Hakiki Yüzleşme
İyiliğin Kaynağı, Nefsin Sorumluluğu ve Kalbin Temizlenmesi
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: İHSAN VE TÖVBE ZİKRİ
يَا وَهَّابُ يَا تَوَّابُ
“Yâ Vehhâb Yâ Tevvâb”
(Ey bütün nimetleri ve iyilikleri karşılıksız bağışlayan ve kullarının tövbesini daima kabul eden Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Kibir ve Suçlamadan Temizleyip Kusuru Nefiste Bulmak İçin (100+)
“Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Bütün kötülükler (ve musibetler) de kendi nefsindendir.”
(Nisâ Sûre-i Şerif’i, 79)
(Nisâ Sûre-i Şerif’i, 79)
İnsanoğlunun en büyük gafleti, hayatta elde ettiği başarıları, zenginliği ve nimetleri kendi aklından ve gücünden bilip kibirlenmesi; başına bir musibet, bir darlık geldiğinde ise faturayı hemen kadere, zamana veya başka insanlara keserek şikayet etmesidir. Oysa Kur’an-ı Kerim’in şaşmaz ölçüsüne göre; bize ulaşan her zerre iyilik ve muvaffakiyet, mutlak surette Allah’u Teala’nın pür lütfu ve ikramıdır. Yaşadığımız sıkıntılar ve belalar ise, kendi ellerimizle işlediğimiz günahların, nankörlüklerin ve eksikliklerin manevi birer yansımasıdır. Kâmil bir mümin, kibri bir kenara bırakıp, nefsini hesaba çeken ve kalbini başkalarını suçlama kirinden manen temizleyerek “Ya Rabbi, nimet Senin, kusur benim” deme erdemine (hakiki yüzleşmeye) eren kimsedir.
KUR’AN-I KERİM’DE NİMET VE MUSİBET
Kusuru Kendinde Aramak
مَا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللَّهِ ۖ وَمَا أَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ
Okunuşu: Mâ esâbeke min hasenetin fe-minellâh; ve mâ esâbeke min seyyietin fe-min nefsik.
1. “Sana (nimete ve başarıya dair) gelen her iyilik Allah’tandır. (Dert ve bela olarak) Sana gelen bütün kötülükler de kendi nefsindendir (kendi hatan yüzündendir).”
[Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[79]
وَمَا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ
Okunuşu: Ve mâ esâbeküm min müsîbetin fe-bimâ kesebet eydîküm ve ya’fû an kesîr.
2. “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin (iradenizin ve günahlarınızın) kazandıkları yüzündendir. (Buna rağmen) Allah yine de çoğunu affedip bağışlar.”
[Şûrâ Sûre-i Şerif’i]:[30]
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُمْ بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Okunuşu: Zaheral-fesâdü fil-berri vel-bahri bimâ kesebet eydin-nâsi li-yüzîkahüm ba’dallezî amilû leallehüm yerciûn.
3. “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri (kötülükler) yüzünden karada ve denizde fesat (bozulma ve afet) ortaya çıktı. Belki (hatalarını anlarlar ve kalplerini temizleyerek) dönerler diye Allah onlara, yaptıklarının bir kısmını tattırmaktadır.”
[Rûm Sûre-i Şerif’i]:[41]
أَوَلَمَّا أَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُمْ مِثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَٰذَا ۖ قُلْ هُوَ مِنْ عِنْدِ أَنْفُسِكُمْ
Okunuşu: E-ve lemmâ esâbetküm müsîbetün kad esabtüm misleyhâ kultüm ennâ hâzâ; kul hüve min ındi enfüsiküm.
4. “Başınıza bir musibet geldiğinde: ‘Bu nereden başımıza geldi?’ mi dediniz. De ki: O kendi nefsinizdendir (kendi kusurunuzdur).”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[165]
وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلَٰكِنْ كَانُوا أَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Okunuşu: Ve mâ zalemnâhüm ve lâkin kânû enfüsehüm yazlimûn.
5. “Biz onlara zulmetmedik (haksızlık etmedik). Fakat onlar (isyana düşerek) kendi kendilerine zulmediyorlardı.”
[Nahl Sûre-i Şerif’i]:[118 Bağlamı / Zuhruf:76]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 5 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. HAYIR ALLAH’TAN, KINAMA NEFSE
Kudsî Hadiste Allah’u Teala şöyle buyurur: “Ey kullarım! Bunlar sizin amellerinizdir, onları sizin için sayıp kaydediyorum. Kim (amel defterinde ve hayatında) bir hayır (iyilik) bulursa Allah’a hamdetsin. Kim de başka bir şey (kötülük ve ziyan) bulursa, kendinden (kendi nefsinden) başkasını kınamasın!”
[Müslim, Birr]:[55]
2. AKILLI KİMSENİN ÖZELLİĞİ
“Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken (kusuru kendinde arayıp kalbini temizleyen) ve ölümden sonrası için salih amel işleyendir. Aciz (ve ahmak) kimse ise, nefsini heva ve hevesine tabi kılan, sonra da Allah’tan (cennet) temenni edendir.”
[Tirmizî, Kıyâmet]:[25]
3. GÜNAH YÜZÜNDEN RIZIKTAN MAHRUMİYET
“Şüphesiz ki kul, (nefsine uyarak) işlediği bir günah yüzünden, kendisine ulaşacak olan bir rızıktan (ve nimetten) mahrum bırakılır.” (Kötülüklerin ve yoklukların kaynağı nefsin günahıdır).
[İbn Mâce, Fiten]:[22]
4. EN FAZİLETLİ İSTİĞFAR ŞUURU
Peygamberimiz (s.a.v) Seyyid’ül İstiğfar duasında, bu ayetin sırrını ümmetine talim ettirerek şöyle yalvarmayı emretmiştir: “Ya Rabbi! Senin bana verdiğin onca nimeti itiraf ediyorum (Bütün iyilikler Sendendir). Kendi işlediğim günahlarımı da itiraf ediyorum (Bütün kötülükler bendendir). Beni bağışla!”
[Buhârî, Daavât]:[2]
5. HESABA ÇEKİLMEDEN ÖNCE
Hz. Ömer (r.a) Efendimiz’in, nebevi şuurdan süzülüp gelen o meşhur hutbesi: “Ahirette hesaba çekilmeden evvel, dünyada kendinizi hesaba çekin. Ve en büyük teraziye (Ahirete) çıkmadan önce, (kendi nefsani amellerinizi) burada tartın!”
[Tirmizî, Kıyâmet]:[25 Bağlamı]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Gülün güzel kokusu ve rengi Rabbinden bir lütuftur; lakin eline batan dikenin acısı kendi hamlığından ve dikkatsizliğindendir. İyiliği O’na, kusuru kendine ver.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim tarikatımızın (yolumuzun) temeli, başkalarının ayıbına kör olup, kendi nefsindeki devasa kusurları görerek kalbi kibirden manen temizlemektir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Bana bende demen ben bende değilem / Bir ben vardır bende benden içeri.” Nefsini Hakk’ın karşısında suçlu (hiç) bilmeyenin kalbi Hakk’a varmaz.
– Bizim Yunus
“Kibrin aslı, iyiliği ve başarıyı kendinden bilmektir. Halbuki sen bir aletsin; sanat eserinin güzelliği aletten değil, o aleti tutan ustanın (Allah’ın) kudretindendir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! Başkalarının günahlarına hakim kesilip ceza kesmeyi bırak. Dön ve kendi nefsine avukatlık yapmaktan vazgeç; onu sanık sandalyesine oturt ki kurtulasın.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. HZ. ÂDEM (A.S) VE İBLİS’İN FARKI (SUÇU KABUL)
İnsanlık tarihinin ilk ve en büyük imtihanında; İblis kibirlenip secde etmeyince, suçunu Allah’a fatura edip: “Beni Senin azdırmana yemin ederim ki…” (Araf 16) diyerek kötülüğü Rabbinden bildi ve ebedi lânete uğradı. Lakin Hz. Âdem (Aleyhisselâm) yasak meyveyi yediğinde, suçu ne şeytana ne de kadere attı; başını öne eğip: “Rabbimiz! Biz kendi nefsimize zulmettik, eğer bizi affetmezsen ziyana uğrayanlardan oluruz!” (Araf 23) diyerek suçu kendi nefsine yükledi. İşte onu manen temizleyip “Halife” kılan sır, kötülüğün nefsinden geldiğini itiraf etmesiydi.
[Kaynak: A’râf Sûre-i Şerif’i]:[16-23]
2. KARUN’UN “BEN YAPTIM” KİBRİ
Karun, Hz. Musa’nın (a.s) kavminden fakir bir adamken Allah’ın lütfuyla devasa hazinelere sahip oldu. Zenginliği öyle arttı ki, hazinelerinin anahtarlarını ancak güçlü bir manga zor taşıyordu. Salih insanlar ona: “Allah’ın sana iyilikte bulunduğu gibi sen de infak et, şımarma” dediklerinde; Karun o nankörce ve felaketini getiren sözü söyledi: “Bu devasa servet bana, ancak bende olan bir ilim ve zekâ sayesinde (benim marifetimle) verildi!” (Kasas 78). İyiliği Allah’tan değil kendinden bilen Karun, bütün o hazinesiyle birlikte yerin dibine geçirilerek helak edildi.
[Kaynak: Kasas Sûre-i Şerif’i]:[76-81]
3. YUNUS (A.S)’IN BALIĞIN KARNINDAKİ TÖVBESİ
Yunus (Aleyhisselâm), kavminin isyanına kızıp Allah’ın izni olmadan şehri terk etmiş ve gemiye binmişti. Denize atılıp devasa bir balık tarafından yutulup o zifiri karanlığa mahkum olduğunda; “Bu başıma neden geldi, benim suçum neydi!” diye şikayet etmedi. Hemen nefsiyle yüzleşerek ve suçu tamamen kendine yükleyerek: “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn” (Senden başka ilah yoktur, Sen noksanlıklardan münezzehsin, şüphesiz ben nefsime zulmedenlerden oldum) duasını etti. Kendi hatasını itiraf etmesi, onun o karanlıktan kurtulup temizlenmesine vesile oldu.
[Kaynak: Enbiyâ Sûre-i Şerif’i]:[87]
4. BİR SÂLİH KULUN YAĞMUR DUASI
İsrailoğulları zamanında çok büyük bir kuraklık yaşandı. Halk toplanıp günlerce yağmur duasına çıktılar lakin bir damla bile düşmedi. İçlerindeki Allah dostu, salih bir ihtiyar öne çıktı, başını toprağa koydu ve şöyle inledi: “Ya Rabbi! Biliyorum ki bu kuraklık benim içimdeki günahlar, kötülükler ve nasipsizliğim yüzündendir. Eğer benim varlığım (ve nefsani isyanım) kullarının yağmuruna (nimetine) engelse, canımı al da bu masum insanları benim günahım yüzünden helak etme!” O kulun suçu kendi nefsinde araması üzerine gök gürledi ve sular sel gibi akmaya başladı.
[Kaynak: İbnü’l-Cevzî, Kitâbü’l-Kussâs]
5. HZ. ÖMER’İN “ÖMER HATA ETTİ” DEMESİ
Halife Hz. Ömer (r.a) bir hutbesinde kadınların yüksek mehir (evlilik bedeli) istemelerini sınırlandırmak için bir emir verdi. Arka saflardan yaşlı bir kadın ayağa kalktı ve “Ey Ömer! Allah Kuran’da onlara kantar kantar mehir verseniz de geri almayın (Nisa 20) derken, sen Allah’ın hakkını nasıl kısıtlarsın?” diyerek Halife’ye itiraz etti. Hz. Ömer, kibrinden sıyrılmış bir kalp ile binlerce insanın önünde derhal: “Kadın doğru söyledi, Ömer ise hata etti (yanlış nefsindendir)” diyerek hakkı teslim etmiş, kendi kararını iptal etmiştir.
[Kaynak: İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
Nefis Muhasebesi: Yüzleşme ve Acziyet Aynası
(İyiliği kimden, kötülüğü nereden bildiğimizi tartmak için soralım)
- Bir başarı kazandığımda, malım arttığında veya övgü aldığımda; içten içe “Bunu kendi zekamla ve diplomamla hak ettim” diyerek Karun’un kibrini kalbimde taşıyor muyum?
- İşlerim ters gittiğinde, hastalığa veya darlığa düştüğümde; hatalarımı arayıp tövbe etmek yerine, hemen büyüye, nazara veya “Falancanın yüzünden oldu” diyerek suçu başkasına mı atıyorum?
- Hz. Âdem (a.s) cennetten çıkarılmasına rağmen suçu kendinde ararken; ben basit bir dünyevi hatamda bile şeytan gibi mazeretler üretip, nefsimi temize çıkarmaya mı çalışıyorum?
- Başkasında bir kötülük (veya yanlış) gördüğümde hemen onu kınayıp ayıplarken; aynanın karşısına geçip kendi nefsimin karanlık dehlizlerindeki günahları manen temizlemeyi unutuyor muyum?
- “Sana gelen her iyilik Allah’tandır” ayetine iman ettiysem, sahip olduğum o sağlık, aile ve iman nimeti için O’na secde edip yeterince şükredebiliyor muyum?
“İyilik O’nun Lütfundan, Kusur Kendi Nefsimizdendir…”
“Ey Allah’ım! Senin bana verdiğin bunca (iyiliği ve) nimeti yürekten itiraf ediyorum. Kendi işlediğim günahları ve (bütün o kötülükleri de nefsimden bilerek) itiraf ediyorum. Beni (manen temizleyerek) bağışla! Zira günahları Senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur!”
([Buhârî, Daavât]:[2] / Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ‘İstiğfarların Şahı’ (Seyyidü’l İstiğfar) olarak öğrettiği; kulun iyiliği Allah’tan bilip şükrettiği, kötülüğü nefsinden bilip tövbe ettiği o en yüce dua)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي؛ فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ
Okunuşu: …Ebûü leke bi-ni’metike aleyye, ve ebûü bi-zenbî, fağfirlî fe-innehû lâ yağfiruz-zünûbe illâ ente.
“Ey Allah’ım! Senin bana verdiğin bunca (iyiliği ve) nimeti yürekten itiraf ediyorum. Kendi işlediğim günahları ve (bütün o kötülükleri de nefsimden bilerek) itiraf ediyorum. Beni (manen temizleyerek) bağışla! Zira günahları Senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur!”
([Buhârî, Daavât]:[2] / Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ‘İstiğfarların Şahı’ (Seyyidü’l İstiğfar) olarak öğrettiği; kulun iyiliği Allah’tan bilip şükrettiği, kötülüğü nefsinden bilip tövbe ettiği o en yüce dua)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
