HZ. ÜMMÜ ATIYYE (R.ANHA)
Peygamberimizin kızı Hz. Zeynep vefat ettiğinde, Peygamberimiz (s.a.v) cenazeyi yıkaması için Ümmü Atıyye’yi görevlendirdi ve ona şöyle tarif etti:
“Onu üç, beş veya gerekirse daha fazla, tek sayıda yıkayın. Su ve sidr (bir nevi sabun) kullanın. Son yıkamada suya kâfur katın. Saçlarını üç örgü yapıp arkasına bırakın.” Biz bugün cenaze yıkamayı bu hadisten öğreniyoruz.
Yıkama işlemi bitince Peygamberimiz (s.a.v) kendi beline sardığı izarını (peştemalini/hırkasını) çıkarıp Ümmü Atıyye’ye verdi.
“Bunu ona (kızıma) iç gömlek yapın (tenine değecek şekilde sarın)” buyurdu. Ümmü Atıyye, o mübarek emaneti Peygamber kızına şefaat olsun diye sardı. O, Peygamber ailesinin en zor günlerinde yanındaydı.
Ümmü Atıyye sadece cenaze yıkamazdı, aynı zamanda cesur bir mücahideydi. Kendi ifadesiyle: “Resulullah (s.a.v) ile birlikte yedi gazveye (savaşa) katıldım.”
“Ordugahın gerisinde durur, onlara yemek pişirir, eşyalarını korur, hastalarına bakar ve yaralılarını tedavi ederdim” diyerek İslam kadınının cihad anlayışını ortaya koymuştur.
Medine’de kadınları sünnet eden bir hanımdı. Peygamberimiz (s.a.v) ona mesleğiyle ilgili önemli bir tavsiyede bulundu:
“Derin kesme! Çünkü (az kesmek) kadın için daha haz verici, koca için daha sevimli olur.” Peygamberimiz bu sözüyle, cahiliye adetlerinde yapılan aşırılıkları yasaklamış ve insan fıtratına uygun olanı öğretmiştir.
Peygamberimize biat ederken kadınlar adına söz verdi. Peygamberimiz onlardan “Niyaha yapmamak” (ölü arkasından bağırıp çağırarak, üst baş yırtarak ağlamamak) üzere söz aldı.
Ümmü Atıyye der ki: “Biat eden kadınlardan, bu sözü benden ve dört kadından başka kimse tam olarak tutamadı (zorlandı).” O, verdiği söze sadık, iradesi güçlü bir kadındı.
Oğlu vefat ettiğinde, 3. günün sonunda koku süründü ve şöyle dedi: “Biz, koca dışında bir ölüye üç günden fazla yas tutmaktan men edildik.”
Acısı ne kadar büyük olursa olsun, Peygamberin emrini duygularının önüne geçirdi. “Allah’ın emri başım üstüne” diyerek sabır örneği oldu.
Ümmü Atıyye, kadınların sosyal hayata katılımı konusunda önemli hadisler rivayet etmiştir. “Resulullah (s.a.v) bize, bayram namazlarında genç kızları, perde arkasındaki kadınları ve hatta hayızlı kadınları bile namazgaha çıkarmamızı emretti.”
“Hayızlılar namaz kılmaz ama Müslümanların duasına ve tekbirlerine katılırlar” diyerek, kadınların İslam toplumundan soyutlanmaması gerektiğini vurgulamıştır.
Bir gün Peygamberimize (s.a.v) zekat/sadaka etinden bir parça geldi. Peygamberimiz yemedi. “Bu et, Ümmü Atıyye’ye verilen sadakadan bize gönderilen hediyedir” denilince:
“O et, Ümmü Atıyye için sadakadır, ama (bize ikram ettiği için) bizim için hediyedir (helaldir)” buyurdu. Ümmü Atıyye’nin evi, Peygamberimizin güvendiği ve hediyeleştiği bir haneydi.
Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ömer döneminde Basra şehri kurulunca oraya yerleşti. Basra halkı, cenaze yıkama usullerini ve birçok fıkhi meseleyi ondan öğrendi.
Hasan-ı Basri ve İbn Sirin gibi büyük tabiîn alimleri, ondan ilim tahsil ettiler. O, Basra’nın manevi annesi oldu.
Hz. Ümmü Atıyye, Peygamberimizden 40 civarında hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerin çoğu cenaze, temizlik ve kadın fıkhı ile ilgilidir.
Bugün İslam dünyasında bir cenaze yıkanırken uygulanan sünnetlerin çoğu, onun dikkatli gözlemleri ve rivayetleri sayesinde günümüze ulaşmıştır. Amel defteri kıyamete kadar kapanmayacak bir hizmet ehliydi.
