HZ. ÜMMÜ SÜLEYM (R.ANHA)
Eşi Malik ölünce, Medine’nin en zengin ve yakışıklı genci Ebu Talha ona talip oldu. Ancak Ebu Talha henüz Müslüman değildi. Ümmü Süleym ona: “Senin gibi birisi reddedilmez ama sen müşriksin, ben Müslümanım. Seninle evlenmem haramdır” dedi.
Ebu Talha, “Ne istersen veririm, altın, gümüş…” dedi. Ümmü Süleym tarihi cevabını verdi: “Ben altın gümüş istemem. Tek şartım var: Müslüman olman. Eğer Müslüman olursan, mehrim budur, başka bir şey istemem.” Ebu Talha etkilendi ve Müslüman oldu. Sahabeler: “Ümmü Süleym’in mehri kadar kıymetli bir mehir görmedik” dediler.
Peygamberimiz (s.a.v) Medine’ye hicret ettiğinde, herkes O’na en güzel hediyelerini sunuyordu. Ümmü Süleym fakirdi, verecek malı yoktu. 10 yaşındaki oğlu Enes’in elinden tuttu ve Peygamberimize getirdi.
“Ya Resulallah! Ensarın kadın erkek herkesi sana hediye verdi. Benim bu oğlumdan başka bir şeyim yok. Onu sana hizmetçi olarak adadım, kabul buyur” dedi. Hz. Enes, tam 10 yıl boyunca Peygamberimizin hizmetinde bulundu ve “Hadim-i Resulullah” (Peygamberin Hizmetçisi) şerefine erişti.
Ebu Talha’dan olan küçük oğlu Ebu Umeyr hastalandı ve vefat etti. Ebu Talha evde yoktu. Ümmü Süleym, çocuğun üzerini örttü, yıkadı ve kefenledi. Kocası eve gelince ona ölüm haberini hemen vermedi. Ona yemek hazırladı, güzelce giyindi ve hoşça vakit geçirdiler.
Sonra sakin bir anda sordu: “Ey Ebu Talha, komşular bize bir emanet verse ve sonra geri isteseler, vermemekte direnir miyiz?” Ebu Talha “Hayır” dedi. Ümmü Süleym: “Öyleyse sabret ve Allah’tan ecrini bekle, oğlun vefat etti” dedi. Bu muazzam sabır ve teslimiyet üzerine Peygamberimiz (s.a.v) onlara bereket duası etti ve Allah onlara Abdullah adında çok hayırlı bir evlat daha verdi.
Huneyn Savaşı’na hamile olduğu halde katıldı. Belinde büyük bir hançer taşıyordu. Peygamberimiz (s.a.v) onu görünce: “Ey Ümmü Süleym, bu hançer nedir?” diye sordu.
Ümmü Süleym cesaretle cevap verdi: “Ya Resulallah! Eğer müşriklerden biri bana yaklaşırsa karnını deşmek için aldım.” Savaşın en şiddetli anlarında bile Peygamberimizin etrafından ayrılmadı, yaralıları tedavi etti ve su taşıdı.
Peygamberimiz (s.a.v) sık sık Ümmü Süleym’in evini ziyaret eder, orada öğle uykusuna (kaylule) yatardı. “Neden buraya sık geliyorsun?” diye soranlara: “Ben ona merhamet ediyorum. Çünkü kardeşi (Haram bin Milhan) benim yanımda şehit oldu” buyururdu.
Bir gün Peygamberimiz uyurken terlemişti. Ümmü Süleym o mübarek terleri bir şişeye topladı. Peygamberimiz uyanıp “Ne yapıyorsun?” diye sorunca, “Ya Resulallah! Biz bunu kokumuza karıştırıyoruz, bu kokuların en güzelidir” dedi.
Bir gün Peygamberimiz (s.a.v), Ebu Talha’ya: “Evde yiyecek var mı?” diye haber gönderdi. Evde çok az bir miktar arpa ekmeği vardı. Ümmü Süleym onu bir beze sardı. Peygamberimiz eve geldi, o azıcık ekmeğin üzerine bereket duası okudu.
Sonra 70-80 kişilik ashabını içeri davet etti. Herkes o ekmekten doyasıya yedi, yemek yine de artmıştı. Bu mucize, Ümmü Süleym’in teslimiyeti ve Peygamberimizin duasıyla gerçekleşti.
Oğlu Enes henüz bebekken, kocası Malik (müşrik olarak ölmüştü) ona kızardı. Ancak Ümmü Süleym, bebeği kucağına alır ve ona ninniler söyleyerek: “La ilahe illallah de, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah de” diye telkin ederdi.
Oğlu konuşmaya başladığında ilk sözü “Kelime-i Tevhid” olmuştu. O, evladını daha beşikteyken İslam fıtratı üzerine yetiştiren şuurlu bir anneydi.
Evi Mescid-i Nebevi’ye çok yakındı. Peygamberimiz (s.a.v) vefat edeceği zamanlarda şiddetli baş ağrısı çekiyordu. Eline soğuk su ve sirkeli bez koymak istediler. Ümmü Süleym’in evinden getirdikleri bir su kabını kullandılar.
Peygamberimizin hayatının her anında; düğününde, savaşında, hastalığında hep Ümmü Süleym ve ailesi hizmette en öndeydi.
Kardeşi Haram bin Milhan, 70 hafız sahabe ile birlikte Bi’r-i Mauna’da tuzağa düşürülüp şehit edilmişti. Kardeşi şehit edilirken “Kabe’nin Rabbine andolsun ki kazandım!” diye bağırmıştı.
Ümmü Süleym bu acı haberi aldığında feryat etmedi, isyan etmedi. “Onlar Allah yolunda kazandılar” diyerek metanetini korudu. O, şehit kardeşi ve şehit annesi olmanın gururunu taşıyordu.
Oğlu Enes’i Peygamberimize getirdiğinde: “Ya Resulallah! Bu senin hizmetçindir, ona dua et” dedi. Peygamberimiz (s.a.v): “Allah’ım! Onun malını ve evladını çoğalt, ona verdiğin şeyleri bereketli kıl” diye dua etti.
Bu duanın bereketiyle Hz. Enes 100 yaşını aşkın yaşadı, 100’den fazla evladı/torunu oldu ve bahçesi yılda iki kez ürün verirdi. Ümmü Süleym’in en büyük mirası, ümmete kazandırdığı Hz. Enes gibi bir hadis deryasıdır.
