BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.ESTAĞFİRULLÂH EL AZÎM.LÂ İLÂHE İLLALLAH.ALLAHLÂ İLÂHE İLLÂ ENTE, SÜBHÂNEKE İNNÎ KUNTU MİNE’Z-ZÂLİMÎN.

KUR’AN-I KERİM KISSALARI

BAKARA SURESİ: İBRAHİM VE NEMRUT
Bismillahirrahmânirrahîm. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
ZALİM KRAL İLE MÜNAZARA
Hz. İbrahim (a.s), putları kırdıktan sonra, o dönemin zalim kralı Nemrut’un huzuruna çıkarılmıştı. Nemrut, dünya üzerinde kendisine büyük bir mülk ve saltanat verildiği için şımarmış, haddi aşarak kendini ilah ilan etme cüretini göstermişti. Allah’u Teala, Kur’an-ı Kerim’de bu ibretlik tartışmayı (münazarayı) şöyle anlatır:
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ي حَٓاجَّ اِبْرٰه۪يمَ ف۪ي رَبِّه۪ٓ اَنْ اٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَۢ… “E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk…” “Allah kendisine mülk (hükümdarlık) verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi?” (Bakara Suresi, 258)
Nemrut küstahça “Senin Rabbin kim?” diye sordu. Hz. İbrahim, Rabbini sıfatlarıyla tanıttı:
…اِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّيَ الَّذ۪ي يُحْي۪ وَيُم۪يتُ… “…Iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumît…” “İbrahim: ‘Benim Rabbim, hem dirilten hem de öldürendir’ dedi.” (Bakara Suresi, 258)
Bunun üzerine ahmaklaşan Nemrut, zindandan iki adam getirtti. Birini öldürdü, diğerini serbest bıraktı ve aklınca ilahlık taslayarak şöyle dedi:
…قَالَ اَنَا۬ اُحْي۪ وَاُم۪يتُۜ… “…Kâle ene uhyî ve umît…” “O da: ‘Ben de diriltir ve öldürürüm’ dedi.” (Bakara Suresi, 258)
Hz. İbrahim, Nemrut’un bu kelime oyununa ve demagojisine takılmadı. Onu köşeye sıkıştıracak, acizliğini tüm halkın önünde yüzüne vuracak o muhteşem delili sundu:
…قَالَ اِبْرٰه۪يمُ فَاِنَّ اللّٰهَ يَأْت۪ي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذ۪ي كَفَرَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ “…Kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel meşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer, vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn.” “İbrahim dedi ki: ‘Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen de onu batıdan getir!’ Bunun üzerine o inkarcı (Nemrut) donakaldı (cevap veremedi). Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Bakara Suresi, 258)
Saltanat ve güç insanı kör edebilir. Ancak hakikatin nuru karşısında tüm sahte ilahlar aciz kalmaya mahkumdur. Allah’u Teala, güneşe hükmedemeyenlerin ilahlık iddiasını bir tek cümleyle yerle bir etmiştir.
🌹 Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den 🌹
Resûlullah (s.a.v), zalim idareciler karşısında hakkı söylemenin faziletini şöyle müjdelemiştir:

“Cihadın en faziletlisi, zalim sultanın yanında hakkı ve adaleti söylemektir.”
(İşte Hz. İbrahim, Nemrut’un sarayında tek başına, korkusuzca bu cihadı gerçekleştirmiştir.)
(Ebû Dâvûd, Melâhim, 17)
KISSA BİZE NE ÖĞRETTİ?
Akıl ve Mantık: İslam, körü körüne inanmayı değil; aklı kullanarak hakikati bulmayı emreder. Hz. İbrahim, muhatabını akli delille susturmuştur.
Korkusuzluk: İman eden bir kalp, dünyevi otoritelerden korkmaz. Tek korkulacak makam Allah’u Teala‘dır.
Mülkün Sahibi: Mülk ve iktidar Allah’ındır. İnsanlara verilen yetkiler sadece birer imtihandır; şımarıklık sebebi olmamalıdır.
Batılın Çöküşü: Yalan ve batıl ne kadar gürültü çıkarırsa çıkarsın, tek bir hakikat karşısında “donakalmaya” ve yok olmaya mahkumdur.
Ey Rabbimiz! Bizi hakkı söyleyenlerden eyle… 🌹
Dua: “Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim söz üzereyim.”

Ayet-i Kerime:
“De ki: Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur.” (İsrâ Suresi, 81)

Âmin, Yâ Hakk.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Sahabiler