HZ. FÂTIMA BİNT KAYS (R.ANHA)
Fatıma bint Kays, Ebu Amr bin Hafs ile evliydi. Kocası bir savaşa giderken (veya uzaktayken) ona sonuncu talakını (üçüncü boşamayı) gönderdi. Ayrıca vekiliyle az bir miktar arpa gönderdi.
Fatıma bu az miktarı kabul etmeyip nafaka ve kalacak yer istedi. Kocası (veya ailesi): “Senin bizim üzerimizde ne nafaka ne de kalacak yer hakkın var” dediler. Aralarında tartışma çıktı.
Fatıma, hakkını aramak için Peygamber Efendimize (s.a.v) geldi. Durumu anlattı. Peygamberimiz (s.a.v): “Senin için nafaka da yoktur, sükna (kalacak yer) da yoktur” buyurdu.
Çünkü üç talakla boşanan kadının (eğer hamile değilse), eski kocasının evinde bekleme zorunluluğu veya hakkı yoktu. Bu olay, İslam fıkhında önemli bir içtihat konusu oldu.
Peygamberimiz ona: “İddetini Ümmü Şerîk’in evinde bekle” dedi. Ancak sonra düşündü ve: “Ümmü Şerîk’in evi çok kalabalıktır, ashabım oraya çok girip çıkar. Sen başörtünü çıkardığında görünmenden hoşlanmam” buyurdu.
Sonra en uygun yeri gösterdi: “Sen amcamın oğlu İbn Ümmü Mektum’un evine git. O ama (görme engelli) bir adamdır. Yanında elbiseni çıkarsan da (rahat etsen de) seni görmez.”
İddet süresi bitince, Kureyş’in en önemli isimlerinden Muaviye bin Ebi Süfyan ve Ebu Cehm ona evlenme teklif ettiler. Fatıma bint Kays, durumu istişare etmek için Peygamberimize geldi.
Peygamberimiz (s.a.v) iki adayı da değerlendirdi: “Muaviye fakirdir, malı yoktur. Ebu Cehm ise sopasını omzundan indirmez (kadınları çok döver veya çok seyahat eder).”
Peygamberimiz ona hiç beklemediği bir tavsiyede bulundu: “Sen Üsame bin Zeyd ile evlen!” Fatıma şaşırdı. Üsame, azatlı bir kölenin oğluydu, kendisi ise Kureyşli soylu bir kadındı. Dengi olmadığını düşündü.
Biraz tereddüt etti. Peygamberimiz tekrar: “Üsame ile evlen” buyurdu. Fatıma (r.anha): “Allah ve Resulüne itaat ettim ve Üsame ile evlendim. Allah bana bu evlilikte öyle bir hayır verdi ki, herkes bana gıpta etti.”
Bir gün “Namaz toplayıcıdır!” nidalarıyla insanlar mescide çağrıldı. Fatıma bint Kays da merakla gitti ve kadınlar safında, Peygamberimize en yakın yerde namaza durdu.
Namazdan sonra Peygamberimiz (s.a.v) minbere çıktı, gülümsüyordu. “Herkes yerinde kalsın” dedi ve anlatmaya başladı: “Sizi buraya korkutmak veya müjdelemek için toplamadım. Temim ed-Dari adında bir Hristiyan geldi, Müslüman oldu ve bana Deccal hakkında bir olay anlattı.”
Peygamberimiz, Temim’in anlattığı olayı aktardı: “Bir gemiyle denize açılmışlar, fırtınaya yakalanıp bir adaya düşmüşler. Orada çok kıllı, önü arkası belli olmayan garip bir hayvan (Cessâse) görmüşler. O hayvan onları bir manastıra, zincirlere vurulmuş dev bir adamın yanına götürmüş.”
Fatıma bint Kays, bu uzun hadisi kelimesi kelimesine ezberledi ve bizlere ulaştırdı. Bu hadis, Deccal’in sıfatları hakkında en önemli kaynaklardan biridir.
Peygamberimiz anlatmaya devam etti: “O zincirli adam (Deccal), onlara sormuş: ‘Beysan hurmalıkları meyve veriyor mu? Taberiye gölünün suyu çekildi mi? Ümmi Peygamber çıktı mı?'”
“Sonra, ‘Ben Mesih Deccal’im. Çıkış iznim yakındır. Mekke ve Medine hariç her yeri dolaşacağım’ demiş.” Peygamberimiz asasıyla minbere vurdu ve: “İşte o (Mekke ve Medine) burasıdır! Ben size bunu anlatmamış mıydım?” buyurdu.
Hz. Fatıma bint Kays, “Boşanan kadına nafaka ve ev yoktur” hadisini rivayet ettiğinde, Hz. Ömer ve Hz. Aişe buna itiraz ettiler. Hz. Ömer: “Unutmuş veya hata etmiş olabilecek bir kadının sözüyle Allah’ın kitabını (Talak Suresi’ni) terk etmeyiz” dedi.
Ancak Fatıma (r.anha) bildiğinden emindi ve geri adım atmadı. “İsteyenle lanetleşmeye (mübahale) varım, olay aynen böyledir” dedi. Bu, onun ilmi cesaretini ve doğruluğuna olan güvenini gösterir.
Hz. Fatıma bint Kays, kocası Üsame bin Zeyd vefat ettikten sonra, kardeşi Dahhak bin Kays’ın yanına (Kufe’ye veya Şam’a) gitti. Ömrünün sonuna kadar ilimle meşgul oldu.
Zubeyr bin Avvam’ın oğlu Mus’ab, sırf ondan hadis dinlemek için yanına giderdi. O, sahabe kadınları arasında zekası, hafızası ve güçlü karakteriyle iz bırakan bir yıldızdı.
