KUR’AN-I KERİM KISSALARI
AHZÂB SURESİ: HENDEK VE RÜZGAR
Bismillahirrahmânirrahîm.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
GÖZLERİN KAYDIĞI AN
İslam’ı yok etmek için birleşen bütün düşman kabileler (Ahzâb), 10.000 kişilik dev bir orduyla Medine’yi kuşatmıştı. Müslümanların sayısı ise sadece 3.000 idi. Selman-ı Farisi’nin (r.a) tavsiyesiyle şehrin etrafına derin bir hendek kazıldı. Ancak kuşatma o kadar şiddetliydi ve hava o kadar soğuktu ki, içerideki Yahudilerin de ihanetiyle Müslümanlar iki ateş arasında kaldı.
Korku o dereceye varmıştı ki, Kur’an-ı Kerim o anı “yüreklerin ağızlara geldiği an” olarak tasvir etti. Münafıklar, “Allah ve Resulü bize boş bir vaatten başka bir şey vadetmedi” diyerek kaçmaya çalışıyorlardı. Ancak samimi müminler, bu zorluğu görünce şöyle dediler:
Korku o dereceye varmıştı ki, Kur’an-ı Kerim o anı “yüreklerin ağızlara geldiği an” olarak tasvir etti. Münafıklar, “Allah ve Resulü bize boş bir vaatten başka bir şey vadetmedi” diyerek kaçmaya çalışıyorlardı. Ancak samimi müminler, bu zorluğu görünce şöyle dediler:
وَلَمَّا رَاَ الْمُؤْمِنُونَ الْاَحْزَابَۙ قَالُوا هٰذَا مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُۘ وَمَا زَادَهُمْ اِلَّٓا ا۪يمَاناً وَتَسْل۪يماًۜ
“Ve lemmâ rael mu’minûnel ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenallâhu ve rasûluhu ve sadakallâhu ve rasûluhu ve mâ zâdehum illâ îmânen ve teslîmâ.”
“Müminler düşman birliklerini gördüklerinde: ‘İşte bu, Allah ve Resulünün bize vadettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söylemiştir’ dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.”
(Ahzâb Suresi, 22)
Ve yardım geldi… Ama kılıçla veya okla değil. Allah’u Teala, görünmez askerleri olan “soğuk bir rüzgarı” düşmanın üzerine saldı. Rüzgar, müşriklerin çadırlarını söktü, kazanlarını devirdi, ateşlerini söndürdü ve kalplerine tarifsiz bir korku saldı.
…اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً وَجُنُوداً لَمْ تَرَوْهَاۜ…
“…İz câetkum cunûdun fe erselnâ aleyhim rîhan ve cunûden lem teravhâ…”
“Hani üzerinize ordular gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular (melekler) göndermiştik…”
(Ahzâb Suresi, 9)
Sabah olduğunda o devasa ordudan eser kalmamıştı; hepsi perişan bir halde kaçıp gitmişlerdi.
❞
Hendek, sabrın zaferidir. Düşman ne kadar çok olursa olsun, Allah’u Teala‘nın askerleri (rüzgar, soğuk, melekler) daha güçlüdür. Müminler hendek kazarak “sebeplere” sarılmış, dua ederek de “Müsebbibü’l-Esbab”a (sebepleri yaratana) sığınmış ve kazanmışlardır.
🌹 Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den 🌹
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den 🌹
Resûlullah (s.a.v), Hendek günü, düşmanın perişan olduğunu görünce şöyle hamd etmiştir:
“Lâ ilâhe illallahü vahdeh. Sadeka va’deh, ve nasara abdeh, ve hezemel ahzâbe vahdeh.”
(Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir. Vaadini yerine getirdi, kuluna yardım etti ve o toplulukları (Ahzâb’ı) tek başına bozguna uğrattı.)
(Buhârî, Cihâd, 146; Müslim, Zikir, 77)
“Lâ ilâhe illallahü vahdeh. Sadeka va’deh, ve nasara abdeh, ve hezemel ahzâbe vahdeh.”
(Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir. Vaadini yerine getirdi, kuluna yardım etti ve o toplulukları (Ahzâb’ı) tek başına bozguna uğrattı.)
KISSA BİZE NE ÖĞRETTİ?
Zorlukta İmtihan: Gerçek mümin, bela anında “Allah sözünde durdu” der; münafık ise “Bizi kandırdılar” der. Zorluk, turnusol kağıdıdır.
Görünmez Ordular: Allah’ın yardımı sadece insan eliyle gelmez. Rüzgar, yağmur veya korku da O’nun ordusudur.
İstişare: Hendek kazma fikri bir sahabiden (Selman-ı Farisi) çıkmıştır. Peygamberimiz, vahiy gelmeyen konuda ashabına danışmıştır.
Teslimiyet: Müminin gücü silahında değil, “Allah ve Resulü doğru söylemiştir” diyen sarsılmaz imanındadır.
Ey Rabbimiz! Bize sarsılmaz bir iman ver… 🌹
Dua (Hendek Günü): “Allah’ım! (Kuran’ı) indiren, hesabı çabuk gören Rabbim! Şu toplulukları (ahzâbı) hezimete uğrat. Allah’ım! Onları sars ve perişan et.” (Buhârî, Cihâd, 98)
Ayet-i Kerime:
“Allah, o inkar edenleri öfkeleriyle geri çevirdi. Onlar hiçbir hayra ulaşamadılar. Savaşta (yardımıyla) Allah müminlere yetti.” (Ahzâb Suresi, 25)
Âmin, Yâ Kavî.
Ayet-i Kerime:
“Allah, o inkar edenleri öfkeleriyle geri çevirdi. Onlar hiçbir hayra ulaşamadılar. Savaşta (yardımıyla) Allah müminlere yetti.” (Ahzâb Suresi, 25)
Âmin, Yâ Kavî.
