HZ. ZEYNEP BİNT HUZEYME (R.ANHA)
Cahiliye döneminde insanlar güçlünün yanında yer alır, zayıfları ezerken; Hz. Zeynep gariplerin sığınağıydı. Evinde ne pişse yoksullarla paylaşırdı.
Bu merhameti sebebiyle, henüz İslam gelmeden Mekke halkı ona “Ümmü’l-Mesâkîn” (Yoksulların Annesi) ismini takmıştı. İslam geldiğinde, bu güzel ahlakı imanla nurlandı ve cömertliği daha da arttı.
Hz. Zeynep, ilk eşi Abdullah bin Cahş ile birlikte Medine’ye hicret etmişti. Kocası Uhud Savaşı’nda büyük kahramanlıklar göstererek şehit düştü.
Zeynep (r.anha) Medine’de yapayalnız ve kimsesiz kaldı. Genç yaşında dul kalmanın ve gurbetin hüznünü yaşarken, kendisini sadece ibadete ve fakirlere yardıma adadı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), sahabelerinin geride bıraktığı emanetlere sahip çıkardı. Hz. Zeynep’in yalnızlığını ve hüznünü görünce, onu onurlandırmak ve himaye etmek istedi.
Ona evlenme teklif etti. Hz. Zeynep bu teklif karşısında büyük bir şeref duydu ve kabul etti. Hicretin 3. yılında (veya 4. yılın başlarında) Peygamber hanesine gelin olarak girdi.
Peygamberimiz (s.a.v) ona mehir olarak 400 dirhem (gümüş para) verdi. Ancak cömertlik timsali olan Zeynep annemiz, bu parayı elinde tutmadı.
Mehir parasının tamamını kısa sürede Medine’nin fakirlerine, yetimlerine ve ihtiyaç sahiplerine dağıttı. Kendisi için hiçbir şey ayırmadı. Onun zenginliği, gönlünün zenginliğiydi.
Bu mübarek evlilik çok kısa sürdü. Rivayetlere göre Peygamberimizle sadece 3 ay (bazı kaynaklara göre 8 ay) evli kalabildi. Ömrü vefa etmedi.
Bu kısa süre içinde bile, Peygamberimizin diğer eşleriyle (Hz. Aişe, Hz. Hafsa) hiçbir kıskançlık veya tartışma yaşamadı. Sessiz, sakin, ibadetle meşgul ve kendi halinde bir hanımdı.
Hz. Hatice validemiz Mekke’de vefat etmişti. Peygamberimiz Medine’ye hicret ettikten sonra, kendisi hayattayken vefat eden tek eşi Hz. Zeynep bint Huzeyme oldu.
Henüz 30 yaşlarındaydı. Ani bir rahatsızlık sonucu ruhunu teslim etti. Peygamberimiz (s.a.v) bu ayrılığa çok üzüldü, çünkü Zeynep (r.anha) iyilik ve merhamet dolu bir insandı.
Vefat ettiğinde, Peygamberimiz (s.a.v) bizzat cenaze namazını kıldırdı. O dönemde cenaze namazı kılınması yeni meşru olmuştu.
Efendimiz, onu kendi elleriyle Cennetü’l-Baki mezarlığına indirdi ve dua etti. Baki mezarlığına defnedilen ilk “Müminlerin Annesi” olma şerefi ona aittir.
Vefat ettiğinde evine girdiklerinde, geriye miras olarak bırakacak hiçbir dünya malı bulamadılar. Ne altın, ne gümüş, ne de süslü elbiseler…
Çünkü o, eline geçen her şeyi, hatta kefen parasını bile sağlığında yoksullara dağıtmıştı. Geride bıraktığı tek miras; “Yoksulların Annesi” unvanı ve Allah rızası için harcanmış bir ömürdü.
Peygamberimizin eşleri “Müminlerin Anneleri” olarak Kur’an’da övülmüştür. Hz. Zeynep de kısa süreliğine de olsa bu şerefli halkanın bir parçası oldu.
Ahzab Suresi’ndeki “Peygamberin eşleri sizin annelerinizdir” ayetinin hükmü kıyamete kadar onun için de geçerlidir. O, bizim ve tüm müminlerin ebedi annesidir.
Hz. Zeynep bint Huzeyme, tarih kitaplarında çok az bilgiyle yer alır çünkü Peygamberimizle çok kısa süre kalmıştır. Ancak “Ümmü’l-Mesâkîn” lakabı, onun ismini unutturmamış, yüzyıllar boyunca hayırseverliğin sembolü olarak kalmasını sağlamıştır.
Allah katında ömrün uzunluğu değil, bereketli ve hayırlı olması önemlidir. O, kısa ömrüne cenneti sığdırmayı başaran bahtiyar bir kadındı.
