HZ. ZİNNÎRE (R.ANHA)
İslam daveti gizlice yayılırken, Zinnîre (r.anha) bu daveti duydu. Köle olmasına, hiçbir gücü ve destekçisi olmamasına rağmen kalbini hakikate açtı. “La ilahe illallah” diyerek Müslüman oldu.
O dönemde bir kölenin efendisine rağmen din değiştirmesi, ölümü göze alması demekti. Ancak Zinnîre, ebedi hürriyeti dünya esaretine tercih etti.
Müslüman olduğu duyulunca, Mahzumoğulları’nın zalim lideri Ebu Cehil deliye döndü. Zinnîre’yi yakalattı ve ona işkence etmeye başladı.
Kızgın kumların üzerine yatırıyor, aç ve susuz bırakıyor, “Muhammed’in Rabbini inkar et, Lat ve Uzza’ya tap!” diye zorluyordu. Zinnîre’nin vücudu yaralar içinde kalıyor ama o yine de: “Rabbim Allah’tır!” diyordu.
Yapılan ağır işkenceler, başının güneşte bekletilmesi ve gördüğü şiddet sonucunda Zinnîre (r.anha) gözlerini kaybetti, kör oldu.
Dünyası kararmıştı ama kalp gözü sonuna kadar açıktı. Müşrikler bunu görünce sevindiler ve onunla alay etmeye başladılar.
Ebu Cehil ve arkadaşları kahkahalarla: “Gördün mü? Bizim ilahlarımız Lat ve Uzza, kendilerini inkar ettiğin için seni çarptı ve kör etti!” dediler.
Bu sözlerle onun moralini bozmak ve imanını sarsmak istiyorlardı. “Eğer Muhammed’in dini hak olsaydı, başına bu gelmezdi” diye psikolojik baskı yapıyorlardı.
Zinnîre (r.anha), o zayıf ve kör haliyle, müşriklerin yüzüne karşı hakkı haykırdı: “Hayır! Vallahi yalan söylüyorsunuz! Lat ve Uzza ne fayda verebilir ne de zarar. Onlar kör taşlardır. Bu musibet Allah’tandır. Eğer Rabbim dilerse gözlerimi bana geri verir!”
Bu cevap, müşrikleri susturdu. Onun Allah’a olan güveni sarsılmamıştı.
Zinnîre o gece Rabbine samimiyetle dua etti. Gözyaşları içinde Allah’a sığındı. Sabah olduğunda bir mucize gerçekleşti.
Allah (c.c) onun duasını kabul etti ve gözlerini açtı. Zinnîre artık eskisinden daha iyi görüyordu. Bu, Allah’ın sadık kuluna bir ikramıydı.
Kureyşliler sabahleyin Zinnîre’yi görür görmez şok oldular. “Dün kördü, bugün görüyor! Bu nasıl olur?” dediler.
İman etmek yerine yine inkarı seçtiler ve: “Bu, Muhammed’in sihridir! O büyü yaptı da gözleri açıldı” diyerek mucizeyi yalanladılar. Kalp gözü kör olan, baş gözüyle görse de inanmaz.
İşkenceler devam ediyordu. Hz. Ebubekir (r.a), Müslüman köleleri satın alıp azat etmekle meşguldü. Zinnîre’nin durumunu öğrenince hemen efendisine gitti.
Büyük bir meblağ ödeyerek Zinnîre’yi satın aldı ve: “Sen artık hürsün, Allah rızası için serbestsin” dedi. Zinnîre, hem maddi hem manevi karanlıktan aydınlığa çıkmıştı.
Hürriyetine kavuştuktan sonra, diğer Müslümanlarla birlikte Medine’ye hicret etti. Orada huzur içinde ibadetlerini yaptı, İslam toplumunun inşasında yer aldı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve sahabeler ona her zaman “Allah’ın mucizesine mazhar olan kadın” gözüyle bakıp saygı gösterdiler.
Hz. Zinnîre, uzun bir ömür sürdü mü bilinmez ama ismi İslam tarihine altın harflerle yazıldı. O, zayıfların ve ezilenlerin, iman gücüyle zorbaları nasıl yendiğinin sembolü oldu.
“Lat ve Uzza çarptı” diyenlere verdiği “Rabbim dilerse geri verir” cevabı, tevhidi anlamayanlara verilmiş en güzel derstir.
