BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.
Erkek Sahabeler Serisi – 18

HZ. EBU EYYUB EL-ENSARİ (R.A)

“Mihmandar-ı Nebevî ve İstanbul’un Bekçisi”
Adı
Halid bin Zeyd
Lakabı
Ebu Eyyub
Ünvanı
Mihmandar-ı Nebevî
Vefat
49 H. (İstanbul)
Özelliği
Fetih Aşkı
Sultanların Mihmandarı
Hz. Ebu Eyyub el-Ensari (r.a), Medineli Müslümanların (Ensar) en seçkinlerindendir. Hicret sırasında Peygamber Efendimizi (s.a.v) 7 ay boyunca evinde misafir etme şerefine erişmiştir. Bedir’den başlayarak bütün savaşlara katılmış, 90 yaşını aşkın bir ihtiyar iken “Kostantiniyye” (İstanbul) fethi müjdesine nail olmak için sefere çıkmış ve surların dibine defnedilmeyi vasiyet etmiştir. Bugün Eyüp Sultan olarak gönüllerin sultanıdır.
Misafirlik, Edep ve Cihad Aşkı
01
Devenin Çöktüğü Yer (Kusva’nın Tercihi)

Peygamberimiz (s.a.v) Medine’ye girdiğinde herkes O’nu evinde misafir etmek için yarışıyordu. Devesinin yularını tutanlara: “Deveyi serbest bırakın, o memurdur (emir almıştır)” buyurdu.

Deve (Kusva) yürüdü, yürüdü ve sonunda Neccaroğulları yurdunda, Ebu Eyyub el-Ensari’nin evinin önündeki boşluğa çöktü. Ebu Eyyub (r.a) sevinçten uçuyordu; hemen Efendimizin eşyalarını alıp evine taşıdı.

02
Alt Kat – Üst Kat İmtihanı

Evi iki katlıydı. Peygamberimiz (s.a.v) ziyaretçilere kolaylık olsun diye alt katta kalmayı tercih etti. Ancak Ebu Eyyub ve eşi üst katta uyuyamadılar.

“Resulullah aşağıdayken biz nasıl üstte yürürüz? Vahiy inerken araya girmiş olur muyuz?” diye korktular. Duvar diplerine sığınarak sabahladılar. Sabah olunca: “Ya Resulallah! Sen altta biz üstte olamıyoruz, ne olur yukarı geç” diye yalvardı ve Efendimizi üst kata taşıdı.

03
Su Testisinin Kırılması

Bir gece üst katta su testisi kırıldı. Su aşağıya, Peygamberimizin üzerine damlayacak diye ödleri koptu.

Evde tek bir kadife yorganları vardı. Ebu Eyyub ve hanımı, o tek yorganı hemen suyun üzerine bastırdılar, suyu çektirdiler. O gece ıslak yorganla titreyerek sabahladılar ama Efendimizin üzerine bir damla su akmasına izin vermediler.

04
Tabaktaki Parmak İzi

Her akşam Peygamberimize yemek hazırlar, artan yemeği geri aldıklarında Efendimizin parmağının değdiği yerden yiyerek bereketlenmek isterlerdi.

Bir gün yemekte soğan/sarımsak vardı. Tabak geri geldiğinde parmak izi göremediler. Ebu Eyyub korkuyla sordu: “Haram mı?” Efendimiz: “Hayır, ama ben meleklerle konuşuyorum (koku onları rahatsız eder), siz yiyiniz” buyurdu.

05
Mısır’a Bir Hadis İçin Yolculuk

Yıllar sonra, yaşlandığında, sadece bir hadisi teyit etmek için Medine’den Mısır’a deve sırtında yolculuk yaptı.

Mısır Valisi Ukbe bin Amir’i buldu. Hadisi sordu: “Kim bir müminin ayıbını örterse…” hadisini duyunca, devesinden bile inmeden “Sırf bunun için gelmiştim” diyerek geri döndü. İlim aşkı onda yaş tanımıyordu.

06
“Kendinizi Tehlikeye Atmayın” Ayeti

İstanbul kuşatmasında bir genç tek başına Rum ordusunun içine daldı. Askerler: “Kendini tehlikeye atıyor! Ayete aykırı!” dediler.

Ebu Eyyub (r.a) hemen düzeltti: “Ey insanlar! Siz bu ayeti yanlış anlıyorsunuz. Bu ayet, biz Ensar hakkında indi. Biz ‘Artık İslam güçlendi, mallarımızın başına dönelim, cihadı bırakalım’ dediğimizde indi. Asıl tehlike, cihadı terk edip dünya malıyla uğraşmaktır.

07
90 Yaşında İstanbul Seferi

Peygamberimizin “Kostantiniyye (İstanbul) elbet fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur” hadisini duymuştu.

Bu müjdeye nail olmak için 90 yaşını geçmiş, beli bükülmüş bir haldeyken Yezid bin Muaviye komutasındaki orduyla İstanbul seferine katıldı. At üzerinde duramıyor, ancak araba/tahtırevan ile gidebiliyordu.

08
Surların Dibine Defin Vasiyeti

Kuşatma sırasında ağır hastalandı. Komutan isteğini sordu. Ebu Eyyub (r.a): “Öldüğümde beni götürebildiğiniz en ileri noktaya, surların dibine kadar götürün ve oraya gömün” dedi.

“Neden?” dediklerinde: “Ta ki o güzel komutanın ve askerlerinin kılıç seslerini, atlarının nal seslerini duyayım ve ‘Fetih gerçekleşti!’ diye kabrimde sevineyim” dedi.

09
Bizanslıların Saygısı

Geceleyin Müslümanlar onu surların dibine gömdü. Sabah Bizanslılar yeni mezarı görünce sordular. Müslümanlar: “O, Peygamberimizin en yakın dostuydu. Eğer onun mezarına bir zarar verirseniz, İslam topraklarındaki hiçbir kilise güvende olmaz” dediler.

Bizanslılar bu tehditten (veya kerametten) korktular, yüzyıllarca o mezara dokunmadılar, hatta kuraklık zamanı dua ettiler.

10
Fatih ve Akşemseddin’in Keşfi

İstanbul fethedildikten sonra (1453), Fatih Sultan Mehmet kabri bulmak istedi. Hocası Akşemseddin manevi keşifle yerini tespit etti.

“Şurada nur görüyorum” dediği yeri kazdılar ve üzerinde “Hâzâ kabru Ebi Eyyub” (Bu Ebu Eyyub’un kabridir) yazılı bir taş buldular. Fatih oraya türbe ve cami yaptırdı. O günden beri o, İstanbul’un manevi sultanıdır.

Hz. Ebu Eyyub el-Ensari’nin Örnekliği
“Allah’ım! Bize Hz. Ebu Eyyub el-Ensari efendimiz gibi; hanesini ve gönlünü Peygamber sevgisine açan, edep ve hürmette kusur etmeyen, son nefesine kadar cihad aşkıyla yaşayan ve müjdelenen fetihlerin izini süren kullarından olmayı nasip eyle.”
ÂMİN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler