BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

İhanet ve Nifak Çukuru

Küfür Ehliyle Birlik Olmak, Pişmanlık ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
NİFAKTAN VE İHANETTEN SIĞINMA VİRDİ
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الْأَخْلَاقِ
“Allâhümme innî eûzü bike mineş-şikâkı ven-nifâkı ve sûil-ahlâk.”
(Ey Allah’ım! Ayrılığa düşmekten, münafıklıktan ve kötü ahlaktan (kardeşime hıyanet etmekten) Sana sığınırım.)
0
Günlük Hedef: Kalbi Kâfirlere Meyletmekten Temizleyip Hakka Bağlanmak İçin (100+)
“Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Oysa bütün izzet Allah’u Teala‘ya aittir.”
[Kaynak: Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[139]
İslam fıkhında “Müvâlât” (kâfirleri dost edinmek ve onlarla işbirliği yapmak) kalpteki imanı kökünden sarsan, kulu nifak (ikiyüzlülük) çukuruna sürükleyen en büyük günahlardan biridir. Bir kimsenin, kendi din kardeşlerini bırakıp küfür ehlinin saflarına geçmesi, onların silahıyla müminlere saldırması veya zalimlere destek olması, kalpte Allah’u Teala‘nın korkusunun yerini dünyevi bir çıkarın yahut korkunun aldığının en acı göstergesidir. Kardeşine ihanet eden kimse, aslında kendi ahiretine ihanet etmiştir. Ancak İslam’ın rahmet kapısı o kadar engindir ki; bu dehşetli ihanet bataklığına düşmüş bir kimse bile, can boğaza gelmeden evvel hatasını idrak eder, derin bir pişmanlıkla safını değiştirir ve kalbini gözyaşlarıyla manen temizlerse, Allah’u Teala‘nın mağfiretine erebilir.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (DOSTLUK VE İHANET)
Küfür Ehliyle Birlik Olmanın İlahi İkazı
الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ ۚ أَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا Okunuşu: Ellezîne yettehızûnel-kâfirîne evliyâe min dûnil-mü’minîn; e-yebteğûne ındehümül-izzete fe-innel-ızzete lillâhi cemîâ. 1. “Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenlerdir. Onların yanında izzet (şeref ve güç) mi arıyorlar? Şüphesiz bütün izzet Allah’u Teala‘ya aittir.” [Kaynak: Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[139]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızül-kâfirîne evliyâe min dûnil-mü’minîn. 2. “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. (Bunu yaparak) Allah’u Teala‘ya aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” [Kaynak: Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[144]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَىٰ أَوْلِيَاءَ ۘ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ ۚ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızül-yehûde ven-nesârâ evliyâ’; ba’duhüm evliyâü ba’d; ve men yetevellehüm minküm fe-innehû minhüm. 3. “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost (veli) edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse (onlarla birlik olup müslümanlara karşı durursa), şüphesiz o da onlardandır.” [Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[51]
فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَىٰ أَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ Okunuşu: Fe-terallezîne fî kulûbihim meradun yüsâriûne fîhim yekûlûne nahşâ en tüsîbenâ dâirah. 4. “Kalplerinde hastalık (nifak) bulunanların, ‘Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz’ diyerek onlarla (kâfirlerle) dostluk kurmaya koştuklarını görürsün…” [Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[52]
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ Okunuşu: İnnemâ veliyyukümüllâhu ve rasûlühû vellezîne âmenül-lezîne yükîmûnes-salâte ve yü’tûnez-zekâte ve hüm râkiûn. 5. “Sizin asıl dostunuz (veliniz) ancak Allah’u Teala‘dır, O’nun Resulüdür ve namazı kılan, zekatı veren, rükû eden müminlerdir.” [Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[55]
لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ ۖ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللَّهِ فِي شَيْءٍ Okunuşu: Lâ yettehızil-mü’minûnel-kâfirîne evliyâe min dûnil-mü’minîn; ve men yef’al zâlike fe-leyse minellâhi fî şey’in. 6. “Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah’u Teala ile olan bağını tamamen koparmış (diniyle ilişkisini kesmiş) olur…” [Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[28]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızû adüvvî ve adüvveküm evliyâe tülkûne ileyhim bil-meveddeh. 7. “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz…” [Kaynak: Mümtehine Sûre-i Şerif’i]:[1]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا آبَاءَكُمْ وَإِخْوَانَكُمْ أَوْلِيَاءَ إِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْإِيمَانِ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû lâ tettehızû âbâeküm ve ihvâneküm evliyâe inistehabbül-küfra alel-îmân. 8. “Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost (sırdaş, müttefik) edinmeyin.” [Kaynak: Tevbe Sûre-i Şerif’i]:[23]
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ ۚ إِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْأَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ Okunuşu: Vellezîne keferû ba’duhüm evliyâü ba’d; illâ tef’alûhü tekün fitnetün fil-ardı ve fesâdün kebîr. 9. “Kâfirler birbirlerinin dostları ve müttefikleridir. Eğer siz de (kâfirleri bırakıp birbirinizle dost) olmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.” [Kaynak: Enfâl Sûre-i Şerif’i]:[73]
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ Okunuşu: Lâ tecidü kavmen yü’minûne billâhi vel-yevmil-âhıri yüvâddûne men hâddellâhe ve rasûleh. 10. “Allah’u Teala‘ya ve ahiret gününe inanan bir toplumun; Allah’u Teala‘ya ve Resulüne karşı gelenlere sevgi beslediğini göremezsin…” [Kaynak: Mücâdele Sûre-i Şerif’i]:[22]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları ve Tövbe Yolu
1. MÜMİNE SİLAH ÇEKMEK “Kim bize (müslümanlara) silah çekerse bizden değildir.” (Kâfirin safına geçip müslümana saldırmak bağları koparır). [Kaynak: Buhârî, Fiten]:[7]
2. KARDEŞİNİ ZALİME TESLİM ETMEMEK “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu zalime (kâfire, düşmana) teslim etmez.” [Kaynak: Buhârî, Mezâlim]:[3]
3. KÜFÜR EHLİNE BENZEMEK “Kim bir kavme (yaşayışta, safta, muhabbette) benzerse, o da onlardandır.” (Kalbi o nifaktan temizlemek şarttır). [Kaynak: Ebû Dâvûd, Libâs]:[4]
4. KARDEŞİNE SİLAH DOĞRULTAN “Kim mümin kardeşine bir demir (silah) doğrultur veya işaret ederse, onu bırakıncaya kadar melekler ona lanet eder.” [Kaynak: Müslim, Birr]:[125]
5. MÜMİNLERİN DERDİYLE DERTLENMEK “Müminlerin derdiyle dertlenmeyen (onların acısına duyarsız kalıp zalimle beraber olan) bizden değildir.” [Kaynak: Hâkim, el-Müstedrek]
6. BİRBİRİNE KENETLENMİŞ DUVAR “Müminler birbirlerine karşı, parçaları birbirini sımsıkı tutan (ve asla arasına düşmanı sızdırmayan) bir bina gibidirler.” [Kaynak: Buhârî, Mezâlim]:[5]
7. MÜNAFIĞIN ALAMETİ “Münafığın alameti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince cayar, emanete hıyanet eder.” (Ümmetin güvenliğine ihanet edip kâfiri desteklemek en büyük hıyanettir). [Kaynak: Buhârî, Îmân]:[24]
8. ZALİME DESTEK OLMANIN SONU “Kim zalime yardım ederse, Allah’u Teala o zalimi (günün birinde) ona musallat eder.” [Kaynak: İbn Asâkir, Târîhu Dımaşk]
9. KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR “Kişi sevdiğiyle (ve safında durduğuyla) beraberdir.” (Kâfiri seven ahirette onlarla haşrolur). [Kaynak: Buhârî, Edeb]:[96]
10. TÖVBE KAPISININ GENİŞLİĞİ “(Her ne günah işlemiş veya hıyanet etmiş olursa olsun) Günahından (samimiyetle) tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.” [Kaynak: İbn Mâce, Zühd]:[30]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Karga kargayla uçar, bülbül bülbülle. Müslüman kılığına girip de kalbini temizlemeyen, ilk fırsatta kargaların (kâfirlerin) safına geçip kendi kardeşini avlamaya kalkar.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda kalbi nifaktan temizlemek, mümin kardeşine merhamet edip onun safında durmakla başlar. Düşmana meyledenin seccadesi de ibadeti de yalandır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Müslümanım diyen kişi, şartı nedir bilmek gerek.” Kardeşinin kanını zalime helal kılan, Hak yolunun neresindedir?
– Bizim Yunus
“Din düşmanlarına, zalimlere kalbinde ufacık bir muhabbet veya korkudan doğan bir saygı beslemek, kalpte imanın zayıfladığına ve nifak tohumunun yeşerdiğine en büyük delildir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Dünyevi bir makam, bir avuç altın veya korku yüzünden kâfirin safında duranın ahirette yeri kâfirlerin yanıdır. Vakit varken dön ve kalbini tövbe suyuyla temizle!”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HATIB B. EBİ BELTEA’NIN (R.A) MEKTUBU VE TÖVBESİ Mekke fethi hazırlıkları gizli tutulurken, bedir ashabından Hatıb b. Ebi Beltea (r.a), Mekke’deki ailesini korumak gibi dünyevi bir zaafla gizli planı bir mektupla müşriklere bildirmek istedi. Mektup yakalandığında Hz. Ömer (r.a) öfkeyle boynunu vurmak istedi. Lakin o, “Ya Resulallah, dinden dönmedim, sadece zayıf düştüm” diyerek gözyaşlarıyla pişmanlığını dile getirdi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun tövbesini kabul etti. İhanet büyük olsa da, nifaktan temizlenmiş samimi bir tövbe kapıyı açık tutar. [Kaynak: Buhârî, Meğâzî]:[46]
2. EBU LÜBABE’NİN (R.A) KENDİNİ DİREĞE BAĞLAMASI Benî Kurayza kuşatmasında, Ebu Lübabe (r.a) eski dostları olan Yahudilere gidip, teslim olurlarsa öldürüleceklerini eliyle boğazını işaret ederek sızdırdı. Bu hatayı (ihaneti) yapar yapmaz kalbi sızladı, “Allah’u Teala‘ya ve Resulüne hıyanet ettim” diyerek doğruca Mescid-i Nebevi’ye gidip kendini bir direğe bağlattı. “Tövbem kabul olana kadar çözülmeyeceğim” dedi. Günlerce aç susuz o direkte ağlayarak kalbini temizledi ve sonunda Allah’u Teala onun tövbesini ayetle kabul etti. [Kaynak: İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye]
3. HZ. ÖMER’İN (R.A) KÂTİP UYARISI Ebu Musa el-Eş’ari (r.a), Basra valisiyken işinde çok yetenekli olduğu için gayrimüslim bir kâtip tutmuştu. Hz. Ömer (r.a) bunu duyunca çok sert bir mektup yazarak onu azarladı: “Allah’u Teala‘nın uzaklaştırdıklarını sen nasıl yaklaştırırsın! Onların safı ayrı, bizim safımız ayrıdır. Hemen o kâtibi görevden al.” Hz. Ömer (r.a), müminlerin işlerini küfür ehline teslim etmenin kalplerdeki güveni sarsacağını biliyordu. [Kaynak: İbn Teymiyye, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
4. VAHŞİ’NİN KÜFÜR SAFINDAN İSLAM SAFINA GEÇİŞİ Uhud Savaşı’nda müşriklerin safında yer alıp, müslümanların en büyük komutanı olan Hz. Hamza’yı (r.a) şehit eden Vahşi, Mekke’nin fethinden sonra büyük bir pişmanlık duydu. “Acaba affedilir miyim?” korkusuyla Peygamber Efendimize (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldiğinde, Allah’u Teala onun tövbesini kabul etti. O Vahşi, daha sonra Yemâme Savaşı’nda müslümanların safında yer alarak, peygamberlik iddia eden Müseylimetü’l-Kezzab’ı öldürdü ve kalbini o büyük tövbeyle manen temizleyerek hatasını telafi etti. [Kaynak: Buhârî, Meğâzî]:[23]
5. MÜNAFIKLARIN BAŞI ABDULLAH B. ÜBEYY’İN İHANETİ Uhud Savaşı’na giderken, Abdullah bin Übeyy bin Selül, ordunun üçte birini ikna ederek yolda müslümanları yarı yolda bıraktı ve müşriklerin işini kolaylaştırdı. O, hayatı boyunca hep kâfirlerle gizlice anlaşıp müminlere tuzak kurdu lakin asla kalbini tövbeyle temizlemedi. Sonunda öldüğünde, Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) merhametinden cenaze namazını kıldırmak istese de, Tevbe Suresi 84. ayet inerek: “Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma” buyruldu ve hıyanet edenin feci sonu tescillendi. [Kaynak: Buhârî, Tefsîr]:[122]
Nefis Muhasebesi: Sadakat ve Nifak Aynası
(Hangi safta durduğumuzu ve kalbimizin kiminle attığını tartmak için soralım)
  • Bugün müslümanlar zulüm görürken; ben ticari çıkarım, siyasi makamım veya şahsi rahatım için zalimlerin, din düşmanlarının safında mıyım yoksa sözümle ve kalbimle müminlerin yanında mıyım?
  • Hata edip kâfirlere meylettiğim, onların ahlakına ve yaşayışına özendiğim anlarda; Ebu Lübabe (r.a) gibi kendimi manevi bir direğe bağlayıp gözyaşlarıyla kalbimi tövbeye zorluyor muyum?
  • “Onlar izzeti kâfirlerin yanında mı arıyorlar?” ayeti yüzüme çarparken, ben güçlü görünen din düşmanlarına yalakalık yapıp kardeşlerimi sırtından vurarak izzetimi mi ayaklar altına alıyorum?
  • Zalimlerle aynı masaya oturduğumda, kalbimde kardeşlerimin acısını hissedip, o nifak masasını terk edecek bir imana sahip miyim?
  • Ey Allah’ım, beni münafıklıktan koru diyerek, günahımın büyüklüğüne bakmadan samimi bir tövbeyle kardeşlerimin safına, hakikat yoluna geri dönebiliyor muyum?
“Sizin Dostunuz Ancak Allah, Resulü ve Müminlerdir…”
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Okunuşu: Rabbenâ lâ tec’alnâ meal-kavmiz-zâlimîn.

Ey Allah’ım! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma. (Kalplerimizi kâfirlere, din düşmanlarına ve müminlere zulmedenlere meyletmekten, her türlü nifak ve hıyanetten manen temizle; bizleri dünyada da ahirette de sadık kullarınla, hak safında omuz omuza duranlardan eyle!)”
[Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[47]
A’râf ehlinin cehennemliklerin acı sonunu gördüklerinde, zalimlerin safına düşmekten ve onlarla beraber olmaktan Allah’u Teala‘ya sığındıkları o muazzam ve titretici dua.

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler