BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Kabir Ziyareti

Tefekkür-ü Mevt: Ölümü Hatırlamak
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: KABİRLERE SELAM ZİKRİ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ يَا أَهْلَ الْقُبُورِ
“Esselâmü aleyküm yâ ehlel-kubûr.”
(Ey kabir halkı! Selam ve esenlik üzerinize olsun. Bizler de yakında size katılacağız.)
0
Günlük Hedef: Mezarlıktan Geçerken veya Ziyarette
Bismillâhirrahmânirrahîm Bismillâhirrahmânirrahîm… Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülükle de iyilikle de deneriz. Ve siz ancak Bize döndürüleceksiniz.”
(Enbiyâ Sûre-i Şerif’i, 35)
İnsan, dünyaya daldığında burayı ebedi bir konak sanır ve hırslarının esiri olur. Oysa mezarlıklar, bu gaflet uykusundan uyanmak için kurulmuş en büyük hakikat mektepleridir. O sessiz taşların altında yatanlar da bir zamanlar bizim gibi gülüyor, telaş ediyor ve geleceğe dair uzun planlar (tûl-i emel) yapıyorlardı. Kabir ziyareti; sadece geçmişlerimize dua etmek için değil, asıl kendi kalbimizi dünyanın bitmek bilmeyen tamahkârlığından, kibrinden ve heveslerinden temizlemek için elzemdir. “Tefekkür-ü mevt” (ölümü düşünmek), tasavvuf ehlini uyanık tutan en keskin kılıçtır. Zira ölüm, yok oluş değil, asıl Sahibimize (c.c) dönmektir.
KUR’AN-I KERİM’DE ÖLÜM VE AHİRET
Gerçek Vatanı Hatırlatan Ayetler بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ Okunuşu: Küllü nefsin zâikatül-mevt; ve innemâ tüveffevne ücûraküm yevmel-kıyâmeh. 1. “Her nefis ölümü tadacaktır. Yaptıklarınızın karşılığı ancak kıyamet günü size tastamam verilecektir.” (Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 185)
قُلْ إِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَإِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ Okunuşu: Kul innel-mevtellezî tefirrûne minhü fe-innehû mülâkîküm. 2. “De ki: Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır.” (Cuma Sûre-i Şerif’i, 8)
وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ۖ ذَٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحِيدُ Okunuşu: Ve câet sekratül-mevti bil-hakk; zâlike mâ künte minhü tehîd. 3. “Ölüm sarhoşluğu (baygınlığı) bir gün gerçekten gelir de, ‘İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir’ denir.” (Kâf Sûre-i Şerif’i, 19)
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۖ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ Okunuşu: Küllü nefsin zâikatül-mevt; sümme ileynâ türceûn. 4. “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra da ancak Bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût Sûre-i Şerif’i, 57)
أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ Okunuşu: Efehasibtüm ennemâ halaknâküm abesen ve enneküm ileynâ lâ türceûn. 5. “Sizi sadece boş yere (oyun ve eğlence olsun diye) yarattığımızı ve sizin hakikaten Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minûn Sûre-i Şerif’i, 115)
كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ ۚ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ Okunuşu: Küllü şey’in hâlikün illâ vecheh; lehül-hukmü ve ileyhi türceûn. 6. “O’nun (Allah’u Teala’nın) zâtından başka her şey helak olmaya (yok olmaya) mahkûmdur. Hüküm O’nundur ve siz ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas Sûre-i Şerif’i, 88)
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ ۞ وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ Okunuşu: Küllü men aleyhâ fân. Ve yebkâ vechü rabbike zü’l-celâli vel-ikrâm. 7. “Yeryüzünde bulunan her canlı (ve her şey) fânidir. Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.” (Rahmân Sûre-i Şerif’i, 26-27)
وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَاءَ أَجَلُهَا Okunuşu: Ve len yü-ehhirallâhu nefsen izâ câe ecelühâ. 8. “Allah’u Teala, eceli geldiği zaman hiçbir nefsi asla ertelemez (geciktirmez).” (Münâfikûn Sûre-i Şerif’i, 11)
وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا ۖ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ Okunuşu: Ve mâ tedrî nefsün mâzâ teksibü ğadâ; ve mâ tedrî nefsün bi-eyyi erdin temût. 9. “Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez.” (Lokmân Sûre-i Şerif’i, 34)
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ Okunuşu: Ellezîne izâ esâbethüm musîbetün kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. 10. “Onlar başlarına bir musibet (veya ölüm haberi) geldiği zaman: ‘Biz şüphesiz Allah’a aidiz ve muhakkak O’na döneceğiz’ derler.” (Bakara Sûre-i Şerif’i, 156)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Öğütleri
1. KABİRLERİ ZİYARET EDİN “Ben size kabirleri ziyaret etmeyi daha önce yasaklamıştım. Fakat artık kabirleri ziyaret ediniz! Çünkü bu ziyaret (kalbi dünyadan temizler) ve size ahireti hatırlatır.”
[Müslim, Cenâiz, 106]
2. LEZZETLERİ YIKAN ÖLÜM “Bütün lezzetleri kökünden yıkıp yok eden ölümü çokça (sık sık) hatırlayınız.” (Tefekkür-ü mevt, kalbin pasını siler).
[Tirmizî, Kıyâmet, 26]
3. KABRİSTANA GİRİNCE OKUNACAK DUA “Peygamberimiz efendimiz mezarlığa girdiğinde şöyle selam verirdi: ‘Esselâmü aleyküm dâra kavmin mü’minîn. İnşâallâhü biküm lâhikûn.’ (Selam size ey müminler yurdunun sakinleri! İnşallah biz de yakında size katılacağız).”
[Müslim, Tahâret, 39]
4. YA CENNET YA CEHENNEM ÇUKURU “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir, yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Oraya dünyadan ne götürürsen onu bulursun).
[Tirmizî, Kıyâmet, 26]
5. AYAK SESLERİNİ DUYARLAR “Ölü kabre konulup da yakınları ve dostları yanından ayrılıp giderken, ölü muhakkak onların ayak seslerini duyar.”
[Buhârî, Cenâiz, 68]
6. ÖLÜYÜ TAKİP EDEN ÜÇ ŞEY “Ölüyü kabre kadar üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. İkisi geri döner, biri onunla kalır. Ailesi ve malı döner, ameli (kötülüklerden temizlenmiş kalbi) ise onunla kalır.”
[Buhârî, Rikâk, 42]
7. AKILLI VE ACİZ KİMSE “Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kimse ise nefsinin süfli heveslerine uyup da Allah’tan bağışlanma umandır.”
[Tirmizî, Kıyâmet, 25]
8. KARDEŞİNİZ İÇİN DUA EDİN Peygamberimiz efendimiz bir ölünün defni bittikten sonra kabrin başında durur ve şöyle derdi: “Kardeşiniz için Allah’u Teala’dan mağfiret dileyin. Sorgu meleklerine karşı ona sebat (metanet) vermesini isteyin. Çünkü o şu anda sorguya çekilmektedir.”
[Ebû Dâvûd, Cenâiz, 69]
9. ÖLÜMÜN SIKINTISI Peygamberimiz efendimiz vefatından önce yanındaki su kabına elini daldırıp yüzüne sürdü ve şöyle buyurdu: “Lâ ilâhe illallah! Şüphesiz ölümün şiddetli sekaretleri (can çekişme zorlukları) vardır.”
[Buhârî, Rikâk, 42]
10. KABİR ZİYARETİ VE GÖZYAŞI Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) annesi Âmine’nin kabrini ziyaret ettiğinde hüngür hüngür ağladı, etrafındakileri de ağlattı. Ve şöyle buyurdu: “Rabbimden onun kabrini ziyaret etmek için izin istedim, bana izin verdi… Kabirleri ziyaret edin, zira bu ölümü hatırlatır.”
[Müslim, Cenâiz, 108]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Ölüm günüm, benim Rabbime kavuştuğum düğün günümdür (Şeb-i Arus). Kabir, zindan gibi görünse de aslında can kuşunun kafesten kurtulup özgürlüğe kanat çırptığı aydınlık bir kapıdır.”
– Hz. Mevlânâ
“Dünya meşgaleleri kalbini kararttığında mezarlıklara git. O sessiz taşların arasında dolaşmak, kalbi riyadan ve kibrin kirlerinden anında temizler.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Yalancı dünyaya konup göçenler / Ne söylerler ne bir haber verirler / Üzerinde türlü otlar bitenler / Ne söylerler ne bir haber verirler.”
– Bizim Yunus
“Kabir, ahiret konaklarının ilkidir. Orası temizlenen kalpler için nurani bir köşk, isyanla kirlenmiş kalpler için ise korkunç bir zindandır. Oraya girmeden önce ölümü tefekkür et ki hesabın kolay olsun.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Kabristana gittiğinde oradaki ölülere bak ve yarın onlardan biri olacağını bil. Gördüğün o süslü mezar taşları seni aldatmasın, zira toprağın altındaki asıl süs iman ve salih ameldir.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. OSMAN’IN (R.A) KABİR BAŞINDAKİ GÖZYAŞI Hz. Osman (r.a) bir kabrin başında durduğu zaman sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine: “Cennet ve cehennem anıldığında bu kadar ağlamıyorsun da, kabri görünce neden bu kadar ağlıyorsun?” dediler. Hz. Osman (r.a) şöyle cevap verdi: “Peygamberimiz efendimiz şöyle buyurdu: ‘Kabir ahiret konaklarının ilkidir. Eğer kişi ondan (sorularından) kurtulursa sonrası daha kolaydır. Eğer ondan kurtulamazsa sonrası çok daha çetindir.’ Bu yüzden kalbimi ölümle temizliyorum.”
[Kaynak: Tirmizî, Zühd, 5]
2. BEHLÜL DÂNÂ’NIN MEZARLIKTAKİ YUVASI Halife Harun Reşid, sarayının ihtişamından daraldığında Behlül Dânâ’yı mezarlıkta uyurken buldu. “Ey Behlül, dirileri bıraktın da ölülerin arasına mı yerleştin?” diye sordu. Behlül Dânâ gülümseyerek: “Evet ey Halife! Ben öyle komşular buldum ki, arkamdan gıybetimi yapmazlar, beni kıskanmazlar, malıma mülküme göz dikmezler. Burası kalbimin riyadan temizlendiği en dürüst mekteptir” dedi. Harun Reşid bu büyük tefekkür karşısında ağlayarak sarayına döndü.
[Kaynak: Tezkiretü’l-Evliyâ]
3. HZ. ÖMER’İN YÜZÜĞÜNDEKİ YAZI Hz. Ömer (r.a), hilafet gibi dünyanın en ağır ve en büyük gücünü eline aldığında, nefsini şımarmaktan alıkoymak ve kalbini o büyük gücün zehrinden temizlemek için yüzüğünün kaşına şu ibareyi kazıtmıştı: “Kefâ bil-mevti vâizan yâ Ömer!” (Sana nasihat edici olarak ölüm yeter ey Ömer!). O büyük halife, her eline baktığında mezarı hatırlar, adaletinden kıl payı sapmamak için tefekkür-ü mevt yapardı.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sıfatü’s-Safve]
4. HASAN-I BASRİ’NİN CENAZE TEFEKKÜRÜ Hasan-ı Basri Hazretleri bir cenaze merasimine katılmıştı. Defin işlemi bittikten sonra yanındaki adama sordu: “Sence bu ölü şu an ne hissediyor ve ne istiyordur?” Adam: “Dünyaya geri dönüp, kaçırdığı namazları kılmak, tövbe edip günahlarından temizlenmek istiyordur” dedi. Hasan-ı Basri adamın omuzunu tutarak o sarsıcı gerçeği söyledi: “Kardeşim! Bu ölü artık o fırsatı kaybetti, geri dönemez. Fakat sen şu an o fırsatın tam içindesin. Kendini o ölünün yerine koy ve kalk tövbe et!”
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn]
5. RABİA-TÜL ADEVİYYE’NİN KENDİ MEZARINI KAZMASI Rabia-tül Adeviyye Hazretleri evinin bir köşesine kendi mezarını kazmıştı. Dünyanın hevesleri veya nefsinin bir arzusu kalbine hücum ettiğinde, hemen o kazdığı mezarın içine girer, üzerine kefenini çeker ve yatar. Kendi kendine “Rabbim beni geri döndür ki salih amel işleyeyim” (Mü’minun Suresi, 99) ayetini okur, sonra mezardan çıkıp: “Ey Rabia, işte geri döndürüldün, kalk ve ibadet et!” diyerek kalbini o ölüm uykusuyla uyandırırdı.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Kabrin Aynası
(Kabristana bakarken ruhumuzun derinliklerine soralım)
  • Bir gün ismimin de o mezar taşlarından birine yazılacağını bildiğim halde, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi dünya malına hırsla mı sarılıyorum?
  • Kabir ziyareti yaptığımda sadece ölmüşlerime Fatiha mı okuyorum, yoksa o taşlara bakıp “Sıra bana da gelecek, kalbimi temizlemeliyim” diyerek ibret mi alıyorum?
  • Ölümü hatırlamak (tefekkür-ü mevt) içimi karartıyor ve bu düşünceden kaçıyor muyum? Eğer öyleyse, ahiret heybesinin boş olmasından mı korkuyorum?
  • Peygamberimiz efendimiz “Ölüyü ancak ameli takip eder” buyururken, ben tabutumun peşinden gelecek salih ameller (kılınan namazlar, edilen infaklar) biriktirebildim mi?
  • Hz. Osman (r.a) kabir başında sakalı ıslanıncaya kadar ağlarken, benim kalbim neden bu kadar taşlaşıp ölüme karşı hissizleşti?
“İnşallah Biz de Yakında Size Katılacağız…”
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لَاحِقُونَ
Okunuşu: Esselâmü aleyküm dâra kavmin mü’minîn. Ve innâ inşâallâhü biküm lâhikûn. “Selam size ey müminler yurdunun sakinleri! İnşallah biz de (vakti gelince) muhakkak size katılacağız. Allah’u Teala bizi de sizi de bağışlasın ve günahlarımızdan temizlesin!”
(Peygamberimiz efendimiz’in, ashabıyla birlikte Baki mezarlığına girdiğinde onlara ve bize öğrettiği o hikmetli selam duası / Müslim, Tahâret, 39)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler