Hakikat Kurbanı
Teslimiyet, İnfak ve Kalbin Temizlenmesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: RIZIK VE İHSAN ZİKRİ
يَا رَزَّاقُ يَا كَرِيمُ
“Yâ Rezzâk Yâ Kerîm”
(Ey bütün canlıların rızkını veren, ikramı, lütfu ve cömertliği eşsiz ve sonsuz olan **Allah’u Teala**!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Cimrilikten Temizleyip İnfak ve Teslimiyete Erişmek İçin (100+)
“Onların ne etleri ne de kanları **Allah’u Teala**’ya ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır…”
[Kaynak: Hac Sûre-i Şerif’i]:[37]
[Kaynak: Hac Sûre-i Şerif’i]:[37]
İslam nizamında Kurban ibadeti, sadece bir hayvanın boğazlanıp etinin yenmesinden ibaret şekli bir âdet değildir. Hakiki Kurban, Hz. İbrahim’in (Aleyhisselâm) en sevdiği evladını, Hz. İsmail’in (Aleyhisselâm) ise kendi canını **Allah’u Teala**’nın emrine feda etmesindeki o eşsiz teslimiyetin adıdır. Bıçağın altına yatan sadece koç değil; asıl kesilmesi gereken, kalbi dünyaya bağlayan nefsani hevesler, cimrilik, kibir ve mal sevgisidir. Kâmil bir mümin, kurbanını keserken kendi içindeki o azgın nefsi de bıçağın altına yatıran, malını yoksulla paylaşarak kalbini bencillik kirinden manen temizleyen kişidir. Zira **Allah’u Teala**’nın bizim keseceğimiz hayvanların etine ve kanına ihtiyacı yoktur; O’nun dergâhına yükselecek olan yegâne değer, kalbimizdeki o tertemiz takva ve teslimiyettir.
KUR’AN-I KERİM’DE KURBAN VE TESLİMİYET
Kan ve Et Değil, Takva
لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَىٰ مِنْكُمْ ۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَاكُمْ ۗ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu: Len yenâlellâhe lühûmühâ ve lâ dimâühâ ve lâkin yenâlühüt-takvâ minküm; kezâlike sahhharahâ leküm li-tükebbirullâhe alâ mâ hedâküm; ve beşşiril-muhsinîn.
1. “Onların ne etleri ne de kanları asla **Allah’u Teala**’ya ulaşmaz. Fakat O’na sadece sizin takvanız (kalbinizi temizlemeniz ve teslimiyetiniz) ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı O’nu tekbir etmeniz için onları böylece sizin hizmetinize verdi. İyilik edenleri müjdele!”
[Kaynak: Hac Sûre-i Şerif’i]:[37]
فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ ۞ وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ ۞ قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Okunuşu: Fe-lemmâ eslemâ ve tellehû lil-cebîn. Ve nâdeynâhü en yâ ibrâhîm. Kad saddakter-ru’yâ; innâ kezâlike neczil-muhsinîn.
2. “Her ikisi de teslim olup, (İbrahim) onu yüzüstü yere yatırınca Biz ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin (emre itaatte sadakat gösterdin).’ Şüphesiz Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.”
[Kaynak: Sâffât Sûre-i Şerif’i]:[103-105]
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
Okunuşu: Fe-salli li-rabbike venhar.
3. “(Ey Muhammed!) O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”
[Kaynak: Kevser Sûre-i Şerif’i]:[2]
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu: Kul inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil-âlemîn.
4. “De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım (bütün ibadetlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan **Allah’u Teala** içindir.”
[Kaynak: En’âm Sûre-i Şerif’i]:[162]
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ابْنَيْ آدَمَ بِالْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْآخَرِ ۖ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ ۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللَّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ
Okunuşu: Vetlü aleyhim nebe’ebney âdeme bil-hakkı iz karrabâ kurbânen fe-tükubbile min ehadihimâ ve lem yütekabbel minel-âhar; kâle le-aktülennek; kâle innemâ yetekabbelullâhu minel-müttekîn.
5. “Onlara Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kabul edilmeyen) ‘Seni mutlaka öldüreceğim’ dedi. Diğeri: ‘**Allah’u Teala** ancak takva sahiplerinin (kalbi temiz olanların) kurbanını kabul eder’ dedi.”
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[27]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 5 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri
1. EN SEVİMLİ AMEL
“Ademoğlu Kurban Bayramı günü, **Allah’u Teala** katında kan akıtmaktan (kurban kesmekten) daha sevimli bir amel işlememiştir. Şüphesiz ki o kurban, kıyamet günü boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla (bir şahit olarak) gelir. Kesilen kurbanın kanı yere düşmeden önce yüce bir makama ulaşır. O halde kurbanlarınızı gönül hoşluğuyla (ve kalbinizi cimrilikten temizleyerek) kesin.”
[Kaynak: Tirmizî, Edâhî]:[1]
2. KESMEYEN YAKLAŞMASIN
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şiddetli bir ikazla şöyle buyurmuştur: “Kim imkânı (gücü) olduğu halde kurban kesmezse, sakın bizim mescidimize (namazgâhımıza) yaklaşmasın!”
[Kaynak: İbn Mâce, Edâhî]:[2]
3. HER BİR KILINA SEVAP
Sahabeler sordular: “Ya Resulallah, bu kurbanlar nedir?” Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki: “Babanız İbrahim’in (Aleyhisselâm) sünnetidir.” Sahabeler: “Peki bunda bizim için ne gibi bir sevap vardır?” dediklerinde Efendimiz (s.a.v): “Kurbanın her bir kılına karşılık bir hasene (sevap) vardır” buyurdu.
[Kaynak: İbn Mâce, Edâhî]:[3]
4. ASIL BİZE KALAN KISMI
Peygamber Efendimiz (s.a.v) evinde bir koyun kestirmişti. Bir süre sonra Hz. Aişe’ye (r.a): “Ondan geriye ne kaldı?” diye sordu. Hz. Aişe: “Sadece bir kürek kemiği kaldı (gerisini fakirlere dağıttık)” deyince; Efendimiz (s.a.v) o muazzam ölçüyü verdi: “Desene, bir kürek kemiği hariç hepsi bizim oldu! (Ahirete asıl kalan, **Allah’u Teala** için infak edilendir).”
[Kaynak: Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme]:[33]
5. EFENDİMİZİN ÜMMETİNE ŞEFKATİ
Kâinatın Efendisi (s.a.v) kurban keserken iki koç getirir; birini kendi ailesi için keser, diğerini ise “Bismillah! Allah’ım, bu da ümmetimden kurban kesmeye gücü yetmeyenlerin adınadır” diyerek kendi ümmetine olan o sonsuz merhametiyle kurban ederdi.
[Kaynak: Ebû Dâvûd, Dahâyâ]:[3-4]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Kurban; koçun boğazına bıçak çalmak değil, kendi içindeki o hayvanı, o azgın nefsi ve kibri kesmektir. Nefsini kurban etmeyen, şeklen bin koyun kesse de Hakka ulaşamaz.”
– Hz. Mevlânâ
“Bizim yolumuz infak ve teslimiyet yoludur. Derviş odur ki; eline geçen dünyalığı cebinde değil, muhtacın sofrasında kurban ederek kalbini dünya sevgisinden manen temizler.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Malım mülküm heybemde deme / Canım tenimde benimdir deme / İsmail gibi bıçağa yatıp / Hak yolunda kurban oluver.”
– Bizim Yunus
“**Allah’u Teala**’nın senin keseceğin hayvana ihtiyacı yoktur. O ibadetten maksat, senin mal hırsını kırıp, ‘Rabbim emretti, malımı da canımı da veririm’ diyerek kalbini paranın esaretinden temizlemendir.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! İbrahim (Aleyhisselâm) evladını Hakk’a kurban etmeyi göze alınca, **Allah’u Teala** ona koç indirdi. Sen de kalbindeki dünya sevgisini O’nun uğruna kurban et ki, Hakk sana kendi lütfunu indirsin.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. İBRAHİM VE İSMAİL (ALEYHİSSELÂM)’IN TESLİMİYETİ
Hz. İbrahim (Aleyhisselâm), rüyasında oğlu İsmail’i (Aleyhisselâm) kurban ettiğini görünce, bunu Hakk’ın bir emri olarak bildi ve oğluna anlattı. Daha çocuk yaşta olan Hz. İsmail zerre kadar tereddüt etmeden: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Hz. İbrahim tam bıçağı oğlunun boğazına çaldığında, bıçak o mübarek teni kesmedi. **Allah’u Teala** onların kalplerindeki bu eşsiz teslimiyeti ve dünyevi bağlardan manen temizlenmiş olmalarını kabul ederek, gökten Cebrail (Aleyhisselâm) vasıtasıyla büyük bir koç indirdi. Kurban, işte o “Bıçağın kesmediği teslimiyetin” mirasıdır.
[Kaynak: Sâffât Sûre-i Şerif’i]:[102-107]
2. HABİL VE KABİL’İN KURBANI
Hz. Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil, **Allah’u Teala**’ya birer kurban sundular. Çiftçi olan Kabil, cimrilik yaparak mahsulünün en çürük, en kötülerini ayırıp kurban etti. Çoban olan Habil ise, kalbini dünya malından sıyırarak sürüsünün en besili, en güzel koçunu Hak için kurban eyledi. Gökten inen bir ateş Habil’in kurbanını alıp kabul ederken, Kabil’inki reddedildi. Kabil kibrinden ve kıskançlığından kardeşini öldürdü. **Allah’u Teala**’nın ancak “takva sahiplerinden” ve en sevdiğini verebilenlerden kurbanı kabul ettiği böylece tüm insanlığa ilan edildi.
[Kaynak: Mâide Sûre-i Şerif’i]:[27]
3. VEDA HACCINDA YÜZ DEVE
Kâinatın Efendisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Veda Haccı sırasında ümmetine eşsiz bir cömertlik dersi verdi. Kurbanlık olarak hazırlanan tam yüz devenin altmış üç tanesini kendi mübarek elleriyle (bizzat) kesti. Kalan otuz yedi deveyi ise Hz. Ali’ye (r.a) kestirdi. Sonra emretti; bu yüz devenin etleri, derileri ve çullarından (sırtındaki örtülerinden) hiçbir şey kasap ücreti olarak verilmeyecek, tamamı yoksullara, fakirlere ve muhtaçlara dağıtılacaktı. Hakiki kurban, zenginin sofrasında değil, fakirin kursağında hayat bulur.
[Kaynak: Müslim, Hac]:[147]
4. ABDULLAH BİN ÖMER’İN (R.A) DEVESİ
Büyük sahabe Abdullah bin Ömer (r.a), devesini çok sever, ona gözü gibi bakardı. Bir gün devenin çok güzel ve gösterişli bir hale geldiğini fark edince içindeki ayet canlandı: “Sevdiğiniz şeylerden **Allah’u Teala** yolunda infak etmedikçe (kurban etmedikçe) iyiliğe eremezsiniz” (Âl-i İmran 92). Hz. Ömer’in oğlu, o çok sevdiği, pazarda en yüksek fiyatın verileceği devesini derhal Hak rızası için kurban etti. Sahabeye göre kurban, malın kötüsünden kurtulmak değil, kalpten dünya sevgisini temizlemek için malın en iyisini Hakk’a sunmaktı.
[Kaynak: İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm]
5. ŞİBLİ HAZRETLERİNİN HACCA GİDENE SORUSU
Büyük veli Şibli hazretleri, hacdan ve kurban kesmekten dönen bir dervişe sordu: “Mina’da kurban kestin mi?” Derviş “Evet, koç kestim” dedi. Şibli sordu: “Peki o koçun boğazına bıçağı çalarken, kendi içindeki nefsini, kibrini, cimriliğini ve dünyevi heveslerini de bıçağın altına yatırıp kestin mi? Kalbini bunlardan temizledin mi?” Derviş başını öne eğip “Hayır, sadece koçu kestim” deyince, Şibli hazretleri o muazzam hakikati haykırdı: “Öyleyse sen kurban kesmedin, sadece bir hayvan boğazladın!”
[Kaynak: Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb]
Nefis Muhasebesi: İnfak ve Teslimiyet Aynası
(Kurbanı ibadet mi yoksa et festivali mi yaptığımızı tartmak için soralım)
- Kurbanı, **Allah’u Teala**’ya yakınlaşmak ve yoksulları sevindirmek için mi kesiyorum; yoksa derin dondurucumu etle doldurup bütün yıl mangal keyfi yapmak için mi?
- Hz. İbrahim (Aleyhisselâm) evladını feda edecek kadar büyük bir teslimiyet gösterirken, ben kalbimi mal hırsından temizleyip kurban ibadetini eksiksiz yerine getirebiliyor muyum?
- Kabil gibi malın en ucuzunu, en zayıfını kurbanlık arayarak Hakk’ın lütfuna karşı cimrilik mi yapıyorum, yoksa Habil gibi kalbimi tertemiz kılıp en güzelini mi O’na sunuyorum?
- Kurban etini dağıtırken; dul, yetim ve gerçekten et yüzü görmeyen yoksulları mı arayıp buluyorum, yoksa sadece bana da et getirecek zengin akrabalarıma mı “adet yerini bulsun” diye pay dağıtıyorum?
- Şibli hazretlerinin dediği gibi; bıçağı hayvana vururken içimdeki kibri, haseti, kul hakkını ve yalanı da kesip atabiliyor muyum?
“Onların Etleri Allah’a Ulaşmaz, Ancak Takvanız Ulaşır…”
“Şüphesiz ben, batıldan hakka yönelerek (kalbimi şirkten ve masivadan manen temizleyerek) yüzümü, gökleri ve yeri yaratan **Allah’u Teala**’ya çevirdim. Ben O’na ortak koşanlardan değilim. Şüphesiz benim namazım, kurbanım (bütün ibadetlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan **Allah’u Teala** içindir!”
([Kaynak: En’âm Sûre-i Şerif’i]:[79 ve 162] / Hz. İbrahim’in (Aleyhisselâm) Hakka yönelişini ve Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban keserken bizzat okuduğu; insanın bütün varlığını ve ibadetini sadece Hakk’a adadığını ilan eden o eşsiz teslimiyet duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ حَنِيفًا ۖ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ ۞ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu: İnnî veccehtü vechiye lillezî fetaras-semâvâti vel-arda hanîfen ve mâ ene minel-müşrikîn. İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil-âlemîn.
“Şüphesiz ben, batıldan hakka yönelerek (kalbimi şirkten ve masivadan manen temizleyerek) yüzümü, gökleri ve yeri yaratan **Allah’u Teala**’ya çevirdim. Ben O’na ortak koşanlardan değilim. Şüphesiz benim namazım, kurbanım (bütün ibadetlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan **Allah’u Teala** içindir!”
([Kaynak: En’âm Sûre-i Şerif’i]:[79 ve 162] / Hz. İbrahim’in (Aleyhisselâm) Hakka yönelişini ve Kâinatın Efendisi’nin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban keserken bizzat okuduğu; insanın bütün varlığını ve ibadetini sadece Hakk’a adadığını ilan eden o eşsiz teslimiyet duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
