MÜRSELÂT SURESİ
MÜRSELÂT SURESİ KISSALARI
“Gökten İnen Yeminler, Cehennemin Kıvılcımları ve Son Uyarı”
İlahi Yeminlerin Heybeti
Ayetler: 1 – 7Allah’u Teâlâ, kıyametin dehşetini ve kesinliğini vurgulamak için kainatı yöneten güçlere yemin eder: “Birbiri ardınca (iyilik veya azap için) gönderilenlere (Mürselât), şiddetle esip savuran rüzgarlara (Âsıfât), (bulutları veya tohumları) yayıp dağıtanlara (Nâşirât), (hak ile batılı) birbirinden ayıranlara (Fârikât) ve (kalplere) öğüt bırakanlara (Mülkıyât) andolsun ki!”
Bu yeminlerin ardından gelen mesaj kesindir: “Size vadedilen (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.” O gün yıldızların ışığı söndürülecek, gök yarılacak ve dağlar rüzgarda savrulan toz zerresi gibi olacaktır.
Sarı Develer Gibi Kıvılcımlar
Ayetler: 29 – 33Kıyamet günü inkarcılara alaycı bir şekilde şöyle denir: “Haydi, yalanlayıp durduğunuz şeye (cehenneme) gidin! Üç çatallı (üç kola ayrılmış) bir gölgeye (kapkara dumana) gidin!”
Ancak bu gölge, bildikleri gölgelerden değildir: “O gölge ne serinletir ne de alevden korur. O ateş, saray (veya kütük) büyüklüğünde kıvılcımlar atar. O kıvılcımlar sanki sapsarı develer gibidir.” Bu dehşetli tasvir, cehennem ateşinin şiddetini ve kaçışın imkansızlığını zihinlere kazır.
“O Gün Yalanlayanların Vay Haline!”
Sure Boyunca (10 Kez)Allah’u Teâlâ, bu surede insanlığa son ve en güçlü uyarılarından birini yapar. Her bir hakikati (yaratılışı, kıyameti, cehennemi, cenneti) anlattıktan sonra tam 10 defa şu cümleyi tekrar eder:
“Veylün yevmeizin lil mukezzibîn!” (O gün, yalanlayanların vay haline!)
Bu tekrar; gaflet uykusunda olanları sarsmak, tehlikenin büyüklüğünü haber vermek ve dönüşü olmayan o güne hazırlamak içindir. O gün suçlular konuşamaz, mazeret de beyan edemezler.
“Afiyetle Yiyin, İçin”
Ayetler: 41 – 44Cehennemin o boğucu dumanı ve ateş kıvılcımlarının karşısında, takva sahipleri (müttakiler) bambaşka bir alemdedirler:
“Şüphesiz takva sahipleri gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar. Canlarının çektiği her türlü meyve arasındadırlar.”
Onlara şöyle denilir: “Yaptıklarınıza (dünyadaki güzel amellerinize) karşılık olarak afiyetle yiyin ve için. Biz iyilik yapanları (Muhsinleri) işte böyle ödüllendiririz.”
