BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Kasas Suresi 24. Ayet

İlahi Hayra Muhtaçlık, Acziyet ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
MUSA (ALEYHİSSELÂM)’IN FAKR NİDASI
رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنْزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ
“Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr.”
(Ey Allah’ım (Rabbim)! Bana indireceğin her hayra öylesine muhtacım ki…)
0
Günlük Hedef: Kalbi Kibir ve Gururdan Temizleyip Hakka Boyun Bükmek İçin (33+)
“Musa onların hayvanlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve ‘Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım’ dedi.”
[Kaynak: Kasas Sûre-i Şerif’i]:[24]
Hz. Musa (Aleyhisselâm), Mısır’dan çaresizce, aç, susuz ve yorgun bir halde Medyen’e vardığında muazzam bir ahlak abidesi sergiledi. Kendi derdini, yorgunluğunu unutup, kuyunun başında çaresizce bekleyen iki genç kıza yardım etti; onların hayvanlarını suladı. Ancak bu iyiliği yaptıktan sonra insanlardan bir teşekkür, bir karşılık beklemedi. Kenara, mütevazı bir gölgeye çekilip boynunu büktü ve kalbini bütün beklentilerden temizleyerek yalnızca Allah’u Teala‘ya el açtı: “Rabbim! Sen’den gelecek her hayra o kadar muhtacım ki…” İşte bu dua, kibrin, benliğin ve “ben yaptım” gururunun kalpten temizlenip atıldığı, kulun kendi acziyetini ve “fakrını” (muhtaçlığını) Yüce Yaratıcı’ya itiraf ettiği en zirve noktadır. Mümin bilir ki; bütün zenginlik, güç ve kuvvet yalnız ve yalnız Allah’u Teala‘nındır. Kul, O’nun kapısında fakir olduğunu itiraf ettiği an, en büyük zenginliğe kavuşur.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (DUA VE ACZİYET)
Hakka Muhtaçlık ve Sığınma
فَقَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰ إِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنْزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ Okunuşu: Fe-sekâ lehümâ sümme tevellâ ilez-zılli fe-kâle rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr. 1. “Bunun üzerine Musa onların hayvanlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve: ‘Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım’ dedi.” [Kaynak: Kasas Sûre-i Şerif’i]:[24]
يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ إِلَى اللَّهِ ۖ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ Okunuşu: Yâ eyyühen-nâsü entümül-fukarâü ilellâh; vallâhu hüvel-ğaniyyül-hamîd. 2. “Ey insanlar! Siz Allah’u Teala‘ya muhtaçsınız (fakirsiniz). Allah’u Teala ise hiçbir şeye muhtaç değildir (Ganî’dir), her türlü övgüye layıktır.” [Kaynak: Fâtır Sûre-i Şerif’i]:[15]
اللَّهُ الصَّمَدُ Okunuşu: Allâhus-samed. 3. “Allah’u Teala Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir).” [Kaynak: İhlâs Sûre-i Şerif’i]:[2]
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ Okunuşu: Ve kâle rabbükümüd’ûnî estecib leküm. 4. “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin (muhtaçlığınızı bildirin), duanıza icabet edeyim (size karşılık vereyim).” [Kaynak: Mü’min Sûre-i Şerif’i]:[60]
وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ Okunuşu: Ve eyyûbe iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeḍ-ḍurru ve ente erhamür-râhimîn. 5. “Eyyub’u da hatırla. Hani o Rabbine, ‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, Sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye nida etmişti.” [Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[83]
وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا… فَنَادَىٰ فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ Okunuşu: Ve zen-nûni iz zehebe müğâdıben… fe-nâdâ fiz-zulumâti en lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn. 6. “Zünnûn’u (Yunus’u) da hatırla… O, karanlıklar içinde: ‘Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum (diyerek kalbini temizledi ve yakardı)’.” [Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[87]
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ ۖ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ Okunuşu: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe-innî karîb; ücîbü da’veted-dâı izâ deân. 7. “Kullarım beni sana soracak olurlarsa, gerçekten ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin (muhtacın) duasına cevap veririm…” [Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[186]
الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ… وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ Okunuşu: Ellezîne kâle lehümün-nâsü innen-nâse kad cemeû leküm… ve kâlû hasbünallâhu ve ni’mel vekîl. 8. “…Onlar: ‘Allah’u Teala bize yeter, O ne güzel vekildir!’ dediler (ve sadece O’na muhtaç olduklarını bildirdiler).” [Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[173]
أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ Okunuşu: E-leysellâhu bi-kâfin abdeh. 9. “Allah’u Teala, (kapısında el açan) kuluna yetmez mi?…” [Kaynak: Zümer Sûre-i Şerif’i]:[36]
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ Okunuşu: Ve men yetevekkel alellâhi fe-hüve hasbüh. 10. “…Kim Allah’u Teala‘ya tevekkül ederse (güvenip dayanırsa), O, ona yeter…” [Kaynak: Talâk Sûre-i Şerif’i]:[3]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. DUA İBADETİN ÖZÜDÜR “Dua ibadetin ta kendisidir (özüdür).” Kulu, kibrinden temizleyip Rabbinin kapısında fakir kılan en büyük ameldir. [Kaynak: Tirmizî, Daavât]:[1]
2. AYAKKABI BAĞI BİLE OLSA “Sizden her biriniz bütün ihtiyaçlarını (en küçük şey bile olsa) Rabbinden istesin. Hatta kopan ayakkabı bağını bile Allah’u Teala‘dan istesin.” [Kaynak: Tirmizî, Daavât]:[149]
3. İSTEMEYENE GADAP EDİLİR “Kim Allah’u Teala‘dan istemezse (kibirlenip muhtaçlığını gizlerse), Allah’u Teala ona gadap eder (kızar).” [Kaynak: Tirmizî, Daavât]:[2]
4. ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEKTEN HAYA EDER “Şüphesiz ki Rabbiniz haya sahibi ve cömerttir. Kulu O’na ellerini kaldırdığı zaman, o elleri boş ve hüsranla geri çevirmekten haya eder.” [Kaynak: Ebû Dâvûd, Vitir]:[23]
5. ÇARESİZİN (MAZLUMUN) DUASI “Mazlumun (ve çaresizce kapıya dayananın) duasından sakının! Çünkü onun duasıyla Allah’u Teala arasında hiçbir perde yoktur.” [Kaynak: Buhârî, Mezâlim]:[9]
6. KADERİ ANCAK DUA DEĞİŞTİRİR “Kaderi ancak dua geri çevirir, ömrü de ancak iyilik uzatır.” [Kaynak: Tirmizî, Kader]:[6]
7. GİZLİCE YAPILAN DUA “Bir müslümanın, din kardeşi için gıyabında (gizlice) yaptığı dua kabul olunur. Başucunda görevli bir melek vardır; o dua ettikçe melek ‘Amin, sana da bir misli verilsin’ der.” [Kaynak: Müslim, Zikir]:[86]
8. GERÇEK ZENGİNLİK “Zenginlik mal ve mülk çokluğu ile değildir. Gerçek zenginlik gönül (kalp) zenginliğidir.” (Kalbi dünya hırsından temizleyip sadece Hakka fakir olmaktır). [Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[15]
9. KALPLERİ ÇEVİREN ALLAH Peygamber Efendimiz (s.a.v) en çok şu duayı yapardı: “Ey Allah’ım! Ey kalpleri halden hale çeviren Rabbim! Benim kalbimi dinin (ve itaatin) üzere sabit kıl.” [Kaynak: Tirmizî, Kader]:[7]
10. SEYYİDÜ’L İSTİĞFAR’DAKİ ACZİYETEy Allah’ım! …Bana lütfettiğin nimetleri itiraf ediyorum, günahlarımı da itiraf ediyorum. Beni bağışla…” (Kendi kusurunu itiraf, kalbi temizleyen en büyük anahtardır). [Kaynak: Buhârî, Daavât]:[2]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dua edenin ‘Rabbim’ demesi, Allah’ın ‘Buyur kulum’ demesinin ta kendisidir. Sen kalbini kibrinden temizleyip kapıya boyun büktüğün an, zaten içeri alınmışsındır.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuz, Hz. Musa gibi iyilik yapıp sonra gölgeye çekilerek acziyeti itiraf etmektir. Yaptığı iyiliği başa kakanın kalbi kararmıştır; gölgeye sığınıp fakrını bilenin kalbi ise manen temizlenmiştir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “İlla Edep, İlla Edep.” Hak kapısındaki en büyük edep, “ben varım, ben bilirim” demeyi bırakıp, “Sen varsın, ben Senin lütfuna muhtacım” demektir.
– Bizim Yunus
“Bir kulun ‘Ya Rabbi, ben Sana muhtacım’ demesi, dünyanın bütün hazinelerinden daha kıymetlidir. Zira şeytan kibriyle helak oldu, peygamberler ise fakrını (muhtaçlığını) itiraf etmekle yüceldiler.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Derdini insanlara şikayet etme. Musa (a.s) çöldeyken Firavun’dan kaçtığını kızlara anlatmadı, sadece Rabbine sığındı. Sen de kalbini kullara minnetten temizle ve sadece O’na el aç.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. MUSA’NIN MEDYEN’DEKİ DUASI VE KARŞILIĞI Hz. Musa (Aleyhisselâm), Firavun’un sarayındaki lüksü bırakıp can havliyle Medyen’e kaçtığında aç ve yorgundu. Şuayb (a.s)’ın kızlarının sürüsünü suladıktan sonra onlardan hiçbir yiyecek veya para istemedi. Sadece gölgeye çekildi ve “Rabbim bana indireceğin hayra muhtacım” dedi. Bu samimi acziyet itirafının hemen ardından Allah’u Teala ona hem o kızlardan biriyle helal bir yuva kurmayı, hem Hz. Şuayb gibi bir peygambere yoldaş olmayı, hem de güvenilir bir iş ihsan etti. İhtiyacını sadece Allah’a arz eden, bütün ihtiyaçlarından kurtulur. [Kaynak: İbn Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ]
2. HZ. YUNUS’UN (A.S) KARANLIKLARDAKİ NİDASI Hz. Yunus (Aleyhisselâm) balığın karnında üç karanlık içindeyken (gecenin karanlığı, denizin karanlığı, balığın karnı); gücünün, peygamberliğinin veya başka insanların onu kurtaramayacağını anladı. Tam bir fakr ve acziyetle kalbini gururdan temizleyerek “Senden başka ilah yoktur, ben zalimlerden oldum” diyerek kendi kusurunu itiraf etti. Allah’u Teala bu samimi acziyet itirafına binaen balığa emretti ve onu sağ salim sahile çıkarttı. [Kaynak: Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk]
3. BEDİR SAVAŞINDA EFENDİMİZİN ACZİYETİ Bedir meydanında müşrik ordusu bin kişi, müslümanlar ise üç yüz on üç kişiydi. Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çadırında kıbleye yöneldi, ellerini o kadar yükseğe kaldırdı ki rüzgardan cübbesi omzundan düştü. Gözyaşları içinde: “Ey Allah’ım! Eğer şu bir avuç İslam cemaatini helak edersen, yeryüzünde Sana ibadet edecek kimse kalmayacak!” diye yalvardı. Efendimiz (s.a.v) kılıcına veya ordusuna değil, tam bir muhtaçlıkla Rabbinin kudretine sığınmış, kalbini ve ordusunu kibirden temizlemişti. Karşılığında melekler yardıma indi. [Kaynak: Müslim, Cihâd]:[58]
4. DERVİŞİN VE PADİŞAHIN DUASI Büyük bir kıtlık zamanında sarayından çıkan Padişah, halkın perişan halini görünce ellerini açıp gösterişli cümlelerle yağmur duası etmeye başladı ama bulutlar toplanmadı. Kenarda üstü başı yırtık bir derviş, boynunu büküp kalbini her türlü süsten temizleyerek usulca: “Ya Rabbi, kullarının halini görüyorsun, biz aciziz, Sen cömertsin” dedi. O anda gökyüzü bulutlarla doldu ve rahmet yağdı. Padişah dervişe: “Sen ne dedin de yağmur yağdı?” deyince derviş: “Ben padişah gibi emirle değil, kapıdaki fakir bir köle gibi muhtaçlıkla istedim” cevabını verdi. [Kaynak: Ferîdüddin Attâr, İlâhinâme]
5. HZ. EYYUB’UN (A.S) EDEBİ Hz. Eyyub (Aleyhisselâm) yıllarca süren hastalığında “Rabbim beni iyileştir” demek yerine, “Bana dert dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin” diyerek muazzam bir edep gösterdi. Yani “Ben fakirim, muhtacım, halimi Sana arz ediyorum, gerisini Senin lütfuna bırakıyorum” dedi. Allah’u Teala bu eşsiz edebin ve acziyetin karşılığında ona yerden serin sular çıkartıp şifa vermiş, bedenini ve kalbini tamamen temizlemiştir. [Kaynak: Kurtubî, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
Nefis Muhasebesi: Kibirden Arınma ve Muhtaçlık Aynası
(Hakka karşı fakrımızı, muhtaçlığımızı ne kadar idrak ettiğimizi tartmak için soralım)
  • Birisine bir iyilik yaptığımda, ondan takdir veya alkış mı bekliyorum; yoksa Musa (a.s) gibi iyiliği yapıp sessizce gölgeye çekilerek karşılığını sadece Allah’u Teala‘dan mı umuyorum?
  • Dua ederken, “Ben zaten çok ibadet ediyorum, dualarım kabul olmalı” kibrine mi kapılıyorum, yoksa “Ben acizim, muhtacım” diyerek kalbimi o gizli şirkten manen temizliyor muyum?
  • Maddi sıkıntıya veya bir derde düştüğümde, önce insanlara şikayet edip kapı kapı dolaşıyor muyum; yoksa önce seccadeye gidip halimi beni Yaratan’a mı arz ediyorum?
  • Rızkın, başarının ve şifanın kendi aklım ve gücümden kaynaklandığını zannederek, “Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız” (Fâtır: 15) ayetini unutuyor muyum?
  • “Rabbim, indireceğin her hayra muhtacım” derken, kalbimde Allah’u Teala‘nın benim için seçeceği her sonuca razı olacak bir teslimiyet taşıyor muyum?
“Bana İndireceğin Her Hayra Muhtacım…”
رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنْزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ
Okunuşu: Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr.

Ey Allah’ım (Rabbim)! Bana indireceğin her hayra öylesine muhtacım ki… (Benim hiçbir gücüm ve kuvvetim yoktur. Kalbimi kibirden, benlikten ve kullara minnetten manen temizle. Çaresizliğimi ancak Sen giderirsin; bana lütfunla, merhametinle ve kendi katından gelecek hayırlarla muamele eyle!)”
[Kaynak: Kasas Sûre-i Şerif’i]:[24]
Hz. Musa’nın (Aleyhisselâm) gurbette, kimsesiz ve çaresiz bir haldeyken Rabbine sığındığı, ardından en güzel kapıların ve rızıkların açılmasına vesile olan o muazzam fakr ve acziyet duası.

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler