Kurban Fıkhı
Teslimiyet, Şartlar, Kesim Âdâbı ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
TEŞRİK TEKBİRİ
اَللَّهُ أَكْبَرُ اَللَّهُ أَكْبَرُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ اَللَّهُ أَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ
“Allah-u Ekber Allah-u Ekber Lâ ilâhe illâllahu vallahu Ekber Allah-u Ekber velillâhil hamd.”
Arefe günü sabah namazından başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindisine kadar yirmi üç vakitte farz namazların selâmından sonra teşrik tekbiri almak vâciptir.
0
Günlük Hedef: Vâcip Olan Tekbiri Vaktinde İfâ Etmek İçin (23 Vakitte)
Kurban, Allah’u Teâlâ‘ya yaklaşmak niyeti ile belli günlerde kesilen hayvana verilen addır. Kurban kesmek hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kitap, Sünnet ve İcmâ ile sabittir. Allah’u Teâlâ için kılınmayan namaz, namaz olmayacağı gibi; Allah’u Teâlâ için kesilmeyen kurban da kurban olmaz. Kurban olmak şöyle dursun, Allah’u Teâlâ‘nın ismi anılmayan ve bilerek terk olunan veya Allah’u Teâlâ‘dan başkasının ismi anılarak kesilenler, kesilmiş bile olmaz, ölmüş hayvan gibi haram olur.
KURBANIN ŞARTLARI VE KİMLERE VÂCİP OLDUĞU
• Kurbanın vâcip olması için müslüman olmak, hür olmak, mukim olmak yani misafir hükmünde olmamak, şer’an zengin sayılacak kadar servet sahibi olmak gerekir. Asli ihtiyaçlardan başka en az nisap miktarı bir mala sahip olan her müslümanın kurban kesmesi vâciptir.
• Nisaptan maksat 200 dirhem (561.2 gram) gümüş veya 20 miskal (80.18 gram) altın veyahut bunların kıymetlerine muâdil bir maldır. Bunda nisabın büyüyücü, artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir.
Her zekât veren mükellefe kurban kesmek vâcip olduğu gibi, zekâtta nisaba girmeyen bazı mallara sahip olan kimselere de, elinde nakit parası olmasa bile kurban kesmek vâcip olur. Meselâ bir kimsenin asli ihtiyaçları dışında nisap miktarı değerinde fazla eşyası, ihtiyaç dışı ev ve arazisi olursa, bunların üzerinden bir yıl geçmese bile zengin sayılır, kurban kesmesi gerekir.
• Bir kimsenin kurban kesmesi için bütün vakitlerinde zengin olması şart değildir. Kurban bayramı günlerinin başında veya sonunda zengin bulunması kurbanın vâcip olması için yeterlidir.
• Fakirin ve yolculuk halinde olan kimsenin kurban günlerinde kesecekleri kurban nafile yerine geçer. Çünkü fakir olan kimselere ve yolculuk halinde olan kimselere vâcip değildir. Bununla beraber kurban niyetiyle keserlerse, kesen sevap kazanır. Kesmedikleri takdirde bir şey lâzım gelmez.
• Diğer şartlar mevcut olduğu halde, yolculuktan kurbanın son günü henüz vakit çıkmadan memleketine dönen bir kimseye de kurban kesmek vâcip olur.
• Nisaptan maksat 200 dirhem (561.2 gram) gümüş veya 20 miskal (80.18 gram) altın veyahut bunların kıymetlerine muâdil bir maldır. Bunda nisabın büyüyücü, artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir.
Her zekât veren mükellefe kurban kesmek vâcip olduğu gibi, zekâtta nisaba girmeyen bazı mallara sahip olan kimselere de, elinde nakit parası olmasa bile kurban kesmek vâcip olur. Meselâ bir kimsenin asli ihtiyaçları dışında nisap miktarı değerinde fazla eşyası, ihtiyaç dışı ev ve arazisi olursa, bunların üzerinden bir yıl geçmese bile zengin sayılır, kurban kesmesi gerekir.
• Bir kimsenin kurban kesmesi için bütün vakitlerinde zengin olması şart değildir. Kurban bayramı günlerinin başında veya sonunda zengin bulunması kurbanın vâcip olması için yeterlidir.
• Fakirin ve yolculuk halinde olan kimsenin kurban günlerinde kesecekleri kurban nafile yerine geçer. Çünkü fakir olan kimselere ve yolculuk halinde olan kimselere vâcip değildir. Bununla beraber kurban niyetiyle keserlerse, kesen sevap kazanır. Kesmedikleri takdirde bir şey lâzım gelmez.
• Diğer şartlar mevcut olduğu halde, yolculuktan kurbanın son günü henüz vakit çıkmadan memleketine dönen bir kimseye de kurban kesmek vâcip olur.
KURBANIN SAHİH OLMASININ HÜKMÜ VE VEKÂLET
Kurban kesilecek hayvanı kişi ya kendisi kesecek veyahut birisine vekâlet vererek kestirecektir. Ahmed’e Mehmed’e vermekle, kan akıtmadıkça kurban sahih olmaz. Kurban müslümanlar için vâcip olan bir ibadettir.
Dilenciliği meslek edinen bölücüler kurbana da el atmakta bir çok paralar toplamaktadırlar. Binaenaleyh bunun da hırsızları mevcuttur. Şöyle ki; “Sen zahmet etme, senin yerine biz keselim!” derler. Yüz kurban alırlar, beşini keserler, doksan beşini cebe atarlar. İyi bil ki sen kurban kesmemiş olursun. Bu kurban hırsızlarına siz kendinizi kaptırmayın. Bu ilâhi hükmü yerine getirin.
Çünkü Kur’an-ı kerim’deki emir şöyledir:
“Rabb’in için namaz kıl, kurban kes.” (Kevser: 2)
“Kes!” buyuruyor Allah’u Teâlâ. Kurbanını âleme vermekle, kurban hırsızına paranızı kaptırmakla beraber emr-i ilâhiye’yi de yerine getirmemiş olduğunuzu iyi bilin. Allah’u Teâlâ açık olarak “Venhar = Kes!” buyuruyor. Ya kendin kes veya keseceğine kesinlikle emniyet edeceğin bir kimseye vekâlet ver. Vekâlet verilen kimsenin müslüman olması şarttır. Bir bölücüye kurban kesmesi için para veren bir kimse kurban kesmediğini iyi bilsin.
Dilenciliği meslek edinen bölücüler kurbana da el atmakta bir çok paralar toplamaktadırlar. Binaenaleyh bunun da hırsızları mevcuttur. Şöyle ki; “Sen zahmet etme, senin yerine biz keselim!” derler. Yüz kurban alırlar, beşini keserler, doksan beşini cebe atarlar. İyi bil ki sen kurban kesmemiş olursun. Bu kurban hırsızlarına siz kendinizi kaptırmayın. Bu ilâhi hükmü yerine getirin.
Çünkü Kur’an-ı kerim’deki emir şöyledir:
“Rabb’in için namaz kıl, kurban kes.” (Kevser: 2)
“Kes!” buyuruyor Allah’u Teâlâ. Kurbanını âleme vermekle, kurban hırsızına paranızı kaptırmakla beraber emr-i ilâhiye’yi de yerine getirmemiş olduğunuzu iyi bilin. Allah’u Teâlâ açık olarak “Venhar = Kes!” buyuruyor. Ya kendin kes veya keseceğine kesinlikle emniyet edeceğin bir kimseye vekâlet ver. Vekâlet verilen kimsenin müslüman olması şarttır. Bir bölücüye kurban kesmesi için para veren bir kimse kurban kesmediğini iyi bilsin.
MÜHİM BİR HUSUS: NİYET VE İMKÂN
Kurban kesmek bu kadar faziletli olduğu halde, üzerine borç olmamasına rağmen bir kimsenin kurban keseceğim diye çoluk-çocuğunun boğazından kesmesi de caiz değildir. Çünkü âile fertlerinin geçimini temin etmek farzdır. Hatta bir ev sahibi çoluk-çocuğunun nafakasını kesip misafirine yedirirse, yiyen kimse haram yemiş olur.
Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki: “Müslüman, Allah’u Teâlâ rızâsını hesaba katarak âilesi efrâdına infakta bulunursa, bu onun için bir sadaka olur.” (Müslim: 1002)
Niyeti hâlis olan bir kimse, zaten icraatını yapacak, aynı sevaba ermiş olacak. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde: “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” buyurmuştur. (C. Sağir)
Kurban kesmeyen belki kurban kesenden daha hayırlıdır. Kesemeyenin niyeti aynı kesen gibidir. Çünkü Allah’u Teâlâ kulunun niyetine bakar. Sıkılarak, âile fertlerinin nafakalarından keserek, borç para alarak kurban kesmek olmaz. Bu durum, kalbinin rızık endişesi ve gösterişten manen temizlenmediğine işarettir.
Abdullah bin Amr bin Âs (r.a)dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah’u Teâlâ bayram kılmıştır.” buyurmuştu. Bir kimse kendisine: “Yâ Resulellah! Ben, iâreten verilmiş bir hayvandan başka bir şeye sahip değilim, onu kesebilir miyim?” diye sordu. Resulullah (Aleyhisselâm) şöyle buyurdu: “Hayır. Ancak saçını, tırnaklarını kısaltır, bıyıklarından alır, etek tıraşını olursun. Bu da sana Allah’u Teâlâ katında bir kurban yerine geçer.” (Ebu Dâvud)
Bu beyandan anlıyoruz ki, bayrama katılmak için imkânları zorlamaya gerek yoktur. Bayram günü saç tıraşı olmak, bedeni temizlemek, yeni, temiz elbiseler giymek gibi bayram gününün hürmetine uygun bir ahvâle bürünmek de, kurban kesmiş kadar Allah’u Teâlâ katında makbuldür. Allah’u Teâlâ kullarına yapabilecekleri şeyleri emretmiş, takatleri nispetinde tekliflerde bulunmuştur.
“Allah’u Teâlâ ağır teklifleri sizden hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.” (Nisâ: 28)
“Allah’u Teâlâ kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla mükellef tutmaz.” (Bakara: 286)
O ki sana emretmemiş, niçin yapıyorsun? Hazret-i Âişe (r.a) Vâlidemiz’den rivayete göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz iki iş arasında muhayyer bırakıldığı zaman, günah olmadıkça o daima en kolayını tercih ederdi. (Buhârî)
Bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyuruyorlar: “Şüphesiz ki bu din çok kolaydır. Kim dini zorlaştırırsa, altından kalkamaz, öyle olunca ortalama gidin.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 36)
Bu beyanlarımız kesebilecek olanlara teşvik olduğu gibi, kesemediği için üzülenlere de tesellidir. Niyeti onu kurtarır.
Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki: “Müslüman, Allah’u Teâlâ rızâsını hesaba katarak âilesi efrâdına infakta bulunursa, bu onun için bir sadaka olur.” (Müslim: 1002)
Niyeti hâlis olan bir kimse, zaten icraatını yapacak, aynı sevaba ermiş olacak. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde: “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” buyurmuştur. (C. Sağir)
Kurban kesmeyen belki kurban kesenden daha hayırlıdır. Kesemeyenin niyeti aynı kesen gibidir. Çünkü Allah’u Teâlâ kulunun niyetine bakar. Sıkılarak, âile fertlerinin nafakalarından keserek, borç para alarak kurban kesmek olmaz. Bu durum, kalbinin rızık endişesi ve gösterişten manen temizlenmediğine işarettir.
Abdullah bin Amr bin Âs (r.a)dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah’u Teâlâ bayram kılmıştır.” buyurmuştu. Bir kimse kendisine: “Yâ Resulellah! Ben, iâreten verilmiş bir hayvandan başka bir şeye sahip değilim, onu kesebilir miyim?” diye sordu. Resulullah (Aleyhisselâm) şöyle buyurdu: “Hayır. Ancak saçını, tırnaklarını kısaltır, bıyıklarından alır, etek tıraşını olursun. Bu da sana Allah’u Teâlâ katında bir kurban yerine geçer.” (Ebu Dâvud)
Bu beyandan anlıyoruz ki, bayrama katılmak için imkânları zorlamaya gerek yoktur. Bayram günü saç tıraşı olmak, bedeni temizlemek, yeni, temiz elbiseler giymek gibi bayram gününün hürmetine uygun bir ahvâle bürünmek de, kurban kesmiş kadar Allah’u Teâlâ katında makbuldür. Allah’u Teâlâ kullarına yapabilecekleri şeyleri emretmiş, takatleri nispetinde tekliflerde bulunmuştur.
“Allah’u Teâlâ ağır teklifleri sizden hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.” (Nisâ: 28)
“Allah’u Teâlâ kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla mükellef tutmaz.” (Bakara: 286)
O ki sana emretmemiş, niçin yapıyorsun? Hazret-i Âişe (r.a) Vâlidemiz’den rivayete göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz iki iş arasında muhayyer bırakıldığı zaman, günah olmadıkça o daima en kolayını tercih ederdi. (Buhârî)
Bir Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyuruyorlar: “Şüphesiz ki bu din çok kolaydır. Kim dini zorlaştırırsa, altından kalkamaz, öyle olunca ortalama gidin.” (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 36)
Bu beyanlarımız kesebilecek olanlara teşvik olduğu gibi, kesemediği için üzülenlere de tesellidir. Niyeti onu kurtarır.
KURBAN KESİLECEK HAYVANLAR VE ÖZÜRLER
Hangi Hayvanlar Kurban Edilebilir?
• Kurban; koyun, keçi, deve ve sığır cinsinden kesilir. Manda da sığır cinsinden sayılır. Bunların erkeği de dişisi de kurban edilebilir. Yalnız koyun ile keçinin erkeğini; sığır, manda ve devenin dişisini kurban etmek daha faziletlidir.
• Devenin en az beş, sığırın iki yaşında olması gerekmektedir. Koyun ve keçi ya birer yaşını bitirmiş bulunmalı veya altı aylık olduğu halde bir yaşında imiş gibi gösterişli olmalıdır.
• Bir koyun veya keçi ne kadar cüsseli olursa olsun, ancak bir kişi adına kurban kesilebilir. Sığır, manda veya deve bir kişi adına kesilebileceği gibi, yediye kadar kişi tarafından da kurban edilebilir. Şu kadar var ki, ortakların müslüman olması şarttır. Ayrıca hepsinin de kurbana niyet etmiş olmaları gerekir. Bir kısmının vâcip kurbana, bir kısmının akîka veya nafile kurbana niyet etmelerinde fark yoktur. Fakat içlerinden birinin et niyeti ile kesmesi durumunda hiçbirinin kurbanı kabul olmaz.
• Tavuk, horoz, kaz, ördek, hindi… gibi hayvanlar kurban kesilemez. Bunları kurban niyetiyle kesmek harama yakın mekruhtur.
• Etleri yenilen vahşi hayvanlar da kurban olmaz.
Kurban Olmaya Engel Olan Özürler
• Devenin en az beş, sığırın iki yaşında olması gerekmektedir. Koyun ve keçi ya birer yaşını bitirmiş bulunmalı veya altı aylık olduğu halde bir yaşında imiş gibi gösterişli olmalıdır.
• Bir koyun veya keçi ne kadar cüsseli olursa olsun, ancak bir kişi adına kurban kesilebilir. Sığır, manda veya deve bir kişi adına kesilebileceği gibi, yediye kadar kişi tarafından da kurban edilebilir. Şu kadar var ki, ortakların müslüman olması şarttır. Ayrıca hepsinin de kurbana niyet etmiş olmaları gerekir. Bir kısmının vâcip kurbana, bir kısmının akîka veya nafile kurbana niyet etmelerinde fark yoktur. Fakat içlerinden birinin et niyeti ile kesmesi durumunda hiçbirinin kurbanı kabul olmaz.
• Tavuk, horoz, kaz, ördek, hindi… gibi hayvanlar kurban kesilemez. Bunları kurban niyetiyle kesmek harama yakın mekruhtur.
• Etleri yenilen vahşi hayvanlar da kurban olmaz.
• Bir veya iki gözü kör, kulağının veya kuyruğunun yarısından çoğu veya meme başları kopmuş, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış, doğuştan kulak ve kuyruğu bulunmayan, dişsiz, dişlerinin çoğu dökülmüş, kemiklerinin içinde iliği kalmamış derecede zayıf, kesim yerine gidemeyecek kadar topal, belirli bir şekilde hasta olan hayvanlar kurban olmaz.
• Zengin bir kimsenin satın aldığı kurban özürlü çıkarsa veya hayvan sonradan kusurlanırsa, yerine başka bir hayvan kesmesi gerekir. Fakir ise yeniden alması icap etmez, onu keser. Hatta böyle bir hayvanı alıp kurban etmesi de yeterlidir. Çünkü bu kurban onun hakkında nafiledir.
Kurbana Engel Olmayan Özürler
• Zengin bir kimsenin satın aldığı kurban özürlü çıkarsa veya hayvan sonradan kusurlanırsa, yerine başka bir hayvan kesmesi gerekir. Fakir ise yeniden alması icap etmez, onu keser. Hatta böyle bir hayvanı alıp kurban etmesi de yeterlidir. Çünkü bu kurban onun hakkında nafiledir.
• Kurban iri, sağlam, kusursuz ve besili olmalıdır. Hadis-i şerif’te şöyle buyurulmaktadır: “Kurbanlarınızı büyük büyük kesiniz. Şüphesiz ki onlar sıratta sizin bineklerinizdir.”
• Hayvanın şaşı, topal, uyuz olması; kulağının küçük, delik ve damgalı olması; boynuzlu, boynuzsuz veya boynuzunun biraz kırık olması; kulaklarının delinmiş veya enine yırtılmış olması, ucunun kesik veya sarkık olması; dişlerinin azının dökülmüş olması; burulmuş olması kurban olmasına engel değildir.
• Deli olan bir hayvan karnını doyurabiliyorsa kurban edilir, doyuramıyorsa edilemez.
• Daima pislik yiyen bir hayvan, hapsedilmeden kurban edilmez.
• Hayvanın şaşı, topal, uyuz olması; kulağının küçük, delik ve damgalı olması; boynuzlu, boynuzsuz veya boynuzunun biraz kırık olması; kulaklarının delinmiş veya enine yırtılmış olması, ucunun kesik veya sarkık olması; dişlerinin azının dökülmüş olması; burulmuş olması kurban olmasına engel değildir.
• Deli olan bir hayvan karnını doyurabiliyorsa kurban edilir, doyuramıyorsa edilemez.
• Daima pislik yiyen bir hayvan, hapsedilmeden kurban edilmez.
KURBAN KESİMİNİN VAKTİ VE USULÜ
Kurban Kesmenin Vakti
• Kurban kesmenin vâcip olmasının sebebi vakittir. Vakit tekrarlandıkça, kurban kesmek de tekrarlanır.
• Kurban kesmenin vakti Kurban Bayramı’nın “Eyyâm-ı nahr” denilen birinci, ikinci ve üçüncü günleridir. İlk günü kesmek daha faziletlidir. İstenirse üç gün de ayrı ayrı kurban kesilebilir.
• Bayram namazı kılınan yerlerde namazdan sonra, kılınmayan yerlerde sabah namazının vakti girdikten sonra kesilir.
• Kurbanı gece kesmek mekruhtur.
Kurbanın Kesilmesi
• Kurban kesmenin vakti Kurban Bayramı’nın “Eyyâm-ı nahr” denilen birinci, ikinci ve üçüncü günleridir. İlk günü kesmek daha faziletlidir. İstenirse üç gün de ayrı ayrı kurban kesilebilir.
• Bayram namazı kılınan yerlerde namazdan sonra, kılınmayan yerlerde sabah namazının vakti girdikten sonra kesilir.
• Kurbanı gece kesmek mekruhtur.
• Kurban kesmek bir ibadet olduğu için, bu işi başarmaya ehil olanın kendi kurbanını eliyle kesmesi daha faziletlidir. Kendi kesemezse vekâleten bir başkasına kestirebilir. Başında bulunması müstehaptır.
• Müslüman bir kadın kesebileceği gibi, kesmesini bilen ve besmele çekebilen bir çocuk da kesebilir.
• Bıçak, hayvana eziyet vermeyecek şekilde keskin olmalıdır. Hayvanı kör bıçakla boğazlamak, yere yatırdıktan sonra bıçak bilemek, ayağından çekip sürüklemek, boğazlarken hayvanın murdar iliğini hemen koparmak, kellesini kesip almak, daha ölmeden derisini yüzmeye başlamak, kıbleden çevirmek mekruhtur.
• Hayvanın yönü kıbleye gelecek şekilde yatırılır, sağ arka ayağı serbest bırakılarak geri kalan üç ayağı birbirine bağlanır.
• Her türlü ön hazırlıklar tamamlandıktan sonra kurbanı kesecek olan kişi önce “Allahümme hâzâ minke ve ileyke = Allah’ım bu sendendir ve sanadır.” der ve şu Âyet-i kerime’yi okur:
“Şüphesiz benim namazım da, ibadetlerim de, hayatım ve ölümüm de âlemlerin Rabb’i olan Allah’u Teâlâ içindir, O’nun hiçbir ortağı yoktur. Bana böylece emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim.” (En’âm: 162-163)
Daha sonra “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber, Allahu Ekber ve lillâhil-hamd” diye tekbir getirilir ve “Bismillâhi Allahu Ekber” diyerek bıçak çalınır.
• Kesme işi; boynun alt tarafından, boğazın çeneye yakın yerinden yapılır. Yemek ve nefes borusu, bunun iki yanındaki şah damarının kesilmesi ile tamamlanır.
• Develer sığır gibi kesilmez. Boğazla göğsün birleştiği yere bıçak saplanır. Bu sünnettir. Deveyi sığır gibi, sığırı veya koyunu deve gibi kesmek mekruhtur.
• Kanın iyice akıp hayvanın hareketten kesilmesini beklemek müstehaptır.
• Kurban sahibi, kurban kesildiği gün ilk yemeğini kurbanın ciğerinden yemesi menduptur. Kurban kesildikten sonra iki rekât namaz kılınması uygun olur.
• Müslüman bir kadın kesebileceği gibi, kesmesini bilen ve besmele çekebilen bir çocuk da kesebilir.
• Bıçak, hayvana eziyet vermeyecek şekilde keskin olmalıdır. Hayvanı kör bıçakla boğazlamak, yere yatırdıktan sonra bıçak bilemek, ayağından çekip sürüklemek, boğazlarken hayvanın murdar iliğini hemen koparmak, kellesini kesip almak, daha ölmeden derisini yüzmeye başlamak, kıbleden çevirmek mekruhtur.
• Hayvanın yönü kıbleye gelecek şekilde yatırılır, sağ arka ayağı serbest bırakılarak geri kalan üç ayağı birbirine bağlanır.
• Her türlü ön hazırlıklar tamamlandıktan sonra kurbanı kesecek olan kişi önce “Allahümme hâzâ minke ve ileyke = Allah’ım bu sendendir ve sanadır.” der ve şu Âyet-i kerime’yi okur:
“Şüphesiz benim namazım da, ibadetlerim de, hayatım ve ölümüm de âlemlerin Rabb’i olan Allah’u Teâlâ içindir, O’nun hiçbir ortağı yoktur. Bana böylece emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim.” (En’âm: 162-163)
Daha sonra “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber, Allahu Ekber ve lillâhil-hamd” diye tekbir getirilir ve “Bismillâhi Allahu Ekber” diyerek bıçak çalınır.
• Kesme işi; boynun alt tarafından, boğazın çeneye yakın yerinden yapılır. Yemek ve nefes borusu, bunun iki yanındaki şah damarının kesilmesi ile tamamlanır.
• Develer sığır gibi kesilmez. Boğazla göğsün birleştiği yere bıçak saplanır. Bu sünnettir. Deveyi sığır gibi, sığırı veya koyunu deve gibi kesmek mekruhtur.
• Kanın iyice akıp hayvanın hareketten kesilmesini beklemek müstehaptır.
• Kurban sahibi, kurban kesildiği gün ilk yemeğini kurbanın ciğerinden yemesi menduptur. Kurban kesildikten sonra iki rekât namaz kılınması uygun olur.
ET, DERİ VE DİĞER HÜKÜMLER
Kurbanın Eti ve Derisi
• Vâcip olan; kurbanı kesmek ve kan akıtmaktır. Binaenaleyh kurbanı diri olarak sadaka vermekle, vâcip olan borç ödenmiş olmaz. Kestikten sonra etini tasadduk etmek müstehaptır, etmese de olur.
• Kurban kesen kimse, etinden hem yer hem yedirir. Yedirdiği kimseler fakir de olmayabilir. Âyet-i kerime’de: “Yiyiniz, yediriniz.” buyuruluyor. (Hacc: 36)
• Efdâl olan kurbanın etini üçe ayırmak; bir kısmını fakirlere vermek, bir kısmını akraba ve dostlara hediye etmek, bir kısmını da evde bırakmaktır.
• Kurban kesen kimsenin, nafakaları üzerine vâcip olan ev halkı kalabalık olup hali vakti de geniş değilse, sadaka ve hediye etmeyerek onlara bol bol yedirebilir. İsterse bir kısmını da kavurma yaparak saklayabilir.
• Kurban derisi tasadduk olunabileceği gibi, evde seccade olarak da kullanılabilir.
• Kurban derisi satılıp parası alınamaz, yenecek ve içecek bir şeyle değiştirilemez.
• Kesilmeden önce kurbanın sütünden ve gücünden faydalanmak, yününü kırpmak, etini ve derisini satıp parasını almak mekruhtur. Böyle bir şey yapılırsa kıymetini sadaka olarak vermek gerekir. Fakat kesildikten sonra yünü alınıp kullanılabilir.
• Kurbanlık hayvan kesilmeden önce doğursa, yavrusu da kendisiyle beraber kesilir. Kesilmeyip satılsa, parasını sadaka olarak vermek icap eder.
• Kurbanın etinden veya derisinden kesim ücreti verilmez.
Kurban Hakkında Hükümler
• Kurban kesen kimse, etinden hem yer hem yedirir. Yedirdiği kimseler fakir de olmayabilir. Âyet-i kerime’de: “Yiyiniz, yediriniz.” buyuruluyor. (Hacc: 36)
• Efdâl olan kurbanın etini üçe ayırmak; bir kısmını fakirlere vermek, bir kısmını akraba ve dostlara hediye etmek, bir kısmını da evde bırakmaktır.
• Kurban kesen kimsenin, nafakaları üzerine vâcip olan ev halkı kalabalık olup hali vakti de geniş değilse, sadaka ve hediye etmeyerek onlara bol bol yedirebilir. İsterse bir kısmını da kavurma yaparak saklayabilir.
• Kurban derisi tasadduk olunabileceği gibi, evde seccade olarak da kullanılabilir.
• Kurban derisi satılıp parası alınamaz, yenecek ve içecek bir şeyle değiştirilemez.
• Kesilmeden önce kurbanın sütünden ve gücünden faydalanmak, yününü kırpmak, etini ve derisini satıp parasını almak mekruhtur. Böyle bir şey yapılırsa kıymetini sadaka olarak vermek gerekir. Fakat kesildikten sonra yünü alınıp kullanılabilir.
• Kurbanlık hayvan kesilmeden önce doğursa, yavrusu da kendisiyle beraber kesilir. Kesilmeyip satılsa, parasını sadaka olarak vermek icap eder.
• Kurbanın etinden veya derisinden kesim ücreti verilmez.
• Bir evde kaç zengin varsa, hepsine de ayrı ayrı birer kurban vâcip olur.
• Kurban kesmek için erkek olmak şart olmadığı gibi, nisaba ulaşan kadınların da kurban kesmeleri gerekir.
• Kurban kesmesi kendisine vâcip olan bir erkek, mal kendisinin olduğu halde, bir yıl kendisine bir yıl hanımına kesecek olsa, kendisi borçlu kalır.
• Bir kimsenin kendi malından çocuğu namına kurban kesmesi menduptur.
• Zengin evlât, kendisine aldığı kurbanı babası namına kesecek olsa, kendisi borçlu kalır.
• Herhangi bir sebepten dolayı kurban kesilemezse kazaya kalır. Ödemek istediğinde bir hayvan satın alınıp diri olarak tasadduk edilebilir veya kıymeti fakirlere verilebilir.
• Kurban edilecek hayvan öldüğü takdirde zengin olanın başka bir kurbanlık satın alması gerekir, fakir olana gerekmez.
• Fakirin aldığı kurbanlık kaybolduğunda ve yerine başka bir kurbanlık kestiğinde, kurban bulunursa fakir onu da keser. Çünkü kendisine nafile iken vâcip kılmıştır. Zengin ise, kestiği kurbanla vâcibi yerine getirdiğinden tekrar kesmesi gerekmez.
• Bir kimse kendi adına iki koyun alıp kurban edebilir, mutlaka bir koyun kurban olarak sınırlandırılmamıştır. Bir kişi, isterse bir sığır da kurban edebilir.
• Ölüm hastalığında bulunan bir kişi, kurban günlerinde kendisi için bir kurban kesilmesini vasiyet ederse, vârisleri onun terikesinin üçte birinden bir koyun alıp keserler. Bu bir borçtur, yapılmazsa günahkâr olurlar.
• Bir kimse sevabını vefat eden bir kimseye bağışlamak üzere bayram günü kestiği kurban etinden yiyebilir.
• Vefat etmiş bir yakını için kurban keseceğini söyleyen kimse, onu bayram günlerinde kesmesi vâcip olur. Kurban niyetiyle olmayıp fakirlere dağıtmaya niyet ederse istediği herhangi bir günde keser.
Akîka Kurbanı
• Kurban kesmek için erkek olmak şart olmadığı gibi, nisaba ulaşan kadınların da kurban kesmeleri gerekir.
• Kurban kesmesi kendisine vâcip olan bir erkek, mal kendisinin olduğu halde, bir yıl kendisine bir yıl hanımına kesecek olsa, kendisi borçlu kalır.
• Bir kimsenin kendi malından çocuğu namına kurban kesmesi menduptur.
• Zengin evlât, kendisine aldığı kurbanı babası namına kesecek olsa, kendisi borçlu kalır.
• Herhangi bir sebepten dolayı kurban kesilemezse kazaya kalır. Ödemek istediğinde bir hayvan satın alınıp diri olarak tasadduk edilebilir veya kıymeti fakirlere verilebilir.
• Kurban edilecek hayvan öldüğü takdirde zengin olanın başka bir kurbanlık satın alması gerekir, fakir olana gerekmez.
• Fakirin aldığı kurbanlık kaybolduğunda ve yerine başka bir kurbanlık kestiğinde, kurban bulunursa fakir onu da keser. Çünkü kendisine nafile iken vâcip kılmıştır. Zengin ise, kestiği kurbanla vâcibi yerine getirdiğinden tekrar kesmesi gerekmez.
• Bir kimse kendi adına iki koyun alıp kurban edebilir, mutlaka bir koyun kurban olarak sınırlandırılmamıştır. Bir kişi, isterse bir sığır da kurban edebilir.
• Ölüm hastalığında bulunan bir kişi, kurban günlerinde kendisi için bir kurban kesilmesini vasiyet ederse, vârisleri onun terikesinin üçte birinden bir koyun alıp keserler. Bu bir borçtur, yapılmazsa günahkâr olurlar.
• Bir kimse sevabını vefat eden bir kimseye bağışlamak üzere bayram günü kestiği kurban etinden yiyebilir.
• Vefat etmiş bir yakını için kurban keseceğini söyleyen kimse, onu bayram günlerinde kesmesi vâcip olur. Kurban niyetiyle olmayıp fakirlere dağıtmaya niyet ederse istediği herhangi bir günde keser.
• Çocuk için kesilecek kurbana akîka kurbanı denir. Akîka, çocuğun başındaki ana tüyünün adıdır.
• Akîka kurbanı çocuğun doğduğu günden bâliğ olacağı güne kadar kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi efdâldir. Çocuğun yedinci günü adı konulur ve başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya gümüş tasadduk edilir ve aynı gün kurban kesilir.
• Kurbana elverişli olan her hayvan, akîka için de kurban olabilir.
• Akîkanın kemiklerini kırmayıp, mafsallarından ayırmak ve öyle pişirmek müstehaptır.
• Akîkanın etinden kesen yiyebilir, başkalarına da yedirebilir ve tasadduk eder.
• Çocukluğunda akîka kurbanı kesilmemiş bulunan kimse, bunu sonradan da kesebilir.
Adak Kurbanı
• Akîka kurbanı çocuğun doğduğu günden bâliğ olacağı güne kadar kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi efdâldir. Çocuğun yedinci günü adı konulur ve başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya gümüş tasadduk edilir ve aynı gün kurban kesilir.
• Kurbana elverişli olan her hayvan, akîka için de kurban olabilir.
• Akîkanın kemiklerini kırmayıp, mafsallarından ayırmak ve öyle pişirmek müstehaptır.
• Akîkanın etinden kesen yiyebilir, başkalarına da yedirebilir ve tasadduk eder.
• Çocukluğunda akîka kurbanı kesilmemiş bulunan kimse, bunu sonradan da kesebilir.
• Bir kurban adamış olan kimseye, bunu kesmek vâciptir.
• Adak kurbanının etinden adayan kimse, karısı, babası, anası, dedeleri, çocukları, torunları yiyemez. Fakirlere sadaka olarak vermek lâzımdır. Şayet yerlerse yediklerinin kıymetini sadaka olarak verirler.
• Adak kurbanının etinden adayan kimse, karısı, babası, anası, dedeleri, çocukları, torunları yiyemez. Fakirlere sadaka olarak vermek lâzımdır. Şayet yerlerse yediklerinin kıymetini sadaka olarak verirler.
HAYVAN KESİMİ VE HELÂL LOKMA
Allah’u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyuruyor:
“Allah’u Teâlâ‘nın âyetlerine inanan müminler iseniz, üzerlerine Allah’u Teâlâ‘nın ismi anılmış (Besmele ile kesilmiş) hayvanlardan yiyin.” (En’âm: 118)
“Kesilirken Allah’u Teâlâ‘nın adı anılmayan hayvanlardan yemeyin. Çünkü onu yemek muhakkak ki bir fısktır, Allah’u Teâlâ‘nın yolundan çıkmaktır.” (En’âm: 121)
Hayvanı kesecek olanın boğazlamaya ehliyetli olması lâzımdır. Müslüman bir erkek ve kadın kesebileceği gibi, kesmesini bilen ve “Besmele” çekebilen bir çocuk da kesebilir.
Tesmiyenin tam kesilme halinde bulunması şarttır. “Besmele” çektikten sonra bir şey yer içer, başkası ile konuşursa önce çektiği “Besmele” kifayet etmez, yeniden çekmesi gerekir. “Besmele” unutularak terk edilmiş olursa zararı olmaz. Çünkü Hadis-i şerif’te “Ümmetimden yanılma, unutma ve zorla yaptıklarının mesuliyeti kaldırılmıştır.” buyuruluyor. (Buhârî) Ancak kasten terk edenlerin kestikleri yenmez, haram olur.
Helâl lokma yiyebilmek için bugün müslümanların üzerinde durması gereken mühim meselelerden birisi de, hayvan kesiminde “Besmele” hususudur. Kalbin feyizden manen temizlenmesini engelleyen en büyük sebep haram lokmadır.
En’am sûresi 145. Âyet-i kerime’sine göre; “Kendiliğinden ölmüş hayvan leşi, kan, domuz eti ve Allah’u Teâlâ‘dan başkası adına kesilmiş hayvanlar” olmak üzere haram yiyecekler dört sınıftır.
Mâide sûresi 3. Âyet-i kerime’sinde ise; “Boğulmuş, bir yerine taş veya sopa vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmış, putlar adına boğazlanmış hayvanları yemenin ve fal okları ile kısmet aramanın haram olduğu” bildirilmektedir.
Boğulmak, başına tokmak vurulmak, bir yerden yuvarlanmak, süsüşmek, yırtıcı hayvan tarafından yaralanmak… gibi bir sebeple ölmek üzere bulunan hayvan yetişilerek kesilirse eti yenir.
Hayvanı keserken Allah’u Teâlâ‘nın ismini anmak vâciptir. “Bismillahi Allahu Ekber” demek ise müstehaptır.
Boğazlama; develerde boğazla göğsün birleştiği yere bıçak saplamak (nahr) suretiyle, diğer hayvanlarda ise boğazı kesmek (zebh) suretiyle yapılır. Bu sünnettir. Deveyi davar ve sığır gibi kesmek, davarı ve sığırı da deve gibi kesmek mekruhtur.
Eksiksiz bir boğazlamada, nefes ve yemek boruları ile bunun iki yanındaki iki atar damarın kesilmesi gerekmektedir. Damarları ve boruları kesip kanı akıtabilen her çeşit âlet ile hayvan kesilebilir. (Bıçak, keskin kamış kabuğu, cam… vs.) Mühim olan âletin keskinliğidir. Yalnız, diş ve tırnakla kesmek yasaktır.
Şu kadar var ki bu âlet hayvana zahmet vermeyecek şekilde keskin olmalıdır. Hayvanı kör bıçakla boğazlamak, yere yatırdıktan sonra bıçak bilemek, ayağından çekip sürüklemek, boğazlarken hayvanın murdar iliğini hemen koparmak, kellesini kesip almak, daha ölmeden derisini yüzmeye başlamak mekruhtur.
Hayvan kuyuya veya bir yere ters vaziyette düşer veya yakalanamazsa herhangi bir yerinin kesilip kanının akıtılması boğazlama yerine geçer. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in de bulunduğu bir yerde, kaçan ve yakalanamayan bir deve okla vurularak öldürülmüştü. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bunu tasvip ettikleri gibi “Böyle durumlarda aynı şeyi yapınız.” diye de emir buyurmuşlardır. (Buhârî – Müslim)
Kesilen bir hayvanın karnından diri olarak çıkan yavru boğazlanır ve yenir. Ölmüş olarak çıkarsa yenmez.
Hayvan şer’i usule göre kesilince, vücuttaki kanın büyük bir kısmı dışarıya akar, az bir kısmı da ince damarlarda kalır. Dışarıya akan bu kanı yemek-içmek haramdır. İnce damarların içinde, dalak, ciğer gibi uzuvlarda kalan kan ise akmış sayıldığından et ile birlikte yenir.
Hayvanın ödü, bezi, bevl torbası, husyeleri ve tenasül uzvu yenmemelidir, mekruhtur.
Bir misafir için “Besmele” ile kesilen bir hayvanın eti yenilir. Çünkü misafire ikram lâzımdır. Bu Allah’u Teâlâ rızâsı için kesilmiş olur.
Besmele ile bile kesilmiş olsa, herhangi bir şahsa tazim için kesilen kurbanların eti haramdır, yenilemez. Çünkü kurban yalnız Allah’u Teâlâ için kesilir.
Diri olup olmadığı bilinemeyen bir hayvan kesilirken; harekette bulunursa, gözünü yumarsa, ayağını çekerse, tüyleri ürperip kalkarsa canlı hükmündedir ve eti yenir. Şu kadar var ki, yalnız gözünü veya ağzını açması veya ayağını uzatması onun canlı olduğunu göstermez. Bu hayvan ölü hükmünde olup, eti murdardır.
Murdar ölen hayvanın etini yemek haram olmakla beraber derisinden, boynuz, kemik ve kılından faydalanmak mubahtır. Hazret-i Meymune (r.a) Vâlidemiz’in bir azatlısına sadaka olarak bir keçi verilmiş, o da ölmüştü. Duruma muttali olan Cenâb-ı Fahr-i Kâinat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz: “Derisini niçin almadınız? Onu tabaklar, faydalanırdınız!” diye ikazda bulundu. “O murdar ölmüştü.” dediklerinde: “Onun sadece etinin yenmesi haram kılındı.” buyurdu. (Müslim) Bir Hadis-i şerif’te de: “Onu tabaklamak murdarlığını giderir.” buyurulmuştur. (Hâkim)
Vahşi tabiatlı olmayan, iğrenç görülmeyen hayvanların etleri helâldir, yenilebilir. Temiz olmayan şeyleri yemiş olan tavuk, koyun, sığır, deve gibi hayvanları bir müddet hapsetmeden hemen kesip yemek mekruhtur. Şayet yemedilerse veya etlerini kokutmayacak derecede az yemişlerse, hapsedilmeleri gerekmez. Pislik yiyen tavuklar için hapis müddeti üç gün, koyunlar için dört gün, sığır ve develer için on gündür.
“Allah’u Teâlâ‘nın âyetlerine inanan müminler iseniz, üzerlerine Allah’u Teâlâ‘nın ismi anılmış (Besmele ile kesilmiş) hayvanlardan yiyin.” (En’âm: 118)
“Kesilirken Allah’u Teâlâ‘nın adı anılmayan hayvanlardan yemeyin. Çünkü onu yemek muhakkak ki bir fısktır, Allah’u Teâlâ‘nın yolundan çıkmaktır.” (En’âm: 121)
Hayvanı kesecek olanın boğazlamaya ehliyetli olması lâzımdır. Müslüman bir erkek ve kadın kesebileceği gibi, kesmesini bilen ve “Besmele” çekebilen bir çocuk da kesebilir.
Tesmiyenin tam kesilme halinde bulunması şarttır. “Besmele” çektikten sonra bir şey yer içer, başkası ile konuşursa önce çektiği “Besmele” kifayet etmez, yeniden çekmesi gerekir. “Besmele” unutularak terk edilmiş olursa zararı olmaz. Çünkü Hadis-i şerif’te “Ümmetimden yanılma, unutma ve zorla yaptıklarının mesuliyeti kaldırılmıştır.” buyuruluyor. (Buhârî) Ancak kasten terk edenlerin kestikleri yenmez, haram olur.
Helâl lokma yiyebilmek için bugün müslümanların üzerinde durması gereken mühim meselelerden birisi de, hayvan kesiminde “Besmele” hususudur. Kalbin feyizden manen temizlenmesini engelleyen en büyük sebep haram lokmadır.
En’am sûresi 145. Âyet-i kerime’sine göre; “Kendiliğinden ölmüş hayvan leşi, kan, domuz eti ve Allah’u Teâlâ‘dan başkası adına kesilmiş hayvanlar” olmak üzere haram yiyecekler dört sınıftır.
Mâide sûresi 3. Âyet-i kerime’sinde ise; “Boğulmuş, bir yerine taş veya sopa vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmış, putlar adına boğazlanmış hayvanları yemenin ve fal okları ile kısmet aramanın haram olduğu” bildirilmektedir.
Boğulmak, başına tokmak vurulmak, bir yerden yuvarlanmak, süsüşmek, yırtıcı hayvan tarafından yaralanmak… gibi bir sebeple ölmek üzere bulunan hayvan yetişilerek kesilirse eti yenir.
Hayvanı keserken Allah’u Teâlâ‘nın ismini anmak vâciptir. “Bismillahi Allahu Ekber” demek ise müstehaptır.
Boğazlama; develerde boğazla göğsün birleştiği yere bıçak saplamak (nahr) suretiyle, diğer hayvanlarda ise boğazı kesmek (zebh) suretiyle yapılır. Bu sünnettir. Deveyi davar ve sığır gibi kesmek, davarı ve sığırı da deve gibi kesmek mekruhtur.
Eksiksiz bir boğazlamada, nefes ve yemek boruları ile bunun iki yanındaki iki atar damarın kesilmesi gerekmektedir. Damarları ve boruları kesip kanı akıtabilen her çeşit âlet ile hayvan kesilebilir. (Bıçak, keskin kamış kabuğu, cam… vs.) Mühim olan âletin keskinliğidir. Yalnız, diş ve tırnakla kesmek yasaktır.
Şu kadar var ki bu âlet hayvana zahmet vermeyecek şekilde keskin olmalıdır. Hayvanı kör bıçakla boğazlamak, yere yatırdıktan sonra bıçak bilemek, ayağından çekip sürüklemek, boğazlarken hayvanın murdar iliğini hemen koparmak, kellesini kesip almak, daha ölmeden derisini yüzmeye başlamak mekruhtur.
Hayvan kuyuya veya bir yere ters vaziyette düşer veya yakalanamazsa herhangi bir yerinin kesilip kanının akıtılması boğazlama yerine geçer. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in de bulunduğu bir yerde, kaçan ve yakalanamayan bir deve okla vurularak öldürülmüştü. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bunu tasvip ettikleri gibi “Böyle durumlarda aynı şeyi yapınız.” diye de emir buyurmuşlardır. (Buhârî – Müslim)
Kesilen bir hayvanın karnından diri olarak çıkan yavru boğazlanır ve yenir. Ölmüş olarak çıkarsa yenmez.
Hayvan şer’i usule göre kesilince, vücuttaki kanın büyük bir kısmı dışarıya akar, az bir kısmı da ince damarlarda kalır. Dışarıya akan bu kanı yemek-içmek haramdır. İnce damarların içinde, dalak, ciğer gibi uzuvlarda kalan kan ise akmış sayıldığından et ile birlikte yenir.
Hayvanın ödü, bezi, bevl torbası, husyeleri ve tenasül uzvu yenmemelidir, mekruhtur.
Bir misafir için “Besmele” ile kesilen bir hayvanın eti yenilir. Çünkü misafire ikram lâzımdır. Bu Allah’u Teâlâ rızâsı için kesilmiş olur.
Besmele ile bile kesilmiş olsa, herhangi bir şahsa tazim için kesilen kurbanların eti haramdır, yenilemez. Çünkü kurban yalnız Allah’u Teâlâ için kesilir.
Diri olup olmadığı bilinemeyen bir hayvan kesilirken; harekette bulunursa, gözünü yumarsa, ayağını çekerse, tüyleri ürperip kalkarsa canlı hükmündedir ve eti yenir. Şu kadar var ki, yalnız gözünü veya ağzını açması veya ayağını uzatması onun canlı olduğunu göstermez. Bu hayvan ölü hükmünde olup, eti murdardır.
Murdar ölen hayvanın etini yemek haram olmakla beraber derisinden, boynuz, kemik ve kılından faydalanmak mubahtır. Hazret-i Meymune (r.a) Vâlidemiz’in bir azatlısına sadaka olarak bir keçi verilmiş, o da ölmüştü. Duruma muttali olan Cenâb-ı Fahr-i Kâinat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz: “Derisini niçin almadınız? Onu tabaklar, faydalanırdınız!” diye ikazda bulundu. “O murdar ölmüştü.” dediklerinde: “Onun sadece etinin yenmesi haram kılındı.” buyurdu. (Müslim) Bir Hadis-i şerif’te de: “Onu tabaklamak murdarlığını giderir.” buyurulmuştur. (Hâkim)
Vahşi tabiatlı olmayan, iğrenç görülmeyen hayvanların etleri helâldir, yenilebilir. Temiz olmayan şeyleri yemiş olan tavuk, koyun, sığır, deve gibi hayvanları bir müddet hapsetmeden hemen kesip yemek mekruhtur. Şayet yemedilerse veya etlerini kokutmayacak derecede az yemişlerse, hapsedilmeleri gerekmez. Pislik yiyen tavuklar için hapis müddeti üç gün, koyunlar için dört gün, sığır ve develer için on gündür.
“Rabb’in İçin Namaz Kıl, Kurban Kes!”
“Şüphesiz benim namazım, kurbanım (ibadetlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah’u Teâlâ içindir. (Rabbim, kestiğimiz kurbanları makbul eyle, helal lokma ile rızıklandır ve kalplerimizi nefsani arzulardan manen temizleyerek sana hakkıyla teslim olanlardan eyle!)”
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu: İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil-âlemîn.
“Şüphesiz benim namazım, kurbanım (ibadetlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah’u Teâlâ içindir. (Rabbim, kestiğimiz kurbanları makbul eyle, helal lokma ile rızıklandır ve kalplerimizi nefsani arzulardan manen temizleyerek sana hakkıyla teslim olanlardan eyle!)”
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
