HAŞR SURESİ
HAŞR SURESİ KISSALARI
“Sürgün, Kardeşlik Destanı ve İsimlerin Sultanı”
“Kaleler Bizi Korur Sandılar”
Ayetler: 2 – 4Medine’de yaşayan Beni Nadir Yahudileri, Peygamberimizle (s.a.v) yaptıkları anlaşmayı bozup O’na suikast planladılar. Sağlam kalelerine, silahlarına ve zenginliklerine güveniyorlardı. “Kimse bize dokunamaz, kalelerimiz bizi Allah’tan (ve Peygamberden) korur” zannettiler.
Ancak Allah’ın emri gelince, hesap etmedikleri bir yerden; “kendi kalplerinden” vuruldular. Allah yüreklerine öyle bir korku saldı ki, en sağlam kapıları ve evlerini, giderken “belki kullanırız” diye kendi elleriyle söküp yıktılar. Hiç savaşılmadan, yurtlarını terk edip sürgüne (Haşr’a) gitmek zorunda kaldılar.
“Kendileri Muhtaçken Verenler”
Ayet: 9Mekke’den her şeylerini bırakıp gelen Muhacirler, Medine’de Ensar’a misafir oldular. Ensar, evlerini, mallarını, hurmalıklarını onlarla paylaştı. Hatta Beni Nadir’den elde edilen ganimetler dağıtılırken, Peygamberimiz (s.a.v) Ensar’a: “İsterseniz ganimeti sizinle Muhacirler arasında böleyim, isterseniz tamamını onlara vereyim de evlerinizden çıksınlar” dedi.
Ensar’ın cevabı tarihe geçti: “Ya Resulallah! Mallarımızı onlara ver, evlerimizde de kalmaya devam etsinler.” Allah bu fedakarlığı (Îsâr) şöyle övdü: “Onlar, kendileri şiddetle ihtiyaç duysalar bile, kardeşlerini kendi nefislerine tercih ederler.”
Şeytanın ve Münafığın Dostluğu
Ayetler: 11 – 16Münafıkların lideri Abdullah b. Übeyy, Beni Nadir Yahudilerine gizlice haber gönderdi: “Sakın teslim olmayın! Eğer çıkarılırsanız biz de sizinle çıkarız, size yardım ederiz, sizin hakkınızda kimseyi dinlemeyiz” dedi.
Ancak Allah onların yalancı olduğunu bildirdi. Sürgün günü gelince ne yardıma geldiler ne de onlarla çıktılar. Onların durumu, insana “İnkar et” deyip, insan inkar edince de “Ben senden uzağım, ben Alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım” diyen Şeytan’ın durumu gibidir. İkisinin de sonu ateştir.
Dağları Parçalayan Heybet
Ayetler: 21 – 24Allah’u Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’in manevi ağırlığını ve etkisini, insan aklının alabileceği en somut örnekle anlatır:
“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün.”
Cansız dağlar bile ilahi kelamın sorumluluğunu ve azametini hissedip parçalanacak durumdayken, akıl ve kalp taşıyan insanın bu kelam karşısında kaskatı kesilmesi ne büyük bir gaflettir! Sure, Allah’ın en güzel isimlerini (Hüvallahüllezi…) peş peşe sayarak son bulur.
