BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.
Tasavvuf Yolu

Günün Manevi Azığı

İslam’ın Öncüleri (Mus’ab bin Umeyr)

Bismillahirrahmânirrahîm.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
Rahmân ve Rahîm olan Allah’u Teala’nın adıyla. Mekke’nin en zengin, en yakışıklı ve en gözde genci iken tüm dünya nimetlerini elinin tersiyle iten, İslam’ın ilk muallimi (öğretmeni) olarak Medine’nin gönlünü Kur’an ile fetheden ve Uhud’da her iki kolu kesilmesine rağmen sancağı bırakmayan şanlı sahabi Mus’ab bin Umeyr Radıyallahu Anh’ın eşsiz adanmışlığıyla uyanan bir sabaha Bismillah…
Günün Ayet-i Kerimesi
“Şüphesiz Allah’u Teala, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır…”
[Tevbe Suresi, 111. Ayet.]
Günün Hadis-i Şerifi
Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem (onu yamalı elbiseler içinde görünce gözyaşları içinde) şöyle buyurmuştur:
“Mekke’de Mus’ab’dan daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim. Fakat o, Allah’u Teala ve Resulünün sevgisini tüm bunlara tercih etti.”
[İbn Sa’d, Tabakât, III, 116.]
Dünyayı Terk ve Hakiki Zenginlik
Mus’ab bin Umeyr Radıyallahu Anh, varlıklı bir ailenin el bebek gül bebek büyütülen evladıydı. Giydiği ipekli elbiseler Şam’dan gelir, sürdüğü eşsiz kokular bütün Mekke sokaklarını sarardı. Fakat o, İslam’ın nuruyla tanıştığında, kalbini dünyanın fani zenginliğinden, lüksünden ve gösterişinden büsbütün temizlenmiş bir vaziyette Hakk’a teslim etti.
Annesi onu hapsetti, tüm malından ve mirasından mahrum bıraktı ama o, yamalı elbiseler içinde dolaşmayı Mekke’nin ipekli kaftanlarına değişmedi. Bir kalbin dünya muhabbetinden tamamen temizlenmesi, insanın ancak ve ancak Allah’u Teala’nın rızasıyla doyabilme sırrıdır.
İslam’ın İlk Muallimi Mus’ab bin Umeyr’in Kıssası
1. ZİNDANDAN HABEŞİSTAN’A: İman ettiğini öğrenen annesi onu evinin mahzenine hapsetti. Günlerce aç ve susuz bırakılmasına rağmen dininden zerre kadar dönmedi. Fırsatını bulup kaçtığında, Habeşistan’a hicret eden ilk kafileye katıldı ve fani dünyanın tüm konforunu ebediyen terk etti.
2. MEDİNE’Yİ FETHEDEN KUR’AN: Birinci Akabe Biatı’ndan sonra Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem onu Medine’ye ilk muallim (öğretmen) olarak gönderdi. O, tatlı dili, güzel ahlakı ve Kur’an tilavetiyle kısa sürede Medine’deki her eve İslam nurunun girmesine vesile oldu.
3. UHUD MEYDANI VE SANCAK: Uhud Savaşı’nda İslam ordusunun sancağını taşıma şerefi ondaydı. Müşrikler sancağı düşürmek için ona saldırdı. Önce sağ kolu kesildi, sancağı sol eline aldı. Sol kolu da kesilince, kesik kollarıyla sancağı göğsüne bastırarak yere düşürmedi ve şehadet şerbetini içti.
4. YAMALI KEFEN: Uhud’da şehit düştüğünde, onu saracak tam bir kefen dahi bulunamamıştı. Üzerindeki eski hırka baş tarafına çekilince ayakları açılıyor, ayaklarına çekilince mübarek başı açığa çıkıyordu. Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem’in emriyle ayaklarının üzerine kokulu ızhır otu örtülerek defnedildi.
Ey bizlere imanın lezzetini ve fedakarlığın sırrını öğreten Allah’ım! Bizlere Mus’ab bin Umeyr Radıyallahu Anh’ın dünya malına aldanmayan o eşsiz zühdünü, Kur’an öğretme aşkını ve davası uğrundaki o emsalsiz adanmışlığını lütfeyle.

Kalbimizi fani dünya sevgisinden, makam hırsından ve her türlü gösterişten büsbütün temizlenmeye muvaffak kıl. Habibin Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem hürmetine dualarımızı kabul eyle. Amin.
Hayırlı Bereketli Sabahlar
Fani dünyayı terk edip ebedi rızayı kazanma niyetiyle…
KABUL MESAJI Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem Uhud’da şehit Mus’ab’ın (Radıyallahu Anh) başucunda durup gözyaşları içinde Ahzâb Suresi 23. ayetini okumuş ve ardından şu muazzam müjdeyi vermiştir:
“Allah’u Teala’nın Resulü şahittir ki, siz kıyamet günü Allah’u Teala’nın huzurunda şehit olarak diriltileceksiniz.”
(İbn Hişâm, es-Sîre, III, 46)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler