, bâtına bakılır).
[Müslim, Birr, 138]
8. MÜMİNİN FERASETİ (NURUYLA BAKANLAR) “Müminin (seçkin Hak dostlarının) ferasetinden sakının! Çünkü o, (kalbini her türlü pislikten temizlediği için) Allah’u Teala’nın nuruyla bakar.”
[Tirmizî, Tefsir, 15]
9. TOPRAĞIN ÇÜRÜTEMEYECEĞİ BEDENLER “Allah’u Teala peygamberlerin (ve onların izinden giden tam varislerin) bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kılmıştır.”
[Ebû Dâvûd, Salât, 201]
10. KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR Bir bedevi “Kıyamet ne zaman kopacak?” deyince, Efendimiz “O gün için ne hazırladın?” diye sordu. Adam “Allah ve Resulünün sevgisini” dedi. Efendimiz o büyük müjdeyi verdi: “Sen sevdiklerinle (o seçkinlerle) berabersin.”
[Buhârî, Edeb, 96]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Hak dostları, gökyüzündeki yıldızlar gibidir. Sen karanlık denizlerde nefsinin dalgalarıyla boğuşurken, onların kalplerindeki nura bakarak ancak rotanı (Kıbleni) bulabilirsin. O yıldızları söndürmeye kalkan, kendi gemisini batırır.”
– Hz. Mevlânâ
“Tasavvufun gayesi, Allah’u Teala’nın ‘beğenip seçtiği’ o has kulların ahlakına bürünmektir. Bunun tek şartı ise kalbi kibrinden, benliğinden ve dünya hırsından bir ölü gibi arındırıp temizlemektir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Erenlerin himmeti, yerden göğe direktir / Veliye düşman olan, Hakk’a düşman demektir.” Allah’ın seçtiği dostlara muhabbet, imanın aynasıdır.
– Bizim Yunus
“Bedenin hastalığını doktorlar, kalbin o sinsi hastalığını (riyayı ve haseti) ise ancak Allah’ın seçkin dostları tedavi eder. Kendi aklına güvenip o manevi tabiplerden kaçan, cehaletinden helak olur.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Allah’u Teala’nın has kullarını (velilerini) dünyevi gözle (zahirle) tartma. Onların üzerinde eski bir hırka olsa da, onların kalpleri Arş-ı Âlâ’ya asılıdır. Onlara hizmet et ki, o ilahi şefkatten sana da bir pay düşsün.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. VEYSEL KARANİ VE YEMEN’DEKİ SIR Veysel Karani (Üveys el-Karnî) Hazretleri, Yemen’de deve güden, üstü başı dökük, insanlar tarafından önemsenmeyen garip bir çobandı. Ancak o, kalbini Allah ve Resulünün sevgisiyle öylesine temizlemiş ve doldurmuştu ki; Peygamberimiz efendimiz (S.A.V) Medine’den “Yemen tarafından Rahman’ın kokusunu alıyorum” buyurmuştur. Efendimiz vefat etmeden önce hırkasını ona bırakmış, Hz. Ömer ve Hz. Ali’ye “Gidin O’nu bulun ve ümmetim için dua etmesini isteyin” emrini vermiştir. Zahiren bir çoban, bâtında ise Allah’ın en has ve seçkin kulu.
[Kaynak: Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe, 223]
2. ASHAB-I SUFFA’NIN SEÇKİNLİĞİ Mescid-i Nebevi’nin köşesindeki gölgelikte yaşayan, evleri ve barkları olmayan Ashab-ı Suffa (Ebu Hureyre, Selman, Ammar gibi sahabeler), dünyayı tamamen terk etmiş yoksullardı. Zengin müşrikler gelip: “Bizim gibi asilzadeler varken, bu ayak takımıyla mı oturuyorsun? Onları kovarsan senin yanına geliriz” dediler. Allah’u Teala anında ayet indirerek Peygamberini uyardı: “Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek dua edenleri sakın yanından kovma!” (En’am, 52). Hakk’ın terazisinde zenginlik değil, ihlas tartılır.
[Kaynak: En’âm Sûre-i Şerif’i tefsiri]
3. HIZIR (A.S) VE HZ. MUSA’NIN TÂBİYETİ Hz. Musa (a.s), büyük bir peygamber olmasına rağmen, “İnsanların en bilgili olanı benim” diye içinden geçirdiğinde, Allah’u Teala onu uyardı ve kendisinden daha farklı (bâtınî) bir ilme sahip olan “Seçkin bir kuluna” (Hızır a.s.) yönlendirdi. Musa (a.s), o seçkin kulun karşısında bütün ilmini ve makamını bir kenara bırakıp “Sana öğretilenden bana da öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?” dedi. İlimde ve makamda ne kadar yükselirsek yükselelim, o “seçkin” velilerin ferasetine daima muhtacız.
[Kaynak: Kehf Sûre-i Şerif’i, 60-82]
4. SELMAN-I FARİSİ’NİN KÖLELİKTEN SEÇKİNLİĞE YOLCULUĞU Selman-ı Farisi (r.a), ateşe tapan bir ailenin oğluyken hakikati aramak için yıllarca yollara düştü, satıldı, köle oldu, dayak yedi. O, kalbini şirkten temizleyip Peygamberimiz efendimizi bulduğunda, Hendek Savaşı’nda hendek kazma fikrini verdi. Ensâr “Selman bizdendir” dedi, Muhacirler “Hayır bizdendir” dedi. Efendimiz (S.A.V) ise o muazzam sözü söyledi: “Selman bizdendir, Ehl-i Beyt’tendir!” Allah’ın seçtiği bir kula, Peygamber ailesi olma şerefi bahşedilmiştir.
[Kaynak: İbn Hişâm, es-Sîre]
5. BİLAL-İ HABEŞİ’NİN (R.A) AYAK SESLERİ Hz. Bilal (r.a), Mekke’nin zenginleri tarafından işkence gören siyahi bir köleydi. Ama o, kızgın kumlarda kalbini “Ehad, Ehad” (Allah birdir) diyerek kirden temizlemiş ve Allah’ın “seçkin” kulları arasına girmişti. Peygamberimiz efendimiz Mirac’a çıktığında cennette önünde bir ayak sesi duydu ve sordu: “Ey Bilal! Sen ne yaptın da cennette benden önce ayak seslerini işittim?” Bilal (r.a) dedi ki: “Ben her abdest aldığımda mutlaka iki rekat şükür namazı kılarım.” Boynu bükük köle, sadakatiyle cennetin öncüsü olmuştur.
[Kaynak: Tirmizî, Menâkıb, 17]
Nefis Muhasebesi: Dostluk Aynası
(Rabbimizin bizi kimlerle haşredeceğini anlamak için soralım)
  • Allah’u Teala “Benim velime düşmanlık edene harp ilan ederim” buyururken, ben o seçkin Hak dostlarına ve alimlere dil uzatıp kendi helakımı mı hazırlıyorum?
  • “Kişi sevdiğiyle beraberdir” sırrına iman ettiğim halde, dünyada daha çok kimleri seviyorum? Televizyondaki şöhretleri mi, yoksa yüzüne bakıldığında Allah’ı hatırlatan o salihleri mi?
  • Hz. Musa (a.s) gibi ulu bir peygamber bile Hızır’ın (a.s) önünde diz çöküp tabi olurken, ben kendi yarım aklıma ve ibadetime güvenip kibre mi saplanıyorum?
  • Kalbimde o Evliyâullah’a karşı samimi bir hürmet ve sevgi besleyerek, kendi günahlarımı onların meclisinde dökülen feyz ile temizlemeye gayret ediyor muyum?
  • “Selâm olsun O’nun beğenip seçtiği kullarına” ayetini okuduğumda, o yüce “Selâm” çemberinin içine girebilmek için ruhumu benlik davasından (putundan) arındırabildim mi?
“Selâm Olsun O’nun Seçkin Kıldığı Kullarına”
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ حُبَّكَ، وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ، وَالْعَمَلَ الَّذِي يُبَلِّغُنِي حُبَّكَ
Okunuşu: Allâhümme innî es’elüke hubbek, ve hubbe men yühibbük, vel-amelellezî yübelliğunî hubbek. “Allah’ım! Senden Senin sevgini, Seni seven (ve Senin de onları beğenip seçtiğin) has dostlarının sevgisini ve kalbimi temizleyerek beni Senin sevgine ulaştıracak salih ameller işlemeyi istiyorum!”
(Peygamberimiz efendimiz’in, Allah’ın dostlarına muhabbet besleyip o seçkinlerin yolundan gitmek için ashabına öğrettiği o muazzam Davud (a.s) duası / Tirmizî, Daavât, 73)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler