İlâhî Görüş Birliğine Davet
Hakk’ın İpinde Toplanmak ve Tevhid Sırrı
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: BİRLİK VE MUHABBET ZİKRİ
يَا جَامِعُ يَا وَدُودُ
“Yâ Câmi’ Yâ Vedûd”
(Ey kullarını hakikat üzere toplayan, birleştiren ve onları ilahi muhabbetle birbirine sevdiren Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Nifaktan Temizleyip Ümmetle Bir Olmak İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a ve İslâm’a) sımsıkı sarılın; parçalanıp bölünmeyin…”
(Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 103)
(Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i, 103)
İnsanoğlu kendi aklını, kendi nefsini ve şahsi menfaatini merkeze koyduğu sürece yeryüzünde ayrılıklar, fitneler ve fırkalar asla bitmez. Asıl ve kalıcı birlik, fani menfaatlerde değil; Allah’u Teala’nın rızasında, yani “İlâhî Görüş Birliği”nde toplanmaktır. Bu davet; kibrini, “ben” davasını ve inatçılığını bir kenara bırakıp kalbini kinden ve nifaktan manen temizleyenlerin davetidir. İslam, bizi paramparça eden o sahte putları yıkıp, bütün müminleri “Tevhid” bayrağı altında tek bir vücut, tek bir kalp olmaya çağırır. Zira cemaat (birlik) rahmet, ayrılık ise azaptır. Yüzümüzü halkın geçici fikirlerine değil, Hakk’ın ebedi nizamına döndürdüğümüzde, işte o zaman kalplerimiz “Bana Allah yeter!” sırrıyla birleşecek ve o ilahi muhabbetle perçinlenecektir.
KUR’AN-I KERİM’DE BİRLİK VE BERABERLİK
Hakk’ın İpinde Toplananlar
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا
Okunuşu: Va’tesımû bi-hablillâhi cemîan ve lâ teferrakû.
1. “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a ve İslâm’a) sımsıkı sarılın; parçalanıp bölünmeyin…”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[103]
لَوْ أَنْفَقْتَ مَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مَا أَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ
Okunuşu: Lev enfakte mâ fil-ardı cemîan mâ ellefte beyne kulûbihim ve lâkinnallâhe ellefe beynehüm.
2. “Eğer yeryüzündeki her şeyi harcasaydın, onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların kalplerini birleştirdi. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir.”
[Enfâl Sûre-i Şerif’i]:[63]
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ
Okunuşu: İnnemel-mü’minûne ıhvetün fe-aslihû beyne ehaveyküm.
3. “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin (ve ilahi görüşte onları birleştirin).”
[Hucurât Sûre-i Şerif’i]:[10]
أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ
Okunuşu: En ekîmüd-dîne ve lâ teteferrakû fîh.
4. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa (parçalanmaya) düşmeyin!”
[Şûrâ Sûre-i Şerif’i]:[13]
وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ ۞ مِنَ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا
Okunuşu: Ve lâ tekûnû minel-müşrikîn. Minellezîne ferrakû dînehüm ve kânû şiyeâ.
5. “(Allah’a ortak koşan) Müşriklerden olmayın! Onlar ki dinlerini parçaladılar ve gruplara (fırkalara) ayrıldılar.”
[Rûm Sûre-i Şerif’i]:[31-32]
إِنَّ هَٰذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ
Okunuşu: İnne hâzihî ümmetüküm ümmeten vâhıdeten ve enâ rabbüküm fa’büdûn.
6. “Şüphesiz bu (İslam), tek bir ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse sadece Bana kulluk edin.”
[Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[92]
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُ
Okunuşu: Ve lâ tekûnû kellezîne teferrakû vahtelefû min ba’di mâ câehümül-beyyinât.
7. “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın!”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[105]
وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ
Okunuşu: Ve etîullâhe ve rasûlehû ve lâ tenâzeû fe-tefşelû ve tezhebe rîhuküm.
8. “Allah’a ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız ve rüzgârınız (devletiniz, gücünüz) gider.”
[Enfâl Sûre-i Şerif’i]:[46]
فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ
Okunuşu: Fe-in tenâza’tüm fî şey’in fe-ruddûhü ilellâhi ver-rasûli.
9. “Eğer bir hususta anlaşmazlığa (ayrılığa) düşerseniz… Onu (hemen) Allah’a ve Resulüne (İlahi görüşe) götürün!”
[Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[59]
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ
Okunuşu: İnnallâhe yühibbüllezîne yükâtilûne fî sebîlihî saffen ke-ennehüm bünyânün marsûs.
10. “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki kurşunla kaynatılmış (kenetlenmiş) sağlam bir bina gibi saf bağlayarak çarpışan (birleşmiş) olanları sever.”
[Saff Sûre-i Şerif’i]:[4]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. MÜMİNLER BİR BİNA GİBİDİR
“Müminin mümine karşı durumu, bir kısmı diğer kısmını sımsıkı kenetleyip tutan (sağlam) bir bina gibidir.” Peygamberimiz bunu söylerken parmaklarını birbirine kenetlemiştir.
[Buhârî, Salât]:[88]
2. SEVMEDİKÇE İMAN ETMİŞ OLMAZSINIZ
“Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. (Kalplerinizi temizleyip) Birbirinizi sevmedikçe de (gerçek manada) iman etmiş olmazsınız.”
[Müslim, Îmân]:[93]
3. CEMAAT RAHMETTİR
“Cemaat (ilahi bir görüşte birleşmek) rahmettir; ayrılık (ve tefrika) ise azaptır.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[4]
4. TEK BİR VÜCUT MİSALİ
“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta tek bir vücut gibidirler. Vücudun bir organı hasta olduğunda, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle onun acısına ortak olurlar.”
[Buhârî, Edeb]:[27]
5. IRKÇILIK (ASABİYET) BİZDEN DEĞİLDİR
“Asabiyet (ırkçılık, kabilecilik veya grup taassubu) davasına çağıran bizden değildir. Asabiyet uğruna savaşan bizden değildir. Asabiyet uğruna ölen de bizden değildir.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[111]
6. CEMAATTEN BİR KARIŞ AYRILMAK
“Kim İslam cemaatinden (ümmetin o ortak şuurundan) bir karış ayrılırsa, şüphesiz İslam boyunduruğunu (bağını) boynundan çıkarmış olur.”
[Ebû Dâvûd, Sünnet]:[27]
7. İKİ KİŞİNİN ARASINI BULMAK
“Size nafile oruç, namaz ve sadakadan daha üstün bir dereceyi haber vereyim mi? O, iki kişinin arasını bulmak (dargınları birleştirmektir). İki kişinin arasını bozmak ise (dini) kökünden kazır.”
[Ebû Dâvûd, Edeb]:[50]
8. BİRLİKTE BEREKET VARDIR
Sahabeler “Yiyoruz ama doymuyoruz” dediklerinde Efendimiz şöyle buyurdu: “Herhalde ayrı ayrı yiyorsunuz. Yemeğinizde (ve meclisinizde) toplanın, Allah’ın adını anın ki yemeğinizde bereket olsun.”
[İbn Mâce, Et’ıme]:[17]
9. ÜMMETİM SAPIKLIKTA BİRLEŞMEZ
“Şüphesiz ki Allah’u Teala, benim ümmetimi dalalet (sapıklık) üzerinde bir araya getirmeyecektir (onları hakikatte toplayacaktır). Allah’ın (yardım) eli cemaatle beraberdir.”
[Tirmizî, Fiten]:[7]
10. ŞEYTAN YALNIZ OLANLA BERABERDİR
“Sürüden ayrılan koyunu kurt yediği gibi, cemaatten (ve haktan) ayrılanı da şeytan yutar. Öyleyse cemaatten (ilahi birlikten) sakın ayrılmayın. Şeytan yalnız olanla beraberdir.”
[Tirmizî, Fiten]:[7]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu (Hakk’ın sevdasını) paylaşanlar anlaşır. Bedenlerin bir arada olması yetmez; kalpler Allah’u Teala’nın zikrinde (ilahi görüşte) birleşmedikçe hakiki cemaat olunmaz.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuzda ‘sen-ben’ davası (ayrılık) yoktur. Kalbini kibrinden temizleyip kardeşinde erimeyen, ‘Benim şeyhim, benim tarikatım’ diyerek ümmeti bölen adam, Hak yolunun değil ancak nefsinin yolcusudur.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım / Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” Gönülleri bir etmeden kılınan namazın Hak katında menzili yoktur.
– Bizim Yunus
“Eğer Müslümanlar kendi aralarındaki ihtilafları (şahsi fikirleri) bırakıp sadece Allah’ın ve Resulünün kelamında birleşselerdi; yeryüzünde onların karşısında durabilecek hiçbir şeytani güç kalmazdı.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Kendi aklını ve fikrini merkeze koyma. Hakk’ın ipi ortada dururken kendi ördüğün iplere tutunanın sonu uçurumdur. O ilahi sancağın altına gir ki, rahmet yağmurundan senin de üzerine düşsün.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. EVS VE HAZREC KABİLELERİNİN BİRLEŞMESİ
Medine’de bulunan Evs ve Hazrec kabileleri, aralarındaki kan davaları yüzünden tam 120 yıl boyunca birbirlerini kılıçtan geçirmiş, asla barışmamışlardı. Ne zaman ki Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oraya hicret etti, İslam’ın o birleştirici nuru kalplerini temizledi. O can düşmanı kabileler silahlarını atıp “Ensar” (kardeşler) oldular. “Eğer yeryüzündeki her şeyi harcasaydın onların kalplerini birleştiremezdin” (Enfal, 63) ayeti, bu muazzam ilahi görüş birliği üzerine inmiştir.
[Kaynak: İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye]
2. KABE HAKEMLİĞİ VE HACERÜ’L ESVED
Kabe’nin tamiri sırasında “Hacerü’l Esved” taşını yerine koyma şerefi için Mekke’nin kabileleri kılıçlarını çekmiş, neredeyse büyük bir savaş çıkmak üzereydi. Peygamberimiz (s.a.v) hakem seçildiğinde, hırkasını yere serdi, taşı ortasına koydu ve her kabileden birinin örtünün ucundan tutmasını istedi. Taşı hep birlikte taşıdılar, Efendimiz de taşı alıp yerine yerleştirdi. Bu muazzam feraset; şahsi gururları yıkmış ve o kalabalıkları ilahi bir adalet çerçevesinde “görüş birliğinde” toplamıştı.
[Kaynak: İbn Hişâm, es-Sîre]
3. MUHACİR VE ENSAR’IN EŞSİZ KARDEŞLİĞİ (MUÂHÂT)
Mekke’den bütün mallarını bırakarak Medine’ye hicret eden Müslümanlar ile Medineli Ensar arasında Peygamberimiz efendimiz (s.a.v) tarafından bir “Kardeşlik” (Muâhât) antlaşması yapıldı. Ensar, evlerinin ve tarlalarının yarısını hiç çekinmeden Mekkeli kardeşlerine verdi. Sa’d bin Rebi (r.a) malının yarısını Abdurrahman bin Avf’a (r.a) verdi. İşte kalpleri dünyalıktan temizleyip Hakk’ta birleşmek, insanı kan bağından daha üstün bir kardeşliğe taşır.
[Kaynak: Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr]:[3]
4. YERMÜK SAVAŞI’NDA BİR YUDUM SU
Yermük Savaşı’nın en sıcak anında yaralanıp kumların üzerine düşen üç sahabe, şiddetli bir susuzluk çekiyordu. Birine su getirildi, tam içecekken yandakinin inlemesini duydu, “Ona götür” dedi. İkinci tam içecekken üçüncü sahabelinin inlemesi duyuldu, o da “Kardeşime götür” dedi. Su üçüncüye vardığında o ruhunu teslim etmişti. İkinciye dönüldü, o da vefat etmişti. Birinciye dönüldüğünde o da şehit olmuştu. İşte “İlahi Görüş Birliği”, canını verirken bile kardeşini kendine tercih etmektir (İsâr sırrı).
[Kaynak: İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye]
5. İMAM-I ŞAFİÎ VE İHTİLAF AHLAKI
Büyük mezhep imamı İmam-ı Şafiî, talebesi Yunus es-Sadefi ile ilmi bir meselede tartışmış ve anlaşamamışlardı. Yunus darılıp meclisi terk etti. Gece olduğunda Yunus kapısının çalındığını duydu; açtığında karşısında İmam Şafiî vardı. İmam onun elini şefkatle tuttu ve şöyle dedi: “Ey Yunus! Bizim yüzlerce meselede (Tevhid’de, Kur’an’da) görüş birliğimiz var. Sadece bir tek meselede anlaşamadık diye kardeşliğimizi mi bitireceğiz? Meseleleri büyütüp de kalpleri ayırma.” Bu, nefsi yenip hakikatte birleşmenin en yüce edebidir.
[Kaynak: Zehebî, Hilyetü’l-Evliyâ]
Nefis Muhasebesi: Birlik Aynası
(Hakk’ın ipine ne kadar sarıldığımızı tartmak için soralım)
- Bir meselede tartışırken asıl amacım “hakikatin (ilahi görüşün) ortaya çıkması” mı, yoksa “benim fikrim kazansın” diyerek haklı çıkma hırsıyla kibre kapılmak mı?
- Peygamberimiz efendimiz “Cemaatten ayrılan helak olur” buyururken; ben ufak tefek meseleleri büyüterek, cemaatim, tarikatım veya grubum taassubuyla (ırkçılıkla) ümmeti bölüyor muyum?
- Dargın olduğum kardeşlerimle aramı düzeltmek için (Hakk’ın rızası uğruna) kendi gururumu ezip ilk adımı atan ben olabiliyor muyum?
- “Müminler bir binanın tuğlaları gibidir” hadisine iman ettiğim halde; zor durumda olan, düşen veya günah işleyen bir kardeşime destek mi oluyorum, yoksa o tuğlayı tekmeleyip yıkıyor muyum?
- İlahi görüş birliğine davet ederken, kalbimi “sen-ben” kavgasından manen temizleyip, “Bana Allah yeter” teslimiyetiyle o nurlu sancağın altında gölgelenebiliyor muyum?
“Cemaat Rahmettir, Ayrılık Azaptır”
(Haşr Sûre-i Şerif’i, 10 / Bütün müminlerin kalbini birbirine bağlayan ve husumeti temizleyen o muazzam birlik duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا
Okunuşu: Rabbenâğfir lenâ ve li-ihvâninel-lezîne sebekûnâ bil-îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ ğıllen lillezîne âmenû.
“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla (ahirete) göçmüş olan kardeşlerimizi bağışla. İman edenlere karşı kalplerimizde zerre kadar bir kin (ve ayrılık tohumu) bırakma. (Bizi İlahi Görüş Birliğinde topla ve kalbimizi nifaktan temizle!)”(Haşr Sûre-i Şerif’i, 10 / Bütün müminlerin kalbini birbirine bağlayan ve husumeti temizleyen o muazzam birlik duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
