BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

Hakikatin Sırrı

Biz İnsanlar, Benlikten Kaçınmak ve Kalbin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: HAKİKAT VE HİÇLİK ZİKRİ
يَا حَقُّ يَا وَاحِدُ
“Yâ Hakk Yâ Vâhid”
(Ey yegâne gerçek ve mutlak varlık olan, eşi ve benzeri bulunmayan Tek Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi ‘Ben Yaptım’ Kibrinden Temizleyip Hakk’ı Anmak İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“İnsanın kendisine gelince, kendisi diye bir şey yok zaten. Hazret-i Allah ona bir suret vermiştir, o suretin içine girerse kaybolur gider. Fakat biz insanlar kendimizi kaybediyoruz. ‘Şöyle yaptım, böyle yaptım!’ demekten kendimizi alamıyoruz. Bunlar hep hakikate ters düşüyor.”
İnsanın yeryüzündeki en büyük aldanışı, Allah’u Teala’nın ona emanet olarak verdiği şu “beden” ve “irade” elbisesini (sureti) kendisinin asıl varlığı sanmasıdır. Hakikatte, mülkün ve fiilin yegâne sahibi (Fâil-i Mutlak) ancak Allah’tır. Lakin biz insanlar, gaflet perdesinin ardında asıl fâili unutup, başarıları ve amelleri kendi nefsimize mal etme (Ene / Benlik) hastalığına yakalanıyoruz. “Ben çalıştım, ben kazandım, ben başardım” demek, insanın kendi hiçliğini unutup kalbini gizli bir şirk ile kirletmesidir. Kâmil mümin; o fani suretin ardındaki Hakk’ın nurunu gören, kalbini her türlü benlik davasından manen temizleyerek “Nimet O’nun, ikram O’nun, acizlik ve isyan benim” diyebilen kimsedir.
KUR’AN-I KERİM’DE BENLİK VE HİÇLİK
Gerçek Fail Allah’tır بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ Bismillâhirrahmânirrahîm
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ رَمَىٰ Okunuşu: Fe-lem taktülûhüm ve lâkinnallâhe katelehüm; ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ. 1. “(Bedir’de düşmanları) Siz öldürmediniz, lakin Allah onları öldürdü. (Ey Muhammed!) Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı…” (Eylem kula, yaratmak Allah’a aittir). [Enfâl Sûre-i Şerif’i]:[17]
وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ Okunuşu: Vallâhu halekaküm ve mâ ta’melûn. 2. “Hâlbuki sizi de, (ben yaptım diyerek gururlandığınız) bütün o yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.” [Sâffât Sûre-i Şerif’i]:[96]
كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ ۚ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ Okunuşu: Küllü şey’in hâlikün illâ vecheh; lehül-hukmü ve ileyhi türceûn. 3. “…O’nun Zâtından (vechinden) başka her şey helak olacaktır (yok olmaya mahkûmdur). Hüküm yalnızca O’nundur ve siz ancak O’na döndürüleceksiniz.” [Kasas Sûre-i Şerif’i]:[88]
يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ إِلَى اللَّهِ ۖ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ Okunuşu: Yâ eyyühen-nâsü entümül-fukarâü ilellâh; vallâhu hüvel-ğaniyyül-hamîd. 4. “Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız (hiçsiniz). Allah ise, her bakımdan zengin ve övülmeye layık olanın ta kendisidir.” [Fâtır Sûre-i Şerif’i]:[15]
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ Okunuşu: Ve nahnü akrabü ileyhi min hablil-verîd. 5. “Andolsun insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Suretin ardındaki gerçek sır). [Kâf Sûre-i Şerif’i]:[16]
فَلَا تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَىٰ Okunuşu: Fe-lâ tüzekkû enfüseküm; hüve a’lemü bimenit-tekâ. 6. “…Kendi nefislerinizi (ben şöyle dindarım, böyle yaptım diyerek) temize çıkarmayın (övünmeyin). O, kötülükten sakınan (ve kalbini temizleyen) kimseyi en iyi bilendir.” [Necm Sûre-i Şerif’i]:[32]
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا ۞ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا Okunuşu: Kad efleha men zekkâhâ. Ve kad hâbe men dessâhâ. 7. “Nefsini (kibrinden ve benlik davasından manen) temizleyen elbette kurtuluşa ermiştir. Onu (günah ve kibre) gömüp gizleyen ise muhakkak hüsrana uğramıştır.” [Şems Sûre-i Şerif’i]:[9-10]
وَمَا بِكُمْ مِنْ نِعْمَةٍ فَمِنَ اللَّهِ ۖ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْأَرُونَ Okunuşu: Ve mâ biküm min ni’metin fe-minellâhi sümme izâ messekümüd-durru fe-ileyhi tec’erûn. 8. “Sizde bulunan (başarı, zenginlik ve zeka gibi) her nimet Allah’tandır. Sonra size bir zarar dokunduğunda (acizliğinizi anlar) yalnız O’na yalvarırsınız.” [Nahl Sûre-i Şerif’i]:[53]
هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ Okunuşu: Hüvel-evvelü vel-âhiru vez-zâhiru vel-bâtın; ve hüve bi-külli şey’in alîm. 9. “O, Evveldir, Âhirdir, Zâhirdir, Bâtındır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Kâinatta müstakil bir varlık yoktur, her şey O’nun tecellisidir). [Hadîd Sûre-i Şerif’i]:[3]
وَلِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۚ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُحِيطًا Okunuşu: Ve lillâhi mâ fis-semâvâti ve mâ fil-ard; ve kânallâhu bi-külli şey’in mühîtâ. 10. “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah (ilmi ve kudretiyle) her şeyi (ve her sureti) kuşatmıştır.” [Nisâ Sûre-i Şerif’i]:[126]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in İkazları
1. KENDİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR “Nefsini (acizliğini, hiçliğini ve suretten ibaret olduğunu) bilen, Rabbini bilir.” (Aksi halde nefsine tapar).
[Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ]
2. ALLAH SURETLERE BAKMAZ “Şüphesiz ki Allah’u Teala sizin bedeni suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. O, sadece sizin (nefsinden temizlenmiş) kalplerinize ve amellerinize bakar.”
[Müslim, Birr]:[33]
3. KİBİR CENNETE GİREMEZ “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir (benlik davası, ‘ben yaptım’ hissi) bulunan kimse cennete giremez.” Sahabeler ‘Kibir nedir?’ dediklerinde: “Hakkı inkar etmek ve insanları küçük görmektir.”
[Müslim, Îmân]:[147]
4. GÖREN GÖZÜ, İŞİTEN KULAĞI OLURUM Kudsi Hadiste Allah’u Teala şöyle buyurur: “…Kulum Bana nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır. Nihayet onu severim. Ben onu sevince de onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum (kendi benliğinden sıyrılır, Hak ile görür).”
[Buhârî, Rikâk]:[38]
5. “BEN” DEMENİN TEHLİKESİ Peygamberimiz efendimiz (s.a.v) ashabına, “ben” (ene) kelimesini överek ve üstünlük taslayarak kullanmayı yasaklamış; firavunların ve şeytanın isyanının “Ben ateştenim, o çamurdan” (Sad: 76) sözüyle başladığını hatırlatmıştır.
[İmam Mâlik, Muvatta’] Bağlamı
6. KENDİNİ UFALTMAK (HİÇLİK) “Kim Allah rızası için tevazu gösterirse (kendi benliğini, suretini aradan çekerse), Allah onu yüceltir. Kim de kibirlenip kendini büyük görürse, Allah onu alçaltır.”
[İbn Mâce, Zühd]:[16]
7. AMELİNE GÜVENMEMEK “Hiç kimse (kendi başarısı zannettiği) ameliyle cennete giremez.” Sahabeler “Sen de mi Ya Resulallah?” dediler. “Evet, (Allah’u Teala) beni rahmet ve fazlıyla kuşatmazsa ben de giremem!” buyurdu.
[Buhârî, Rikâk]:[18]
8. KENDİNİ ÖVMENİN AFETİ “Bir adam ‘Ben insanların en hayırlısıyım’ diyorsa, o şerlidir. ‘Ben cennetliğim’ diyorsa, o cehennemliktir.” (Hakikate ters düşerek kendi nefsini temize çıkardığı için).
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]
9. HER ŞEYİ O’NDAN İSTEMEK “Ayakkabınızın bağı bile kopsa onu Allah’tan isteyin! (Ben yaparım, kendi paramla alırım demeyin, çünkü O nasip etmezse en ufak işiniz bile rast gitmez).”
[Tirmizî, Daavât]:[149]
10. ŞİRKTEN ALLAH’A SIĞINMAK “Ey insanlar! Şirkten sakınınız! Zira şirk, karıncanın ayak sesinden daha gizlidir (şöyle yaptım, ben hallettim demek gizli şirktir).”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[4/403]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Bedenin, denizin üzerindeki köpük (suret) gibidir. Eğer o köpüğe aldanırsan denizi göremezsin. Köpükten vazgeç de denize dal; ‘Ben’ demekten vazgeç ki, O’nu bulasın.”
– Hz. Mevlânâ
“Bir dervişin ‘Bugün şu kadar ibadet ettim, şu kadar nefsimi temizledim’ demesi, ibadetini şirk pazarına çıkarmasıdır. Kâmil insan, gölgesini bile aradan çeken ve ‘O lütfetti de oldu’ diyendir.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Beni bende demen, ben bende değilem / Bir ben vardır bende, benden içerü.” O içerdeki hakikati (Allah’ı) bulan, dışarıdaki fani suretten (benlikten) geçer.
– Bizim Yunus
“Aynanın karşısına geçip ‘ne kadar güzelim’ diyen, o güzelliği aynaya verene nankörlük etmiştir. Bizler ilahi kudretin yansıdığı aynalarız (suretleriz); ışık O’ndandır, bize ait hiçbir şey yoktur.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! ‘Ben’ demek şeytanın hastalığıdır. İşi başaran da, gücü veren de Allah iken; senin çıkıp ‘ben hallettim’ demen, sahibinin mülkünde sahte padişahlık ilan etmendir.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. KARUN’UN “BEN KAZANDIM” ALDANIŞI Karun, Musa (Aleyhisselâm)’ın kavminden çok fakir biriyken, ilahi bir lütufla kendisine devasa hazineler ve ilim verilmişti. Öyle ki hazinelerinin anahtarlarını ancak güçlü bir manga insan taşıyabiliyordu. Kavmi ona “Şımarma, Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de fakirlere ihsan et” deyince, kalbi kibrinden mühürlü olan Karun: “Bu servet bana sadece kendi ilmim (ve zekâm) sayesinde verildi! (Ben başardım)” dedi. Hakikati unutup surete (kendi benliğine) taptığı için Allah onu ve bütün hazinesini saniyeler içinde yerin dibine geçirdi.
[Kaynak: Kasas Sûre-i Şerif’i]:[76-81]
2. BAYEZİD-İ BİSTAMİ VE KÖPEK (KİBRİNİ SİLMEK) Büyük evliyalardan Bayezid-i Bistami (k.s), dar bir sokakta yağmur sonrası yürürken karşıdan çamura bulanmış bir sokak köpeği geliyordu. Bayezid hazretleri, “Üstüme çamur sıçramasın” diyerek cübbesini hafifçe yukarı çekti (kendini ondan üstün bir suret olarak gördü). O anda köpek ona manevi bir dille şöyle seslendi: “Ey Bayezid! Benim çamurum suyla temizlenir. Fakat senin cübbeni çekerken kalbinde hissettiğin o ‘ben ondan daha temizim’ kibri, yedi okyanus suyuyla yıkansa yine temizlenmez!” Bayezid (k.s) o an benliğinden sıyrılıp diz çöktü.
[Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ]
3. HZ. ÖMER’İN (R.A) SU KIRBASI TAŞIMASI Halife Hz. Ömer (r.a), İslam devleti üç kıtaya yayıldığında bir gün Medine sokaklarında omzuna içi su dolu ağır bir kırba almış, nefes nefese taşıyordu. Ashap: “Ey Müminlerin Emiri! Sen koskoca halifesin, neden bu yükü taşıyorsun, bize ver!” dediklerinde, Hz. Ömer o muazzam hiçlik dersini verdi: “Geçen gün elçiler gelip bana hürmet edince, nefsimde ufak bir büyüklük (‘ben ne büyük adamım’ hissi) belirdi. Şimdi bu amelelik yükünü taşıyarak, o gururu kalbimden temizliyor ve nefsime asıl yerini (hiçliğini) hatırlatıyorum.”
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Menâkıb-ı Ömer]
4. AYAZ VE SULTAN MAHMUD’UN ÇARIKLARI Gazneli Sultan Mahmud’un en gözde veziri Ayaz’ı diğer vezirler çok kıskanırdı. Padişaha: “Ayaz’ın gizli bir odası var, her gün oraya girip kilitliyor, senden mal çalıyor” dediler. Padişah odayı bastırdığında, içeride altından hazineler değil; eski, yırtık bir çoban çarığı ve yıpranmış bir koyun postu buldular. Ayaz’a bunun sırrını sorduklarında dedi ki: “Ey Sultanım! Ben senin kapına gelmeden önce fakir bir çobandım, bu çarığı giyerdim. Şimdi vezir oldum lakin her sabah bu odaya girip eski halime bakıyorum ve nefsime diyorum ki: ‘Ey Ayaz! Aslını unutma, bütün bu makam senin değil sultanın lütfudur, sakın benliğe düşme!'”
[Kaynak: Mevlânâ, Mesnevî]
5. YUNUS EMRE’NİN DERGÂHA TAŞIDIĞI ODUNLAR Yunus Emre, Taptuk Emre’nin dergâhına yıllarca odun taşımış ama bir gün olsun eğri (çarpık) bir odun getirmemişti. Hocası Taptuk Emre: “Yunus, dağda hiç eğri odun kalmadı mı da hep böyle ok gibi dosdoğru olanları getirirsin?” diye sorduğunda, Yunus Emre mahviyetin zirvesinden şu cevabı vermiştir: “Şeyhim, dağda eğri odun çoktur lakin bu hakikat kapısından içeri odunun bile eğrisi giremez! Eğrilik (ve benlik) dışarıda kalmalıdır.” Kalbini benlikten temizleyen, her işte dosdoğru Hakk’ı görür.
[Kaynak: Menâkıbnâme-i Yunus Emre]
Nefis Muhasebesi: Benlik ve Hiçlik Aynası
(Surete mi yoksa Hakikate mi tutunduğumuzu tartmak için soralım)
  • Bir işte başarılı olduğumda, ticaretim iyi gittiğinde “Ben zekâm sayesinde, çok çalışarak bunu başardım” diyerek Karun gibi gizli şirke mi düşüyorum, yoksa “Rabbim lütfetti” diyebiliyor muyum?
  • Namaz kılarken, sadaka verirken veya iyilik yaparken içimde “Ben ne kadar dindar ve iyi bir insanım” hissi uyanıyor mu? Kalbimi bu gizli kibir pasından temizlemek için istiğfar ediyor muyum?
  • Makamıma, güzelliğime veya şöhretime (fani suretime) güvenerek insanları küçümsediğimde; aslında bir gün toprak olacak o bedenin kibrini taşıdığımı idrak edemiyor muyum?
  • Biri beni eleştirdiğinde öfkeyle parlayıp kendimi (benliğimi) savunmaya mı geçiyorum, yoksa “Belki de haklıdır, nefsim gerçekten acizdir” deyip hiçliğime sığınabiliyor muyum?
  • Aynaya baktığımda o suretin sadece emanet bir giysi olduğunu ve asıl sahibinin (Hakk’ın) o bedenin içinde beni her an izlediğini hatırlıyor muyum?
“Sen Çıkarsan Aradan, Kalır Seni Yaradan”
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكِبْرِ وَالرِّيَاءِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ شَيْئًا أَعْلَمُهُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا أَعْلَمُهُ
Okunuşu: Allâhümme innî eûzü bike minel-kibri ver-riyâ’, ve eûzü bike en üşrike bike şey’en a’lemüh, ve estağfiruke limâ lâ a’lemüh. “Allah’ım! Kibrin (benlik davasının) ve riyanın (gösterişin) şerrinden Sana sığınırım. Allah’ım! Bilerek Sana herhangi bir şeyi ortak koşmaktan (gizli şirkten) Sana sığınırım. Bilmeden işlediğim günahlar için de (kalbimi temizlemeni dileyerek) Senden bağışlanma dilerim.”
([Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[4/403] / Peygamber Efendimizin (s.a.v) ‘karıncanın ayak sesinden daha gizlidir’ dediği o korkunç riya ve şirk (benlik) hastalığından kurtulup, kalbi tamamen temizlemek için ümmetine öğrettiği o muazzam hiçlik duası)

Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler