Hayırlı İftarlar
Ramazan-ı Şerif: 24. Gün
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
- “Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri emredilmişti.” (Beyyine, 5)
- “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En’âm, 162)
- “İyi bilin ki, halis din (samimi ibadet) yalnız Allah’ındır.” (Zümer, 3)
- “De ki: Ben, dini O’na has kılarak (ihlas ile) Allah’a ibadet etmekle emrolundum.” (Zümer, 11)
- “Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf, 110)
- “Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır.” (Buhârî)
- “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize (niyetlerinize) bakar.” (Müslim)
- “İnsanlar (kıyamet günü) niyetleri üzerine diriltilirler.” (İbn Mâce)
- “Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir ve Allah için men ederse, imanını kemale erdirmiş olur.” (Ebû Dâvûd)
- “Kırk gün sabahları, kalbinden (ihlasla) Allah’ı anarak uyanan kimsenin, kalbinden diline hikmet pınarları akar.” (Ahmed b. Hanbel – Zayıf/Mürsel rivayet, hikmet için kullanılır)
Hz. Ali (r.a.) bir savaşta düşmanını yere yatırmış, tam öldürecekken adam yüzüne tükürmüştü. Hz. Ali o an kılıcını indirdi ve adamı bıraktı. Adam şaşkınlıkla sebebini sorunca, Hz. Ali: “Ben seni Allah rızası için öldürecektim. Ama sen yüzüme tükürünce içime nefsimin öfkesi karıştı. Nefsim için bir insanı öldürmekten Allah’a sığınırım” dedi. Bu ihlas ve samimiyet karşısında adam Müslüman oldu.
Velhamdülillahi Rabbil Alemîn.
Hayırlı Sahurlar
Ramazan-ı Şerif: 24. Gün
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
- “Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter.” (Talâk, 3)
- “Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir… ve onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler.” (Enfâl, 2)
- “Karar verdiğin zaman artık Allah’a güvenip dayan. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân, 159)
- “Eğer Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek kimse yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah’a güvenip dayansınlar.” (Âl-i İmrân, 160)
- “De ki: O benim Rabbimdir. O’ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve dönüşüm de sadece O’nadır.” (Ra’d, 30)
- “Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, (sabah) aç gidip (akşam) tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı.” (Tirmizî)
- “Kişi evinden çıkarken ‘Bismillahi tevekkeltü alallahi la havle ve la kuvvete illa billah’ derse, kendisine ‘Sana hidayet verildi, ihtiyacın görüldü ve koruma altına alındın’ denilir.” (Ebû Dâvûd)
- “Bağla ve (öyle) tevekkül et.” (Devesini salıp Allah’a tevekkül ettiğini söyleyen bedeviye cevaben). (Tirmizî)
- “Güçlü mümin, zayıf müminden Allah’a daha sevimli ve hayırlıdır.” (Buradaki güç, azim ve tevekküldür). (Müslim)
- “Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana inandım, Sana tevekkül ettim.” (Buhârî, Müslim)
Hz. İbrahim (a.s.), eşi Hacer validemizi ve oğlu İsmail’i (a.s.) ıssız Mekke çölüne bırakıp dönerken, Hacer validemiz arkasından seslendi: “Bizi buraya bırakmanı Allah mı emretti?” İbrahim (a.s.) “Evet” deyince, o büyük tevekkül timsali kadın şöyle dedi: “Öyleyse Allah bizi zayi etmez, bize yeter.” Bu teslimiyetin mükâfatı olarak Allah, onlara Zemzem suyunu ve Kabe’nin inşasını nasip etti.
Amin.
