Nefs-i Râziye
O’ndan Gelen Her Şeye Razı Olan Nefis
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: RIZA VE TESLİMİYET ZİKRİ
رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا
“Radîtü billâhi rabbâ, ve bil-islâmi dînâ.”
(Rab olarak Allah’u Teala’dan, din olarak İslam’dan razı oldum.)
0
Günlük Hedef: Her Sabah ve Akşam (Gönül Rızasıyla)
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bismillâhirrahmânirrahîm… Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Allah-u Teâlâ’nın bütün imtihan ve ibtilâlarına sadâkat göstermiş, gelmiş ve gelecek her şeye râzı olmuş, bütün gayret ve arzusu Mevlâ’nın hoşnutluğunu kazanmak olan nefsin haline Nefs-i Râziye denir.”
Nefs-i Mutmainne’nin güvenli limanında sükûnet bulan ruh, artık daha yüce bir menzile, Nefs-i Râziye makamına yelken açar. İnsanların çoğu sadece nimet verildiğinde sevinir, külfet ve bela geldiğinde ise isyan eder. Oysa Râziye makamına ulaşan kâmil bir kul, kalbini menfaat beklemekten ve “Neden?” sorusundan manen temizlemiştir. O bilir ki, sevgilinin sunduğu zehir bile bal hükmündedir. Darlıkta da bollukta da, hastalıkta da şifada da, dudaklarından tek bir kelime dökülür: “Eyvallah.” O’nun yegâne arzusu cennet köşkleri değil, yalnızca Allah’u Teala’nın sonsuz rızası ve tebessümüdür.
KUR’AN-I KERİM’DE RIZA MAKAMI
Rabbinin Rızasına Ulaşanlar
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً
Okunuşu: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyah.
1. “Sen O’ndan razı (Râziye), O da senden razı (Mardiyye) olarak Rabbine dön!”
(Fecr Sûre-i Şerif’i, 28)
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu: Radıyallâhu anhüm ve radû anh; zâlikel-fevzül-azîm.
2. “Allah’u Teala onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bu, en büyük kurtuluş ve başarıdır.”
(Mâide Sûre-i Şerif’i, 119)
وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ… رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ
Okunuşu: Ves-sâbikûnel-evvelûn… radıyallâhu anhüm ve radû anh.
3. “İslam’a girmekte öncülük edenler… Allah onlardan razı oldu, onlar da (kalplerini isyandan temizleyerek) Allah’tan razı oldular.”
(Tevbe Sûre-i Şerif’i, 100)
جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ… رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Okunuşu: Cezâühüm ınde rabbihim cennâtu adnin… radıyallâhu anhüm ve radû anh; zâlike limen haşiye rabbeh.
4. “Onların Rableri katındaki mükafatları Adn cennetleridir… Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Bu (Rıza makamı), Rabbinden saygıyla korkanlar içindir.”
(Beyyine Sûre-i Şerif’i, 8)
أُولَٰئِكَ حِزْبُ اللَّهِ ۚ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Okunuşu: Ülâike hizbüllâh; elâ inne hizbellâhi hümül-müflihûn.
5. “…Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah’ın tarafında olanlardır (Hizbullahtır). İyi bilin ki kurtuluşa erecek olanlar da onlardır.”
(Mücâdele Sûre-i Şerif’i, 22)
وَعَدَ اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ… وَرِضْوَانٌ مِنَ اللَّهِ أَكْبَرُ
Okunuşu: Vaadellâhül-mü’minîne vel-mü’minâti cennâtin… ve rıdvânün minallâhi ekber.
6. “Allah’u Teala mümin erkeklere ve mümin kadınlara cennetler vaat etmiştir… Allah’ın onlardan razı olması (Rıdvan makamı) ise hepsinden, her şeyden daha büyüktür!”
(Tevbe Sûre-i Şerif’i, 72)
لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ
Okunuşu: Lekad radıyallâhu anil-mü’minîne iz yübâyiûneke tahteş-şecerati fe-alime mâ fî kulûbihim.
7. “Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah’u Teala o müminlerden razı olmuştur. Allah onların kalplerindeki (temizliği ve rızayı) bildi de üzerlerine sükûnet indirdi.”
(Fetih Sûre-i Şerif’i, 18)
وَلَمَّا رَأَى الْمُؤْمِنُونَ الْأَحْزَابَ قَالُوا هَٰذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ۚ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَانًا وَتَسْلِيمًا
Okunuşu: Ve lemmâ rael-mü’minûnel-ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenallâhu ve rasûlühû ve sadekallâhu ve rasûlüh; ve mâ zâdehüm illâ îmânen ve teslîmâ.
8. “Müminler düşman birliklerini gördüklerinde, ‘İşte bu, Allah’ın ve Resulünün bize vaat ettiği (ibtilâ)dır’ dediler. Bu imtihan onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.”
(Ahzâb Sûre-i Şerif’i, 22)
إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا
Okunuşu: İnnemâ nut’ımüküm li-vechillâhi lâ nürîdü minküm cezâen ve lâ şükûrâ.
9. “(Nefs-i Râziye ehli derler ki): Biz sizi yalnızca Allah’ın rızası (ve cemali) için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.”
(İnsân Sûre-i Şerif’i, 9)
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْرِي نَفْسَهُ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ رَءُوفٌ بِالْعِبَادِ
Okunuşu: Ve minen-nâsi men yeşrî nefsehübtiğâe merdâtillâh; vallâhu raûfün bil-ıbâd.
10. “İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını (Râziye makamını) kazanmak için kendi nefsini (canını ve malını) feda eder. Allah’u Teala kullarına çok şefkatlidir.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 207)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Öğütleri
1. İMANIN TADINI ALAN KİMSE
“Rab olarak Allah’u Teala’dan, din olarak İslâm’dan, peygamber olarak Muhammed’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) razı olan kimse, imanın tadını almıştır.”
[Müslim, Îmân, 56]
2. BELANIN BÜYÜKLÜĞÜ VE RIZA
“Mükafatın büyüklüğü, belanın büyüklüğü iledir. Allah’u Teala bir kavmi severse onları ibtilâya (imtihana) tabi tutar. Kim buna razı olursa (Nefs-i Râziye), Allah’ın rızasını kazanır. Kim de isyan ederse Allah’ın gazabına uğrar.”
[Tirmizî, Zühd, 57]
3. KAZADAN SONRA RIZA
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) duasında şöyle yakarırdı: “Allah’ım! Senden, hakkımda verdiğin hükümden (kazadan) sonra o hükme gönülden rıza göstermeyi (Râziye sırrını) dilerim.”
[Nesâî, Sehiv, 62]
4. EN ZENGİN İNSAN OLMAK
“Haramlardan sakın ki insanların en âbidi olasın. Allah’u Teala’nın senin için takdir ettiğine (ezelî nasibine) razı ol ki, insanların en zengini olasın.”
[Tirmizî, Zühd, 37]
5. İNSANLARI DARILTMAK PAHASINA
“Kim insanları darıltmak pahasına Allah’u Teala’yı razı ederse, Allah onu insanların elinden kurtarır (ona yeter). Kim de Allah’ı darıltmak pahasına insanları razı ederse, Allah onu insanların eline (ve insafına) terk eder.”
[Tirmizî, Zühd, 64]
6. MÜMİNİN EŞSİZ DURUMU
“Müminin durumu ne hoştur! Her hali onun için bir hayırdır… Sevinecek bir iş geldiğinde şükreder, kazanır. Başına bir dert geldiğinde (Râziye sırrıyla) sabredip razı olur, yine kazanır.”
[Müslim, Zühd, 64]
7. SAADETİN ALAMETİ
“Âdemoğlunun saadeti (mutluluğu), Allah’u Teala’nın kendisi için takdir ettiğine rıza göstermesindedir. Bedbahtlığı (hüsranı) ise, Allah’ın takdirine isyan etmesindedir.”
[Tirmizî, Kader, 15]
8. CENNETİN RIZASINA ULAŞMAK
“Allah’u Teala cennet ehline: ‘Ey cennet ehli! Razı oldunuz mu?’ diye sorar. ‘Nasıl razı olmayalım, bize her nimeti verdin’ derler. Allah: ‘Size bundan daha büyüğünü, kendi Rızamı (Rıdvan’ı) veriyorum, artık size ebediyen gazap etmeyeceğim!’ buyurur.”
[Buhârî, Rikâk, 51]
9. KALBİNİN GÖZÜ AÇIK OLAN
“Kim (malında, canında veya evladında) bir musibete uğrar da kalbini isyandan temizleyip buna razı olursa, Allah onun kalbine iman ve yakîn (kesin bilgi) nuru yerleştirir.”
[Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr]
10. “RABBİM ALLAH” DEMENİN SIRRI
“Kim sabah ve akşam üç defa ‘Radîtü billâhi rabbâ…’ (Rab olarak Allah’tan razı oldum…) derse, kıyamet gününde onu razı etmek Allah’u Teala’nın üzerine bir hak olur.”
[Tirmizî, Daavât, 46]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Aşık odur ki; Yâr’inden gelen gülü de, dikeni de aynı tebessümle öper başına koyar. Çünkü bilir ki, o diken O’nun (c.c) bahçesinden kopup gelmiştir.”
– Hz. Mevlânâ
“Rıza makamı (Nefs-i Râziye), dervişin Allah’u Teala’nın verdiği hükme karşı kalbinde hiçbir ‘Neden?’ sorusu bırakmamasıdır. Teslimiyetin bittiği yerde isyan başlar.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Cana cefa kıl ya vefa / Kahrın da hoş, lütfun da hoş / Ya dert gönder ya da deva / Kahrın da hoş, lütfun da hoş.”
– Bizim Yunus
“Kalbini dünya dertlerinden temizlemenin tek yolu Rıza’dır. Kim başına gelenin Allah’ın ezelî ilminde yazılmış bir mektup olduğunu bilirse, mektubu okur ve sükûnete erer.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Kaderin senin istediğin gibi olmasını bekleme. Sen kaderin istediği gibi (teslimiyet içinde) ol. O zaman bütün çilelerin rahmete, yorgunlukların huzura dönüşür.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. ÖMER BİN ABDÜLAZİZ VE EVLADININ VEFATI
Adil Halife Ömer bin Abdülaziz’in çok sevdiği takvalı oğlu Abdülmelik genç yaşta vefat etmişti. Onu kendi elleriyle kabre koyarken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Oradakiler çok üzüleceğini düşünürken o başını kaldırdı ve kalbini en büyük Rıza makamıyla temizleyerek şöyle dedi: “Ey oğlum! Allah’u Teala’nın senin hakkında verdiği bu hüküm, benim senin yaşamanı istememden çok daha hayırlıdır. Ben O’nun bizim için seçtiğine (razı olarak) boyun eğdim.”
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sîretü Ömer İbn Abdülaziz]
2. HZ. HÜSEYİN’İN (R.A) KERBELA’DAKİ RIZASI
Hz. Hüseyin (r.a), Kerbela’da etrafındaki herkes şehit edilip kendisi de kanlar içinde kaldığında, ok yağmuru altında ellerini göğe kaldırdı. O tarifsiz acılar içinde, dudaklarından zerre kadar isyan dökülmedi. Yalnızca şu eşsiz Rıza duasını okudu: “Rıdan bi-kadâik, ve teslimen li-emrik, Ya Mâbûd!” (Senin kaza ve kaderine razıyım, Senin emrine tam teslimim, Ey yegâne Mâbud olan Rabbim!). Nefs-i Râziye’nin kılıçlar altındaki imtihanı buydu.
[Kaynak: Maktel-i Hüseyin]
3. ŞİBLÎ’NİN TIMARHANEDEKİ DOSTLARI
Büyük sufi Ebu Bekir Şibli Hazretlerini, manevi cezbeye tutulduğunda delirdi zannedip tımarhaneye attılar. Dostları “Biz seni ziyarete geldik” diyerek yanına gittiler. Şibli onlara yerden taş fırlatmaya başladı. Dostları kaçışınca Şibli gülerek arkalarından bağırdı: “Hani siz benim dostumdunuz? Dost, dostundan gelen taştan (bela ve imtihandan) kaçar mı? Siz sadece rahatlıkta dostsunuz!” Kim Allah’u Teala’nın dostu olduğunu iddia ediyorsa, O’ndan gelen ibtilâ taşına (razı olarak) sabretmelidir.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
4. İBRAHİM ETHEM VE FAKİRLİĞE RIZA
Belh Sultanı İbrahim Ethem, tahtını bırakıp derviş olduktan sonra bir gün çok fakir düşmüş, günlerce aç kalmıştı. Bir adam onu bu perişan halde görünce: “Tahtı bırakıp buralara düştün, pişman mısın?” dedi. İbrahim Ethem gülümsedi ve şöyle cevap verdi: “Vallahi kalbimin içindeki bu rıza ve teslimiyet huzurunu krallar bilseydi, onu benden almak için ordularıyla kılıç çekerlerdi. Ben Rabbimin verdiği açlıktan, sultanlığın tokluğundan daha çok razıyım.”
[Kaynak: Tezkiretü’l-Evliyâ]
5. RABİA-TÜL ADEVİYYE’NİN RIZA ANLAYIŞI
Büyük Veli Hasan-ı Basri, bir gün Rabia-tül Adeviyye’nin yanına gittiğinde sordu: “Bir kulun Allah’u Teala’dan gerçekten razı (Nefs-i Râziye) olduğu nasıl anlaşılır?” Rabia Hazretleri o eşsiz manevi derinliğiyle şu cevabı verdi: “Kul, kendisine bir musibet (hastalık, dert, fakirlik) geldiğinde, tıpkı kendisine bir nimet verilmişçesine sevinebiliyor ve şükredebiliyorsa… İşte o zaman Rabbinden gerçekten razı olmuştur.”
[Kaynak: İmam Gazâlî, İhyâ-u Ulûmiddîn]
Nefis Muhasebesi: Rıza Aynası
(Rabbimizden ne kadar razı olduğumuzu ölçmek için soralım)
- Sağlığım yerindeyken ve işlerim yolundayken “Elhamdülillah” diyen dilim, hastalandığımda veya malımı kaybettiğimde hemen isyana mı dönüyor?
- Dua edip istediğim bir şey gerçekleşmediğinde “Allah beni sevmiyor mu?” diyerek şüpheye mi düşüyorum, yoksa “O’nun benim için seçtiği daha hayırlıdır” diyerek razı olabiliyor muyum?
- Cenneti ve mükafatı kazanmak için mi ibadet ediyorum, yoksa sadece “Allah’u Teala benden razı olsun yeter” diyerek kalbimi beklentilerden temizliyor muyum?
- Bana haksızlık edenlere karşı içimde büyüyen kini ve öfkeyi, “Bu da benim sabır imtihanımdır” diyerek Rıza suyuyla söndürebiliyor muyum?
- Günde defalarca “Radîtü billâhi rabbâ (Allah’tan Rab olarak razı oldum)” derken, O’nun gönderdiği kaderden gerçekten razı mıyım?
“Sen O’ndan Razı, O Senden Razı…”
(Peygamberimiz efendimiz’in Nefs-i Râziye makamına ulaşmak için ümmetine öğrettiği dua / Nesâî, Sehiv, 62)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَبَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ
Okunuşu: Allâhümme innî es’elüker-rızâ ba’del-kadâ, ve berdel-ayşi ba’del-mevt.
“Allah’ım! Senden, hakkımdaki kaza (ve kaderin) tecelli ettikten sonra ona tam bir rıza göstermeyi (isyandan temizlenmeyi) ve ölümden sonra serin ve huzurlu bir hayatı dilerim.”(Peygamberimiz efendimiz’in Nefs-i Râziye makamına ulaşmak için ümmetine öğrettiği dua / Nesâî, Sehiv, 62)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
