İ’lâ-yı Kelimetullah
Allah’ın Dinini Yüceltmek, Gerçek Fetih ve Halis Niyet
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: FETİH VE HİDAYET ZİKRİ
يَا فَتَّاحُ يَا هَادِي
“Yâ Fettâh Yâ Hâdî”
(Ey kapalı kalpleri ve kapıları ardına kadar açan, kullarına doğru yolu gösteren Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Niyeti Halis Kılmak ve Kalbi Temizlemek İçin Sabırla Zikir
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Bizim maksadımız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değildir. Yolumuz Allah yoludur. Maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır.”
İslam davasının yeryüzüne yayılmasındaki asıl gaye; toprak fethetmek, altın biriktirmek veya milletlere zulmederek kuru bir “cihangirlik” (dünya hakimi olma) sevdası gütmek asla olmamıştır. Müminin kılıcı toprağı değil, insan ile Rabbi arasına giren zulmü ve küfrü kesmek içindir; asıl fetih, kalplerin fethidir. Buna İslâm edebiyatında “İ’lâ-yı Kelimetullah” (Allah’u Teala’nın davasını ve ismini en yüce kılmak) denir. Ancak bu şanlı davayı omuzlayacak olan yiğidin, önce kendi kalbini şöhret, makam, kibir ve ganimet hırsından manen temizlemesi şarttır. İçi dünya hırsıyla dolu olanın, dışarıda Hak davası gütmesi beyhudedir. “Kim Allah’ın kelimesi (dini) en yüce olsun diye mücadele ederse, işte o Allah yolundadır.”
KUR’AN-I KERİM’DE HALİS NİYET VE DAVA
Yalnızca O’nun Rızasını Gözetenler
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu: Kul inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil-âlemîn.
1. “De ki: Şüphesiz benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (Kuru bir şahsi dava için değildir).
[En’âm Sûre-i Şerif’i]:[162]
وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاءَ
Okunuşu: Ve mâ ümirû illâ li-ya’büdüllâhe muhlisîne lehüd-dîne hunefâe.
2. “Hâlbuki onlara, ancak dini (niyetlerini ve amellerini) yalnız O’na has kılarak (kalplerini temizleyerek) ve hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri emredilmişti.”
[Beyyine Sûre-i Şerif’i]:[5]
إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا
Okunuşu: İnnemâ nut’ımüküm li-vechillâhi lâ nürîdü minküm cezâen ve lâ şükûrâ.
3. “(O halis kullar derler ki): Biz size ancak Allah’ın rızası (vechy) için yediriyoruz (yardım ediyoruz). Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz.”
[İnsân Sûre-i Şerif’i]:[9]
وَكَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا ۗ وَاللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu: Ve kelimetüllâhi hiyel-ulyâ; vallâhu azîzün hakîm.
4. “…Allah’ın kelimesi (dini, tevhidi) ise en yüce olandır! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
[Tevbe Sûre-i Şerif’i]:[40]
تِلْكَ الدَّارُ الْآخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِي الْأَرْضِ وَلَا فَسَادًا ۚ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ
Okunuşu: Tilked-dârul-âhiratü nec’alühâ lillezîne lâ yürîdûne uluvven fil-ardı ve lâ fesâden, vel-âkıbetü lil-müttekîn.
5. “İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmek (kuru bir cihangirlik) ve bozgunculuk istemeyenlere veririz. En güzel akıbet (son), takva sahiplerinindir.”
[Kasas Sûre-i Şerif’i]:[83]
تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Okunuşu: Tü’minûne billâhi ve rasûlihî ve tücâhidûne fî sebîlillâhi bi-emvâliküm ve enfüsiküm; zâliküm hayrun leküm in küntüm ta’lemûn.
6. “Allah’a ve Resulüne iman edersiniz; mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz bu sizin için çok daha hayırlıdır.”
[Saff Sûre-i Şerif’i]:[11]
وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ لِلَّهِ
Okunuşu: Ve kâtilûhüm hattâ lâ tekûne fitnetün ve yekûned-dînü lillâh.
7. “Yeryüzünde hiçbir fitne kalmayıncaya ve din (kulluk) tamamen Allah’a ait oluncaya kadar onlarla (zalimlerle) savaşın.” (Maksat ganimet değil, fitneyi yok etmektir).
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[193]
إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا
Okunuşu: İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ.
8. “Şüphesiz Biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik.” (Fetih ancak Allah’u Teala’nın lütfuyladır).
[Feth Sûre-i Şerif’i]:[1]
إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ ۞ وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا ۞ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ
Okunuşu: İzâ câe nasrullâhi vel-feth. Ve raeyten-nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. Fe-sebbih bi-hamdi rabbike vestağfirh.
9. “Allah’ın yardımı ve fetih gelip de insanların fevç fevç Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbini överek tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile! (Kibre kapılma).”
[Nasr Sûre-i Şerif’i]:[1-3]
وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ ۚ هُوَ اجْتَبَاكُمْ
Okunuşu: Ve câhidû fillâhi hakka cihâdih; hüvectebâküm.
10. “Allah uğrunda, hakkını vererek (samimiyetle ve riyadan temizlenerek) cihad edin. O, sizi seçti…”
[Hac Sûre-i Şerif’i]:[78]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. AMELLER NİYETLERE GÖREDİR
“Ameller ancak niyetlere göredir… Kimin hicreti (ve davası) elde edeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadın içinse, onun hicreti hedeflediği gayeyedir (Allah için değildir).”
[Buhârî, Bed’ü’l-Vahy]:[1]
2. ALLAH YOLUNDA OLAN KİMDİR?
Bir adam Peygamberimize gelerek: “Kimi ganimet için, kimi şöhret için, kimi de yiğitliği bilinsin diye savaşıyor. Hangisi Allah yolundadır?” diye sordu. Efendimiz: “Kim İ’lâ-yı Kelimetullah (Allah’ın kelimesi/dini en yüce olsun) diye savaşıyorsa, yalnız o Allah yolundadır!” buyurdu.
[Buhârî, İlim]:[45]
3. DÜNYALIK İÇİN SAVAŞANIN DURUMU
“Kim Allah yolunda savaşır ama niyetinde (kalbinde) deve bağı kadar bile olsa dünyalık bir ganimet (veya şöhret) arzusu varsa, onun ahiretteki bütün sevabı (ve ecri) yok olur.”
[Ebû Dâvûd, Cihâd]:[24]
4. İLK CEHENNEME ATILACAK MÜCAHİT
“Kıyamet günü hesaba ilk çekileceklerden biri savaşta öldürülen kimsedir. Allah nimetlerini sayar, adam ‘Senin için savaştım ve şehit oldum’ der. Allah: ‘Yalan söyledin! Sen ne cesur adam desinler diye savaştın ve bu da denildi’ buyurur ve o adam yüzüstü cehenneme atılır.”
[Müslim, İmâre]:[152]
5. HİDAYETE VESİLE OLMAK (GERÇEK FETİH)
Hayber fethinde Peygamberimiz efendimiz Hz. Ali’ye (r.a) sancağı verirken şöyle buyurdu: “Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla (senin vesilenle) bir tek kişinin hidayete ermesi, senin için (dünyadaki en kıymetli mal olan) kızıl develere sahip olmaktan daha hayırlıdır.”
[Buhârî, Cihâd]:[102]
6. GİZLİ ŞİRK (RİYA)
“Ümmetim için en çok korktuğum şey, gizli şirktir.” Sahabeler bunun ne olduğunu sorunca: “Riyadır (Gösteriş için, fani insanların alkışını almak için dindar görünmektir)” buyurdu.
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[4]
7. ASIL MÜCAHİD KİMDİR?
“Hakiki mücahit, Allah’u Teala’ya itaat hususunda kendi nefsine (kibrine, dünya arzusuna) karşı cihad eden ve kalbini bunlardan temizleyen kimsedir.”
[Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd]:[2]
8. SURETE DEĞİL, NİYETE BAKIŞ
“Şüphesiz Allah’u Teala sizin (dışarıdaki cihangirlik) suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Lakin O, sizin kalplerinize (halis niyetinize) ve amellerinize bakar.”
[Müslim, Birr]:[34]
9. İHLASLA AMEL ETMEK
“(Ey Muaz!) Dininde (Allah’ın davasında) ihlaslı ol (niyetini tamamen temizle)! O zaman az bir amel bile sana yeter.”
[Hâkim, el-Müstedrek]:[4]
10. DÜNYAYI TERK EDENLERİN ZAFERİ
“Allah’u Teala bu dini, kendisine (dünyevi bir) pay ayırmayan, yalnız Hakk’ın rızasını arayan zayıf ve ihlaslı kullarının duası ve namazı bereketiyle zafere ulaştırır.”
[Buhârî, Cihâd]:[76]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Toprağı kılıçla almak kolaydır, mesele o toprağın üstündeki çorak kalpleri İslam’ın nuruyla diriltmektir. Maksadın dünya krallığı ise sonun toprak altıdır; maksadın Allah rızası ise sonun ebedi cennettir.”
– Hz. Mevlânâ
“Dışarıdaki kaleleri fethettiği halde kendi nefsinin kalesinde şeytana esir olmuş komutan, zafer kazanmış sayılmaz. Kalbini kibrinden temizleyip ‘Ben bir hiçim, zafer Allah’ındır’ demeden hakiki fatih olunmaz.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Ben gelmedim dava (kavga) için / Benim işim sevi için / Dost’un evi gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldim.” Asıl fetih, taş duvarları değil, sîneleri fetheylemektir.
– Bizim Yunus
“Eğer yeryüzündeki bütün devletleri sana verseler ve karşılığında kalbindeki o ‘ihlas’ nurunu alsalar, bil ki dünyanın en fakir ve en zavallı adamı olmuşsundur. Riya ile kazanılan dünya, ahirette boyna dolanan ateştir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Niyetini dünya alkışından ve şöhretten temizle. Allah’ın davası, senin kibrine basamak yapacağın bir merdiven değildir. Toprak ol ki, o davanın sancağı senin bağrında yeşersin.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. OSMAN GAZİ’NİN O TARİHİ VASİYETİ
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi, ölüm döşeğinde oğlu Orhan Gazi’ye o meşhur vasiyetini bırakırken devletin felsefesini de çizmiştir: “Oğul! Bizim maksadımız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değildir. Yolumuz Allah yoludur. Maksadımız Allah’ın dinini (İ’lâ-yı Kelimetullah’ı) yaymaktır. Sakın zulmetme, adaleti ayakta tut ve nefsinin kibrine yenilip de Allah’ın rızasından ayrılma!” O ulu çınar, dünyaya hükmetmek için değil, kalplere İslam’ı ekmek için dikilmişti.
[Kaynak: Osmanlı Tarih Kayıtları / Vasiyetnâmeler]
2. HZ. ALİ’NİN (R.A) YÜZÜNE TÜKÜREN DÜŞMAN
Hendek Savaşı’nda Hz. Ali (r.a), azılı bir müşriği yere yatırmış, tam kılıcını indirecekken düşman onun mübarek yüzüne tükürmüştü. Hz. Ali o an kılıcını indirdi ve adamı bıraktı. Düşman şaşkınlıkla: “Neden beni öldürmedin?” deyince, Hz. Ali o muazzam ihlas sırrını verdi: “Ben seni Allah rızası için, O’nun davası (İ’la-yı Kelimetullah) için öldürecektim. Ama sen yüzüme tükürünce, nefsim öfkelendi. Eğer o an vursaydım, nefsim (kendi şahsi kavgam) için vurmuş olacaktım. Ben nefsimin katili değilim!” Düşman bu ihlas karşısında anında Müslüman oldu.
[Kaynak: Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî]
3. HZ. ÖMER’İN HALİD BİN VELİD’İ (R.A) AZLETMESİ
İslam ordularının yenilmez komutanı “Seyfullah” (Allah’ın Kılıcı) Halid bin Velid (r.a), girdiği her savaşı kazanıyordu. İnsanlar “Halid varsa zafer mutlaktır” demeye başlamışlardı. Halife Hz. Ömer (r.a), halkın zaferi Allah’tan değil de bir fani kuldan (komutandan) bilmesinden ve şirke düşmesinden endişe etti. En çetin savaşın ortasında Halid’i komutanlıktan azletti ve yerine Ebu Ubeyde’yi atadı. Halid (r.a) zerre kadar itiraz etmedi, kibrini ayaklar altına aldı ve sıradan bir nefer olarak savaşmaya devam etti. “Biz komutanlık (cihangirlik) için değil, Allah rızası için savaşıyoruz” diyerek niyetini ispatladı.
[Kaynak: İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye]
4. FATİH SULTAN MEHMED’İN TEVAZUSU
İstanbul fethedildiğinde, şehir halkı ve rahipler korku içinde Ayasofya’da bekliyordu. Fatih Sultan Mehmed, muazzam bir törenle şehre girdi. Ancak o, kibrinden burnundan soluyan bir “cihangir” gibi değil; atının üzerinde secde edercesine eğilmiş, fethin gururunu nefsine değil tamamen Allah’a hamdederek şehre girmişti. Şehir halkına zulmetmek bir yana, onlara inanç özgürlüğü vermiş ve kalpleri kazanmıştı. Akşemseddin’in terbiyesi, kılıcın fethinden önce kalbin kibrini temizlemişti.
[Kaynak: Tarihi İbretler / Feth-i Mübîn]
5. SELAHADDİN EYYUBİ’NİN HÜZNÜ
Selahaddin Eyyubi (r.a), Kudüs’ü Haçlıların işgalinden kurtarana kadar yüzünün hiç gülmediği, lüks çadırlarda uyumayıp taşın toprağın üzerinde yattığı bilinir. Etrafındakiler “Ey Sultan, sen neden diğer hükümdarlar gibi gülüp eğlenmiyorsun?” dediklerinde, o; “Allah’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksa, zalimlerin ayakları altında esirken, ben nasıl gülebilirim ve rahat yataklarda yatabilirim!” demiştir. Onun derdi şahsi bir imparatorluk (kuru bir kavga) değil, sırf Allah’ın dininin izzetini kurtarmaktı.
[Kaynak: İbnü’l Esir, el-Kâmil fi’t-Târîh]
Nefis Muhasebesi: Niyet Aynası
(Yola hangi niyetle çıktığımızı tartmak için soralım)
- Bir cemaatte, dernekte veya vakıfta İslami bir hizmet yaparken; asıl derdim “Allah’ın dini yayılsın” mı, yoksa içten içe “benim adım duyulsun, başkan ben olayım” hırsı mı?
- Hz. Ali (r.a) gibi nefsimin öfkesini aradan çekip sırf Allah rızası için hareket edebiliyor muyum, yoksa şahsi kinimi “dini bir kavga” kılıfıyla örtbas mı ediyorum?
- Kıyamet gününde cehenneme ilk atılacakların, gösteriş için cihat edenler, ilim öğrenenler ve sadaka verenler olduğunu bildiğim halde, kalbimi riyadan ne kadar temizledim?
- Hizmet ettiğim yolda makamımdan (komutanlıktan) azledilip sıradan bir nefer yapılsam; Halid bin Velid (r.a) gibi kibrimi ezip devam edebilir miyim, yoksa küsüp davayı satar mıyım?
- “Yolumuz Allah yoludur” derken, bu yolun hakkını vermek için gece gündüz gözyaşı ve gayretle çalışıyor muyum, yoksa sadece dille mi kahramanlık taslıyorum?
“Ameller Ancak Niyetlere Göredir”
([Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[4] / Peygamberimiz efendimiz’in, kalbi gizli şirk olan riyadan, gösterişten ve kuru şöhret davasından temizlemek için ümmetine öğrettiği o muazzam ihlas duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَنَا أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا أَعْلَمُ
Okunuşu: Allâhümme innî eûzü bike en üşrike bike ve enâ a’lem, ve estağfiruke limâ lâ a’lem.
“Allah’ım! Şüphesiz ben bilerek (niyetime dünyayı, şöhreti ve kibri katarak) Sana şirk koşmaktan (riya yapmaktan) Sana sığınırım. Bilmeyerek yaptıklarım için de Senden mağfiret dilerim. (Kalbimi kuru davalardan temizle ve sadece Senin rızana yönelt!)”([Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[4] / Peygamberimiz efendimiz’in, kalbi gizli şirk olan riyadan, gösterişten ve kuru şöhret davasından temizlemek için ümmetine öğrettiği o muazzam ihlas duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
