BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

İnsanların Çoğu

Gaflet, Kalabalıklar ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
HAKİKAT VE İSTİKAMET VİRDİ
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ
“Yâ mukallibel kulûbi sebbit kalbî alâ dînik.”
(Kalpleri halden hale çeviren Ey Allah’ım! Kalbimi dinin ve itaatin üzere sabit kıl. Beni çoğunluğun gafletinden manen temizle!)
0
Günlük Hedef: Kalabalıkların Sürüklediği Yere Değil, Hakka Yönelmek İçin (33+)
“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’u Teala‘nın yolundan saptırırlar…”
[Kaynak: En’âm Sûre-i Şerif’i]:[116]
Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayet-i kerimesinde, hakikatin ve kurtuluşun ölçüsünün kalabalıklar (çoğunluk) olmadığı şiddetle vurgulanır. Allah’u Teala, “insanların çoğu” ifadesini genellikle “bilmezler, şükretmezler, inanmazlar ve akletmezler” gibi uyarılarla zikreder. Günümüz dünyasında nefis, “herkes böyle yapıyor, çoğunluk bu yöne gidiyor, ben yapsam ne çıkar” diyerek insanı sürü psikolojisiyle gaflete sürükler. Oysa hakiki tasavvuf ve iman yolu, kitlelerin peşinden şuursuzca gitmek değil; tek başına kalsa dahi hakkı savunmak ve kalbini o kitlelerin günah kirinden titizlikle temizlemektir. Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), “İslam garip başladı, yine garip haline dönecektir, ne mutlu o gariplere!” buyurarak, çoğunluğa inat hakikatin izinde yürüyen o şerefli azınlığı müjdelemiştir.
KUR’AN-I KERİM’DEN 10 İLAHİ KELAM (ÇOĞUNLUK VE GAFLET)
Kalabalıkların Gafleti ve Hakikatin Sesi
وَإِنْ تُطِعْ أَكْثَرَ مَنْ فِي الْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ ۚ إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ Okunuşu: Ve in tutı’ eksera men fil-ardı yüdıllûke an sebîlillâh; in yettebiûne illəz-zann. 1. “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’u Teala‘nın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna (asılsız kuruntulara) uyarlar…” [Kaynak: En’âm Sûre-i Şerif’i]:[116]
ثُمَّ لَآتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَائِلِهِمْ ۖ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ Okunuşu: Sümme le-âtiyennehüm min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim; ve lâ tecidü ekserahüm şâkirîn. 2. “(Şeytan dedi ki:) Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Ve Sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın!” [Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[17]
وَاللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰ أَمْرِهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ Okunuşu: Vallâhu ğâlibün alâ emrihî ve lâkinne ekseran-nâsi lâ ya’lemûn. 3. “…Allah’u Teala, Kendi emrini (işini) yerine getirmeye kadirdir (O’nun kararı galiptir). Fakat insanların çoğu bilmezler.” [Kaynak: Yûsuf Sûre-i Şerif’i]:[21]
إِنَّ السَّاعَةَ لَآتِيَةٌ لَا رَيْبَ فِيهَا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ Okunuşu: İnnes-sâate le-âtiyetün lâ raybe fîhâ ve lâkinne ekseran-nâsi lâ yü’minûn. 4. “Kıyamet saati mutlaka gelecektir, bunda hiçbir şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu inanmazlar.” [Kaynak: Mü’min Sûre-i Şerif’i]:[59]
وَلَٰكِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يَفْتَرُونَ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ ۖ وَأَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ Okunuşu: Ve lâkinnellezîne keferû yefterûne alellâhil-kezib; ve ekseruhüm lâ ya’kılûn. 5. “…Fakat inkar edenler, Allah’u Teala‘ya karşı yalan uydurup iftira ederler. Onların çoğu akletmezler (gerçeği düşünmezler).” [Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[103]
وَعْدَ اللَّهِ ۖ لَا يُخْلِفُ اللَّهُ وَعْدَهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ Okunuşu: Va’dellâh; lâ yühlifüllâhu va’dehû ve lâkinne ekseran-nâsi lâ ya’lemûn. 6. “Bu Allah’u Teala‘nın vaadidir. Allah’u Teala vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.” [Kaynak: Rûm Sûre-i Şerif’i]:[6]
وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا فَأَبَىٰ أَكْثَرُ النَّاسِ إِلَّا كُفُورًا Okunuşu: Ve le-kad sarrafnâhü beynehüm li-yezzekkerû fe-ebâ ekserun-nâsi illâ küfûrâ. 7. “Andolsun biz, düşünüp ibret alsınlar diye bunu (hakikati) aralarında çeşitli şekillerde açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.” [Kaynak: Furkân Sûre-i Şerif’i]:[50]
الْمَر ۚ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ ۗ وَالَّذِي أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ Okunuşu: Elif-lâm-mîm-râ; tilke âyâtül-kitâb; vellezî ünzile ileyke min rabbikel-hakku ve lâkinne ekseran-nâsi lâ yü’minûn. 8. “Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar Kitab’ın ayetleridir. Rabbinden sana indirilen haktır (gerçektir). Fakat insanların çoğu iman etmezler.” [Kaynak: Ra’d Sûre-i Şerif’i]:[1]
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ Okunuşu: İnne fî zâlike le-âyeh; ve mâ kâne ekseruhüm mü’minîn. 9. “Şüphesiz bunda (helak olan kavimlerin kıssalarında) büyük bir ibret vardır; ama onların çoğu mümin değillerdir.” [Kaynak: Şuarâ Sûre-i Şerif’i]:[8]
إِنَّ اللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ Okunuşu: İnnellâhe le-zû fadlin alen-nâsi ve lâkinne ekseran-nâsi lâ yeşkürûn. 10. “Şüphesiz Allah’u Teala insanlara karşı büyük lütuf (ve merhamet) sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.” [Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[243]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. İSLAM’IN GARİPLİĞİ “İslam garip başladı, (ahir zamanda) başladığı gibi yine garip haline dönecektir. Ne mutlu o gariplere (çoğunluğa uymayıp kalbini temiz tutan o azınlığa)!” [Kaynak: Müslim, Îmân]:[232]
2. ÇOĞUNLUĞUN ALDANDIĞI İKİ NİMET “İki büyük nimet vardır ki, insanların çoğu o konularda aldanmış (kıymetini bilmemiş ve nankörlük etmiş)tir: Sıhhat ve boş vakit.” [Kaynak: Buhârî, Rikâk]:[1]
3. İMMEA (KÖRÜ KÖRÜNE UYAN) OLMAYIN “İnsanlar ‘Herkes iyilik yaparsa biz de yaparız, haksızlık yaparsa biz de yaparız’ diyen immealardan (körü körüne çoğunluğa uyanlardan) olmayın. Aksine, insanlar kötülük yapsa da siz doğru yolda kalın!” [Kaynak: Tirmizî, Birr]:[63]
4. İNSANLAR HELAK OLDU DİYENLER “Siz (kalabalıkların günahına bakıp da kibre kapılarak) ‘İnsanlar helak oldu, mahvoldu’ diyen bir kimseyi duyarsanız, bilin ki asıl helak olan odur.” (Mümin kendi kalbini temizlemekle meşgul olmalıdır). [Kaynak: Müslim, Birr]:[139]
5. SELİN ÜZERİNDEKİ KÖPÜK GİBİ “Yiyicilerin sofraya üşüştüğü gibi milletler sizin üzerinize üşüşecek.” Sahabe: “Biz o gün sayıca az mı olacağız?” dedi. Efendimiz: “Hayır, aksine siz o gün sayıca çok olacaksınız; fakat selin üzerindeki çerçöp ve köpük gibi (etkisiz ve kalpleri dünya sevgisiyle dolmuş) olacaksınız!” [Kaynak: Ebû Dâvûd, Melâhim]:[17]
6. BAZI PEYGAMBERLERİN ÜMMETİ YOKTU “Bana ümmetler arz edildi. Bir peygamber gördüm yanında küçük bir grup vardı, bir peygamber gördüm yanında sadece bir iki kişi vardı, bir peygamber gördüm yanında hiç kimse yoktu.” (Hakikat kalabalıkla ölçülmez). [Kaynak: Müslim, Îmân]:[374]
7. İNSANLARI RAZI ETMEK İÇİN… “İnsanları (çoğunluğu) razı etmek için Allah’u Teala‘yı darıltan (O’nun emirlerini çiğneyen) kimseyi, Allah’u Teala o çok güvendiği insanlara terk eder (yardımsız bırakır).” [Kaynak: Tirmizî, Zühd]:[64]
8. MÜMİN ALTIN PARÇASI GİBİDİR “Mümin, insanlar arasında bir altın parçası gibidir. Ateşe atılsa (musibete uğrasa) kızarır parlar, tartılsa (hesaba çekilse) ağırlığından hiçbir şey eksilmez.” [Kaynak: Ahmed bin Hanbel, el-Müsned]
9. CENNET EHLİ ZAYIF GÖRÜLENLERDİR “Cennet ehlini size haber vereyim mi? Onlar (kalabalıklar ve kibirliler tarafından) zayıf görülen, itilip kakılan, lakin Allah’u Teala adına yemin etse Allah’u Teala‘nın onu yemininde yalancı çıkarmayacağı ihlaslı kimselerdir.” [Kaynak: Buhârî, Eymân]:[9]
10. MÜFERRİDLER (ZİKREDENLER) ÖNE GEÇTİ “Müferridler (kalabalıkların gafletine uymayıp tek başına da olsa Allah’u Teala‘yı çokça zikrederek kalplerini manen temizleyen o azınlık) öne geçtiler ve kazandılar.” [Kaynak: Müslim, Zikir]:[4]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Sürüye uyup uçuruma giden koyun olma. Kalabalıkların alkışına kanıp hakikati satan, ahirette iflas eder. Sen kalbini kibrinden temizle ve tek kalsan da Hak yolda yürü.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda terakki, herkesin uyuduğu gaflet saatlerinde uyanık kalabilmektir. İnsanların çoğunun gafleti seni aldatmasın; hakikat pazarı kalabalıkla değil, ihlasla ölçülür.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Herkesin güldüğü yerde ağlamasını bilen, herkesin uyuduğu yerde uyanık kalandır aşık.” Gönlünü dünya sevgisinden temizleyen, kalabalıkta bile Hak ile beraberdir.
– Bizim Yunus
“Hakikat ehli tarih boyunca daima azınlıkta kalmıştır. Sen ‘insanların çoğu böyle yapıyor’ deme. Bil ki avamın (sıradan çoğunluğun) övgüsü de yergisi de kalbi temizlemek yerine ancak kirletir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! İnsanları memnun etmek için Rabbini darıltma. Bütün dünya seni kınasa da sen doğru bildiğin yoldan dönme. İhlaslı azlar, riyakâr çoklardan daima üstündür.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. NUH’UN (A.S) AZINLIK ÜMMETİ Hz. Nuh (Aleyhisselâm), kavmini tam 950 yıl boyunca hakikate davet etti. Bütün o kalabalıklar, o devasa şehirlerin halkı onunla alay etti, taşladı ve ona deli dediler. Nuh (a.s) kalabalığın sözüne değil, Allah’u Teala‘nın emrine bakarak gemiyi inşa etti. Tufan koptuğunda o koca çoğunluk sulara gömülüp helak olurken, kalbini şirkin pisliğinden temizleyip o gemiye binen bir avuç (seksen civarı) insan ebedi selâmete ulaştı. [Kaynak: Hûd Sûre-i Şerif’i]:[40]
2. HZ. İBRAHİM’İN (A.S) TEK BAŞINA BİR ÜMMET OLMASI Bütün Babil halkı, hatta kendi öz babası bile putlara taparken Hz. İbrahim (Aleyhisselâm) o devasa çoğunluğa karşı tek başına durdu. Kalbini her türlü şirkten manen temizleyerek “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım” dedi ve ateşe atılmayı göze aldı. Allah’u Teala, o yalnız ve garip İbrahim’i ateşte yakmadı ve Kur’an-ı Kerim’de onu tek başına “Bir Ümmet” olarak vasıflandırdı. Çünkü hakikate sarılan tek bir kişi, bâtıla inanan milyonlardan daha ağırdır. [Kaynak: Nahl Sûre-i Şerif’i]:[120]
3. ASHAB-I KEHF’İN KALABALIKLARDAN KAÇIŞI İçinde yaşadıkları devasa krallık ve o şehrin bütün halkı şirke ve zulme saplanmıştı. Sadece yedi genç (Ashab-ı Kehf), kalabalıkların bu yozlaşmış ahlakına uymayı reddettiler. İmanlarını ve kalplerini o pislikten temiz tutmak için sarayları, zenginlikleri ve ailelerini terk edip ıssız bir mağaraya sığındılar. Allah’u Teala o bir avuç genci asırlar boyu uyutarak korudu ve kıyamete kadar Kur’an’da anılan bir destan kıldı. [Kaynak: Kehf Sûre-i Şerif’i]:[13-16]
4. TALUT’UN ORDUSUNDAKİ İMTİHAN Talut’un ordusu, Câlût adındaki zalim komutana karşı savaşa giderken bir nehirle imtihan edildiler. Talut: “Kim bu nehirden kana kana içerse benden değildir” dedi. O yakıcı sıcakta askerlerin “çoğunluğu” nefislerine yenilip kana kana su içti ve savaştan koptular. Sadece çok az bir grup, bir avuç su ile yetinip kalplerini itaatsizlikten temizlediler. Savaş meydanında o azınlık: “Nice az topluluklar, Allah’u Teala‘nın izniyle nice çok topluluklara galip gelmiştir” diyerek, o devasa orduyu darmadağın ettiler. [Kaynak: Bakara Sûre-i Şerif’i]:[249]
5. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) RİDDE SAVAŞLARINDAKİ DURUŞU Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince, Arap yarımadasındaki kabilelerin “çoğunluğu” dinden dönmüş (mürted olmuş) ve zekat vermeyi reddetmişlerdi. Medine’de kalan sahabeler bile “Şimdi onlarla savaşacak gücümüz yok, zekatı affedelim” dediklerinde, Hz. Ebu Bekir (r.a) tek başına kılıcını çekti ve: “Vallahi, Resulullah’a verdikleri bir deve yularını bile bana vermezlerse, tek başıma kalsam da onlarla savaşırım!” dedi. Onun çoğunluğa boyun eğmeyen bu tek başınalığı, İslam’ın parçalanmasını engellemiş ve hakikati ayakta tutmuştur. [Kaynak: Buhârî, Zekât]:[1]
Nefis Muhasebesi: Hakikat ve Çoğunluk Aynası
(Hakka mı uyuyoruz yoksa kalabalıkların seline mi kapıldık, tartmak için soralım)
  • Bir günahı işlerken veya bir ibadeti terk ederken, “Canım ne olacak, herkes böyle yapıyor, insanların çoğu zaten bu yolda” diyerek kendi nefsime sahte bir mazeret mi üretiyorum?
  • “Onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın” (A’raf: 17) ilahi ikazını duyduğum halde, ben kalbimi o şükürsüz çoğunluktan manen temizleyip nimetlerin kıymetini bilebiliyor muyum?
  • Toplum içinde hakkı söylemem ve yanlış bir işe itiraz etmem gerektiğinde, kınanmaktan veya dışlanmaktan korkup kalabalığın yanlışlarına sessiz mi kalıyorum?
  • Hz. İbrahim (a.s) bütün dünya karşısındayken tek başına bir ümmet olmuştu; benim inancım, tek başıma kaldığımda bile beni hakikatte sabit tutacak kadar sağlam mı?
  • Dua ederken, beni “çoğunluğun” değil, Allah’u Teala‘nın razı olduğu o “ihlaslı azınlığın” arasına katması için samimiyetle gözyaşı dökebiliyor muyum?
“Bizi Doğru Yola İlettikten Sonra Kalplerimizi Saptırma…”
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
Okunuşu: Rabbenâ lâ tüzığ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledünke rahmeh; inneke entel-vehhâb.

Ey Allah’ım (Rabbimiz)! Bizi doğru yola eriştirdikten (hidayete erdirdikten) sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. (Bizleri, ‘insanların çoğu’ diyerek gaflete kapılan o nankör kalabalıklara uymaktan koru. Kalbimizi dünya sevgisinden manen temizle ve bizi hakikat üzere sabit kıl!) Şüphesiz lütfu en bol olan yalnız Sensin.”
[Kaynak: Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[8]
Kur’an-ı Kerim’in, ilimde derinleşmiş (râsih) olan gerçek müminlere öğrettiği; kalbin kaymasına ve çoğunluğun yozlaşmasına karşı okunacak en sarsılmaz hıfz (korunma) ve istikamet duası.

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler