Hayırlı Ömür, Umur ve Ölüm
Rıza Çizgisinde Yaşamak, Huzurla Yürümek ve İmanla Göçmek
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: EBEDİ DİRİLİK VE HUZUR ZİKRİ
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ
“Yâ Hayy Yâ Kayyûm”
(Ey mutlak diri olan ve bütün kâinatı kendi kudretiyle ayakta tutan Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Gafletten Temizleyerek Hayırlı Bir Ömre Niyet Etmek (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Hayırlı Ömür, Hayırlı Umur, Hayırlı Ölüm… Allah’ım cümlemize hayırlı ömür, hayırlı umur, hayırlı ölüm ihsan buyursun.”
İnsanın bu fani alemdeki varlığı, bir misafirin gölgelikte soluklanması kadardır. Ancak bu kısacık nefes, ebedi bir yurdun tarlasıdır. Hayırlı ömür; Allah’u Teala’nın rızâsı mucibince (ve O’nun çizdiği helal hudutlarında) yaşattığı hâl ve ahvâldir. Hayırlı umur; bizi kendi huzuru ile, saâdeti ile, rahmeti ile yürüttüğü ve işlerimizi kolaylaştırdığı zamandır. Ve nihayet Hayırlı ölüm (Hüsn-ü Hatime); kendisine çektiği zaman, ebedî saâdete erdirdiği, kalbi imanla manen temizlenmiş olarak huzuruna kabul ettiği o eşsiz vuslat anıdır. Onun için biz fakirler, bu üç kelimeyi birleştirir ve boynumuzu bükerek deriz ki: “Allah’ım bize hayırlı ömür ihsan buyur, rızâna mucip olsun. Hayırlı umur ihsan buyur, huzurla olsun. Hayırlı ölüm ikram et, imanla olsun.”
KUR’AN-I KERİM’DE HAYAT VE HÜSN-Ü HATİME
İmanla Yaşayıp İmanla Göçenler
مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً
Okunuşu: Men amile sâlihan min zekerin ev ünsâ ve hüve mü’minün fe-le-nuhyiyennehû hayâten tayyibeh.
1. “Erkek veya kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, elbette ona tertemiz (hayırlı ve huzurlu) bir hayat yaşatırız.”
[Nahl Sûre-i Şerif’i]:[97]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenüttekullâhe hakka tükâtihî ve lâ temûtünne illâ ve entüm müslimûn.
2. “Ey iman edenler! Allah’tan O’na yaraşır şekilde (hakkıyla) korkun ve ancak Müslümanlar (kalbi imanla teslim olmuşlar) olarak can verin.”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[102]
الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا ۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ
Okunuşu: Ellezî halekal-mevte vel-hayâte li-yeblüveküm eyyüküm ahsenü amelâ; ve hüvel-azîzül-ğafûr.
3. “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını (ve rızasına uygun yaşayacağını) sınamak için ölümü ve hayatı (ömrü) yaratandır.”
[Mülk Sûre-i Şerif’i]:[2]
يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ۞ ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً ۞ فَادْخُلِي فِي عِبَادِي ۞ وَادْخُلِي جَنَّتِي
Okunuşu: Yâ eyyetühen-nefsül-mutme-inneh. İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh. Fedhulî fî ıbâdî. Vedhulî cennetî.
4. “(Ölüm anında ona denilir ki): Ey mutmain olan (imanla huzura kavuşmuş) nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! Seçkin kullarımın arasına katıl ve cennetime gir!”
[Fecr Sûre-i Şerif’i]:[27-30]
فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ أَنْتَ وَلِيِّي فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ۖ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Okunuşu: Fâtıras-semâvâti vel-ardı ente veliyyî fid-dünyâ vel-âhirah; teveffenî müslimen ve elhıknî bis-sâlihîn.
5. “(Hz. Yusuf dua etti): Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de benim velim Sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat!”
[Yûsuf Sûre-i Şerif’i]:[101]
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu: Kul inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil-âlemîn.
6. “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım (hayırlı ömrüm) ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
[En’âm Sûre-i Şerif’i]:[162]
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
Okunuşu: Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve teveffenâ müslimîn.
7. “…Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve bizim canımızı Müslümanlar olarak (iman dairesinde) al!”
[A’râf Sûre-i Şerif’i]:[126]
وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ ۖ وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا ۖ وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ
Okunuşu: Vebteği fîmâ âtâkellâhud-dârel-âhirate ve lâ tense nasîbeke mined-dünyâ ve ahsin kemâ ahsenellâhu ileyk.
8. “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de (ömrün boyunca) iyilik yap…”
[Kasas Sûre-i Şerif’i]:[77]
وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Okunuşu: Ve minhüm men yekûlü rabbenâ âtinâ fid-dünyâ haseneten ve fil-âhirati haseneten ve kınâ azâben-nâr.
9. “Onlardan bir kısmı da: ‘Rabbimiz! Bize dünyada da (hayırlı ömür ve umur olarak) iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru!’ derler.”
[Bakara Sûre-i Şerif’i]:[201]
رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ
Okunuşu: Rabbenâ fağfir lenâ zünûbenâ ve keffir annâ seyyiâtinâ ve teveffenâ meal-ebrâr.
10. “…Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi (ve kirlerimizi) ört ve canımızı iyilerle (ebrar olanlarla) beraber al!”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[193]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Niyazı
1. İNSANLARIN EN HAYIRLISI
Peygamberimize “İnsanların en hayırlısı kimdir?” diye sorulduğunda şöyle buyurdu: “İnsanların en hayırlısı, ömrü uzun ve (kalbini kirden temizlediği için) ameli güzel olandır.”
[Tirmizî, Zühd]:[21]
2. NASIL YAŞARSANIZ ÖYLE ÖLÜRSÜNÜZ
“Sizler nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz ve nasıl diriltilirseniz öyle haşrolunursunuz!”
[Münâvî, Feyzü’l-Kadîr]
3. ALLAH BİR KULUNU SEVERSE
“Allah’u Teala bir kuluna hayır murad ettiğinde onu kullanır (tatlandırır).” Sahabeler ‘Nasıl kullanır?’ dediler. Efendimiz: “Ölümünden (hayatının sonundan) önce onu salih amel işlemeye muvaffak kılar.”
[Tirmizî, Kader]:[8]
4. SON NEFES: LA İLAHE İLLALLAH
“Kimin (bu dünyadaki) en son sözü ‘Lâ ilâhe illallah’ olursa, o (hayırlı bir ölümle) cennete girer.” (Kalpteki bütün putları ve masivayı bu sözle temizlemek gerekir).
[Ebû Dâvûd, Cenâiz]:[20]
5. HİDAYET, TAKVA VE İFFET
Peygamberimiz efendimiz daima şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Senden hidayet (doğru yol), takva, iffet ve gönül zenginliği (hayırlı bir umur) istiyorum.”
[Müslim, Zikir]:[72]
6. MÜMİNİN ÖLÜMÜ ALNININ TERİYLE
“Müminin (hayırlı ve imanlı) ölümü, alnının terlemesiyle (Allah’ın huzuruna çıkma heyecanı ve günahlarına duyduğu pişmanlık teriyle) olur.”
[Tirmizî, Cenâiz]:[10]
7. YOLCU GİBİ YAŞAMAK
“Dünyada garip yahut yolcu gibi ol! Nefsini ehl-i kuburdan (kabirde imiş gibi) say.” (Yolcu, heybesinde dünya kiri taşımaz).
[Tirmizî / Buhârî, Rikâk]:[3]
8. AMELLER SONUÇLARINA GÖREDİR
“Şüphesiz ki bir adam (zahiren) uzun yıllar cennetliklerin ameliyle amel eder de, sonra hayatı cehennemliklerin ameliyle mühürlenir… Ameller ancak sonuçlarına (hatimelerine) göredir.”
[Buhârî, Kader]:[5]
9. ALLAH’A KAVUŞMAYI SEVMEK
“Kim (imanı sebebiyle) Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de (dünyaya bağlanıp) Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”
[Buhârî, Rikâk]:[41]
10. HAYATIN VE ÖLÜMÜN HAYIRLISI
“Allah’ım! Hayatı (ömrümü) benim için her hayrı artırma vesilesi kıl. Ölümü de her türlü şerden (ve günahtan) kurtuluş (ve rahatlık) kıl.”
[Müslim, Zikir]:[71]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Ölüm günüm, benim düğün günümdür (Şeb-i Arûs). Kafesteki kuş azat edildiğinde nasıl sevinirse, kalbini dünya sevdasından temizleyerek Hakk’a uçan ruh da öyle sevinir.”
– Hz. Mevlânâ
“Hayırlı bir ömür sürmenin tek sırrı, ‘Bugün benim son günümdür’ şuuruyla nefes almaktır. Hesabını yarına bırakan, ölüm meleği kapıyı çaldığında iflas etmiş bir tüccar gibi eli boş kalır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Ölür ise tenler ölür / Canlar ölesi değil.” Ten toprağa girse de, Rıza çizgisine ram olmuş can ebediyen diridir.
– Bizim Yunus
“Son nefesin selametle çıkması, gençlik günlerinde o nefesi nerelerde tükettiğine bağlıdır. Kalbini zikirle temizlemeyen bir dil, ölüm sekeratında kelime-i tevhidi heceleyemez.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Hastalığına da, sağlığına da, ölümüne de rıza göster. Çünkü Hayırlı Umur; Allah’ın senin için seçtiği kadere, kalbinde hiçbir itiraz bırakmadan teslim olmandır.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. EBU BEKİR’İN (R.A) SON NEFESTEKİ TESLİMİYETİ
Hz. Ebu Bekir (r.a) ölüm döşeğinde ağır hastayken, etrafındaki sahabeler endişeyle: “Sana bir tabip (hekim) çağıralım mı ey Halife?” dediler. Ebu Bekir (r.a) o muazzam teslimiyetiyle gülümsedi: “Tabip beni gördü ve bana dedi ki; ‘Ben dilediğimi yaparım!’ (Yani gerçek tabip olan Allah benim hakkımda kararını vermiştir, O’nun rızasına mani olmayın).” O, hayırlı ömrünü Resulullah’ın izinde tüketmiş, hayırlı ölümünü de tam bir tevekkülle beklemiştir.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Sıfatü’s-Safve]
2. HZ. ÖMER’İN (R.A) YÜZÜNÜ TOPRAĞA SÜRMESİ
Halife Hz. Ömer (r.a) mescitte suikaste uğrayıp ağır yaralandığında, oğlu Abdullah (r.a) onun mübarek başını kucağına almıştı. Hz. Ömer acı içinde: “Başımı kucağından indir, toprağa koy yavrum!” dedi. Oğlu kıyamadı. Hz. Ömer tekrar emretti: “Sana başımı toprağa koy diyorum! Belki Rabbim benim bu acizliğimi, bu hiçliğimi ve topraktaki bu yüzümü görür de, benim geçmiş günahlarımı affeder, bana merhamet eder!” Koca halife, hayırlı bir ölüm için son nefesinde bile kibrinden tamamen temizlenerek toprağa secde etmiştir.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Menâkıb-ı Ömer]
3. BİLAL-İ HABEŞİ’NİN (R.A) DÜĞÜN SEVİNCİ
Peygamberimizin müezzini Hz. Bilal (r.a), ölüm döşeğinde son anlarını yaşarken eşi ağlıyor ve “Vay başımıza gelen dertlere, vay benim hüznüme!” diyerek feryat ediyordu. Bilal-i Habeşi (r.a) ise yüzünde büyük bir tebessümle gözlerini açtı ve: “Hayır! Vay benim hüznüme deme! ‘Vay benim sevincime, vay benim neşeme!’ de. Çünkü ben yarın en sevdiğim dostlarıma, Muhammed’e (s.a.v) ve onun ashabına kavuşacağım!” dedi. İmanla göçenin ölümü, dostlara vuslattır.
[Kaynak: İbn Asâkir, Târîhu Dımaşk]
4. İMAM AHMED BİN HANBEL’İN SON SAVAŞI
Büyük mezhep imamı Ahmed bin Hanbel (r.a) can çekişirken, oğlu Abdullah başında Kur’an okuyordu. İmam bir ara elleriyle havaya vurarak “Hayır, henüz değil! Hayır, henüz değil!” demeye başladı. Oğlu korkuyla “Babacığım ne oluyor?” diye sordu. İmam gözlerini açıp dedi ki: “Oğlum, şeytan elinde bir zincirle karşıma dikildi, parmaklarını ısırarak ‘Ey Ahmed, elimden kurtuldun, seni cehenneme çekemedim!’ diye feryat ediyor. Beni kibre düşürmeye (amelime güvenmeye) çalışıyor. Ben de ona diyorum ki: Hayır! Henüz can boğazdan çıkmadı, henüz kurtulmadım! Kalbimi temiz tutup Rabbimin rahmetini bekliyorum.”
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Menâkıb-ı İmam Ahmed]
5. VEFA VE RIZA: ABDULLAH BİN MÜBAREK
Abdullah bin Mübarek vefat edeceği zaman, mallarını fakirlere dağıtmış ve başını toprağa koymuştu. Gözlerini açtı ve yanındakilere o muazzam ayeti okudu: “Çalışanlar, işte böyle bir kurtuluş ve saadet için çalışsınlar!” (Saffat: 61). Onun bütün ömrü hadis ezberlemek, cihat etmek ve fakirlere infak etmekle (Hayırlı Umur ile) geçmişti. Son anında yüzünde beliren o tebessüm, Allah’ın “Razı olmuş olarak Rabbine dön” nidasının bir tecellisiydi.
[Kaynak: Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ]
Nefis Muhasebesi: Akıbet Aynası
(Ömrümüzün ve ölümümüzün neye hizmet ettiğini tartmak için soralım)
- Her gün dünya için onca “Hayırlı İş (Umur)” peşinde koşarken, “Allah’ım bu iş senin rızana uygun mudur?” diye nefsimi süzgeçten geçirip kalbimi hırstan temizleyebiliyor muyum?
- “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” kuralı gereğince; televizyon başında, gıybet masasında veya haram bir sofrada son nefesimi vermekten gerçekten korkuyor muyum?
- Hayırlı bir ölüm (Hüsn-ü Hatime) isterken; gençliğimi ve en dinç vakitlerimi Rabbimin secdesinde mi çürütüyorum, yoksa kahvehanelerde ve boş eğlencelerde mi tüketiyorum?
- Ecel kapımı çaldığında, Hz. Bilal gibi “Dostlara kavuşuyorum” diyebilecek kadar yüzümü ağartacak bir amelim, bir sadakam veya bir yetim duam var mı?
- Makamıma, parama veya diplomama güvenmekten vazgeçip, Hz. Ömer gibi “Yüzümü toprağa koyun, Rabbim acizliğime merhamet etsin” diyebilecek bir tevazuya erebildim mi?
“Allah’ım Bize Rızana Mucip Bir Ömür İhsan Eyle”
(Hakiki müminlerin kalplerini dünyadan temizleyerek, ebedi saadetin kapısı olan o son nefeste imanla ve tevhidle ruhunu teslim edebilmek için her daim ettikleri o muazzam vuslat niyazı)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ ارْزُقْنَا حُسْنَ الْخَاتِمَةِ وَاجْعَلْ خَيْرَ أَعْمَالِنَا خَوَاتِيمَهَا
Okunuşu: Allâhümmerzukanâ husnel-hâtimeh vec’al hayra a’mâlinâ havâtîmehâ.
“Allah’ım! Bize hayırlı ömür ihsan buyur, rızana mucip olsun. Hayırlı umur ihsan buyur, huzurla olsun. Hayırlı ölüm ikram et, imanla olsun. Bize ‘Hüsn-ü Hatime’ (güzel bir son nefes) rızık olarak ver ve amellerimizin en hayırlısını, ömrümüzün en sonu eyle!”(Hakiki müminlerin kalplerini dünyadan temizleyerek, ebedi saadetin kapısı olan o son nefeste imanla ve tevhidle ruhunu teslim edebilmek için her daim ettikleri o muazzam vuslat niyazı)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Allah razı olsun emeği geçen kardeşlerimizden Cumamızda mübarek olsun Allahım yolumuzu. Açık etsin slm ve dua ile.
Âmin, ecmain inşallah. Bu mübarek Cuma gününün feyzi ve bereketi üzerinize olsun. Gönülden gelen bu güzel dualarınız için Allah’u Teala sizden de razı olsun. Sizin gibi kıymetli dostların varlığı, bu hizmet yolunda bizlere en büyük şevk kaynağıdır.
Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşman eline) teslim etmez. Kim din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir…” (Buhârî: Mezâlim, 3)
Allah’u Teala, bu mübarek gün hürmetine kalplerimize inşirah versin, manevi bir temizlenme ile bizleri huzuruna kabul buyursun. Hazreti İbrahim Aleyhimüsselam’dan günümüze kadar gelen o tevhid nuru, yolunuzu ve ufkumuzu her daim aydınlatsın.
Cumanız mübarek, dualarınız makbul olsun. Selam ve dua ile.