Tövbe Kapısı
İstiğfar, Estağfirullah el-Azim ve Kalbin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: KİR VE PASLARDAN TEMİZLENME ZİKRİ
أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الْعَظِيمَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ
“Estağfirullâhel-Azîm ve etûbü ileyh”
(Büyük ve Yüce olan Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tövbe edip yönelirim.)
0
Günlük Hedef: Kalbi Günah Kirinden Temizleyip İlahi Affa Mazhar Olmak İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Rabbinizden bağışlanma (istiğfar) dileyin, sonra O’na tövbe edin ki, belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzelce yaşatsın ve her fazilet sahibine lütfunu versin.”
(Hûd Sûre-i Şerif’i, 3)
(Hûd Sûre-i Şerif’i, 3)
İnsan fıtratı gereği hata yapmaya, unutmaya ve günaha düşmeye meyilli yaratılmıştır. Lakin kâmil bir mümin; günah çukurunda boğulan değil, “Estağfirullah el-Azim” diyerek derhal Rabbinin rahmet denizine koşan ve kalbini o kirden manen temizleyen kimsedir. İstiğfar, sadece dudak ucuyla söylenen kuru bir söz değil; kalbin derinliklerinden gelen bir pişmanlık, kibre indirilmiş bir darbe ve Allah’u Teala’nın engin merhametine açılan en geniş kapıdır. Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geçmiş ve gelecek tüm günahları bağışlandığı ve masum olduğu halde günde yetmiş ila yüz defa istiğfar etmişse, günah deryasında yüzen biz ümmetinin dilinden bu muazzam zikrin hiç düşmemesi icap eder.
KUR’AN-I KERİM’DE İSTİĞFAR VE TÖVBE
Rabbin Rahmet Kapısı
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا ۞ يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا
Okunuşu: Fe-kultüstağfirû rabbeküm innehû kâne ğaffârâ. Yürsilis-semâe aleyküm midrârâ.
1. “(Nuh Aleyhisselâm dedi ki:) Rabbinize istiğfar edin (bağışlanma dileyin). Çünkü O, çok bağışlayıcıdır. (İstiğfar edin ki) Üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.”
[Nûh Sûre-i Şerif’i]:[10-11]
وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنْتَ فِيهِمْ ۚ وَمَا كَانَ اللَّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Okunuşu: Ve mâ kânellâhu li-yüazzibehüm ve ente fîhim; ve mâ kânellâhu müazzibehüm ve hüm yestağfirûn.
2. “(Ey Muhammed!) Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir. Ve onlar (kalplerini temizleyip) istiğfar ederken de Allah onlara azap edici değildir.”
[Enfâl Sûre-i Şerif’i]:[33]
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَىٰ أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
Okunuşu: Kul yâ ıbâdiyellezîne esrafû alâ enfüsihim lâ taknetû min rahmetillâh; innallâhe yağfiruz-zünûbe cemîâ.
3. “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan (günaha batan) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar.”
[Zümer Sûre-i Şerif’i]:[53]
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ
Okunuşu: Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfüsehüm zekerullâhe festağferû li-zünûbihim.
4. “Onlar (muttakiler) çirkin bir iş yaptıklarında veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı anarlar ve derhal günahları için istiğfar ederler (bağışlanma dilerler).”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[135]
وَمَنْ يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللَّهَ يَجِدِ اللَّهَ غَفُورًا رَحِيمًا
Okunuşu: Ve men ya’mel sûen ev yazlim nefsehû sümme yestağfirillâhe yecidillâhe ğafûran rahîmâ.
5. “Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse (istiğfar ederse), Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur.”
[Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[110]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. GÜNDE YÜZ DEFA İSTİĞFAR
“Ey insanlar! Allah’a tövbe edin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Şüphesiz (kalbi masum olduğu halde) ben bile günde yüz defa Allah’a tövbe ve istiğfar ediyorum.”
[Müslim, Zikir]:[42]
2. SIKINTILARDAN ÇIKIŞ YOLU
“Kim istiğfara (Estağfirullah demeye) devam ederse, Allah’u Teala ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir ferahlık verir ve onu hiç ummadığı bir yerden rızıklandırır.”
[Ebû Dâvûd, Vitir]:[26]
3. GÜNAHTAN TÖVBE EDENİN HALİ
“Günahından (samimiyetle) tövbe eden ve (kalbini günah kirinden) temizleyen kimse, sanki hiç günah işlememiş gibidir.”
[İbn Mâce, Zühd]:[30]
4. AMEL DEFTERİNDE İSTİĞFAR BULANLAR
“Kıyamet gününde, amel defterinde (satır aralarında) çokça istiğfar bulan kimseye müjdeler olsun! (Ne mutlu ona).”
[İbn Mâce, Edeb]:[57]
5. KALBİN CİLASI İSTİĞFARDIR
“Şüphesiz ki bazen benim kalbimin üzerine de (ilahi nurlara karşı ufak bir) perde çekilir (gaflet bulutu gelir). Ben bu perdeyi kaldırmak (kalbimi temizlemek) için günde yüz defa Allah’a istiğfar ederim.”
[Müslim, Zikir]:[41]
6. ŞEYTANIN YEMİNİ VE ALLAH’IN VAADİ
“Şeytan Rabbine şöyle dedi: ‘Senin izzetine yemin ederim ki, ruhları bedenlerinde olduğu sürece kullarını saptırmaya devam edeceğim.’ Allah’u Teala da şöyle buyurdu: ‘İzzetime ve celalime yemin olsun ki, onlar Benden istiğfar ettikleri (bağışlanma diledikleri) sürece Ben de onları affetmeye devam edeceğim!'”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[3/29]
7. GECENİN SON ÜÇTE BİRİ
“Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına tecelli eder ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim? Benden isteyen yok mu, istediğini vereyim? Benden istiğfar edip bağışlanma dileyen yok mu, onu affedip temizleyeyim!'”
[Buhârî, Teheccüd]:[14]
8. EN ÜSTÜN İSTİĞFAR (SEYYİDÜ’L İSTİĞFAR)
“İstiğfarın efendisi şudur: ‘Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, ben Senin kulunum…’ Kim bunu akşamleyin inanarak okur da o gece ölürse cennete girer.”
[Buhârî, Daavât]:[2]
9. HERKES GÜNAHKÂRDIR
“Bütün Âdemoğulları günahkârdır (hataya düşebilir). Günahkârların en hayırlısı ise (Estağfirullah diyerek gözyaşıyla) çokça tövbe edenlerdir.”
[Tirmizî, Kıyâmet]:[49]
10. MELEĞİN KALEMİ BEKLETMESİ
“Sol taraftaki (günahları yazan) melek, günah işleyen Müslüman kulun üzerinden kalemini altı saat bekletir. Eğer o kul pişman olup Allah’a istiğfar ederse o günahı yazmaz. İstiğfar etmezse sadece bir tek günah olarak yazar.”
[Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Gözyaşı ve istiğfar, ruhun banyosudur. Ağlamayan göz, paslanmış bir aynaya benzer. Günahın ne kadar büyük olursa olsun, Rabbine dönüp ‘Estağfirullah’ demekten asla utanma; zira asıl utanç o kire alışmaktır.”
– Hz. Mevlânâ
“Dilde ‘Estağfirullah’ çekerken, kalpte hala o günahın zevkini ve hatırasını yaşatmak, yalan bir tövbedir. Hakiki istiğfar, ateşe değmiş gibi o günahtan kaçmak ve kalbi kökünden temizlemektir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Günahım çoktur benim, yüzüm karadır benim / Lütfuna geldim Ya Rab, affeyle günahımı.” Kendi siyahını görüp Hakk’ın beyazına (nuruna) iltica eden kurtulur.
– Bizim Yunus
“Bir hastanın ‘ah’ demesi nasıl doktorun şefkatini çekerse, günahkâr bir kulun da acziyetle ‘Estağfirullah’ demesi Rahman’ın merhametini çeker. Yeter ki o nida kibrin değil, mahviyetin sesi olsun.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Elbisene küçük bir leke damladığında hemen yıkamaya koşuyorsun. Peki, yalanla, haramla ve gıybetle her gün kararan kalbini, ‘Estağfirullah’ sabunuyla temizlemeyi neden yarına erteliyorsun?”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HASAN-I BASRİ (K.S) VE ÜÇ FARKLI DERDİN TEK İLACI
Bir gün Hasan-ı Basri hazretlerinin meclisine üç farklı adam geldi. Birincisi: “Memleketimizde kuraklık var, yağmur yağmıyor” dedi. İmam: “Allah’a istiğfar et!” dedi. İkincisi: “Yıllardır çocuğum olmuyor, bana bir dua öğret” dedi. İmam: “Allah’a istiğfar et!” dedi. Üçüncüsü: “Çok fakirim, rızkım dar” dedi. İmam ona da: “Allah’a istiğfar et!” dedi. Yanındakiler şaşkınlıkla “Farklı dertlere aynı ilacı verdiniz” deyince, İmam şu ayeti okudu: “Rabbinize istiğfar edin ki O çok bağışlayıcıdır. Size gökten bol yağmur göndersin, size mallar ve oğullar versin…” (Nuh, 10-12). Bütün kilitli kapıların anahtarı İstiğfardır.
[Kaynak: İbn Hacer, el-Feth]
2. DOKSAN DOKUZ KİŞİYİ ÖLDÜREN ADAMIN TÖVBESİ
Geçmiş ümmetler içinde 99 kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Kalbine bir pişmanlık ateşi düştü. Bir rahibe gidip “Benim için tövbe kapısı var mı?” dedi. Rahip “Hayır, sen çok büyük günahkârsın” deyince, sinirlenip onu da öldürdü ve yüz yaptı. Sonra kâmil bir âlime gidip aynı soruyu sordu. Âlim: “Seninle Allah’ın affı (tövbesi) arasına kim girebilir ki! Git kalbini temizle ve salihlerin yaşadığı şu köye göç et.” dedi. Adam yolda köye varamadan vefat etti. Azap ve rahmet melekleri tartışırken, Allah’u Teala adamın yöneldiği salihler köyünü ona yaklaştırdı ve rahmet melekleri onu alıp cennete götürdü. Tövbe adımı, geçmişin bütün karanlığını siler.
[Kaynak: Müslim, Tevbe]:[46]
3. ADEM (A.S) VE TÖVBENİN KABULÜ
Adem (Aleyhisselâm) cennette yasak ağaçtan yeme hatasına düştüğünde, İblis gibi kibre kapılıp mazeret üretmedi. Dünyaya indirildiğinde eşi Havva validemizle birlikte günlerce gözyaşı döküp şu yakarışla istiğfar ettiler: “Rabbimiz! Biz kendi nefsimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz!” (A’raf, 23). Bu samimi itiraf ve kalplerini kibirden temizlemeleri, onların tövbesinin kabul olmasına ve insanlığa istiğfar yolunun açılmasına vesile oldu.
[Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[23]
4. YUNUS (A.S) VE BALIĞIN KARNINDAKİ ZİKİR
Yunus (Aleyhisselâm), kavminin inatçılığına kızıp Allah’ın izni olmadan şehri terk ettiğinde bir gemiye binmiş ve denize atılarak dev bir balık tarafından yutulmuştu. O karanlık, dar ve nefessiz zindanda hatasını anladı ve hemen kalbini asıl sahibine bağlayarak o meşhur istiğfar duasını okudu: “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn” (Senden başka ilah yoktur, Sen noksanlıklardan münezzehsin, şüphesiz ben zalimlerden oldum!). Bu samimi itiraf ve zikir sayesinde Allah onu o karanlıklardan sağ salim kurtardı ve temizledi.
[Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[87]
5. Hz. ÖMER’İN (R.A) AĞZI KOKAN GENCİ UYARMASI
Hz. Ömer (r.a) halifeyken, meclisinde duran bir gencin ağzından soğan/sarımsak (veya içki) gibi kötü bir koku geldiğini fark etti. Gence yaklaşıp “Bu ne kokusu?” dedi. Genç utancından kızardı ve “Hata ettim Ya Ömer” dedi. Hz. Ömer onu toplum içinde rezil etmedi, usulca kulağına eğildi: “Git ve hemen ağzını (ve kalbini) Allah’ın adıyla temizle. Zira tövbe etmeyenin kokusu, mahşer gününde bütün mahlukatı rahatsız edecek kadar ağır olur.” İstiğfar, ruhun misk kokusudur.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Menâkıb-ı Ömer Bağlamı]
Nefis Muhasebesi: Tövbe ve Samimiyet Aynası
(İstiğfar ederken ne kadar samimi olduğumuzu tartmak için soralım)
- Dilimle “Estağfirullah” (Allah’ım beni affet) derken, kalbim hala işlediğim o günahın zevkini mi düşünüyor; yoksa o günaha karşı ateşe düşmekten korkar gibi bir iğrenti mi duyuyorum?
- Masum olduğu halde günde 100 defa istiğfar eden Peygamberin (s.a.v) ümmeti olarak; ben gün içinde ağzımdan çıkan yalanlara, haram bakışlara karşı kaç defa tövbe ediyorum?
- “Nasıl olsa Allah affeder” diyerek, Allah’ın o engin merhametini günah işlemeye bir bahane (kredi) olarak mı kullanıyorum? Bu niyetin, tövbeyi bozan en büyük hile olduğunu biliyor muyum?
- Rızkım daraldığında, işlerim ters gittiğinde “Bana musallat olanlar var” diyerek suçu başkasına atmak yerine, Hasan-ı Basri’nin dediği gibi seccademe kapanıp kendi günahlarıma istiğfar ediyor muyum?
- Bir başkasının günahını veya hatasını gördüğümde onu kınayıp küçümsüyor muyum, yoksa “Allah beni de o günaha düşmekten korusun” diyerek kalbimi kibirden temizleyebiliyor muyum?
“O’nun Rahmetinden Ümit Kesmeyin”
([Buhârî, Daavât]:[2] / Kâinatın Efendisinin (s.a.v), sabah okuyup akşama ölürse veya akşam okuyup sabaha ölürse ‘kesinlikle cennetliktir’ müjdesiyle ümmetine öğrettiği İstiğfar dualarının en büyüğü ve en faziletlisi)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ
Okunuşu: Allâhümme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve enâ abdüke ve enâ alâ ahdike ve va’dike mesteta’t, eûzü bike min şerri mâ sana’t, ebûü leke bi-ni’metike aleyye ve ebûü leke bi-zenbî fağfir lî fe-innehû lâ yağfiruz-zünûbe illâ ente.
“Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin aciz kulunum. Gücüm yettiği kadar Sana verdiğim söz (ve iman) üzereyim. Yaptığım günahların şerrinden Sana sığınırım. Bana lütfettiğin bütün nimetleri itiraf ediyorum. Kendi isyanımı (ve günahımı) da itiraf ediyorum. (Nefsimi temize çıkarmıyorum). Beni bağışla! Şüphesiz (kalpleri manen temizleyerek) günahları affedecek olan yalnızca Sensin!”([Buhârî, Daavât]:[2] / Kâinatın Efendisinin (s.a.v), sabah okuyup akşama ölürse veya akşam okuyup sabaha ölürse ‘kesinlikle cennetliktir’ müjdesiyle ümmetine öğrettiği İstiğfar dualarının en büyüğü ve en faziletlisi)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
