BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.
Surelerin Özellikleri Serisi

KIYÂMET SURESİ

“Kendini Kınayan Nefis ve Ölüm Anı”
Anlamı
Kıyamet Günü
İniş Yeri
Mekke
Ayet Sayısı
40 Ayet
Cüz
29. Cüz
Konusu
Diriliş ve Hesap
Nefs-i Levvâme ve Başıboşluk
Kendini Kınayan Nefis: Allah Teâlâ, Kıyamet Günü’ne yemin ettikten hemen sonra “Kendini kınayan nefse (Nefs-i Levvâme) yemin ederim” (Kıyâmet, 2) buyurur. Bu nefis mertebesi, günah işlediğinde pişman olan, kendini hesaba çeken müminin vicdanıdır.
Başıboş Değilsin: Sure, insanın yaratılış amacını unutup sorumsuz yaşamasını reddeder: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyâmet, 36).
Bu sure; parmak uçlarının bile yeniden düzenleneceğini, ölüm anında canın köprücük kemiğine dayandığı o çaresiz anı en çarpıcı şekilde tasvir eder.
Surenin Özeti (40 Ayet)
1
Kıyamet Yemini Hayır! Kıyamet gününe yemin ederim.
2
Nefs-i Levvâme Ve (sürekli) kendini kınayan, pişmanlık duyan nefse yemin ederim.
3
Kemikleri Toplamak İnsan, onun kemiklerini asla bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
4
Parmak Uçları Evet, bizim onun parmak uçlarını (izlerine kadar) bile düzenlemeye gücümüz yeter.
5
Günah Arzusu Fakat insan, önündeki (ömrünü) günahla geçirmek (sürekli suç işlemek) ister.
6
Kıyamet Ne Zaman? “Kıyamet günü ne zaman?” diye sorar (alaycı bir tavırla).
7
Göz Kamaşınca Göz kamaştığı (dehşetten donup kaldığı) zaman…
8
Ay Tutulması Ay tutulduğu (ışığı söndüğü) zaman…
9
Güneş ve Ay Güneş ve ay bir araya getirildiği zaman…
10
Kaçış Nereye? O gün insan: “Kaçış nereye?” diyecektir.
11
Sığınak Yok Hayır! Sığınacak hiçbir yer yoktur.
12
Varış Rabbinedir O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
13
Amellerin Haberi O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve erteleyip geride bıraktığı her şey haber verilir.
14
Kendine Şahit Aslında insan, kendi aleyhine bizzat şahittir (vicdanı her şeyi bilir).
15
Mazeret Faydasız Türlü mazeretler ortaya atsa bile (kendini kurtaramaz).
16
Acele Etme (Vahiy inerken) Onu aceleyle almak için dilini kımıldatma.
17
Toplamak Bize Ait Şüphesiz onu (senin kalbinde) toplamak ve onu okutmak bize aittir.
18
Okunmaya Uy Biz onu (Cebrail vasıtasıyla) okuduğumuz zaman, sen onun okunuşuna uy.
19
Açıklamak Bize Ait Sonra onu açıklamak da (beyan etmek) şüphesiz bize aittir.
20
Dünyayı Sevmek Hayır! Siz peşin olanı (dünya hayatını) seviyorsunuz.
21
Ahireti Bırakmak Ve ahireti (sonsuz hayatı) bırakıyorsunuz.
22
Parlayan Yüzler O gün bazı yüzler ışıl ışıl parlar.
23
Rabbe Bakış (Rü’yetullah) Onlar Rablerine bakarlar (O’nun cemalini seyrederler).
24
Asık Yüzler O gün bazı yüzler de asıktır (kararmıştır).
25
Bel Kıran Bela Kendilerine bel kemiklerini kıracak bir felaketin yapılacağını anlarlar.
26
Can Boğaza Gelince Hayır! Can köprücük kemiğine (boğaza) dayandığı zaman…
27
Tedavi Edecek Kim? “Kimdir (bunu kurtaracak) efsuncu/doktor?” denilir.
28
Ayrılık Vakti Ve (can çekişen) bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlar.
29
Bacaklar Dolaşır Bacak bacağa dolaşır (ölümün şiddetinden veya kefenlenirken).
30
Rabbine Sevk O gün sevk yeri, sadece Rabbinedir.
31
Namaz ve Tasdik Yok O (kâfir), ne doğruladı ne de namaz kıldı.
32
Yalanlama Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.
33
Kibirli Yürüyüş Sonra da çalım satarak ailesine gitmişti.
34
Yazık Sana! Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun!
35
Tekrar Yazık! Sonra yine yazıklar olsun sana, yazıklar olsun! (Tehdit üstüne tehdit).
36
Başıboş Değilsin İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
37
Meni Damlası O, akıtılan bir meniden bir damla değil miydi?
38
Alaka (Embriyo) Sonra bir kan pıhtısı (alaka) oldu; derken Allah onu yarattı ve şekil verdi.
39
Erkek ve Dişi Ondan, erkek ve dişi iki eşi var etti.
40
Ölüleri Diriltmek Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? (Elbette yeter!)
Fazileti ve Hadis-i Şerifler
“Onlar Rablerine bakarlar” (Kıyâmet 23) ayeti hakkında Peygamberimiz (s.a.v): “Siz şu ayı (dolunayı) gördüğünüz gibi, Rabbinizi de (kıyamet günü) öylece göreceksiniz.” buyurmuştur.
(Buhârî, Tevhid 24)
Kıyâmet Suresi’nin son ayeti “Bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?” okunduğunda, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle cevap verirdi: “Sübhâneke ve belâ” (Seni tenzih ederim Allah’ım, elbette gücün yeter!).
(Ebû Dâvûd, Salât)
Peygamberimiz (s.a.v) vahiy geldiğinde unutmamak için dilini kıpırdatarak acele ederdi. “Dilini kımıldatma” (Kıyâmet 16) ayeti inince, sadece dinlemeye başladı ve Allah ona ezberletti.
(Buhârî, Tefsir)
“Mü’min günahını üzerine düşecek bir dağ gibi görür; münafık ise burnunun ucuna konmuş bir sinek gibi görür.” (Nefs-i Levvâme, müminin vicdanıdır).
(Buhârî, Deavât)
Ölüm Anı Duası
“Allah’ım! Canımız boğaza dayandığında, gözlerimiz donup kaldığında ve bacak bacağa dolaştığında bize merhamet et. Bizi yüzü ak, Rabbine kavuşmaktan sevinç duyan kullarından eyle.”
ÂMİN

KIYÂMET SURESİ KISSALARI

“Nefs-i Levvâme, Parmak Uçları ve Can Çekişme Anı”

01

Kendini Kınayan Nefis

Ayet: 2

Allah’u Teâlâ sureye, kıyamet gününe yemin ederek başlar ve hemen ardından çok ilginç bir yemin daha gelir: “Ve (sürekli) kendini kınayan, pişmanlık duyan nefse (Nefs-i Levvâme) yemin ederim.”

Bu nefis, müminin vicdanıdır. Bir günah işlediğinde “Neden yaptım?”, bir iyilik yaptığında “Neden daha fazla yapmadım?” diye kendini sorgular. Allah, bu iç hesaplaşmayı o kadar değerli bulur ki, üzerine yemin etmiştir. Bu nefis mertebesi, insanı gafletten uyandıran ve tövbeye yönelten bir bekçi gibidir.

Kıssadan Hisse
Hatasız kul olmaz ama hatasında ısrar eden kul helak olur. Kendini kınayan (eleştiren) nefis, Allah katında değerlidir; çünkü o, temizlenmeye ve yükselmeye adaydır.
02

En İnce Detayına Kadar Diriliş

Ayet: 3 – 4

İnkarcılar, “Çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diye alay ettiklerinde, Allah (c.c) onlara biyolojik bir mucizeyle cevap verdi: “İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanır? Evet, bizim onun parmak uçlarını (bennâne) bile aynen düzenlemeye gücümüz yeter.”

Yüzyıllar sonra anlaşıldı ki, her insanın parmak izi benzersizdir ve onun kimliğidir. Allah, “Sizi sadece diriltmekle kalmayacak, en ince detayınız olan parmak izlerinize kadar eski halinize getireceğiz” diyerek kudretinin sınırsızlığını ilan etmiştir.

Kıssadan Hisse
Allah’ın ilmi en ince detaya (parmak izine) kadar nüfuz eder. Hiçbir şey O’na zor değildir ve hiçbir detay O’nun gözünden kaçmaz.
03

“Tedavi Edecek Kim Var?”

Ayetler: 26 – 30

Sure, ölüm anının dehşetini bir film şeridi gibi gözler önüne serer. Can köprücük kemiğine dayandığında, etrafındakiler çaresizce bağırır: “Tedavi edecek kim var? (Hangi doktor kurtarabilir?)”

Ölmekte olan kişi artık bunun bir ayrılık (firak) vakti olduğunu anlar. Ecelin şiddetiyle bacak bacağa dolaşır. Artık dünya bitmiş, ahiret başlamıştır. “O gün sevk yeri, sadece Rabbinedir.” Ne mal, ne makam, ne de doktorlar o gidişi durdurabilir.

04

Yaratılışın Gayesi

Ayet: 36

Surenin sonunda insanlığa en temel varoluş sorusu sorulur: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?”

İnsan; yiyip içmek, gezmek ve sonra yok olup gitmek için yaratılmış anlamsız bir varlık değildir. O, bir damla sudan (meniden) yaratılmış, kan pıhtısına (alakaya) dönüşmüş, sonra şekil verilmiş ve içine ruh üflenmiştir. Bu kadar özenle yaratılan varlığın, hesaba çekilmemesi ve başıboş bırakılması mümkün müdür? Elbette hayır!

Kıssadan Hisse
Hayatın bir amacı, bir hesabı ve bir sonucu vardır. “Ben özgürüm, dilediğimi yaparım” demek, yaratılış gerçeğine kör olmaktır. İnsan başıboş değil, Allah’ın halifesi ve kuludur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler