Mizan ve Amel Defterleri
Zerrelerin Tartılacağı O Büyük Gün
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: MİZANDA EN AĞIR GELEN ZİKİR
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ
“Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhil-azîm.”
(Allah’u Teala’yı noksan sıfatlardan tenzih eder, O’na hamd ederim. Yüce Allah’ı tenzih ederim.)
0
Günlük Hedef: Teraziyi Ağırlaştırmak İçin 100 Adet
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Hiç kimseye zerre kadar haksızlık edilmeyecek. Yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip tartıya koyacağız. Hesap görücü olarak Biz yeteriz.”
(Enbiyâ Sûre-i Şerif’i, 47)
(Enbiyâ Sûre-i Şerif’i, 47)
Dünya hayatında gizli kapılar ardında işlenen günahların da, kimsenin görmediği ıssız köşelerde dökülen ihlaslı gözyaşlarının da kaybolmadığı tek bir yer vardır: Mizan! Kur’an-ı Kerim, amel defterlerinin boyunlara asılacağı, kitapların sağdan ve soldan uçuşarak ellere verileceği ve ilahi adaletin hassas terazisinin (Mizan) kurulacağı o sarsıcı günü bize en ince detaylarıyla anlatır. Vakit varken, henüz defterlerimiz kapanmamışken kalbimizi isyandan temizlemek ve terazimizin sağ kefesini ağırlaştıracak ameller biriktirmek tek kurtuluş çaremizdir.
KUR’AN-I KERİM’DE MİZAN VE KİTAPLAR
Hardal Tanesinin Tartıldığı Gün
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ ۞ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
Okunuşu: Femen ya’mel miskâle zerratin hayran yerah. Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerah.
1. “Kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.”
(Zilzâl Sûre-i Şerif’i, 7-8)
فَأَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ ۞ فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ ۞ وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ ۞ فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
Okunuşu: Fe-emmâ men sekulet mevâzînüh. Fe-hüve fî îşetin râdıyeh. Ve emmâ men haffet mevâzînüh. Fe-ümmühû hâviyeh.
2. “İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelirse, artık o hoşnut olacağı bir hayattadır. Kimin de tartıları hafif gelirse, onun anası (varacağı yer) Hâviye’dir (uçurumdur).”
(Kâria Sûre-i Şerif’i, 6-9)
اقْرَأْ كِتَابَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا
Okunuşu: İkra’ kitâbek; kefâ bi-nefsikel-yevme aleyke hasîbâ.
3. “(Ona şöyle denir): Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana kendi nefsin yeter!”
(İsrâ Sûre-i Şerif’i, 14)
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَءُوا كِتَابِيَهْ ۞ إِنِّي ظَنَنْتُ أَنِّي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْ
Okunuşu: Fe-emmâ men ûtiye kitâbehû bi-yemînihî fe-yekûlü hâümükraû kitâbiyeh. İnnî zanentü ennî mülâkın hısâbiyeh.
4. “Kitabı sağından verilen kimse der ki: ‘Alın, kitabımı okuyun! Doğrusu ben (dünyadayken) bu hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum (ve kalbimi temiz tutmuştum).'”
(Hâkka Sûre-i Şerif’i, 19-20)
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيَهْ ۞ وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
Okunuşu: Ve emmâ men ûtiye kitâbehû bi-şimâlihî fe-yekûlü yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh. Ve lem edri mâ hısâbiyeh.
5. “Kitabı solundan verilen ise şöyle der: ‘Keşke kitabım bana verilmeseydi! Ve hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim!'”
(Hâkka Sûre-i Şerif’i, 25-26)
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا
Okunuşu: Ve vudıal-kitâbü feteral-mücrimîne müşfikîne mimmâ fîhi ve yekûlûne yâ veyletenâ mâli hâzel-kitâbi lâ yüğâdiru sağîraten ve lâ kebîraten illâ ahsâhâ.
6. “Amel defteri ortaya konmuştur. Suçluların, o defterde yazılı olanlardan korkarak: ‘Vay halimize! Bu nasıl deftermiş ki küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş’ dediklerini görürsün.”
(Kehf Sûre-i Şerif’i, 49)
وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ ۚ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Okunuşu: Vel-veznü yevme-izinil-hakk; femen sekulet mevâzînühû fe-ülâike hümül-müflihûn.
7. “O gün tartı (mizan) haktır. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
(A’râf Sûre-i Şerif’i, 8)
يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu: Yevme teşhedü aleyhim elsinetühüm ve eydîhim ve erculühüm bimâ kânû ya’melûn.
8. “O gün, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere (karşı) kendi aleyhlerinde şahitlik edecektir.”
(Nûr Sûre-i Şerif’i, 24)
وَنَخْرُجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنْشُورًا
Okunuşu: Ve nuhricü lehû yevmel-kıyâmeti kitâben yelkâhü menşûrâ.
9. “Biz kıyamet günü onun için, açılmış olarak önüne konacak bir kitap (amel defteri) çıkarırız.”
(İsrâ Sûre-i Şerif’i, 13)
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنْكُمْ خَافِيَةٌ
Okunuşu: Yevme-izin tu’radûne lâ tahfâ minküm hâfiyeh.
10. “O gün siz (bütün amellerinizle Allah’a) arz olunursunuz. Sizden hiçbir sır (ve gizli günah) gizli kalmaz.”
(Hâkka Sûre-i Şerif’i, 18)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Haber Verdikleri
1. MİZANDA EN AĞIR GELEN ŞEY
“Kıyamet gününde müminin mizanında (tartısında) güzel ahlaktan (ve temizlenmiş bir kalpten) daha ağır basacak hiçbir şey yoktur.”
[Tirmizî, Birr, 62]
2. İKİ KELİMENİN AĞIRLIĞI
“Dile hafif, mizanda ağır ve Rahman’a çok sevimli olan iki kelime (zikir) vardır: ‘Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhil-azîm’.”
[Buhârî, Daavât, 65]
3. BİTAKA (KART) HADİSİ
“Kıyamet günü ümmetimden bir adam getirilir. Onun aleyhine, her biri gözün görebildiği kadar uzun 99 sicil (günah defteri) açılır. Allah: ‘Bunlardan inkar ettiğin bir şey var mı?’ der. Adam: ‘Hayır Ya Rabbi’ der. Allah: ‘Senin bizim katımızda bir iyiliğin var, sana zulmedilmeyecek’ buyurur. Üzerinde ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallah…’ yazılı küçük bir kağıt (Bitaka) çıkarılır. Bir kefeye o 99 defter, diğer kefeye o kağıt konur. Tevhidin yazılı olduğu kağıt ağır gelir.”
[Tirmizî, Îmân, 17]
4. YERYÜZÜNÜN ŞAHİTLİĞİ
“Kıyamet günü yeryüzü, kendi üzerinde işlenen her şeyi haber verir. Şöyle der: ‘Falan adam, falan gün benim sırtımda şu şu amelleri işledi.’ İşte onun haber vermesi budur.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 7]
5. GİZLİ GÜNAHLARIN AFFI (SITR)
“Allah’u Teala kıyamet günü mümin kulunu yanına yaklaştırır, üzerine rahmet perdesini (kenf) örterek insanlardan gizler. Sonra: ‘Şu günahını biliyor musun?’ diye sorar. Kul: ‘Evet Rabbim, biliyorum’ diyerek helak olduğunu düşünür. Allah’u Teala: ‘Dünyada iken onları senin için gizlemiştim, bugün de onları affediyorum’ buyurur ve ona sadece iyiliklerinin defteri verilir.”
[Buhârî, Mezâlim, 2]
6. MÜFLİSİN MİZANI
“Müflis o kimsedir ki; namaz, oruç ve zekatla mizan başına gelir. Fakat dünyada şuna sövmüş, bunun kanını dökmüş, şunun malını yemiştir. Hasenatı (sevapları) o hak sahiplerine dağıtılır. Sevapları bitince, onların günahları bunun üzerine yüklenir ve ateşe atılır.”
[Müslim, Birr, 59]
7. DÖRT SUAL SORULMADAN
“Kıyamet gününde kul şu dört şeyden sorguya çekilmedikçe (ve hesabı mizanda tartılmadıkça) ayakları yerinden ayrılamaz: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve ilmiyle ne amel ettiğinden.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 1]
8. DİNAR VE DİRHEMİN GEÇMEDİĞİ GÜN
“Kimin üzerinde din kardeşinin namusu veya malıyla ilgili bir hak varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce, o hakkı bugün ödeyip kalbini temizlesin ve helalleşsin.”
[Buhârî, Mezâlim, 10]
9. İKİ ŞEFAATÇİ (ORUÇ VE KUR’AN)
“Oruç ve Kur’an, kıyamet gününde kula şefaat ederler. Oruç der ki: ‘Rabbim! Ben onu gündüzleri yemekten ve heveslerinden alıkoydum, ona şefaat etmeme izin ver.’ Kur’an der ki: ‘Rabbim! Ben onu geceleri uykudan alıkoydum, şefaatimi kabul et.’ Allah’u Teala da ikisinin şefaatini kabul eder.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
10. AMELLERİN SURETE BÜRÜNMESİ
“Kıyamet günü kişinin (temizlenmiş) salih ameli, güzel yüzlü, güzel kokulu bir insan suretinde gelir ve ona: ‘Seni sevindirecek şeyleri müjdeliyorum’ der. Kişi: ‘Sen kimsin?’ diye sorunca, ‘Ben senin salih amelinim’ cevabını verir.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Bu dünyada ne ekersen, mizanda onu biçersin. Sen tarlana (kalbine) diken ekip temizlemezsen, yarın mahşer sabahında oradan gül toplayamazsın.”
– Hz. Mevlânâ
“En büyük mizan, kalbin şimdiki halidir. Eğer kalbin bugün Allah’u Teala’nın sevgisiyle tartıldığında ağır geliyorsa, yarınki teraziden korkma.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Hak terazisi kurulur, sabahtan haklar sorulur. Orda yalanlar yorulur, bugün yalan söyleyenler.” O gün yalan da riya da terazide eriyip gider.
– Bizim Yunus
“Ahiretteki teraziye çıkmadan önce, her günün sonunda bu dünyada kendi amellerini kendi vicdan terazinde tart ve nefsini temizle.”
– İmam Gazâlî
“Dünyalık makamların ve yığdığın fani malların, Hakk’ın terazisinde bir sinek kanadı kadar bile ağırlığı yoktur. Oraya sadece kalbindeki ihlası götürebilirsin.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) KUŞA BAKIŞI
Hz. Ebu Bekir (r.a) gibi cennetle müjdelenmiş ve imanının ağırlığı bütün ümmetin imanından ağır gelen bir zat, bir gün ağaçta öten bir kuş gördü. Gözyaşları içinde şöyle dedi: “Ne mutlu sana ey kuş! Ağaca konarsın, meyvesinden yersin, gölgesinde serinlersin. Sonra da kıyamet günü diriltilip hesaba ve mizana çekilmezsin. Vallahi, keşke ben de hesaba çekilmeyecek olan bu kuş gibi olsaydım!” İmanın büyüklüğü, hesabın ciddiyetini idrak etmekten geçer.
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn / Ahiret Bölümü]
2. HZ. AİŞE’NİN (R.A) GÖZYAŞLARI VE ÜÇ YER
Hz. Aişe (r.a) bir gün cehennemi hatırlayıp ağlamaya başladı. Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Neden ağlıyorsun ey Aişe?” diye sordu. “Kıyamet gününü hatırladım da ona ağlıyorum. O gün ailenizi hatırlar mısınız?” dedi. Efendimiz şöyle buyurdu: “Şu üç yerde kimse kimseyi hatırlayamaz: Mizan (terazi) kurulup amellerin hafif mi ağır mı geleceği belli olana kadar. Amel defterleri uçuşup da kitabının sağdan mı, soldan mı verileceğini anlayana kadar. Ve cehennemin üzerine Sırat köprüsü kurulduğunda…”
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Sünnet, 24]
3. ZEYNELABİDİN HAZRETLERİNİN TİTREMESİ
Hz. Hüseyin’in oğlu, “Secde edenlerin süsü” lakaplı Zeynelabidin (Ali bin Hüseyin) Hazretleri, abdest alırken rengi sapsarı olur ve titrerdi. Yanındakiler: “Abdest alırken neden böyle oluyorsun?” diye sorduklarında o şu sarsıcı cevabı verirdi: “Birazdan kimin huzuruna çıkacağımı, kimin mizanına duracağımı biliyor musunuz? Namaz, o büyük hesabın küçük bir provasıdır.”
[Kaynak: Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ]
4. FUDAYL BİN İYAZ VE UÇUŞAN YAPRAKLAR
Büyük velilerden Fudayl bin İyaz, sonbaharda rüzgâr esip de ağaçların yaprakları dökülüp havada sağa sola uçuşmaya başladığında hüngür hüngür ağlardı. Talebeleri neden ağladığını sorunca: “Şu uçuşan yapraklar bana kıyamet gününü, mahşer meydanında amel defterlerinin sağa sola uçuşarak sahiplerini bulacağı o dehşetli anı hatırlatıyor. Acaba benim kitabım sağdan mı gelecek soldan mı?” diyerek kalbini sürekli muhasebeyle temizlerdi.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sıfatü’s-Safve]
5. “KİTABINI OKU” AYETİNİN DEHŞETİ
Tabiin devrinde genç bir abid (çok ibadet eden kişi) vardı. Bir gün mescitte Kur’an okunurken imam “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana kendi nefsin yeter!” (İsra 14) ayetini okudu. Genç bu ayeti duyunca “Benim kitabımda neler var acaba?” diyerek feryat etti ve o ayetin kalbinde açtığı haşyetle yığılıp kaldı, orada vefat etti. O günün dehşetini dünyada hissedenler, ahirette emniyette olurlar.
[Kaynak: İmam Gazâlî, İhyâ-u Ulûmiddîn]
Nefis Muhasebesi: Terazi Aynası
(Amellerimiz tartılmadan önce kendimize soralım)
- Terazimi ağırlaştıracak en büyük amelin “Güzel Ahlak” olduğunu bildiğim halde, çevreme karşı hâlâ kırıcı, kibirli ve kaba mıyım?
- Büyük günahlar işlemiyorum diye kendimi güvende hissederken, “zerre ağırlığınca” tartılacak o küçük yalanları, gıybetleri ve haksızlıkları biriktiriyor muyum?
- Amel defterim bana “Alın, kitabımı okuyun” diyebileceğim bir gurur ve temizlikle mi, yoksa herkesten gizlemek isteyeceğim utançlarla mı dolu?
- Mizan başında sevaplarımın hak sahiplerine dağıtılıp benim “Müflis” kalmamak için, bugün kul haklarını iade edip helalleşiyor muyum?
- Kıyamet gününün o dehşetli yalnızlığında bana şefaatçi olacak Oruç ve Kur’an ile bugün aram nasıl?
O Gün Ancak Temiz Bir Kalp Fayda Verir
(Peygamberimiz efendimiz’in Hz. Aişe’ye öğrettiği ve çokça okuduğu ahiret duası / Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اَللَّهُمَّ حَاسِبْنِي حِسَابًا يَسِيرًا
Okunuşu: Allâhümme hâsibnî hisâben yesîrâ.
“Allah’ım! Beni kolay bir hesapla hesaba çek! (Amel defterimi sağından alanlardan eyle ve mizanda günahlarımı temizleyerek beni bağışla.)”(Peygamberimiz efendimiz’in Hz. Aişe’ye öğrettiği ve çokça okuduğu ahiret duası / Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
