İlahî Zırh
Şeytanlaşmış İnsanlardan Muhafaza ve Kalbin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: KORUNMA VE SİPER ZİKRİ
يَا حَفِيظُ يَا مَانِعُ
“Yâ Hafîz Yâ Mâni'”
(Ey kullarını her türlü şerden koruyan ve kötülüklere, belalara mani olan Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Şerli İnsanlardan Korunmak ve Kalbi Temizlemek İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (Allah’ın adı anıldığında) pusuya çekilen sinsi şeytanın şerrinden; Gerek cinlerden, gerekse insanlardan olan o şeytanların şerrinden insanların Rabbine sığınırım!”
(Nâs Sûre-i Şerif’i, 4-6)
(Nâs Sûre-i Şerif’i, 4-6)
İnsanoğlu sadece görünmez varlıklarla değil, asıl tehlikeli olan insan suretindeki şeytanlarla imtihan halindedir. Kur’an-ı Kerim, yalanla, iftirayla, gıybetle ve hasetle beslenerek çevresine zehir saçan ve insanları Hak yoldan saptırmaya çalışan bu kimseleri “insan şeytanları” olarak vasıflandırmıştır. Çoğu zaman bir cinin vesvesesi bir Eûzü-Besmele ile def edilirken; şeytanlaşmış, güler yüzlü ama kalbi fesatla dolu bir insanın şerrinden kurtulmak çok daha çetindir. Bu karanlık zihniyetli kimselerden muhafaza olmanın yolu, onlarla cedelleşmek değil; kalbi onların haset kirinden manen temizleyerek, dostluğu sadece Allah’u Teala ve sadık kullarıyla kurmak ve o İlahî zırhın (takvanın) içine sığınmaktır.
KUR’AN-I KERİM’DE İNSAN ŞEYTANLARI
Kötülerin Şerrinden Sığınmak
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا شَيَاطِينَ الْإِنْسِ وَالْجِنِّ يُوحِي بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورًا
Okunuşu: Ve kezâlike cealnâ li-külli nebiyyin adüvven şeyâtînel-insi vel-cinni yûhî ba’duhüm ilâ ba’din zuhrufel-kavli ğurûrâ.
1. “İşte biz böylece, insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı (süslü, sahte) sözler fısıldarlar.”
[En’âm Sûre-i Şerif’i]:[112]
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ۞ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ ۞ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
Okunuşu: Min şerril-vesvâsil-hannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrin-nâs. Minel-cinneti ven-nâs.
2. “O sinsi vesvesecinin şerrinden… Ki o, insanların göğüslerine (kötü hisler ve şüpheler) fısıldar. Gerek cinlerden, gerekse insanlardan olan (bütün o şeytanların şerrinden Allah’a sığınırım).”
[Nâs Sûre-i Şerif’i]:[4-6]
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Okunuşu: Ve min şerri hâsidin izâ hased.
3. “…Ve haset ettiği (kıskançlık krizine girdiği) zaman hasetçinin şerrinden (kötü niyetli insanların nazarı ve fesadından da Allah’a sığınırım).”
[Felak Sûre-i Şerif’i]:[5]
وَإِذَا لَقُوا الَّذِينَ آمَنُوا قَالُوا آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْا إِلَىٰ شَيَاطِينِهِمْ قَالُوا إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ
Okunuşu: Ve izâ lekullezîne âmenû kâlû âmennâ ve izâ halev ilâ şeyâtînihim kâlû innâ meaküm innemâ nahnü müstehziûn.
4. “(İki yüzlüler) İman edenlerle karşılaştıkları zaman ‘İnandık’ derler. Kendi şeytanları (fesat liderleri ve yandaşları) ile baş başa kaldıklarında ise, ‘Biz sizinleyiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz’ derler.”
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[14]
يَا وَيْلَتَىٰ لَيْتَنِي لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا ۞ لَقَدْ أَضَلَّنِي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَاءَنِي ۗ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْإِنْسَانِ خَذُولًا
Okunuşu: Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fülânen halîlâ. Le-kad edallenî aniz-zikri ba’de iz câenî; ve kâneş-şeytânü lil-insâni hazûlâ.
5. “(Kötü arkadaş kurbanı olan kişi mahşerde der ki): Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim! Andolsun ki, zikir (Kur’an) bana geldikten sonra o şeytanlaşmış kişi beni ondan saptırdı…”
[Furkân Sûre-i Şerif’i]:[28-29]
وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ ۞ وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ
Okunuşu: Ve men ya’şü an zikrir-rahmâni nükayyıd lehû şeytânen fe-hüve lehû karîn. Ve innehüm le-yesuddûnehüm anis-sebîli ve yahsebûne ennehüm mühtedûn.
6. “Kim Rahman’ın zikrini (Kur’an’ı ve ahlakı) görmezlikten gelirse, Biz ona bir şeytan sararız (kötü birini musallat ederiz); artık o, onun ayrılmaz dostu olur. Onlar bunları yoldan saptırırlar, ama bunlar hâlâ doğru yolda olduklarını sanırlar.”
[Zuhruf Sûre-i Şerif’i]:[36-37]
اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنْسَاهُمْ ذِكْرَ اللَّهِ ۚ أُولَٰئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ ۚ أَلَا إِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Okunuşu: İstehveze aleyhimüş-şeytânü fe-ensâhüm zikrallâh; ülâike hızbüş-şeytân; elâ inne hızbeş-şeytâni hümül-hâsirûn.
7. “Şeytan onları hakimiyeti altına almış ve onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar Şeytanın fırkasıdır (şeytanlaşmış zümredir). İyi bilin ki, hüsrana uğrayacak olanlar da Şeytanın fırkasıdır.”
[Mücâdele Sûre-i Şerif’i]:[19]
هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ ۞ مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Okunuşu: Hemmâzin meşşâin bi-nemîm. Mennâın lil-hayri mu’tedin esîm.
8. “(Şu şerli kimselere itaat etme): Daima kusur arayan, durmadan laf taşıyan (arabozan), iyiliğe engel olan, haddi aşan, günaha dadanmış zorbalara…”
[Kalem Sûre-i Şerif’i]:[11-12]
وَإِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ ۚ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Okunuşu: Ve immâ yenzeğanneke mineş-şeytâni nezğun festeız billâh; innehû semîun alîm.
9. “Eğer şeytandan (ve onun insan suretindeki adamlarından) sana bir vesvese (veya kışkırtma) gelirse, hemen Allah’a sığın! Şüphesiz O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
[A’râf Sûre-i Şerif’i]:[200]
وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ ۞ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ
Okunuşu: Ve kul rabbi eûzü bike min hemezâtiş-şeyâtîn. Ve eûzü bike rabbi en yahdurûn.
10. “Ve de ki: Rabbim! Şeytanların (kötü niyetli kimselerin) kışkırtmalarından ve dürtmelerinden Sana sığınırım. Onların benim yanımda bulunmalarından (ve meclisime girmelerinden) da Sana sığınırım Rabbim!”
[Mü’minûn Sûre-i Şerif’i]:[97-98]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. KİŞİ DOSTUNUN DİNİ ÜZEREDİR
“Kişi dostunun dini (ahlakı ve gidişatı) üzeredir. Öyleyse sizden her biriniz kiminle dost (ve arkadaş) olduğuna çok iyi baksın!” (Kötü dost kalbi zehirler).
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[16]
2. KÖRÜK ÜFÜREN KÖTÜ ARKADAŞ
“İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk (güzel koku) taşıyanla körük üfüren (demirci) gibidir… Körük üfüren kötü arkadaş ise, ya (sıçrayan kıvılcımla) elbiseni yakar ya da ondan üzerine pis bir koku (kötü bir huy) siner.”
[Buhârî, Büyû’]:[38]
3. İNSANLARIN EN ŞERLİSİ
“Kıyamet gününde Allah katında insanların en şerlisi (en kötüsü); şerrinden (kötülüğünden ve dilinden) korunmak için insanların kendisini terk ettiği (veya idare ettiği) kimsedir.”
[Buhârî, Edeb]:[38]
4. MÜNAFIĞIN VE ŞEYTANLAŞMIŞIN ZARARI
“Münafığın alameti üçtür (böylelerinden uzak durun): Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde cayar, kendisine emanet edildiğinde ihanet eder.” (Emaneti zayi eden şeytanın yoldaşıdır).
[Buhârî, Îmân]:[24]
5. KÖTÜLÜKTEN UZAK DURMAK SADAKADIR
“İnsanlara kötülük yapmaktan (ve kötülerin meclisinden) uzak dur! Şüphesiz bu da senin kendi nefsine verdiğin bir sadakadır.” (Kalbi fitneden manen temizlemektir).
[Müslim, Îmân]:[136]
6. ZALİME YARDIM EDENİN SONU
“Kim haksız olduğunu bildiği halde bir zalime (veya kötü niyetli birine) yardım ederse, Allah’ın gazabı ve laneti onun üzerinedir.” (Şeytanlaşmış insanı destekleyen ondan olur).
[Ebû Dâvûd, Akdıye]:[14]
7. LAF TAŞIYAN CENNETE GİREMEZ
“Nemmâm (İnsanların arasını bozmak için laf getirip götüren, dedikodu yapan) kimse cennete giremez!” (Bunlar toplumun içine atılan şeytan tohumlarıdır).
[Müslim, Îmân]:[168]
8. HASETÇİNİN NİYETİ (NAZARI) ATEŞTİR
“Ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi, haset de (başkasının nimetini çekememezlik) insanın iyi amellerini yakıp yok eder.” (Hasetçi insandan sadece şer doğar).
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[44]
9. EFENDİMİZİN KORUNMA DUASI
Peygamberimiz sık sık şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Kötü günden, kötü geceden, kötü saatten, kötü arkadaştan ve ikamet yurdundaki kötü komşudan (insanlardan) Sana sığınırım.”
[Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr]
10. MUAVVİZETEYN (EN BÜYÜK KALKAN)
“Sabah ve akşam, İhlas, Felak ve Nas surelerini üçer defa oku. Bu sureler, her türlü şerre ve kötülüğe (insan ve cin şeytanlarına) karşı sana yeterli gelir (seni muhafaza eder).”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[101]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Kötü arkadaş, zehirli yılandan daha tehlikelidir. Zira zehirli yılan senin sadece canını alır; lakin kötü arkadaş senin imanını, ahlakını çalar ve seni ebedi cehenneme sürükler.”
– Hz. Mevlânâ
“Kalbi gafillerden ve fesatçılardan temizlemek, bedeni kirden temizlemekten daha farzdır. Zira isyan meclislerinde oturanın üzerine, şeytanın isi ve nur yoksunluğu bulaşır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Kötüyle yoldaş olma, seni de yoldan eder / Gafil ile sırdaş olma, sırrını elden eder.” Yolun Hakk ise, yoldaşın da Hak ehlinden olmalıdır.
– Bizim Yunus
“Şeytanlaşmış insanlardan uzak durmak, dinin yarısıdır. Çünkü onlar, günahı süsleyip aklına sokarlar da, sen kendini ateşe atarken cennete uçtuğunu zannedersin.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Seni Allah’tan uzaklaştıran ve masivaya (dünyaya) çağıran herkesten, yırtıcı aslandan kaçar gibi kaç! Onlar, şeytanın senin üzerine saldığı güler yüzlü avcılardır.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. UQBE BİN EBİ MUAYT’IN KÖTÜ ARKADAŞ KURBANI OLMASI
Mekke döneminde Uqbe bin Ebi Muayt, İslam’a meyletmiş ve hatta Peygamberimizin (s.a.v) davetine icabet edip Onunla oturup kalkmaya başlamıştı. Ancak Uqbe’nin en yakın dostu Übeyy bin Halef (azılı müşrik) seyahatten dönünce bu durumu öğrendi. Gelip Uqbe’ye: “Muhammed’in yüzüne tükürmedikçe ve Onun dinini inkar etmedikçe seninle bir daha konuşmam!” dedi. Uqbe, sırf o şeytanlaşmış kötü dostunu kaybetmemek için gidip Efendimize hakaret etti. İşte Furkan Suresi 28. Ayet (“Keşke falanı dost edinmeseydim”) Uqbe’nin ahiretteki bu pişmanlığı üzerine inmiştir.
[Kaynak: İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
2. EBU CEHİL’İN İNSAN ŞEYTANI OLMASI
Ebu Talib ölüm döşeğindeyken Peygamberimiz (s.a.v) başucunda ona “Ey Amca, bir kere Lâ İlahe İllallah de” diye yalvarıyordu. Ebu Talib’in kalbi yumuşamışken, odada bulunan Ebu Cehil ve adamları (insan şeytanları) devreye girdi: “Ey Ebu Talib! Ataların olan Abdulmuttalib’in dininden dönecek misin? Bizi utandıracak mısın!” diyerek onun gururuyla oynadılar. Ebu Talib, o kötü niyetli adamların kışkırtması yüzünden şirk üzere öldü. İnsan şeytanı, bazen cinlerden daha tehlikeli bir şekilde insanın kalbini mühürler.
[Kaynak: Buhârî, Cenâiz]:[81]
3. HZ. ÖMER (R.A) VE FERASETİ (GÖREN KALP)
Halife Hz. Ömer (r.a), yanına gelen bir grubun içinde duran bir adama dikkatle baktı. Adama: “Sen eskiden kavminin putlara tapan kâhini değil miydin?” dedi. Adam şaşırarak “Evet, öyleydim ama tövbe ettim” dedi. Hz. Ömer’in kalbini öylesine nurla temizlemişti ki, insanların içindeki gizli şerleri ve karanlık geçmişleri adeta bir ayna gibi hissederdi. Müminin feraseti, onu şeytanlaşmış insanların tuzaklarından koruyan en büyük kalkandır.
[Kaynak: Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr]:[26]
4. İMAM-I AZAM VE KÖTÜ KOMŞUSUNUN ISLAHI
İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin, her gece içki içip sabahlara kadar bağırıp çağırarak etrafa rahatsızlık veren şerli bir komşusu vardı. İmam sabreder, ona beddua etmezdi. Bir gece komşusunun sesi kesildi. İmam araştırıp onun zindana atıldığını öğrenince, bizzat kadıya gidip o şerli komşusunu kefil olarak kurtardı. Hapisten çıkan adam bu muazzam ahlak karşısında gözyaşlarına boğuldu, içkiyi bıraktı ve İmam’ın en sadık talebelerinden biri oldu. Şeytanlaşmış insanları bazen kılıç değil, kâmil bir ahlak ve şefkat temizler.
[Kaynak: Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd]
5. İSA (A.S) VE ÜÇ ALTIN KÜLÇESİ
Hz. İsa (Aleyhisselâm) yanında bir yol arkadaşıyla seyahat ederken yolda üç külçe altın buldular. Yol arkadaşının gözü altına düşünce, Hz. İsa’yı terk edip altınları almak istedi. İsa (a.s) ona “Altınlar senin olsun” deyip yoluna devam etti. Adam altınların başında beklerken iki eşkıya geldi, onu öldürüp altınlara kondular. Sonra eşkıyalardan biri diğerini zehirleyip öldürdü. Zehri içen eşkıya da ölünce, üç altın külçesinin etrafında üç ceset kaldı. Hırs ve dünya malı, insanı nasıl anında şeytanlaştırıp helak eder, bunun en bariz delilidir.
[Kaynak: İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn Bağlamı]
Nefis Muhasebesi: Çevre ve Ahlak Aynası
(Kiminle yürüdüğümüzü ve kalbimizi nasıl koruduğumuzu tartmak için soralım)
- Bana sürekli dünyayı, parayı, modayı anlatan ve namazımı, ibadetimi küçümseyen arkadaşlarımla hala bağımı koparamıyorsam; yarın mahşerde “Keşke onu dost edinmeseydim” diyenlerden olmayacak mıyım?
- Etrafımdaki hasetçi ve fesat insanların şerrinden korunmak için her sabah-akşam “Felak ve Nas” surelerini okuyup Allah’ın manevi kalkanına (muhafazasına) sığınıyor muyum?
- Birileri yanımda başka bir kardeşimin gıybetini yaptığında (laf taşıdığında), o şeytani meclisi susturup kalbimi o kirden temizleyebiliyor muyum, yoksa onlara ortak mı oluyorum?
- Menfaatim veya makamım için yalan söyleyen, zulmeden şerli insanlara şirin görünmeye çalışıp, farkında olmadan “Şeytanın Fırkasına” mı hizmet ediyorum?
- Başkalarının şerrinden şikayet ederken, dönüp kendi nefsime “Acaba ben kibirimle, hasetimle veya dilimle başkalarına şeytanlık (kötülük) yapıyor muyum?” diye soruyor muyum?
“Onların Fısıltılarından ve Meclisinden Sana Sığınırım!”
([Ebû Dâvûd, Vitir]:[30] / Peygamber Efendimizin (s.a.v), bir topluluğun veya şerli kimselerin kötülüğünden endişe ettiğinde, kalbini her türlü korkudan temizleyerek Allah’ın mutlak ve aşılmaz hıfzına (korumasına) sığınmak için okuduğu o muazzam muhafaza duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فِي نُحُورِهِمْ وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ
Okunuşu: Allâhümme innâ nec’alüke fî nuhûrihim ve neûzü bike min şürûrihim.
“Allah’ım! (Bize zarar vermek isteyen o kötü niyetli ve şeytanlaşmış insanların) yüzlerine ve yakalarına (Yüce Kudretinle) Seni siper ediyoruz! Ve onların (hasetlerinden, fesatlarından ve bütün) şerlerinden ancak Sana sığınıyoruz!”([Ebû Dâvûd, Vitir]:[30] / Peygamber Efendimizin (s.a.v), bir topluluğun veya şerli kimselerin kötülüğünden endişe ettiğinde, kalbini her türlü korkudan temizleyerek Allah’ın mutlak ve aşılmaz hıfzına (korumasına) sığınmak için okuduğu o muazzam muhafaza duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
