BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

O Bize Yeter

Allah Kuluna Kâfi Değil mi? ve Kalbin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: KİFAYET VE TEVEKKÜL ZİKRİ
يَا كَافِي يَا وَكِيلُ
“Yâ Kâfî Yâ Vekîl”
(Ey kullarına her durumda fazlasıyla yeten ve güvenilip dayanılacak en güzel vekil olan Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Fani Korkulardan Temizleyip Sadece O’na Dayanmak İçin (100+)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Allah kuluna kâfi değil mi? Seni O’ndan başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah kimi saptırırsı artık ona hidayet edecek yoktur.”
(Zümer Sûre-i Şerif’i, 36)
İnsanoğlunun en zayıf noktası; rızkını, sağlığını ve güvenliğini fani sebeplerin, makamların veya insanların elinde zannederek vehimlere ve korkulara kapılmasıdır. Oysa kâinatın yegâne Yaratıcısı olan Allah’u Teala, Kur’an-ı Kerim’de o sarsılmaz ve muazzam soruyu sorar: “Allah kuluna kâfi değil mi?” Düşman ne kadar kalabalık, dert ne kadar büyük, borç ne kadar ağır olursa olsun; O diledikten sonra bütün o sahte sebepler yerle yeksan olur. Kâmil bir mümin, kalbini kula kulluk etmekten, rızık endişesinden ve fani korkulardan manen temizleyerek, “Hasbünallah” (Allah bize yeter) kalesine sığınan ve o mutlak Kifayet (yetme) sırrına eren kimsedir.
KUR’AN-I KERİM’DE HAKK’IN KİFAYETİ
Yalnızca O’na Sığınanlar
أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ ۖ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذِينَ مِنْ دُونِهِ Okunuşu: E-leysellâhu bi-kâfin abdeh; ve yühavvifûneke billezîne min dûnih. 1. “Allah kuluna kâfi (yeterli) değil midir? Seni O’ndan başkalarıyla (sahte güçlerle) korkutmaya çalışıyorlar…” [Zümer Sûre-i Şerif’i]:[36]
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ Okunuşu: Ve men yetevekkel alellâhi fe-hüve hasbüh; innallâhe bâliğu emrih. 2. “Kim Allah’a tevekkül ederse (kalbini vesveselerden temizleyerek O’na güvenirse), O ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini (hükmünü) yerine getirendir.” [Talâk Sûre-i Şerif’i]:[3]
الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ Okunuşu: Ellezîne kâle lehümün-nâsü innen-nâse kad cemeû leküm fahşevhüm fe-zâdehüm îmânen ve kâlû hasbünallâhu ve ni’mel-vekîl. 3. “Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar kendilerine ‘Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun!’ dediklerinde, bu onların imanını artırdı ve ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!’ dediler.” [Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[173]
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ ۖ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ Okunuşu: Fe-in tevellev fe-kul hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû; aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül-arşil-azîm. 4. “Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter! O’ndan başka ilah yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın sahibidir.” [Tevbe Sûre-i Şerif’i]:[129]
وَإِنْ يُرِيدُوا أَنْ يَخْدَعُوكَ فَإِنَّ حَسْبَكَ اللَّهُ ۚ هُوَ الَّذِي أَيَّدَكَ بِنَصْرِهِ وَبِالْمُؤْمِنِينَ Okunuşu: Ve in yürîdû en yahdeûke fe-inne hasbekellâh; hüvellezî eyyedeke bi-nasrihî ve bil-mü’minîn. 5. “Eğer seni (hile ile) aldatmak isterlerse, şüphesiz sana Allah yeter. O, Kendi yardımıyla ve inananlarla seni destekleyendir.” [Enfâl Sûre-i Şerif’i]:[62]
وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ وَكِيلًا Okunuşu: Ve tevekkel alellâh; ve kefâ billâhi vekîlâ. 6. “Sen Allah’a tevekkül et. Vekil (koruyucu ve yeten) olarak Allah kâfidir (yeter).” [Ahzâb Sûre-i Şerif’i]:[3]
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ Okunuşu: Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve sebbit akdâmenâ vensurnâ alel-kavmil-kâfirîn. 7. “(Talut’un ordusu düşmana karşı dediler ki): Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et! (Sen bize yetersin).” [Bakara Sûre-i Şerif’i]:[250]
فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ وَكِيلًا Okunuşu: Fe-a’rıd anhüm ve tevekkel alellâh; ve kefâ billâhi vekîlâ. 8. “…Sen onlardan (o münafıklardan) yüz çevir ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah kâfidir.” [Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[81]
وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ Okunuşu: Ve alellâhi fel-yetevekkelil-mü’minûn. 9. “…(Dünyevi korkulardan kalplerini arındıran) Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” [Mâide Sûre-i Şerif’i]:[11]
وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ Okunuşu: Ve tevekkel alel-hayyillezî lâ yemûtü ve sebbih bi-hamdih. 10. “Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah’a tevekkül et (fanilere yaslanma). O’nu hamd ile tesbih et.” [Furkân Sûre-i Şerif’i]:[58]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. İBRAHİM (A.S)’IN ATEŞTEKİ SÖZÜ İbn Abbas (r.a) anlatıyor: “Hasbünallahu ve ni’mel vekil (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) sözünü, İbrahim (Aleyhisselâm) ateşe atılırken söylemiştir. Efendimiz Muhammed (s.a.v) de düşmanlar toplandığında bu sözü söylemiştir.”
[Buhârî, Tefsir]:[3]
2. ALLAH BANA YETER DEMENİN FAZİLETİ “Kim sabah ve akşam yedi defa, ‘Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû…’ (Allah bana yeter, O’ndan başka ilah yoktur) derse, Allah onun dünya ve ahiret sıkıntılarına kâfi gelir (ona yeter).”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[100]
3. BÜTÜN İNSANLAR TOPLANSA “Ey delikanlı! Bil ki bütün ümmet sana fayda vermek için toplansa, Allah’ın yazdığından başkasını veremezler. Sana zarar vermek için toplansalar, Allah’ın yazdığından başkasını yapamazlar. (Öyleyse O’na dayan, O kâfidir).”
[Tirmizî, Kıyâmet]:[59]
4. KUŞLAR GİBİ TEVEKKÜL ETSEYDİNİZ “Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz (ve yalnız O’nun kifayetine inansaydınız), kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuşlar sabahleyin kursakları boş çıkar, akşam tok olarak dönerler.”
[Tirmizî, Zühd]:[33]
5. EN GÜÇLÜ İNSAN KİMDİR? “Kim insanların en güçlüsü (ve sarsılmazı) olmak istiyorsa Allah’a tevekkül etsin. Kim insanların en zengini olmak istiyorsa, Allah’ın elinde olana kendi elindekinden daha çok güvensin.”
[Hâkim, el-Müstedrek]:[4/273]
6. EVDEN ÇIKARKEN KORUNMA ZIRHI “Kim evinden çıkarken ‘Bismillâhi, tevekkeltü alellâhi, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ derse, kendisine: ‘Sana doğru yol gösterildi ve (Allah) sana kâfi geldi’ denilir. Şeytan da ondan uzaklaşır.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[103]
7. DÜNYALIK KORKULARDAN ARINMAK “Bir kimse (bütün fani sebeplerden) her şeyden ümidini kesip sadece Allah’a sığınırsa, Allah onun her türlü ihtiyacına (ve kederine) kâfi gelir, onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır.”
[Taberânî, el-Mu’cemü’s-Sağîr]
8. NEFSİME BIRAKMA DUASI Peygamberimiz sık sık şöyle dua ederdi: “Ya Rabbi, yalnız Senin rahmetini umuyorum. Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile kendi nefsime bırakma. Bütün işlerimi Sen düzelt, Senden başka ilah yoktur.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[100]
9. YATAĞA GİRERKENKİ TESLİMİYET “Allah’ım! Nefsimi Sana teslim ettim. Yüzümü Sana çevirdim. İşimi Sana havale ettim (Sen bana yetersin). Sırtımı Sana dayadım… Senden başka ne sığınacak bir yer ne de kurtaracak kimse vardır.”
[Buhârî, Daavât]:[7]
10. O KÂFİ GELİRSE KİMSE ZARAR VEREMEZ “Şüphesiz ki Allah bir kula kâfi gelirse (ona Kendi himayesini ihsan ederse), yer ve gök ehl-i bir araya gelse ona zerre kadar zarar veremezler!”
[Tirmizî, Kıyâmet] Bağlamı
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dala konan kuş, dalın kırılmasından korkmaz; çünkü onun güveni fani olan o dala değil, Allah’ın ona verdiği kanatlarınadır. Sen de yaratılmışlara bel bağlama, O sana kâfidir.”
– Hz. Mevlânâ
“Hakiki tevhid, kalbinden masivayı (Allah’tan başka her şeyi ve her korkuyu) söküp atarak, o tahta yalnız Allah’ı oturtmaktır. Kalbini böyle temizleyen kula, her iki cihan da hizmetkâr olur.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni.” Allah’ı (c.c) bulan ve O’nun kifayetine eren başka ne arar?
– Bizim Yunus
“Rızkını fani patronlardan, korumayı ise silahlı adamlardan bekleyip ‘Allah bize yeter’ demek, dildeki bir yalandan (ve şirkten) ibarettir. O sözü söylemeden evvel kalbindeki şirk putlarını kır!”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Doktor ilacın sadece vesilesidir, şifayı veren (Müsebbib) Allah’tır. Sebeplerin ötesindeki o mutlak kudreti göremiyorsan, kalbin körleşmiş demektir.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. İBRAHİM (A.S) VE ATEŞİ SÖNDÜREN “HASBÜNALLAH” Nemrut, İbrahim (Aleyhisselâm)’ı devasa bir mancınıkla o büyük ateşe fırlattığında, melekler bile feryat etmişti. Cebrail (Aleyhisselâm) havada yanına gelip: “Ey İbrahim! Bir ihtiyacın (yardım isteğin) var mı?” diye sordu. İbrahim (a.s) kalbini o dehşetli ölüm korkusundan tamamen arındırmış olarak şu muazzam cevabı verdi: “Sana ihtiyacım yoktur! ‘Hasbünallah ve ni’mel vekil’ (Allah bana yeter).” O bu teslimiyeti gösterince, Allah’u Teala ateşe emretti: “Ey ateş! İbrahim’e serin ve selamet ol!”
[Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[68-69]
2. MUSA (A.S) VE KIZILDENİZ’DEKİ MUTLAK GÜVEN Firavun ordusu arkadan yetiştiğinde, İsrailoğulları önlerinde uçsuz bucaksız Kızıldeniz’i görünce paniğe kapıldılar: “Eyvah, yakalandık! (Mahvolduk)” dediler. Musa (Aleyhisselâm) ise zerre kadar şüpheye ve korkuya düşmeden o tarihi sözü haykırdı: “Asla! (Korkmayın), şüphesiz Rabbim benimledir, O bana (ve bize) muhakkak bir çıkış yolu gösterecektir!” (Şu’arâ, 62). O “Rabbim bana yeter” dediği anda asasını vurdu ve deniz ikiye yarılarak devasa dağlar gibi açıldı.
[Kaynak: Şu’arâ Sûre-i Şerif’i]:[61-63]
3. SEVR MAĞARASINDAKİ “ÜÇÜNCÜ” Hicret yolculuğunda Kâinatın Efendisi (s.a.v) ve Hz. Ebu Bekir (r.a) Sevr Mağarası’na sığınmışlardı. Müşrikler mağaranın ağzına kadar geldiler. Hz. Ebu Bekir endişelenerek: “Ya Resulallah, eğilip baksalar bizi görecekler!” dedi. Peygamberimiz efendimiz (s.a.v) o eşsiz tevekkül ve sükunetle gülümsedi: “Ey Ebu Bekir! Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne düşünüyorsun? Lâ tahzen innallâhe meanâ (Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir).” Örümcek ağı ve güvercin yuvası, o müşrik ordusuna karşı kâfi gelmiştir.
[Kaynak: Tevbe Sûre-i Şerif’i]:[40]
4. HATEM-İ ESAM’IN (K.S) KIZI VE RIZIK KAPISI Büyük evliyalardan Hatem-i Esam (k.s), hacca gitmek istiyordu lakin ailesine bırakacak parası yoktu. Ailesi itiraz etti ama kızı: “Bırakın gitsin, o rızkı veren (Rezzak) değil, rızkı yiyendir. Allah bize kâfidir!” dedi. Hatem hacca gidince evde yiyecek bitti, herkes kıza kızmaya başladı. Kızcağız “Ya Rabbi beni utandırma” diye ağlarken, o sırada halife oradan geçiyordu ve su istedi. Suyu içip ferahlayan halife, oraya içi altın dolu bir kese atıp “Beni seven o kesenin içini doldursun” dedi. Adamları da altın attı ve ev zengin oldu. Kız ağlamaya başladı: “Fani bir halife bize bir kez baktı zengin olduk; O yüce Allah bize bakarsa halimiz nice olur!”
[Kaynak: Rûhû’l-Beyân Tefsiri]
5. ZİNDANDAKİ ALİM VE PADİŞAHIN ELÇİSİ Zalim bir padişah, Hak dostu bir âlimi zindana attırmıştı. Bir müddet sonra vezirini gönderip: “Söyle ona, eğer benden özür diler ve merhamet dilenirse onu çıkaracağım” dedi. Vezir zindana inip bunu söyleyince, âlim şu muazzam cevabı verdi: “Söyle o fani padişaha! Benim kalbimde ‘Hasbünallah’ gibi bir dağ varken, ben o ufak tepeciklere sığınmaktan haya ederim! Eğer Rabbim benim çıkmamı murat ederse, o padişahın kalbine bir korku salar ve beni kendi elleriyle buradan çıkartır.” Padişah aynı gece rüyasında o alimin kendisini yaktığını gördü ve sabah ilk iş onu zindandan azat edip altınlar verdi.
[Kaynak: Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh]
Nefis Muhasebesi: Kifayet ve Tevekkül Aynası
(Rızkımızı ve korumamızı kimden beklediğimizi tartmak için soralım)
  • Aylığım yattığında veya işlerim rast gittiğinde kalbim ferahlıyor da; işsiz kaldığımda veya cüzdanım boşaldığında “Allah bana kâfi” diyemeyip derin bir paniğe mi kapılıyorum?
  • Hastalığa yakalandığımda önce doktordan, şurubun markasından şifa arayıp, her şey bittikten (doktorlar çaresiz kaldıktan) sonra mı çaresizce Allah’ın kapısına koşuyorum?
  • “Allah kuluna kâfi değil mi?” ayetini okurken, gerçekten insanların kınamalarından, dedikodularından ve haksızlıklarından kalbimi manen temizleyip zırhlanabiliyor muyum?
  • Evladımın geleceği için “şu okulu kazansın, şu sigortalı işe girsin” diye uykularımı feda ederken, “O’nun asıl koruyucusu Allah’tır” tevekkülünü (inancını) ona öğretebiliyor muyum?
  • Başıma bir bela (iftira, kaza) geldiğinde “Benim arkamda şu siyasetçi var, şu tanıdığım var” diyerek fani asalarına mı dayanıyorum, yoksa Musa (a.s) gibi “Rabbim benimledir!” diye haykırabiliyor muyum?
“Allah Bize Yeter, O Ne Güzel Vekildir!”
حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül-arşil-azîm. “Bana (dinime, dünyama, rızkıma ve aileme koruyucu ve vekil olarak) yalnız Allah yeter! O’ndan başka ilah yoktur. (Kalbimi bütün masivadan ve fani korkulardan manen temizleyerek) Ben yalnızca O’na tevekkül ettim (O’na dayandım). O, Yüce ve Azametli Arş’ın Rabbidir.”
([Ebû Dâvûd, Edeb]:[100] / Peygamber Efendimizin (s.a.v) ‘Kim bunu sabah ve akşam yedişer defa okursa, Allah onun her türlü sıkıntısına kâfi gelir’ buyurduğu o muazzam ve sarsılmaz mutlak sığınma duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler