MÜ’MİN SURESİ
MÜ’MİN (ĞÂFİR) SURESİ KISSALARI
“Firavun Sarayındaki Yiğit Ses ve Dua’nın Gücü”
Saraydaki Tek Başına Ordu
Ayetler: 28 – 45Firavun, Hz. Musa’nın getirdiği deliller karşısında çaresiz kalınca: “Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim, o da Rabbine dua etsin (bakalım kurtulabilecek mi?)” dedi. Meclisteki herkes sessiz kaldı. Ancak Firavun ailesinden olup o güne kadar imanını gizleyen bir adam (Hizbil) ayağa kalktı ve tarihe geçen o muazzam savunmayı yaptı:
“Siz, ‘Rabbim Allah’tır’ dediği ve size Rabbinizden apaçık deliller getirdiği için bir adamı mı öldüreceksiniz? Eğer o yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Ama ya doğru söylüyorsa? O zaman sizi uyardığı azabın bir kısmı başınıza gelir!”
Bu yiğit mümin, Firavun’a Yusuf peygamberi hatırlattı, dünya hayatının geçiciliğini anlattı ve sözünü şöyle bitirdi: “Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir.” Allah onu Firavun’un tuzaklarından korudu, Firavun ve ailesini ise azap kuşattı.
Kibrin Zirvesi: Göklerin Yollarını Aramak
Ayetler: 36 – 37Firavun, Musa’nın (a.s) “Alemlerin Rabbi olan Allah” davetine karşı ahmakça bir kibir gösterdi. Veziri Haman’a emretti: “Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap! Belki göklerin yollarına, sebeplerine ulaşırım da Musa’nın İlahını görürüm! Gerçi ben onun yalancı olduğunu sanıyorum ama…”
Firavun, maddi gözle manevi hakikati görebileceğini sandı. Kendi acizliğini, tuğla ve harçla örtmeye çalıştı. Ancak bu planı ve tuzağı, sadece kendi hüsranını artırdı ve yıkılıp gitti.
Zayıflar ve Büyüklük Taslayanlar
Ayetler: 47 – 48Sure, cehennemdeki dehşetli bir diyaloğu bizlere aktarır. Dünyada güçlülere körü körüne itaat eden zayıflar, o gün liderlerine şöyle derler: “Biz size uymuştuk (sizin tebanızdık). Şimdi şu ateşin bir kısmını bizden savabilir misiniz?”
O gün dünyadaki güçleri sıfırlanmış olan büyüklenenler (müstekbirler) ise çaresizce cevap verirler: “Doğrusu hepimiz ateşin içindeyiz! Allah kulları arasında hükmünü vermiştir (artık yapacak bir şey yok).”
“Bana Dua Edin, Size Cevap Vereyim”
Ayet: 60Allah’u Teâlâ, kullarına olan sonsuz merhametini bu surede şu muazzam vaatle ilan eder: “Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size icabet edeyim (duanızı kabul edeyim). Şüphesiz Bana ibadet etmekten (dua etmekten) kibirlenenler, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir.”
Bu ayet, duanın sadece bir istek değil, aynı zamanda bir “ibadet” olduğunu ve Allah’ın, kendisine açılan elleri asla boş çevirmeyeceğini müjdeler.
