HZ. MEYMUNE (R.ANHA)
Meymune annemiz dul kaldığında, Peygamberimiz (s.a.v) Umre (Kaza Umresi) için Mekke’ye gelmişti. Meymune (r.anha) Peygamberimize olan sevgisinden dolayı, kendisini mehir istemeden O’na hibe ettiğini (eş olarak sunduğunu) Hz. Abbas aracılığıyla bildirdi.
Bunun üzerine Ahzab Suresi 50. ayet indi: “…Ve kendisini Peygamber’e hibe eden ve Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği mümin kadını…” Allah, onun bu samimi isteğini Kur’an ile tescilleyerek kabul etti.
Asıl adı “Berre” (İyilik) idi. Peygamberimiz (s.a.v), insanın kendi nefsini temize çıkarmasını (tezkiye) hoş görmezdi. Ayrıca “Berre’nin yanından çıktı” denildiğinde “İyiliğin yanından çıktı (iyilikten ayrıldı)” manası çıkıyordu.
Bu sebeple Peygamberimiz (s.a.v), onun ismini “Meymune” (Uğurlu, Mübarek) olarak değiştirdi. O, Peygamberimiz için gerçekten de uğurlu bir eş oldu.
Peygamberimiz (s.a.v) nikah kıyıldıktan sonra Mekkelilere bir jest yapmak istedi. “İzin verin, düğün yemeğini burada vereyim, siz de katılın, aramızdaki gerginlik azalsın” dedi. Ancak Mekkeliler o kadar kinliydi ki: “Yemeğine ihtiyacımız yok, süren doldu, hemen şehri terk et!” dediler.
Peygamberimiz şehri terk etti ve düğün, Mekke’ye 10-15 km uzaklıktaki Şerif (Saraf) denilen yerde, bir ağacın altında sade bir şekilde yapıldı. Kaderin cilvesine bakın ki, Hz. Meymune yıllar sonra tam da bu noktada vefat edecekti.
Meymune annemiz, Halid bin Velid’in teyzesiydi. Halid o zamanlar hala müşrikti. Hz. Meymune, Peygamberimizle evlendikten sonra yeğenine mektup yazarak onu İslam’a davet etti ve Peygamberimizin ahlakını anlattı.
Bu mektup ve teyzesinin Peygamber hanesine girmesi, Halid’in kalbini yumuşattı. Kısa bir süre sonra Halid bin Velid Medine’ye gelerek Müslüman oldu. Bu evlilik, İslam’ın en büyük komutanını kazanmasına vesile oldu.
Hz. Meymune (r.anha) çok cömertti. Bazen elinde para olmazsa borç alır ve onu sadaka olarak dağıtırdı. Bir gün yüklü miktarda borçlandı. “Ey Müminlerin Annesi! Bunu nasıl ödeyeceksin?” diye sordular.
O, Peygamberimizden (s.a.v) duyduğu şu hadisle cevap verdi: “Kim ödeme niyetiyle borçlanırsa, Allah mutlaka onun borcunu öder (ona yardım eder).” Gerçekten de Allah ona her zaman yardım etti ve borçlu olarak vefat etmedi.
Meymune annemizin kız kardeşleri de kendisi gibi çok kıymetli hanımlardı (Esma bint Umeys, Ümmü’l-Fadl vb.). Hepsi de İslam’ın önde gelen isimleriyle evliydi.
Peygamberimiz (s.a.v) onlar için şöyle buyurmuştur: “Şu dört kız kardeş ne güzel mümine kardeşlerdir: Meymune, Ümmü’l-Fadl, Selma ve Esma.” Onlar, iman dolu bir ailenin bereketli kızlarıydı.
Ümmetin en büyük alimi Abdullah bin Abbas (r.a), Hz. Meymune’nin yeğeniydi. Çocukken sık sık teyzesi Meymune’nin evinde kalır, Peygamberimizin gece ibadetlerini ve ev halini gözlemlerdi.
Hz. Meymune, yeğeninin Peygamberimizden ilim öğrenmesi için ona fırsatlar hazırlar, gece namazına kalktıklarında onu da uyandırırdı. İbn Abbas’ın ilim deryası olmasında teyzesinin payı büyüktür.
Hz. Meymune temizliğe çok önem verirdi. “Resulullah (s.a.v) eve girdiğinde ilk yaptığı iş neydi?” diye sorulduğunda Hz. Aişe gibi o da: “Misvak kullanmak (dişlerini temizlemek)” derdi.
O, Peygamberimizin sünnetini en ince detayına kadar takip eder ve hayatına tatbik ederdi. 46 (veya 76) hadis rivayet ederek sünnetin bize ulaşmasına vesile oldu.
Bir gün kendi cariyesini azat etti ve bunu sonradan Peygamberimize söyledi. Peygamberimiz (s.a.v): “Keşke onu dayılarına (hizmet etsinler diye) verseydin, senin için daha büyük ecir olurdu” buyurdu.
Burada Peygamberimiz, akrabaya yapılan iyiliğin (sıla-i rahim), bazen köle azat etmekten bile daha öncelikli ve sevaplı olabileceğini ona öğretti. Meymune (r.anha) bundan sonra akrabalarını daha çok gözetti.
Hicretin 51. yılında (80 yaşlarında), Hac dönüşü Mekke ile Medine arasındaki Şerif (Saraf) mevkiinde hastalandı. Burası, yıllar önce Peygamberimizle evlendiği ve düğününün yapıldığı yerdi.
Durumu ağırlaşınca: “Beni buradan (çadırdan) çıkarın, Resulullah (s.a.v) benim kendi evimde ölmeyeceğimi haber vermişti” dedi. Ve tam evlendiği o ağacın altında ruhunu teslim etti. Başladığı yerde biten, bereketli bir ömürdü. Cenaze namazını yeğeni Abdullah bin Abbas kıldırdı.
