Sabır ve Rıza
İmtihan Sırrı, Teslimiyet ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
SABIR VE TESLİMİYET VİRDİ
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
“Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve teveffenâ müslimîn.”
(Ey Allah’ım (Rabbimiz)! Üzerimize sabır yağdır ve bizi müslümanlar (sana tam teslim olmuş kullar) olarak vefat ettir.)
0
Günlük Hedef: Dertleri İsyanla Değil, Rıza ile Temizlemek İçin (33+)
“Şüphesiz Allah’u Teala, sabredenlerle beraberdir.”
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[153]
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[153]
Dünya hayatı, kesintisiz bir imtihan yurdudur; ne sevinci kalıcıdır ne de hüznü ebedidir. İnsan, sağlığıyla, malıyla, evladıyla yahut yokluk ve darlıkla mutlaka sınanacaktır. Tasavvuf yolunda sabır, başa gelen musibete dişini sıkarak katlanmak değil; o dert ve çilenin, kâinatın yegâne sahibi olan Allah’u Teala‘dan geldiğini bilip, kalbi isyan ve şikayet kirlerinden manen temizleyerek o hükme “rıza” göstermektir. Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), “Sabır ilk çarpma anındadır” buyurarak, darbeyi yediği ilk anda feryat etmeyenlerin gerçek yiğitler olduğunu müjdelemiştir. Bela ve musibetler, müminin kalbindeki dünya sevgisini yakan ilahi bir ateştir. Kul, “Neden ben?” demek yerine “Ey Yüce Rabbim, mülk Senin, hüküm Senin” dediğinde, o dert bir azap olmaktan çıkar, günahları yıkayıp temizleyen muazzam bir kefarete dönüşür.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (SABRIN MÜKAFATI)
İmtihan Sırrı ve Hesapsız Ecir
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ ۚ إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüsteînû bis-sabri ves-salâh; innellâhe meas-sâbirîn.
1. “Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’u Teala‘dan yardım isteyin. Şüphesiz Allah’u Teala, sabredenlerle beraberdir.”
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[153]
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ ۗ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
Okunuşu: Ve le-neblüvenneküm bi-şey’in minel-havfi vel-cûı ve naksın minel-emvâli vel-enfüsi ves-semerât; ve beşşiris-sâbirîn.
2. “Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!”
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[155]
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
Okunuşu: Ellezîne izâ esâbethüm musîbetün kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
3. “O sabredenler, başlarına bir musibet geldiği zaman: ‘Biz şüphesiz Allah’u Teala‘ya aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz’ derler.”
[Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[156]
إِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Okunuşu: İnnemâ yüveffes-sâbirûne ecrahüm bi-ğayri hısâb.
4. “…Yalnızca sabredenlere mükafatları hesapsız olarak (ve eksiksiz bir şekilde) ödenecektir.”
[Kaynak: Zümer Sûre-i Şerif’i]:[10]
وَلَنَجْزِيَنَّ الَّذِينَ صَبَرُوا أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu: Ve le-necziyennellezîne saberû ecrahüm bi-ahseni mâ kânû ya’melûn.
5. “…Sabredenlerin karşılığını (ve mükafatını), yapmakta olduklarının en güzeliyle mutlaka vereceğiz.”
[Kaynak: Nahl Sûre-i Şerif’i]:[96]
وَلَمَنْ صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ
Okunuşu: Ve le-men sabera ve ğafara inne zâlike le-min azmil-ümûr.
6. “Kim sabreder ve (kendisine zulmedeni, kalbini kinden temizleyerek) affederse, şüphesiz bu, azmedilmeye değer (büyük ve şerefli) işlerdendir.”
[Kaynak: Şûrâ Sûre-i Şerif’i]:[43]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenûsbirû ve sâbirû ve râbitû vettekullâhe lealleküm tüflihûn.
7. “Ey iman edenler! Sabredin, sabır yarışında (düşmanlarınızı ve nefsinizi) geçin, cihat için hazırlıklı olun ve Allah’u Teala‘dan korkun ki kurtuluşa eresiniz.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[200]
يَا بُنَيَّ أَقِمِ الصَّلَاةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلَىٰ مَا أَصَابَكَ
Okunuşu: Yâ büneyye ekımis-salâte ve’mür bil-ma’rûfi venhe anil-münkeri vasbir alâ mâ esâbek.
8. “(Lokman öğüt vererek dedi ki:) Ey yavrum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten alıkoy ve başına gelen (musibetlere) sabret. Şüphesiz bunlar, azmedilmeye değer işlerdendir.”
[Kaynak: Lokmân Sûre-i Şerif’i]:[17]
سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ ۚ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ
Okunuşu: Selâmün aleyküm bi-mâ sabertüm; fe-ni’me ukbed-dâr.
9. “(Melekler cennet kapılarında derler ki:) Sabrettiğiniz (ve kalbinizi dünya hırsından temizlediğiniz) için size selâm olsun! Ahiret yurdu ne güzeldir!”
[Kaynak: Ra’d Sûre-i Şerif’i]:[24]
وَجَزَاهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرِيرًا
Okunuşu: Ve cezâhüm bi-mâ saberû cenneten ve harîrâ.
10. “Ve sabretmelerine karşılık (Allah’u Teala) onlara cennet ve ipekler (vererek) mükafatlandırmıştır.”
[Kaynak: İnsân Sûre-i Şerif’i]:[12]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Tesellileri
1. MÜMİNİN ŞAŞILACAK HALİ
“Müminin işine şaşılır! Onun bütün işleri onun için hayırdır. Kendisine bir iyilik isabet ederse şükreder, hayır olur. Bir darlık (musibet) isabet ederse sabreder, yine hayır olur.”
[Kaynak: Müslim, Zühd]:[64]
2. SABIR İLK ÇARPMA ANINDADIR
Peygamber Efendimiz (s.a.v), çocuğunun kabri başında feryat eden bir kadına “Allah’tan kork ve sabret” dedi. Kadın O’nu tanımayarak “Bana dokunma, benim başıma gelen senin başına gelmedi” dedi. Sonra peygamber olduğunu öğrenip özür dileyince Efendimiz: “Gerçek sabır, musibetin ilk çarptığı anda gösterilen sabırdır” buyurdu.
[Kaynak: Buhârî, Cenâiz]:[32]
3. GÜNAHLARI TEMİZLEYEN DERTLER
“Müslümana isabet eden hiçbir yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü, eziyet ve sıkıntı (hatta ayağına batan bir diken) yoktur ki; Allah’u Teala bunları onun günahlarına (ve kalbinin temizlenmesine) kefaret kılmasın.”
[Kaynak: Buhârî, Merdâ]:[1]
4. SABIRDAN DAHA BÜYÜK HAYIR
“Kim iffetli davranmak isterse, Allah’u Teala onu iffetli kılar. Kim sabretmeye gayret ederse, Allah’u Teala ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir nimet verilmemiştir.”
[Kaynak: Buhârî, Zekât]:[50]
5. SEVDİĞİNİ İMTİHAN EDER
“Mükafatın büyüklüğü, belanın büyüklüğü (şiddeti) ile beraberdir. Şüphesiz Allah’u Teala, bir kavmi (bir kulu) sevdiği zaman onları musibetlerle imtihan eder. Kim (isyan etmeden) rıza gösterirse Allah’ın rızasını kazanır, kim de öfkelenip isyan ederse Allah’ın gazabına uğrar.”
[Kaynak: Tirmizî, Zühd]:[57]
6. HASTALIKTA SABREDEN ŞEHİTTİR
“Taun (veba ve benzeri salgın hastalıklar) müminler için bir rahmettir. Kendi beldesinde taun hastalığı çıkan bir kimse, ecelini bekleyerek ve sevabını sadece Allah’u Teala‘dan umarak sabırla o beldede kalırsa, ona şehit sevabı verilir.”
[Kaynak: Buhârî, Tıb]:[30]
7. İKİ GÖZÜNÜ ALDIĞIM KULUM
“Allah’u Teala şöyle buyurur: Kulumu iki gözünü (kör etmekle) imtihan ettiğimde, eğer o sabreder (ve isyandan temizlenirse), bu iki sevgili gözüne karşılık ona cenneti veririm.”
[Kaynak: Buhârî, Merdâ]:[7]
8. GERÇEK PEHLİVAN (GÜÇLÜ) KİMDİR?
“Gerçek pehlivan (güçlü kimse), güreşte rakiplerini yere seren değildir. Asıl güçlü pehlivan, öfke anında (kalbini vesveseden temizleyip) nefsine hakim olabilen ve sabredendir.”
[Kaynak: Buhârî, Edeb]:[76]
9. EN ŞİDDETLİ BELALAR KİMLERE GELİR?
Sahabe sordu: “İnsanlar içinde en ağır belalara kimler maruz kalır?” Efendimiz buyurdu: “Peygamberler, sonra da derece derece onlara benzeyen salih kimseler. Kişi dinindeki (imanındaki) sağlamlığına göre imtihan edilir.”
[Kaynak: Tirmizî, Zühd]:[57]
10. DÜNYADA YÜRÜYEN GÜNAHSIZLAR
“Mümin erkeğin ve mümin kadının nefsinde, çocuğunda ve malında bela (imtihan) eksik olmaz. Ta ki o kul, üzerinde hiçbir günah kalmamış, tamamen temizlenmiş bir halde Allah’u Teala‘ya kavuşuncaya kadar.”
[Kaynak: Tirmizî, Zühd]:[57]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. Allah’u Teala sana dert ve musibet veriyorsa bil ki kalbinin tozunu alıp seni manen temizlemek içindir; isyan etme.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda rıza, başa gelen çilenin acısını hissetmemek değil; o acıyı verenin Allah’u Teala olduğunu bilip şikayeti terk etmektir. Derdi sevmeyen, dermanı hak etmez.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Hoştur bana Senden gelen / Ya gonca gül yahut diken / Ya hayattır yahut kefen / Narın da hoş nurun da hoş.” İmtihanı Hak’tan bilen kalp, şekvadan arınır.
– Bizim Yunus
“Bir musibet karşısında dilini tutan (feryat etmeyen) sabretmiş olur; lakin kalbini dahi o musibete itiraz etmekten temizleyen rıza makamına ermiş olur. En üstün ibadet belaya rızadır.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Hastalığın bedeni temizlediği gibi, bela da günahları yıkar temizler. Sen terziye kızar mısın kumaşını kestiğinde? O seni dikip güzelleştirmek için kesiyor. Rabbinin makasına rıza göster.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. EYYÛB’UN (A.S) BEDENİNDEKİ RIZA
Peygamberler içinde sabrın sembolü Hz. Eyyûb (Aleyhisselâm)’dır. Muazzam servetini, çocuklarını ve nihayetinde bedeninin sağlığını kaybettiğinde ondan zerre kadar şikayet duyulmadı. Bedeni yara bere içindeyken bile kalbini isyandan temizledi ve “Rabbim, dilim Seni zikrediyor, kalbim Seni seviyor; bana bu yeter” dedi. Hanımının “Rabbine dua et de şifa versin” demesi üzerine “Rabbim bana seksen yıl sağlık verdi, biraz da hastalık verirse O’ndan şifa istemeye haya ederim” diyerek edebin ve teslimiyetin zirvesini göstermiştir.
[Kaynak: İbn Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ]
2. URVE BİN ZÜBEYR’İN KESİLEN BACAĞI VE VEFA
Büyük tabiîn alimlerinden Urve bin Zübeyr (r.a), bir yolculukta ayağında kangren (kangrenleşen bir yara) çıkınca, hekimler bacağının dizden kesilmesine karar verdi. Uyuşturucu (sarhoş edici) vermeyi teklif ettiler, “Ben namaz kılarken kesin, o an acı duymam” dedi. Namazda bacağı kesildiğinde bayıldı. Uyandığında, aynı gün oğlunun attan düşüp öldüğü haberi verildi. Urve (r.a) ellerini göğe açtı ve kalbinde hiçbir zerre isyan barındırmadan şu muazzam teşekkürü yaptı: “Rabbim! Dört oğlum vardı, birini aldın üçünü bıraktın; dört uzvum vardı, birini aldın üçünü bıraktın. Aldıklarına da bıraktıklarına da hamdolsun!”
[Kaynak: İbnu’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve]
3. SARA HASTASI KADININ CENNET TERCİHİ
Abdullah bin Abbas (r.a) anlatır: Siyahi bir kadın Efendimize (s.a.v) geldi ve “Ya Resulallah, ben sara (epilepsi) nöbeti geçiriyorum ve o esnada bayılıp üstüm başım açılıyor. Allah’u Teala‘ya dua et de bana şifa versin” dedi. Efendimiz: “İstersen dua edeyim iyileşesin, istersen bu derdine sabret karşılığında sana cennet verilsin” buyurdu. Kadın hiç düşünmeden: “Sabrederim Ya Resulallah! Yeter ki nöbet anında üstüm açılmasın, sadece bunun için dua et” dedi. O kadın, dünyadaki hastalığı ahiretin cennetine tercih edip kalbini ebedi huzurla temizledi.
[Kaynak: Buhârî, Merdâ]:[6]
4. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) HASTA YATAĞINDAKİ CEVABI
Hz. Ebu Bekir (r.a) ağır bir hastalığa yakalanıp yatağa düştüğünde sahabeler ziyaretine geldiler. Durumunun ağır olduğunu görünce: “Ey Halife! Sana bir tabip çağırsak da seni muayene edip bir ilaç verse olmaz mı?” dediler. O, o muazzam teslimiyet ufkuyla tebessüm etti ve: “Tabip (olan Allah’u Teala) beni gördü ve muayene etti” dedi. “Peki tabip sana ne dedi?” diye sorduklarında, “Ben dilediğimi yaparım (Hüküm benimdir) dedi, ben de O’nun bu takdirine razı oldum” cevabını vererek, rızanın şikayeti tamamen ortadan kaldırdığını gösterdi.
[Kaynak: Gazâlî, İhyâu Ulûmiddîn]
5. ÇOCUĞU ÖLEN KULUN MELEKLERLE MÜLAKATI
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) anlatır: Bir kulun çocuğu vefat ettiğinde Allah’u Teala meleklere (her şeyi bilmesine rağmen) sorar: “Kulumun gözbebeğini (evladını) aldınız, kulum ne dedi?” Melekler: “Sana hamdetti ve ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ diyerek sabretti” derler. Bunun üzerine Allah’u Teala: “Öyleyse o kulum için cennette bir köşk inşa edin ve adını da ‘Hamd Köşkü’ (Beytül Hamd) koyun!” buyurur. En büyük acı olan evlat acısı karşısında kalbini feryattan temizleyen, ebedi köşke kavuşur.
[Kaynak: Tirmizî, Cenâiz]:[36]
Nefis Muhasebesi: İmtihan ve Rıza Aynası
(Başa gelen çilelere isyan mı ediyoruz yoksa sabır mı, tartmak için soralım)
- Bedenime bir hastalık veya cebime bir darlık dokunduğunda hemen “Neden ben, ne günahım vardı!” diyerek Allah’u Teala‘nın takdirini eleştirme kibrine mi düşüyorum?
- Dua ederken sadece dertlerin gitmesini mi istiyorum; yoksa “Ey Allah’ım, bu derdin içindeki şifayı ve günahlarımı manen temizleyen o ilahi sırrı bana nasip et” diyebiliyor muyum?
- Sabrın “ilk çarpma anında” olduğunu bildiğim halde, fevri davranıp bağırıp çağırıp kalp kırdıktan sonra mı “Neyse, sabredeyim” diyorum?
- Hastalığın ve kederin, kıyamet günü günahsız bir kul olarak dirilmem için bana verilmiş bir “Hamam” ve bir temizlenme vesilesi olduğunu idrak edebiliyor muyum?
- Urve bin Zübeyr (r.a) gibi, kaybettiğim nimetlere ağlarken; Rabbimin bana halihazırda bıraktığı o sayısız nimetlere bakıp samimiyetle şükredebiliyor muyum?
“Yalnızca Sabredenlere Mükafatları Hesapsız Ödenecektir…”
“Ey Allah’ım (Rabbimiz)! Üzerimize (musibetler karşısında, oluk oluk) sabır yağdır ve bizi (Sana tam bir rıza ve teslimiyetle bağlanmış) müslümanlar olarak vefat ettir. (Kalplerimizi şikayetten, isyandan ve nankörlükten manen temizle. Bizi imtihanını başarıyla verip cennetine giren has kullarından eyle Yâ Rabbi!)”
[Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[126]
Kur’an-ı Kerim’de, Firavun’un zulmü ve işkencesiyle karşı karşıya kaldıklarında iman eden sihirbazların, o dehşet anında kalplerini dünyaya kapatarak Rabbine yaptıkları o muazzam sabır ve iman duası.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
Okunuşu: Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve teveffenâ müslimîn.
“Ey Allah’ım (Rabbimiz)! Üzerimize (musibetler karşısında, oluk oluk) sabır yağdır ve bizi (Sana tam bir rıza ve teslimiyetle bağlanmış) müslümanlar olarak vefat ettir. (Kalplerimizi şikayetten, isyandan ve nankörlükten manen temizle. Bizi imtihanını başarıyla verip cennetine giren has kullarından eyle Yâ Rabbi!)”
[Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[126]
Kur’an-ı Kerim’de, Firavun’un zulmü ve işkencesiyle karşı karşıya kaldıklarında iman eden sihirbazların, o dehşet anında kalplerini dünyaya kapatarak Rabbine yaptıkları o muazzam sabır ve iman duası.
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
