BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Lafza-i Celâl

Bütün İsimlerin Kaynağı ve Kalplerin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: EN YÜCE ZİKİR
اللّٰهُ
“Allâh”
(Bütün kemal sıfatları Kendisinde toplayan, kâinatın yegâne Sahibi ve Yaratıcısı!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Kibrinden Temizlemek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Öyleyse siz Beni zikredin ki, Ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın nankörlük etmeyin.”
(Bakara Sûre-i Şerif’i, 152)
Bütün isimlerin kaynağı, kâinatın yegâne Sahibi olan Allah’u Teala’nın o mübarek ism-i şerifini (Lafza-i Celâl) anmak; hastalanmış, dünyaya dalmış ve paslanmış kalpleri dirilten, ruhu o ağır gaflet uykusundan uyandırarak manen temizleyen en büyük ibadettir. İnsanın bedeni nasıl ki gıdasız kaldığında ölürse, kalbi de “Allah” isminden uzak kaldığında katılaşır ve manen ölür. Bu sebepledir ki, nefsin bitmek bilmeyen fısıltılarına ve dünyanın şâşâsına karşı yegâne sığınak O’nun o yüce ismidir. İnsan, diliyle ve kalbiyle “Allah” dediği an, bütün kâinat o zikre eşlik eder, melekler o meclisi kuşatır ve o kul, Rabbine vasıl olmanın (kavuşmanın) o muazzam mertebesine adım atar.
KUR’AN-I KERİM’DE ZİKRULLAH
Rabbinin Adını Ananlar بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي Okunuşu: İnnenî enellâhu lâ ilâhe illâ enâ fa’büdnî ve ekımis-salâte li-zikrî. 1. “Şüphe yok ki Ben Allah’ım! Benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse Bana kulluk et ve Beni anmak (zikretmek) için namaz kıl.” [Tâhâ Sûre-i Şerif’i]:[14]
الَّذِينَ آمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ Okunuşu: Ellezîne âmenû ve tetmeinnü kulûbühüm bi-zikrillâh; elâ bi-zikrillâhi tetmeinnül-kulûb. 2. “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’u Teala’yı anmakla huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’u Teala’yı zikretmekle huzur bulur.” [Ra’d Sûre-i Şerif’i]:[28]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا ۞ وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüzkürullâhe zikran kesîrâ. Ve sebbihûhu bükraten ve asîlâ. 3. “Ey iman edenler! Allah’u Teala’yı çokça zikredin. Ve O’nu sabah akşam tesbih edin (yüceltin).” [Ahzâb Sûre-i Şerif’i]:[41-42]
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لِي وَلَا تَكْفُرُونِ Okunuşu: Fezkürûnî ezkürküm veşkürû lî ve lâ tekfürûn. 4. “Öyleyse Beni zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın Bana nankörlük etmeyin.” [Bakara Sûre-i Şerif’i]:[152]
وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ Okunuşu: Ve le-zikrullâhi ekber; vallâhu ya’lemü mâ tasneûn. 5. “…Muhakkak ki Allah’u Teala’yı zikretmek (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilir.” [Ankebût Sûre-i Şerif’i]:[45]
وَاذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلِينَ Okunuşu: Vezkür rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel-cehri minel-kavli bil-ğudüvvi vel-âsâli ve lâ tekün minel-ğâfilîn. 6. “Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle (gizlice) sabah akşam zikret; sakın (kalbini karartan) gafillerden olma!” [A’râf Sûre-i Şerif’i]:[205]
رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ Okunuşu: Ricâlün lâ tülhîhim ticâratün ve lâ bey’un an zikrillâhi ve ikâmis-salâh. 7. “(O nur), öyle yiğit adamların evlerindedir ki; ne bir ticaret, ne de bir alışveriş onları Allah’u Teala’yı zikretmekten ve namazı kılmaktan alıkoymaz.” [Nûr Sûre-i Şerif’i]:[37]
فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ Okunuşu: Fe-izâ kudıyetis-salâtü fenteşirû fil-ardı vebteğû min fadlillâhi vezkürullâhe kesîran lealleküm tüflihûn. 8. “Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızkınızı) arayın. Kurtuluşa ermek için Allah’u Teala’yı çokça zikredin.” [Cum’a Sûre-i Şerif’i]:[9]
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ Okunuşu: Ellezîne yezkürûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cünûbihim. 9. “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’u Teala’yı zikrederler (hiçbir vakit O’nu unutmazlar).” [Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[191]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ أَمْوَالُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tülhiküm emvâlüküm ve lâ evlâdüküm an zikrillâh. 10. “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız (dünya meşgalesi) sizi Allah’u Teala’nın zikrinden alıkoymasın.” [Münâfikûn Sûre-i Şerif’i]:[9]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. DİRİ İLE ÖLÜ GİBİ “Rabbini zikreden (O’nun ismiyle kalbini temizleyen) kimse ile zikretmeyen kimsenin farkı, diri ile ölü gibidir.”
[Buhârî, Daavât]:[66]
2. ALLAH ALLAH DİYENLER “Yeryüzünde ‘Allah, Allah’ diyen (O’nu zikreden) kimseler bulundukça, kıyamet (o büyük felaket) kopmayacaktır.”
[Müslim, Îmân]:[234]
3. KUTSİ HADİS: BEN KULUMUN YANINDAYIM Kutsi Hadis: “Allah’u Teala buyurur ki: Ben kulumun Beni zannı üzereyim. O Beni zikrettiğinde (andığında) Ben onunla beraberim. Eğer o Beni kendi içinde anarsa, Ben de onu Kendi Zâtımda anarım…”
[Buhârî, Tevhîd]:[15]
4. MÜFREDÛN ÖNE GEÇTİ Peygamberimiz (s.a.v) “Müfredûn öne geçti” buyurdu. Sahabeler “Müfredûn kimlerdir?” dediler. Efendimiz: “Allah’u Teala’yı çokça zikreden erkekler ve çokça zikreden kadınlardır” buyurdu.
[Müslim, Zikir]:[4]
5. KALBİN CİLASI “Her şeyin bir cilası (kirini ve pasını temizleyen bir aleti) vardır; kalplerin cilası (kalbi masivadan temizleyen şey) ise Allah’u Teala’yı zikretmektir.”
[Beyhakî, Şuabu’l-İman]:[1]
6. CENNET BAHÇELERİ “Cennet bahçelerine uğradığınızda ondan istifade edin (otlayın).” Sahabeler “Cennet bahçeleri nedir Ya Resulallah?” dediklerinde, “Zikir meclisleridir (zikir halkalarıdır)” buyurdu.
[Tirmizî, Daavât]:[82]
7. ARŞ’IN GÖLGESİNDEKİ YEDİ KİŞİ “Hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah’ın Arş’ının gölgesinde gölgelenecek yedi sınıftan biri de; tenhâ bir yerde Allah’u Teala’yı zikredip gözyaşı döken kimsedir.”
[Buhârî, Ezân]:[36]
8. DİLİN ISLAK KALMASI Sahabeden biri “Ya Resulallah, İslam’ın nafile ibadetleri bana ağır geldi, sımsıkı sarılacağım bir şey söyle” dedi. Efendimiz: “Dilin daima Allah’u Teala’nın zikriyle ıslak kalsın” buyurdu.
[Tirmizî, Daavât]:[4]
9. MELEKLERİN KUŞATTIĞI MECLİS “Bir topluluk Allah’u Teala’yı zikretmek için bir araya gelirse, melekler onları kuşatır, ilahi rahmet onları kaplar, üzerlerine sekine (huzur) iner ve Allah onları Kendi katındakilere (meleklere) överek anar.”
[Müslim, Zikir]:[39]
10. EN HAYIRLI AMEL “Size amellerinizin en hayırlısını, Rabbiniz katında en temizini, derecelerinizi en çok yükseltenini söyleyeyim mi? Bu, Allah’u Teala’yı zikretmektir.”
[Tirmizî, Daavât]:[6]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Bir kimse kalpten ‘Allah’ ismini andığı zaman, o kalpteki kış bahara döner, ölü toprak yeşerir. Allah zikri, nefsin karanlık odasını aydınlatan ve onu şeytandan temizleyen bir güneştir.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda zikir, sadece dili yormak değildir. Asıl marifet; dilin zikrini kalbe indirmek ve kalpteki o ‘ben’ putunu (enaniyeti) Allah’u Teala’nın nuruyla ezip yok etmektir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Her kime kim dert verilir / Dermanı Allah ismidir / Hem dertliye derman olan / Allah diyelim dâimâ.” O’nun ismi, her türlü kederin yegâne ilacıdır.
– Bizim Yunus
“Kalp bir kaptır; sen o kaba dünyayı, şöhreti ve parayı doldurursan Allah zikri orada tutunamaz. Önce o kabı gözyaşı ve istiğfarla temizle ki, Allah lafzı (İsm-i A’zam) o saraya inebilsin.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dudakların Allah derken, kalbin dükkandaki hesabı yapıyorsa sen zikretmiyorsun, kendini kandırıyorsun demektir. Dünyayı kalbinden çıkar ki, Allah ismi o kalbi fethetsin.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. ŞİBLİ HAZRETLERİ VE “ALLAH” DİYEN GENÇ Büyük veli Şibli Hazretleri bir gün sokakta yürürken, her adımında vezd ile “Allah, Allah!” diye zikreden bir genç gördü. Genç öylesine kendinden geçmişti ki, etrafındaki insanların onunla alay etmesini bile duymuyordu. Şibli ona yaklaştı ve “Sana deli diyorlar, neden başka bir şey demiyorsun da sürekli Allah diyorsun?” diye sordu. Genç gülümsedi: “Ey Şibli! Onlar benim dışımı (deliliğimi) görüyor, oysa ben kalbime inen o ismin (Allah lafzının) baldan tatlı lezzetini tadıyorum. İnsan o tadı bir alsa, dilini başka bir kelimeyle yormaya utanır.”
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
2. CÜNEYD-İ BAĞDADİ VE ZİKRE UYANAN MÜRİD Cüneyd-i Bağdadi’nin bir müridi, geceleri çok uyur ve teheccüd vakitlerinde uyanıp zikredemezdi. Bir gece rüyasında cehennemi gördü, zebâniler onu ateşe doğru çekerken o korkuyla “Allah!” diye feryat etti. O an cehennem ateşi söndü ve melekler onu bıraktı. Mürid kan ter içinde uyandığında Cüneyd-i Bağdadi (k.s) onun başucundaydı ve tebessüm ederek şöyle dedi: “Gördün mü evlat? Kalpten söylenen tek bir ‘Allah’ lafzı, cehennemin ateşini bile böyle söndürür. Kalk da o zikirle kendi içindeki ateşleri (gafleti) de temizle.”
[Kaynak: Risâle-i Kuşeyrî]
3. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) MAĞARADAKİ ZİKRİ Hicret yolculuğunda Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Hz. Ebu Bekir (r.a) Sevr Mağarası’na sığınmışlardı. Müşrikler mağaranın ağzına kadar gelince Hz. Ebu Bekir (r.a) Peygamberimiz için çok korktu ve endişelendi. O sırada Efendimiz ona o en muazzam zikri ve tevhidi fısıldadı: “Lâ tahzen, innallâhe meânâ! (Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir!).” O “Allah” zikri mağarayı öyle bir sekînete boğdu ki, düşman kör oldu ve o iki dost ilahi bir kalkanla korundu. Zikir, en zor anlarda kalbe inen ilahi bir zırhtır.
[Kaynak: Tevbe Sûre-i Şerif’i, 40]
4. BİZİM YUNUS’UN ZİKİRLE YANAN KALBİ Bizim Yunus, Taptuk Emre’nin dergahına odun taşırken kalbini “Allah” zikriyle öylesine doldurmuştu ki, ormandaki ağaçların, dağların ve hatta bastığı toprağın bile kendisiyle beraber O’nu (c.c) zikrettiğini duyardı. Bir gün dergahta zikrederken, göğsünden bir ışık (nur) süzüldüğünü gördüler. “Bu nedir?” diyenlere Yunus şöyle dedi: “Ben kalbimdeki dünyayı yaktım. O gördüğünüz ışık, yanıp kül olan kalbimin içinden çıkan Allah isminin nûrudur.” Zikreden kalp, masivadan temizlenip bir nur şelalesine döner.
[Kaynak: Yunus Emre Divânı Şerhi]
5. BAYEZİD-İ BİSTAMİ VE ZİKRİN DEHŞETİ Bayezid-i Bistami Hazretleri, Allah’u Teala’yı zikrettiği zaman göğsünden bir kazanın kaynaması gibi gürlemeler duyulurdu. Yanında oturanlar onun bu heybetinden korkup geri çekilirlerdi. Talebeleri “Efendim, bu ne haldir?” diye sorduklarında o koca Sultan şu cevabı verdi: “O (Celle Celaluhu) öyle muazzam bir Kudret’tir ki, O’nun İsm-i A’zam’ı kalbime değdiği an, o ismin ağırlığından (ve heybetinden) bedenimdeki kemiklerin un ufak olduğunu hissediyorum. Hakiki zikir, kulu kendi yokluğuna (hiçliğine) inandıran zikirdir.”
[Kaynak: İhyâ-u Ulûmiddîn / Zikir Bölümü]
Nefis Muhasebesi: Zikir ve Uyanış Aynası
(Ruhumuzun diri mi yoksa ölü mü olduğunu tartmak için soralım)
  • Gün boyunca boş sohbetlere, sosyal medyaya ve dünya işlerine saatlerimi ayırırken; kalbimi temizleyecek ve bana ebedi huzur verecek o “Allah” zikrine günde kaç dakikamı ayırıyorum?
  • Zikirmatik elimdeyken veya tesbih çekerken sadece dilim mi “Allah” diyor, yoksa zihnim dükkandaki hesabı, akşamki yemeği mi düşünüyor?
  • Peygamberimiz efendimiz “Dilin daima Allah’ın zikriyle ıslak kalsın” buyururken, benim dilim gıybetle ve şikayetle mi ıslak kalıyor?
  • “Kalpler ancak Allah’u Teala’yı zikretmekle huzur bulur” (Ra’d, 28) ayetini bildiğim halde, içim daraldığında hala huzuru insanlarda, parada veya müzikte mi arıyorum?
  • Bir gün kalbim durup bu dünyadan göçeceğimi bildiğim halde, o kalbi Rabbimin ismiyle diriltmek için neden hala “yarın başlarım” diyerek kendimi kandırıyorum?
“Zikredenle Etmeyenin Farkı Diri İle Ölü Gibidir”
اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ
Okunuşu: Allâhümme eınnî alâ zikrike, ve şükrike, ve husni ıbâdetik. “Allah’ım! (Kalp gözümü açarak) Seni çokça zikretmek, Sana hakkıyla şükretmek ve (kalbimi nifaktan temizleyerek) Sana en güzel şekilde ibadet etmek için bana yardım et!”
([Ebû Dâvûd, Vitir]:[26] / Peygamberimiz efendimiz’in, her namazın sonunda okunması için sahabeden Muaz b. Cebel’e hususen tavsiye ettiği o muazzam ihya duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler