BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

İlahî Hükme Rıza

Belalara Sabır, Teslimiyet ve Kalbin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: SABIR VE HİKMET ZİKRİ
يَا صَبُورُ يَا حَكِيمُ
“Yâ Sabûr Yâ Hakîm”
(Ey cezayı erteleyip kullarına çokça sabreden ve her hükmünde mutlak bir hikmet bulunan Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbimizi İsyandan Temizleyip İlahî Hükme Boyun Eğmek İçin (100+)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Hadis-i Kudsî’de şöyle buyuruyor:
“Bir kimse hükmüme râzı olmaz, verdiğim belâlara sabretmezse kendisine Benden başka bir sahip (Rab) arasın!”
(Câmiu’s-Sağîr)
Kâinatın mutlak sahibi ve mülkün yegâne idarecisi olan Allah’u Teala, kullarını bu dünya sahnesinde çeşit çeşit nimetler ve meşakkatlerle sınamaktadır. İnsanın en büyük zafiyeti; nimet verildiğinde sevince boğulup şımarması, bir musibet ve bela geldiğinde ise derhal şikayete ve isyana sarılmasıdır. Oysa kâmil iman; Allah’ın yazgısından (kaderinden) razı olmayı, başa gelen her zorluğun kalbi günah kirinden manen temizleyen ilahi bir lütuf olduğunu idrak etmeyi gerektirir. Hadis-i Kudsî’nin o dehşetli uyarısında olduğu gibi; Allah’ın hükmüne ve belasına itiraz edip sabretmeyen kişi, zımnen kulluk dairesinden çıkmaya kalkışmakta ve kendi felaketini hazırlamaktadır. Mümin, “Verdin de Senindir, aldın da Senindir” diyerek Hakk’ın kapısında rıza ile boyun büken kimsedir.
KUR’AN-I KERİM’DE RIZA VE TESLİMİYET
Sabredenleri Müjdele
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ ۗ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ Okunuşu: Ve le-neblüvenneküm bi-şey’in minel-havfi vel-cûı ve naksın minel-emvâli vel-enfüsi ves-semerât; ve beşşiris-sâbirîn. 1. “Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle (belalarla) imtihan edeceğiz. (Ey Resulüm! Bu hükme rıza gösterip) Sabredenleri müjdele!” [Bakara Sûre-i Şerif’i]:[155]
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ Okunuşu: Ellezîne izâ esâbethüm müsîbetün kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. 2. “Onlar, başlarına bir musibet (bela) geldiği zaman: ‘Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz’ (diyerek hükme razı olan) kimselerdir.” [Bakara Sûre-i Şerif’i]:[156]
يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ۞ ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً Okunuşu: Yâ eyyetühen-nefsül-mutme-inneh. İrciî ilâ rabbiki râdıyeten merdıyyah. 3. “(Kıyamet günü O’nun hükmüne teslim olanlara denir ki:) Ey Rabbine itaat edip (isyandan temizlenerek) huzura eren nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!” [Fecr Sûre-i Şerif’i]:[27-28]
مَا أَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ ۗ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُ Okunuşu: Mâ esâbe min müsîbetin illâ bi-iznillâh; ve men yü’min billâhi yehdi kalbeh. 4. “Allah’ın izni (ve hükmü) olmaksızın hiçbir musibet (hiçbir bela) başa gelmez. Kim Allah’a iman ederse (ve O’nun kararına teslim olursa), Allah onun kalbini doğruya iletir (ve kalbini isyandan temizler).” [Teğâbün Sûre-i Şerif’i]:[11]
وَعَسَىٰ أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ ۖ وَعَسَىٰ أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ Okunuşu: Ve asâ en tekrahû şey’en ve hüve hayrun leküm; ve asâ en tühibbû şey’en ve hüve şerrun leküm; vallâhu ya’lemü ve entüm lâ ta’lemûn. 5. “…Olur ki, sizin hoşunuza gitmeyen (bela sandığınız) bir şey, sizin için (ahirette) daha hayırlıdır. Ve olur ki sevdiğiniz (rahat) bir şey sizin için şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” [Bakara Sûre-i Şerif’i]:[216]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 5 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. MÜMİNİN ŞAŞIRTICI HALİ “Müminin durumu ne hoştur! Onun her işi kendisi için hayırdır. Ona bir sevinç isabet eder, şükreder; bu onun için hayır olur. Ona bir dert (bela) isabet eder, sabreder; bu da onun için (kalbini temizleyen) bir hayır olur.”
[Müslim, Zühd]:[64]
2. ALLAH SEVDİĞİ KULU İMTİHAN EDER “Mükafatın büyüklüğü, çekilen belanın büyüklüğüyle orantılıdır. Şüphesiz Allah’u Teala bir topluluğu (veya kulu) severse, onları (sabırlarını denemek için) musibetle imtihan eder. Kim (O’nun hükmüne) razı olursa Allah da ondan razı olur. Kim de isyan ederse Allah’ın gazabına uğrar.”
[Tirmizî, Zühd]:[57]
3. DİKEN BATMASI BİLE KEFARETTİR “Müslümana isabet eden hiçbir yorgunluk, hastalık, keder, eziyet ve hatta ayağına batan bir diken bile yoktur ki; Allah bunları onun günahlarına keffaret kılıp (onu günah kirinden) temizlemesin!”
[Buhârî, Merdâ]:[1]
4. SABIR İLK ÇARPTIĞI ANDADIR “Şüphesiz asıl sabır (ve Allah’ın hükmüne rıza), musibetin (belanın) ilk çarptığı andadır.” (İsyan edip feryat ettikten sonra gelen mecburi kabulleniş, kâmil sabır değildir).
[Buhârî, Cenâiz]:[32]
5. EN ŞİDDETLİ BELA PEYGAMBERLERE… “Belanın (ve imtihanın) en şiddetlisi peygamberlere gelir. Sonra (derece derece) onlara benzeyen en iyi (kâmil) insanlara gelir. Kişi dinindeki sağlamlığına göre dert çeker ve (isyansız rızasıyla) temizlenir.”
[Tirmizî, Zühd]:[57]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Dert, nimete ulaşmak için bir binektir. Eğer sana gelen belaya ‘Neden ben?’ dersen binek seni sırtından atar; lakin rıza gösterirsen o bela seni sırtında Hakk’ın sarayına taşır.”
– Hz. Mevlânâ
“Hakiki mümin; Rabbi ona bal sunduğunda nasıl gülümsüyorsa, zehir sunduğunda da aynı tebessümle o kadehi içendir. Rıza makamı, acıyı tatlıdan ayırmamaktır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Hoştur bana Senden gelen / Ya gonca gül yahut diken / Ya hayattır yahut kefen / Narın da hoş, nurun da hoş / Kahrın da hoş, lütfun da hoş.”
– Bizim Yunus
“Allah’ın (c.c) senin hakkındaki hükmüne itiraz etmek, kalpteki gizli kibrin eseridir. İnsan, kendi cehaletini bilse, Rabbinin verdiği her belaya bin şükür ile sarılır.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Hastalığında, fakirliğinde veya musibetinde Allah’ı insanlara şikayet etme! Senden daha merhametli olan Rabbini, şefkati olmayan kullara mı şikayet ediyorsun? Bu ne büyük edepsizliktir!”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. URVE BİN ZÜBEYR’İN (R.A) SARSILMAZ RIZASI Tabiin’in büyük âlimlerinden Urve bin Zübeyr’in bacağında kangren çıktı ve kesilmesi gerekti. Uyuşturucu şerbeti içmeyi “Allah’ın zikrinden gafil olurum” diyerek reddetti, namaz kılarken kestirdi. Tam o günlerde en sevdiği oğlu da bir atın tepmesi sonucu vefat etti. Kesilen bacağına ve ölen oğluna bakıp o muazzam rıza ile şöyle dedi: “Allah’ım! Bana dört uzuv (kol-bacak) vermiştin, birini aldın üçü kaldı. Yedi evlat vermiştin, birini aldın altısı kaldı. Veren Sendin, alan da Sensin; hükmüne sonsuz defa razıyım!” Allah sabredenlerin kalbini böyle temiz ve diri kılar.
[Kaynak: İbn Hallikân, Târîhu Bağdâd]
2. EYYUB (A.S) VE SABRIN ŞİFASI Eyyub (Aleyhisselâm) çok zengin ve güçlü bir peygamberken, Allah’u Teala onu en ağır hastalıkla imtihan etti. Bütün bedeni yaralar içinde kaldı, malları ve çocukları elinden gitti lakin o kalbini isyandan korudu ve asla şikayet etmedi. Yıllar süren o zorlukların ardından eşi “Neden dua edip bu belanın kalkmasını istemiyorsun?” dediğinde Eyyub (a.s): “Ben 80 yıl refah ve nimet içinde yaşadım. Henüz o kadar yıl bela çekmedim ki, Rabbime ‘bu hükmü benden al’ demeye utanırım” diyerek rızanın ve teslimiyetin zirvesini göstermiştir.
[Kaynak: Tefsîr-i Kurtubî Bağlamı]
3. LOKMAN HEKİM (A.S) VE ACI KAVUN Lokman Hekim (Aleyhisselâm), gençliğinde bir ağanın kölesiydi. Efendisi onu çok sever, yediği her şeyin en güzelini önce ona tattırırdı. Bir gün çok acı bir ebucehil kavunu getirildi. Efendisi bir dilim kesip Lokman’a verdi, o da afiyetle yedi. Birkaç dilim daha verdi, hepsini gülümsüyerek yedi. Efendisi merak edip kendisi tadınca acıdan ağzı yandı ve “Bu zehir gibi kavunu nasıl şikayet etmeden yedin?” dedi. Lokman (a.s) şöyle cevap verdi: “Ey efendim! Ben senin elinden o kadar tatlı nimetler yedim ki, bir defa acı verdin diye şikayet edip yüzümü ekşitmeyi kendime edepsizlik sayarım!” İşte kulun Allah’a karşı rızası da böyle olmalıdır.
[Kaynak: Rûmî, Mesnevî]
4. İBRAHİM’İN (A.S) ATEŞTEKİ TESLİMİYETİ Nemrut, İbrahim (Aleyhisselâm)’ı devasa bir ateşe fırlattığında melekler bile feryat etmişti. Cebrail (Aleyhisselâm) havada yanına gelip: “Ey İbrahim! Bir yardıma ihtiyacın var mı?” diye sordu. İbrahim (a.s) o ateşe (belaya) düşerken bile Allah’ın hükmüne itiraz etmedi ve “Sana ihtiyacım yoktur, Rabbim bana ne hükmettiyse ben ona razıyım. Hasbünallah (Allah bana yeter)” dedi. O kalbini bu şikayetsiz teslimiyetle arındırdığı için, ateş ona gül bahçesi oldu.
[Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[68-69 Bağlamı]
5. ÇOCUĞU ÖLEN KADININ ŞÜKRÜ Bir kadının tek ve çok sevdiği bir çocuğu vardı, hastalanıp vefat etti. Komşuları onun feryat figan edeceğini sanarak teselliye gittiklerinde, kadını seccadesinde namaz kılıp şükrederken buldular. Şaşkınlıkla “Neden ağlamıyorsun, aklını mı yitirdin?” dediklerinde kadın şu muazzam cevabı verdi: “O çocuğu bana emanet olarak veren Allah’tır. Şimdi kendi emanetini (benim iyiliğim için ahirete önden göndererek) geri aldı. Sahibinin mülkünde tasarruf etmesine isyan etmek benim haddime midir? O’nun hükmüne sonsuz kere razıyım.”
[Kaynak: Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn]
Nefis Muhasebesi: Rıza ve Teslimiyet Aynası
(Rabbimizin hükmüne ne kadar razı olduğumuzu tartmak için soralım)
  • Bir kaza, iflas veya hastalık başıma geldiğinde hemen “Neden ben Ya Rabbi? Ben bu kadar ibadet ederken neden bana bu belayı verdin!” diyerek o dehşetli hadisteki “Benden başka sahip arasın” uyarısına muhatap mı oluyorum?
  • Dua ettiğim bir iş (evlilik, iş, zenginlik) benim istediğim gibi sonuçlanmadığında; “Demek ki Rabbim hakkımda bunu hayırlı kıldı” deyip kalbimi itirazdan temizleyebiliyor muyum?
  • Allah’ın bana verdiği sağlığa, paraya ve aileye şükretmeyip; sürekli “Şu da olsaydı, bu da eksik” diyerek bitmek bilmeyen bir nankörlük içinde mi yüzüyorum?
  • “Verdiğim belalara sabretmezse” hükmünü duyduğum halde, küçücük bir diş ağrısında bile etrafımdaki bütün insanlara Rabbimi (haşa) şikayet ederek sızlanıyor muyum?
  • Ölüm meleği kapıma geldiğinde; “İrciî ilâ Rabbiki râdiyeten merdiyyeh” (Sen O’ndan razı, O senden razı olarak Rabbine dön) müjdesine layık temiz bir kalp taşıyabilecek miyim?
“O’nun Hükmüne Rıza Göstermeyen, Benden Başka Sahip Arasın!”
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَبَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَلَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ
Okunuşu: Allâhümme innî es’elüker-rıdâ ba’del-kadâ, ve berdel-ayşi ba’del-mevt, ve lezzeten-nezari ilâ vechik. “Allah’ım! (Hakkımda verdiğin bütün hükümlere ve) Kazadan sonra Senden (tam bir) rıza dilerim! (Kalbimi her türlü isyandan manen temizleyerek bela ve musibetlere sabretmeyi ihsan eyle). Ölümden sonra bana serin (ve huzurlu) bir hayat ve Senin o Yüce Cemâline (Vechine) bakmanın lezzetini nasip eyle!”
([Nesâî, Sehv]:[62] / Peygamber Efendimizin (s.a.v), Allah’ın acı veya tatlı her türlü kararına karşı kalpte zerre kadar itiraz bırakmamak ve mutlak bir teslimiyetle O’na sığınmak için ettiği o muazzam rıza duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler