HZ. AMMAR BİN YASİR (R.A)
Mekkeli müşrikler (Mahzumoğulları), Yasir ailesini (Baba Yasir, Anne Sümeyye ve Oğul Ammar) her gün öğle sıcağında kızgın kumlar üzerine yatırır, ateşle dağlarlardı.
Peygamberimiz (s.a.v) yanlarından geçerken hüzünle onlara bakar ve: “Sabredin ey Yasir ailesi! Sabredin! Sizin mükafatınız cennettir” buyururdu.
İşkenceler sırasında baba Yasir (r.a) şehit oldu. Zalim Ebu Cehil, anne Sümeyye’ye hakaretler etti ve mızrağını saplayarak onu şehit etti.
Böylece İslam’ın ilk kadın şehidi Hz. Sümeyye, ilk erkek şehidi Hz. Yasir oldu. Ammar (r.a), anne ve babasının gözleri önünde katledilmesine şahit oldu.
Müşrikler Ammar’ı ateşe atıyor, demir gömlek giydirip güneşte bekletiyorlardı. Bir gün Peygamberimiz (s.a.v) onun yanına geldi, elini başının üzerine koydu.
Ateşe emrettiği gibi şöyle dua etti: “Ey ateş! İbrahim’e serin ve selamet olduğun gibi Ammar’a da serin ve selamet ol.” Ammar’ın vücudunda işkence izleri kaldı ama imanı asla sarsılmadı.
Bir gün işkence o kadar arttı ki, Ammar bayılmak üzereyken müşriklerin istediği sözleri (Lat ve Uzza’yı öven sözler) diliyle söyledi.
Ağlayarak Peygamberimize geldi: “Helak oldum Ya Resulallah!” dedi. Efendimiz: “Kalbin nasıldı?” diye sordu. “İmanla dopdoluydu” dedi. Efendimiz onun gözyaşlarını sildi: “Yine zorlarlarsa yine söyle (kalbin imanlı oldukça sana günah yok).” (Nahl Suresi 106. ayet indi).
Medine’ye hicret edildiğinde ilk iş Kuba Mescidi yapıldı. Herkes bir tuğla taşırken, Ammar bin Yasir iki tuğla taşıyordu.
Peygamberimiz (s.a.v) onu toz toprak içinde görünce üzerindeki tozları silkeledi ve: “Vah Ammar! Herkes bir sevap kazanıyor, sen iki sevap kazanıyorsun. Ama vah sana! Seni isyancı (baği) bir topluluk öldürecek” buyurdu. Bu, geleceğe dair bir mucizevi haberdi.
Hz. Ali’nin rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Cennet üç kişiye müştaktır (onları özler): Ali, Ammar ve Selman.”
Ayrıca bir tartışma sırasında Halid bin Velid’e: “Ammar’a dil uzatma! Kim Ammar’a düşmanlık ederse Allah da ona düşmanlık eder” buyurarak onun dokunulmazlığını ilan etmiştir.
Yalancı peygamber Müseyleme’ye karşı yapılan Yemame Savaşı’nda Ammar en ön saftaydı. Bir kılıç darbesiyle kulağı kesildi ve sallanmaya başladı.
O ise kulağına aldırmadan askerlere bağırıyordu: “Ey Müslümanlar! Cennetten mi kaçıyorsunuz? Ben Ammar bin Yasir’im, yanıma gelin!” Onun bu cesareti orduyu toparladı ve zafer kazanıldı.
Sıffin Savaşı’nda (Hz. Ali ile Muaviye arasında), Ammar bin Yasir 90 yaşını aşmış bir ihtiyar olarak Hz. Ali’nin saflarındaydı.
Herkes Peygamberimizin “Seni isyancı bir grup öldürecek” sözünü bildiği için gözler Ammar’ın üzerindeydi. Ammar hangi taraftaysa hak o taraftaydı.
Savaşın en şiddetli anında susadı ve su istedi. Ona su karışık süt getirdiler. Sütü görünce tekbir getirdi: “Allahuekber! Resulullah bana doğru söyledi.”
“Ne buyurmuştu?” dediler. Ammar: “Dünyadaki son rızkın, bir yudum süt olacaktır” demişti. Sütü içti ve “Bugün dostlara, Muhammed (s.a.v) ve ashabına kavuşma günüdür” diyerek savaşa daldı.
Muaviye’nin askerleri tarafından mızrakla şehit edildi. Onun şehadeti her iki orduyu da sarstı. Çünkü Peygamberimizin hadisi açıktı: Ammar’ı öldüren taraf “baği” (haksız/isyancı) taraftı.
Muaviye tarafındaki birçok kişi bu olayı görünce kılıçlarını bıraktı veya Hz. Ali tarafına geçti. Ammar (r.a), ölümüyle bile hakkı batıldan ayıran bir furkan oldu.
