BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Hamd-ü Senâ ve Salât-ü Selâm

Çaresizlerin Çaresi ve Gönüllerin Sultanı

Bismillâhirrahmânirrahîm…
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.

Cenâb-ı Mevlâ’ya Hamd-ü Senâ

Hamd; çaresizlerin çaresi, kimsesizlerin kimsesi, kırık kalplerin sığınağı olan; kulları unuttuğu halde kullarını asla unutmayan Yüce Allah’a mahsustur.

O Rahmet Sahibi… O Allah ki; biz daha “ben” demeyi bilmezken bizi rahmetiyle sarıp sarmalayan, biz günahın karanlığında kaybolmuşken hidayet nurunu üzerimizden eksik etmeyendir. O; geceyi gündüze, kışı bahara, hüznü sürura çeviren; kurumuş toprağa can, kurumuş gözlere yaş, kurumuş gönüllere aşk verendir.
Ey Ayıpları Örten Settâr… O Allah ki; ayıbımızı örten es-Settâr’dır. Biz gizli gizli günah işlerken, O bizi görüp de yüzümüze vurmayan, rızkımızı kesmeyen, “Kulumdur, döner” diye sabırla bekleyendir. Annenin evladına şefkatinden binlerce kat daha merhametli olan, bir damla gözyaşına okyanuslar kadar günahı affeden, “Gel” diyerek kapısını hiç kapatmayandır.

Biz O’nun verdiği nefesle O’na isyan ettik, O yine de o nefesi bizden almadı. Mülk O’nundur, hüküm O’nundur, dönüş O’nadır. Başımızı secdeye koyduğumuzda duyduğumuz o huzurun, kalbimize inen o sekînetin, dilimizdeki duanın ve gönlümüzdeki imanın sahibi O’dur.

Sultân-ı Enbiyâ’ya Salât-ü Selâm

Sonsuz salât, nihayetsiz selâm; kâinatın gözbebeği, varlık sebebimiz, iki cihan güneşi, mahzun gönüllerin tesellisi Hz. Muhammed Mustafa Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz’in üzerine olsun.

Gönüllerin Tabibi Habîbullah… O ki; çöle inen nur, susuz dudaklara âb-ı hayat, yetimlerin başını okşayan şefkat elidir. O; Taif’te taşlanırken bile beddua etmeyen, “Bilmiyorlar Rabbim” diyerek merhametle inleyen, ümmeti için gece sabahlara kadar seccadesini gözyaşlarıyla ıslatan Habîbullah’tır.
Biz O’nu Görmeden Sevdik… O Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ki; biz O’nu görmeden sevdik. O’nun gül kokusuna hasretiz, O’nun mübarek yüzüne muhtacız. Günahımız çok, yüzümüz yok; ama O’nun “Ümmetim! Ümmetim!” feryadına sığınarak, O’nun şefaat sancağının gölgesini arzulayarak beklemekteyiz. O, mahşer yerinde herkesin nefsiyle uğraştığı o dehşetli günde, bizi bırakmayacak olan en vefalı dosttur.

Salât ve selâm; O’nun tertemiz hane halkına, O’nun yolunda canını ve malını feda eden sadık ashabına, O’nun aşkıyla yanıp tutuşan ve O’nun ismini duyduğunda kalbi titreyen tüm müminlerin üzerine olsun.

Ya Rabbi! Şu perişan halimize, şu günahkar dilimize değil; Senin sonsuz rahmetine ve Habibi’nin Sallallâhu Aleyhi ve Sellem yüzü suyu hürmetine el açtık. Bu aciz yakarışlarımızı, pişmanlık dolu gözyaşlarımızı, dergâh-ı ulûhiyetinde kabul eyle. Bizi Zatına kul, Habibine layık ümmet eyle…

Allah’ım, bizi Zatına kul,
Habibine ümmet eyle.
İnşaAllah!

Hamd-ü Senâ ve Salât-ü Selâm 3” yazısında 2 düşünce

    • info@tasavvufyolu.com.tr diyor ki:

      Ne güzel bir söz bu… Elhamdülillah.

      Huzur Allah’u Teâlâ’dandır; biz ancak vesile oluruz.
      Gönlünüze düşen sükûnet, O’nun rahmetinin bir işaretidir.

      Yunus Emre’nin dediği gibi:
      “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım…”
      Biz de bu yolda, gönülden gönüle yürümeye niyetliyiz.

      Rabbimiz bu huzuru daim eylesin,
      kalbinizi zikriyle, yolunuzu nuruyla doldursun.
      Allah sizden de razı olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler