Nefs-i Levvâme ve Başıboşluk
Kendini Kınayan Nefis: Allah Teâlâ, Kıyamet Günü’ne yemin ettikten hemen sonra “Kendini kınayan nefse (Nefs-i Levvâme) yemin ederim” (Kıyâmet, 2) buyurur. Bu nefis mertebesi, günah işlediğinde pişman olan, kendini hesaba çeken müminin vicdanıdır.
Başıboş Değilsin: Sure, insanın yaratılış amacını unutup sorumsuz yaşamasını reddeder: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyâmet, 36).
Bu sure; parmak uçlarının bile yeniden düzenleneceğini, ölüm anında canın köprücük kemiğine dayandığı o çaresiz anı en çarpıcı şekilde tasvir eder.
1
Kıyamet Yemini
Hayır! Kıyamet gününe yemin ederim.
2
Nefs-i Levvâme
Ve (sürekli) kendini kınayan, pişmanlık duyan nefse yemin ederim.
3
Kemikleri Toplamak
İnsan, onun kemiklerini asla bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
4
Parmak Uçları
Evet, bizim onun parmak uçlarını (izlerine kadar) bile düzenlemeye gücümüz yeter.
5
Günah Arzusu
Fakat insan, önündeki (ömrünü) günahla geçirmek (sürekli suç işlemek) ister.
6
Kıyamet Ne Zaman?
“Kıyamet günü ne zaman?” diye sorar (alaycı bir tavırla).
7
Göz Kamaşınca
Göz kamaştığı (dehşetten donup kaldığı) zaman…
8
Ay Tutulması
Ay tutulduğu (ışığı söndüğü) zaman…
9
Güneş ve Ay
Güneş ve ay bir araya getirildiği zaman…
10
Kaçış Nereye?
O gün insan: “Kaçış nereye?” diyecektir.
11
Sığınak Yok
Hayır! Sığınacak hiçbir yer yoktur.
12
Varış Rabbinedir
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
13
Amellerin Haberi
O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve erteleyip geride bıraktığı her şey haber verilir.
14
Kendine Şahit
Aslında insan, kendi aleyhine bizzat şahittir (vicdanı her şeyi bilir).
15
Mazeret Faydasız
Türlü mazeretler ortaya atsa bile (kendini kurtaramaz).
16
Acele Etme
(Vahiy inerken) Onu aceleyle almak için dilini kımıldatma.
17
Toplamak Bize Ait
Şüphesiz onu (senin kalbinde) toplamak ve onu okutmak bize aittir.
18
Okunmaya Uy
Biz onu (Cebrail vasıtasıyla) okuduğumuz zaman, sen onun okunuşuna uy.
19
Açıklamak Bize Ait
Sonra onu açıklamak da (beyan etmek) şüphesiz bize aittir.
20
Dünyayı Sevmek
Hayır! Siz peşin olanı (dünya hayatını) seviyorsunuz.
21
Ahireti Bırakmak
Ve ahireti (sonsuz hayatı) bırakıyorsunuz.
22
Parlayan Yüzler
O gün bazı yüzler ışıl ışıl parlar.
23
Rabbe Bakış (Rü’yetullah)
Onlar Rablerine bakarlar (O’nun cemalini seyrederler).
24
Asık Yüzler
O gün bazı yüzler de asıktır (kararmıştır).
25
Bel Kıran Bela
Kendilerine bel kemiklerini kıracak bir felaketin yapılacağını anlarlar.
26
Can Boğaza Gelince
Hayır! Can köprücük kemiğine (boğaza) dayandığı zaman…
27
Tedavi Edecek Kim?
“Kimdir (bunu kurtaracak) efsuncu/doktor?” denilir.
28
Ayrılık Vakti
Ve (can çekişen) bunun gerçek bir ayrılık olduğunu anlar.
29
Bacaklar Dolaşır
Bacak bacağa dolaşır (ölümün şiddetinden veya kefenlenirken).
30
Rabbine Sevk
O gün sevk yeri, sadece Rabbinedir.
31
Namaz ve Tasdik Yok
O (kâfir), ne doğruladı ne de namaz kıldı.
32
Yalanlama
Fakat yalanladı ve yüz çevirdi.
33
Kibirli Yürüyüş
Sonra da çalım satarak ailesine gitmişti.
34
Yazık Sana!
Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun!
35
Tekrar Yazık!
Sonra yine yazıklar olsun sana, yazıklar olsun! (Tehdit üstüne tehdit).
36
Başıboş Değilsin
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
37
Meni Damlası
O, akıtılan bir meniden bir damla değil miydi?
38
Alaka (Embriyo)
Sonra bir kan pıhtısı (alaka) oldu; derken Allah onu yarattı ve şekil verdi.
39
Erkek ve Dişi
Ondan, erkek ve dişi iki eşi var etti.
40
Ölüleri Diriltmek
Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? (Elbette yeter!)
“Onlar Rablerine bakarlar” (Kıyâmet 23) ayeti hakkında Peygamberimiz (s.a.v): “Siz şu ayı (dolunayı) gördüğünüz gibi, Rabbinizi de (kıyamet günü) öylece göreceksiniz.” buyurmuştur.
(Buhârî, Tevhid 24)
Kıyâmet Suresi’nin son ayeti “Bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?” okunduğunda, Peygamberimiz (s.a.v) şöyle cevap verirdi: “Sübhâneke ve belâ” (Seni tenzih ederim Allah’ım, elbette gücün yeter!).
(Ebû Dâvûd, Salât)
Peygamberimiz (s.a.v) vahiy geldiğinde unutmamak için dilini kıpırdatarak acele ederdi. “Dilini kımıldatma” (Kıyâmet 16) ayeti inince, sadece dinlemeye başladı ve Allah ona ezberletti.
(Buhârî, Tefsir)
“Mü’min günahını üzerine düşecek bir dağ gibi görür; münafık ise burnunun ucuna konmuş bir sinek gibi görür.” (Nefs-i Levvâme, müminin vicdanıdır).
(Buhârî, Deavât)