BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Kardeşlik Köprüsü

Dargınları Barıştırmak ve Kalbi Fitneden Temizlemek
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: MUHABBET VE BARIŞ ZİKRİ
يَا وَدُودُ يَا جَامِعُ
“Yâ Vedûd Yâ Câmi'”
(Ey kullarını çok seven ve kalpleri iman kardeşliği etrafında toplayıp barıştıran Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Kinden, Küslükten ve Nefretten Temizlemek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi emredenlerin sözünde hayır vardır…”
(Nisâ Sûre-i Şerif’i, 114)
Kâmil insanlarda (gerçek müminlerde) dargınlık pek yaşamamalıdır; zira onların kalpleri dünyaya ve menfaate değil, ahirete dönüktür. Bazen ortaklıklar bozulur, bazen yanlış anlamalar olur ve araya soğukluk girer. Ancak feraset sahibi bir mümin, o soğukluğu karşı taraftan değil, araya giren şeytanın vesvesesinden bilir. Tıpkı Yusuf (Aleyhisselâm)’ın, kendisini kuyuya atan kardeşlerini suçlamak yerine, “Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozdu” diyerek kalbini intikam hırsından tamamen manen temizlediği gibi. Dargınları barıştırmada, aradaki o şeytani fitneyi söküp atmada muazzam bir hayır ve sevap vardır. Bize düşen, yangına körükle değil, suyla gitmek ve Allah’u Teala’nın rızasını kazanmak için kardeşlik köprülerini yeniden inşa etmektir.
KUR’AN-I KERİM’DE BARIŞ VE KARDEŞLİK
Arabulucuların Büyük Mükafatı بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
لَا خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِنْ نَجْوَاهُمْ إِلَّا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِ ۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَٰلِكَ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللَّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا Okunuşu: Lâ hayra fî kesîrin min necvâhüm illâ men emera bi-sadakatin ev ma’rûfin ev islâhın beynen-nâs; ve men yef’al zâlikebtiğâe merdâtillâhi fe-sevfe nü’tîhi ecran azîmâ. 1. “Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi (barıştırmayı) emredenlerin sözünde hayır vardır. Kim Allah’ın rızâsını kazanmak için bunları yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.” [Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[114]
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ Okunuşu: İnnemel-mü’minûne ıhvetün fe-aslihû beyne ehaveyküm; vettekullâhe lealleküm türhamûn. 2. “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse iki kardeşinizin (veya iki dargının) arasını düzeltin (onları barıştırın). Ve Allah’tan korkun ki, size merhamet edilsin.” [Hucurât Sûre-i Şerif’i]:[10]
وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا Okunuşu: Ve in tâifetâni minel-mü’minînak-tetelû fe-aslihû beynehümâ. 3. “Eğer müminlerden iki grup (veya iki kişi) birbiriyle kavgaya (veya dargınlığa) tutuşursa, hemen aralarını düzeltin (onları barıştırın).” [Hucurât Sûre-i Şerif’i]:[9]
وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ Okunuşu: Vel-kâzımînel-ğayza vel-âfîne anin-nâs; vallâhu yühibbül-muhsinîn. 4. “O (takva sahipleri), öfkelerini (kalplerini temizleyerek) yutarlar ve insanları affederler. Allah’u Teala, iyilik edenleri (ve barışanları) sever.” [Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[134]
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ۚ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ Okunuşu: Ve lâ testevil-hasenetü ve les-seyyieh; idfa’ billetî hiye ahsenü fe-izel-lezî beyneke ve beynehû adâvetün ke-ennehû veliyyün hamîm. 5. “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olan şeyle sav (kalbini kinden temizleyerek affet). Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık (ve dargınlık) bulunan kimse sanki candan bir dost oluvermiştir!” [Fussılet Sûre-i Şerif’i]:[34]
وَالصُّلْحُ خَيْرٌ ۗ وَأُحْضِرَتِ الْأَنْفُسُ الشُّحَّ ۚ وَإِنْ تُحْسِنُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا Okunuşu: Ves-sulhu hayr; ve uhdıratil-enfüsüş-şuh; ve in tuhsinû ve tettekû fe-innallâhe kâne bimâ ta’melûne habîrâ. 6. “…(Dargınlar arasında) Barış yapmak daima daha hayırlıdır. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara (kibre) hazır yaratılmıştır. Eğer siz iyilik eder ve haksızlıktan sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” [Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[128]
فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ Okunuşu: Fa’fü anhüm vasfah; innallâhe yühibbül-muhsinîn. 7. “(Ey Muhammed!) Sen onları affet ve geç (onlara aldırış etme). Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.” [Mâide Sûre-i Şerif’i]:[13]
وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا ۗ أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ Okunuşu: Vel-ya’fû vel-yasfehû; e-lâ tühibbûne en yağfirallâhu leküm; vallâhu ğafûrun rahîm. 8. “…Onlar affetsinler, hoşgörsünler (ve barışsınlar). Allah’ın (yarın kıyamette) sizi bağışlamasını (ve sizi günah kirinden temizlemesini) sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” [Nûr Sûre-i Şerif’i]:[22]
مِنْ بَعْدِ أَنْ نَزَغَ الشَّيْطَانُ بَيْنِي وَبَيْنَ إِخْوَتِي ۚ إِنَّ رَبِّي لَطِيفٌ لِمَا يَشَاءُ Okunuşu: Min ba’di en nezeğaş-şeytânü beynî ve beyne ıhvetî; inne rabbî latîfün limâ yeşâ’. 9. “(Yusuf Aleyhisselâm kardeşleriyle barıştıktan sonra dedi ki): Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan (ve o fitneyi soktuktan) sonra… Şüphesiz benim Rabbim, dilediği şeye lütfedendir.” [Yûsuf Sûre-i Şerif’i]:[100]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَافَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ ۚ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüdhulû fis-silmi kâffeh; ve lâ tettebiû hutuvâtiş-şeytân; innehû leküm adüvvün mübîn. 10. “Ey iman edenler! Hep birden barışa (ve İslam’ın o kardeşlik nizamına) girin. Şeytanın adımlarını (onun soktuğu fitneyi ve küslüğü) izlemeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” [Bakara Sûre-i Şerif’i]:[208]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. ÜÇ GÜNDEN FAZLA KÜS KALMAK “Bir Müslümanın, din kardeşiyle üç günden fazla dargın (küs) durması helal olmaz. Onlar karşılaşırlar, biri yüzünü şu tarafa, diğeri öte tarafa çevirir. Onların en hayırlısı, (kibrini yenip) ilk önce selam verendir.”
[Buhârî, Edeb]:[62]
2. NAMAZDAN VE ORUÇTAN DAHA ÜSTÜN AMEL “Size derece bakımından (nafile) oruç, namaz ve sadakadan daha üstün olan bir ameli haber vereyim mi?” Sahabeler “Evet” dediler. Efendimiz: “İki kişinin arasını düzeltmek (dargınları barıştırmaktır). Çünkü iki kişinin arasını bozmak (veya bozuk kalmasına göz yummak) dini kökünden kazır!”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[50]
3. PAZARTESİ VE PERŞEMBE GÜNLERİ “Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayan her kulun günahları bağışlanır (temizlenir). Ancak din kardeşiyle arasında dargınlık olan kişi müstesna! (Meleklere) ‘Şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar bekletin!’ denilir.”
[Müslim, Birr]:[35]
4. KARDEŞİNE KÜS ÖLENİN HALİ “Kim (haklı veya haksız) din kardeşiyle bir yıl küs kalırsa, bu (günah bakımından) onun kanını dökmek (onu öldürmek) gibidir.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[47]
5. BARIŞTIRMAK İÇİN SÖYLENEN YALAN “İnsanların arasını düzeltmek (onları barıştırmak) için hayır niyetiyle söz taşıyan (veya güzel söz uyduran) kimse yalancı sayılmaz.” (Barış o kadar kıymetlidir ki, arayı bulmak için söylenen beyaz yalan mubahtır).
[Buhârî, Sulh]:[2]
6. ŞEYTANIN EN BÜYÜK SEVİNCİ “İblis tahtını suyun üzerine kurar. Sonra askerlerini insanlara fitne vermek için gönderir. Akşam dönenlerden biri ‘Şunu yaptırdım’, diğeri ‘Bunu yaptırdım’ der. İblis onlara iltifat etmez. Tâ ki biri gelip, ‘Ben iki kardeşin (veya karı kocanın) arasını bozdum, onları birbirine küstürdüm’ diyene kadar. İblis onu yanına oturtur ve ‘Sen ne güzel iş yaptın!’ der.”
[Müslim, Münâfikûn]:[67]
7. MÜMİN KİN TUTMAZ “Mümin kinci olamaz. (Mümin, kalbini nefretten ve öfkeden temizleyerek affeden kimsedir).”
[Tirmizî, Birr]:[61]
8. BİRBİRİNİZE SIRT ÇEVİRMEYİN “Birbirinizle hasetleşmeyin, birbirinize kin tutmayın, birbirinize sırt çevirmeyin (dargın durmayın). Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!”
[Buhârî, Edeb]:[57]
9. ÖZÜR DİLEYENİ AFFETMEK “Bir kimse kardeşinden özür diler de kardeşi onun özrünü (kibri yüzünden) kabul edip onu affetmezse, haksız yere haraç (vergi) alan zalimlerin günahı kadar günah kazanır.”
[İbn Mâce, Edeb]:[23]
10. HAKLIYKEN BİLE TARTIŞMAYI BIRAKMAK “Haklı olduğu halde (araya küslük ve fitne girmesin diye) tartışmayı ve kavgayı bırakan kimseye, cennetin kenarında bir köşk verileceğine ben kefilim.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[7]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“İki elin parmakları bazen birbirine dolanır, insan kendi dilini bazen kendi dişiyle ısırır. Kardeş kardeşe küser mi! Küsüyorsa bil ki kalbine şeytanın zehri damlamıştır. O zehri ancak affetmek temizler.”
– Hz. Mevlânâ
“Dervişin kerameti havada uçmak değil, birbirine sırt çevirmiş iki müminin arasını bulup (barıştırıp), şeytanın o günkü kazancını heba etmektir. Küslerin olduğu yerde feyiz olmaz.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Sen sana ne sanırsan / Ayruğa da (başkasına da) onu san / Dört kitabın manası / Budur eğer var ise.” (Kendine kin tutulmasını istemiyorsan, sen de kardeşine kin tutma).
– Bizim Yunus
“Dargınlık ateştir. Ateşi ateşle söndüremezsin. Bir tarafın öfkelendiğini gördüğünde, sen kalbini kibrinden temizleyip su ol. Su, ateşi söndürür; kibir ise yangını büyütür.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Üç günlük şu fani dünyada, mezara girecek bir bedene küsmek, fani bir dünya malı (ortaklık) için ebedi ahiret kardeşliğini bozmak ancak ahmakların işidir. Git ve ilk selam veren sen ol!”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. YUSUF ALEYHİSSELÂM’IN KARDEŞLERİNİ AFFETMESİ Hz. Yusuf (Aleyhisselâm), kendisini kuyuya atan, babasından koparan ve onu köle olarak sattıran kardeşlerini yıllar sonra Mısır’a sultan olduğunda karşısında buldu. Kardeşleri korku içinde ecel terleri dökerken, Hz. Yusuf o muazzam peygamber ahlakıyla onlara hiçbir kin gütmedi. Kalbini intikamdan öylesine temizlemişti ki, onlara: “Bugün size kınama ve ayıplama yoktur. Allah sizi affetsin” dedi ve o sarsıcı tespiti yaptı: “Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra Rabbim bizi tekrar bir araya getirdi.” (Yusuf: 100). Düşmanlığı kardeşlerine değil, araya giren şeytana yükledi.
[Kaynak: Yûsuf Sûre-i Şerif’i]:[92-100]
2. KUBA MESCİDİNDEKİ KAVGAYI BARIŞTIRAN PEYGAMBER Kuba ahalisinden bazı Müslümanlar arasında bir anlaşmazlık çıkmış, iş büyüyüp taşlı sopalı bir kavgaya dönüşmüştü. Olay Peygamberimiz efendimize (s.a.v) ulaştığında, Efendimiz hemen ayağa fırladı ve sahabelerine: “Kalkın, gidelim de onların arasını düzeltelim (barıştıralım)!” dedi. Hatta o gün bu barıştırma işi uzadığı için, Peygamberimiz öğle (veya ikindi) namazına gecikmiş, cemaate namazı Hz. Ebu Bekir (r.a) kıldırmak zorunda kalmıştı. Dargınları barıştırmak, namaz vaktini bile erteletecek kadar mühim bir sünnettir.
[Kaynak: Buhârî, Sulh]:[1]
3. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) MISTAH’I AFFETMESİ Hz. Aişe (r.a) validemize iftira atıldığı o zor günlerde (İfk Hadisesi), iftira atanların arasında Hz. Ebu Bekir’in (r.a) maddi yardımda bulunduğu fakir akrabası Mıstah da vardı. Gerçek ortaya çıkınca Hz. Ebu Bekir haklı olarak öfkelendi ve “Vallahi bir daha Mıstah’a tek kuruş yardım etmeyeceğim” diye yemin etti. Bunun üzerine şu ayet indi: “İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler, akrabalarına… yardım etmeyeceklerine dair yemin etmesinler. Onları affetsinler, hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?” (Nur: 22). Bu ayeti duyan Hz. Ebu Bekir hemen gözyaşlarına boğuldu, kalbini o öfkeden temizledi ve “Elbette Rabbimin beni bağışlamasını severim!” diyerek Mıstah’ı affetti, hatta ona yaptığı yardımı daha da artırdı.
[Kaynak: Buhârî, Tefsir]:[24]
4. HZ. HASAN (R.A) İLE HZ. HÜSEYİN’İN (R.A) DARGINLIĞI Bir gün Peygamberimizin iki reyhanı Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) arasında ufak bir anlaşmazlık yaşanmış ve birbirlerine darılmışlardı. Araya girenler büyük ağabey olan Hz. Hasan’a “Git kardeşinle barış” dediklerinde, Hz. Hasan (r.a) o muazzam inceliği gösterdi: “Peygamberimiz ‘Dargınlardan ilk selam veren (barışan) daha hayırlıdır’ buyuruyor. Ben kardeşim Hüseyin’in benden daha hayırlı olmasını, cennette benden daha üstün bir derece almasını istiyorum. O yüzden onun gelip benden özür dilemesini bekliyorum ki sevabı o alsın!” Bunu duyan Hz. Hüseyin (r.a) hemen koşup ağabeyinin elini öptü ve barıştılar.
[Kaynak: İbn Asâkir, Târîhu Dımaşk]
5. EBU ED-DERDÂ’NIN KÜFÜR EDENE DUASI Sahabeden Ebu ed-Derdâ (r.a), bir adamın kendisine küfrettiğini ve onunla düşmanlık gütmeye çalıştığını öğrendi. O gece teheccüd namazına kalktığında, seccadesinde o adam için şöyle dua etmeye başladı: “Ya Rabbi! Falanca kardeşim bana küfretti, benimle darılmak istedi. Ben kalbimi ona karşı temizledim, onu affettim. Ne olur Sen de onu affet, ona hidayet ver ve kalbini yumuşat!” Düşmanına kin tutmak yerine ona dua etmek, en şedit dargınlıkları bile yıkan en büyük manevi silahtır.
[Kaynak: Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn]
Nefis Muhasebesi: Kardeşlik Aynası
(Kalbimizde ne kadar kin taşıdığımızı tartmak için soralım)
  • Sırf maddi bir ortaklık bozuldu veya ufak bir söz (fısıltı) yanlış anlaşıldı diye; ahiret kardeşimi silip atacak kadar dünyaya ve nefsime (kibrime) mi tapıyorum?
  • “Dargınları barıştırmak nafile oruçtan üstündür” hadisini bildiğim halde; çevremdeki küsleri barıştırmak için adım atıyor muyum, yoksa “bana ne, kendileri bilir” diyerek o büyük sevaptan mahrum mu kalıyorum?
  • Bana yapılan ufak bir hatayı affetmeyip aylarca, yıllarca kin tutarken; kıyamet günü kendi dağlar kadar günahım için Allah’tan beni affetmesini yüzüm kızarmadan nasıl isteyeceğim?
  • Hz. Yusuf (a.s) kendisini kuyuya atan kardeşlerini bile affederken; ben bana sadece yan gözle bakan akrabama, ortağıma veya komşuma karşı kalbimi neden o intikam ve küslük kirinden temizleyemiyorum?
  • “İlk selam veren daha hayırlıdır” müjdesini duyduğum halde, “Önce o bana yanlış yaptı, o gelsin” diyerek şeytanın o kibrine (ve fitnesine) boyun mu eğiyorum?
“Müminler Ancak Kardeştirler…”
رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا
Okunuşu: Rabbenâğfir lenâ ve li-ihvâninel-lezîne sebekûnâ bil-îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ ğıllen lillezîne âmenû. “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla göçüp gitmiş olan kardeşlerimizi bağışla! İman edenlere karşı kalplerimizde hiçbir kin (kötü niyet, dargınlık ve haset) bırakma! (Kalbimizi birbirimize karşı tamamen manen temizle!)”
([Haşr Sûre-i Şerif’i]:[10] / Allah’u Teala’nın, kalpteki o şeytani fitneleri, küslükleri ve kırgınlıkları kökünden kazımak için Kur’an-ı Kerim’de inananlara öğrettiği o sarsılmaz muhabbet ve kardeşlik duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Kardeşlik Köprüsü: Dargınları Barıştırmak ve Kalbi Fitneden Temizlemek” yazısında bir düşünce

  1. S Sen diyor ki:

    Amin 🤲🏻 🙂💐 ayetler hadisler, hep yol gösteriyor, bunu biliyorum. Ama iylikler de engellenir, yaşamayan bilmez..
    Müminler kardeştir.
    İnsan Allahın yolundan uzaksa, değer ölçüleri dünya ile ilgiliyse, ahiret aleminden hiiiiç alakası yoksa BEN kılıfını giymiştir.
    İnsan affedici olur.. Allahın emri bu. ama affettiği zaman zülüm görmek için değil…. Değil mi???

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler