Hakka Vuslat
Günün Konusu: Nefis Terbiyesi, Tevazu ve Alçakgönüllülük
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: VUSLAT KAPISI
يَا حَفِيظُ
“Yâ Hafîz”
(Ey kullarını muhafaza eden, kalplerimizi nefsimizin şerrinden, kibirden ve şeytanın tuzaklarından koruyup temizleyen Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Nefsi Kötülüklerden Temizleyip Terbiye Etmek İçin (100+)
Gönül Rehberi: Bizim Yunus
“Er odur ki alçakta dura, yüceden bakan göz değil” diyen Bizim Yunus, gerçek büyüklüğün ve yiğitliğin kasılmakta değil, toprak gibi mütevazı (alçakgönüllü) olmakta yattığını öğretir. İnsanın içindeki en sinsi düşman kendi nefsidir. O nefis ki; hep daha fazlasını, hep en yükseği ister. Hakka vuslat, o firavunlaşan nefsi terbiye etmek, kalbi kibrin ve “ben” davasının kirinden temizleyerek Hakk’ın huzurunda bir hiç olduğunu kabul etmektir.
“Er odur ki alçakta dura, yüceden bakan göz değil” diyen Bizim Yunus, gerçek büyüklüğün ve yiğitliğin kasılmakta değil, toprak gibi mütevazı (alçakgönüllü) olmakta yattığını öğretir. İnsanın içindeki en sinsi düşman kendi nefsidir. O nefis ki; hep daha fazlasını, hep en yükseği ister. Hakka vuslat, o firavunlaşan nefsi terbiye etmek, kalbi kibrin ve “ben” davasının kirinden temizleyerek Hakk’ın huzurunda bir hiç olduğunu kabul etmektir.
KUR’AN-I KERİM’DE NEFİS VE TEVAZU (5 AYET-İ KERİME)
Nefsini Arındıranlar
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا ۞ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا
Okunuşu: Kad efleha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ.
1. “Nefsini (kötülüklerden ve kibirden) temizleyen muhakkak kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömen (ve kibre bulayan) ise elbette hüsrana uğramıştır.”
(Şems Sûre-i Şerif’i, 9-10)
وَمَا أُبَرِّئُ نَفْسِي ۚ إِنَّ النَّفْسَ لَأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّي
Okunuşu: Ve mâ überriü nefsî; innen-nefse le-emmâratün bis-sûi illâ mâ rahime rabbî.
2. “(Hz. Yusuf dedi ki:) Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, daima kötülüğü (ve taşkınlığı) şiddetle emreder.”
(Yûsuf Sûre-i Şerif’i, 53)
وَعِبَادُ الرَّحْمَٰنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Okunuşu: Ve ıbâdür-rahmânillezîne yemşûne alel-ardı hevnen ve izâ hâtebehümül-câhilûne kâlû selâmâ.
3. “Rahmân’ın has kulları yeryüzünde vakar ve tevazu (alçakgönüllülük) ile yürürler. Cahiller onlara laf attığı zaman (kavgaya girmez), ‘Selam’ der (geçerler).”
(Furkân Sûre-i Şerif’i, 63)
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَىٰ ۞ فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَىٰ
Okunuşu: Ve emmâ men hâfe mekâme rabbihî ve nehen-nefse anil-hevâ. Fe-innel-cennete hiyel-me’vâ.
4. “Kim de Rabbinin makamından (O’nun huzuruna çıkmaktan) korkup nefsini kötü heveslerden alıkoyarsa, şüphesiz cennet (vuslat yurdu) onun yegâne barınağıdır.”
(Nâzi’ât Sûre-i Şerif’i, 40-41)
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ
Okunuşu: Ve lâ tusa’ır haddeke lin-nâsi ve lâ temşi fil-ardı merahâ; innallâhe lâ yuhibbü külle muhtâlin fehûr.
5. “Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek (kibirle) yürüme. Şüphesiz Allah’u Teala, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”
(Lokmân Sûre-i Şerif’i, 18)
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 5 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. EN BÜYÜK DÜŞMAN
“Senin en büyük (ve en çetin) düşmanın, iki kaburgan (iki yanın) arasında bulunan kendi nefsindir.”
[Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ]
2. GERÇEK MÜCAHİT
“Asıl mücahit (Allah yolunda savaşan kahraman), Allah’a itaat yolunda kendi nefsiyle cihad eden (onu terbiye eden) kimsedir.”
[Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 2]
3. TEVAZUNUN MÜKAFATI
“Kim Allah rızası için tevazu gösterir (alçakgönüllü olursa), Allah onu muhakkak yüceltir.”
[Müslim, Birr, 69]
4. KİBRİN BEDELİ
“Kalbinde hardal tanesi ağırlığınca kibir bulunan kimse, (kalbini o kirden temizlemedikçe) cennete giremez.”
[Müslim, Îmân, 147]
5. ÜÇ KURTARICI
“Üç şey kurtarıcıdır: Gizlide ve açıkta Allah’tan korkmak, fakirlikte ve zenginlikte itidalden (orta yoldan) ayrılmamak, öfkede ve rızada adaletli olmak.”
[Beyhakî, Şuabü’l-Îmân]
YOL ODUR Kİ DOĞRU VARA
Yol odur ki doğru vara,
Göz odur ki Hakk’ı göre.
Er odur ki alçakta dura,
Yüceden bakan göz değil.
Doğru yola gittin ise,
Er eteğin tuttun ise.
Bir hayır da ettin ise,
Birine bin az değil.
Sen sana ne sanırsan,
Ayrığa da onu san.
Dört kitabın mânâsı,
Budur eğer var ise.
Yunus Emre’m doğru yolda,
Kalbi Hakk’a bağlı kulda.
Gururunu temizle solda,
Asıl marifet özdedir.
Göz odur ki Hakk’ı göre.
Er odur ki alçakta dura,
Yüceden bakan göz değil.
Doğru yola gittin ise,
Er eteğin tuttun ise.
Bir hayır da ettin ise,
Birine bin az değil.
Sen sana ne sanırsan,
Ayrığa da onu san.
Dört kitabın mânâsı,
Budur eğer var ise.
Yunus Emre’m doğru yolda,
Kalbi Hakk’a bağlı kulda.
Gururunu temizle solda,
Asıl marifet özdedir.
– Bizim Yunus
GÖNÜL SULTANLARINDAN SÖZLER
Hikmet Pınarları
“Nefis firavundur, boyun eğmek bilmez. Onu ancak açlık ve tevazu kılıcıyla dize getirebilirsin. Kalbini ‘ben’ demekten temizle ki, O’nun ‘Biz’ denizine karışasın.”
– Hz. Mevlânâ
“Toprak gibi mütevazı ol ki, üzerinden herkes geçsin ama senin bağrında güller yetişsin. Yüceden bakanın (kibirlinin) sonu rüzgârda savrulmaktır.”
– Bizim Yunus
“Bizim yolumuz (Nakşibendi yolu), baştan sona nefse muhalefet etmektir. Nefsinin hoşuna gideni yapmayı bıraktığın gün, vuslat kapısının eşiğine adım atmışsındır.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
“Nefsini kınayan ve onu hesaba çeken kişi, şeytanın en büyük kabusudur. Kendi hatasını görüp ağlayan göz, bütün denizlerden daha temizdir.”
– İmam Gazâlî
“Hakk’ın huzurunda boynunu bükmeyen, halkın karşısında dik duramaz. Kibrini ayaklar altına al ki, Allah’u Teala seni başlar üstüne çıkarsın.”
– Abdülkadir Geylânî
Şiirin Bize Ne Öğrettiği
(Hakka Vuslat yolunda kalbimize düşen hisseler)
- Bizim Yunus, yolların en güzelinin hakikate (doğruya) giden, gözlerin en güzelinin ise dünyalıkları değil sadece Hakk’ı gören göz olduğunu öğretir.
- Gerçek erlik (yiğitlik ve kâmil insanlık), güç gösterisi yapmak veya insanlara üstünlük taslamak değildir. Gerçek er, nefsiyle savaşıp “alçakta duran” (mütevazı olan) kişidir.
- Kibirle, başkalarını küçümseyerek (“yüceden”) bakan gözler hakikati göremez. O gözler, ancak kendi karanlıklarında kör olmaya mahkumdur.
- Hakka vuslatın altın kuralı; kendin için neyi arzu ediyorsan, başkaları (ayrık) için de aynısını dilemektir. Dört büyük kitabın özü bu merhamet ve adalettir.
- Gururu, benliği ve nefsani ihtirasları sol tarafa atıp temizlemeden Hakk’a yürünmez. Asıl marifet, surette değil özdedir.
Bizi Nefsinin Şerrinden Koru!
“Allah’ım! Nefsime takvasını (Sana karşı gelmekten sakınma duygusunu) ver ve onu temizle. Onu temizleyenlerin en hayırlısı Sensin. Onun velisi (sahibi) ve mevlası ancak Sensin. Kalplerimizi kibirden, ucubdan (kendini beğenmekten) ve şeytanın tuzaklarından muhafaza eyle. Bizi tevazu ile vuslata erenlerden kıl.”
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلَاهَا
Okunuşu: Allâhümme âti nefsî takvâhâ, ve zekkihâ ente hayru men zekkâhâ, ente veliyyühâ ve mevlâhâ.
“Allah’ım! Nefsime takvasını (Sana karşı gelmekten sakınma duygusunu) ver ve onu temizle. Onu temizleyenlerin en hayırlısı Sensin. Onun velisi (sahibi) ve mevlası ancak Sensin. Kalplerimizi kibirden, ucubdan (kendini beğenmekten) ve şeytanın tuzaklarından muhafaza eyle. Bizi tevazu ile vuslata erenlerden kıl.”
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
