Hak Yolda Sebat
Allah’ın Dinine Yardım, İlahi Muvaffakiyet ve Kalbin Temizlenmesi
GÜNLÜK MANEVİ VİRD: SEBAT VE İLAHİ YARDIM ZİKRİ
يَا وَلِيُّ يَا نَصِيرُ
“Yâ Veliyy Yâ Nasîr”
(Ey kullarının yegâne dostu ve en güzel yardımcısı olan, onların ayaklarını Hak dinde sabit kılan Allah’ım!)
0
Günlük Hedef: Kalbi Gafletten Temizleyip Dinde Sabit Kalmak İçin (100+)
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed’in, ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.
“Ey iman edenler! Eğer Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz, Allah da sizi muvaffak eder ve ayaklarınızı sâbit kılar.”
(Muhammed Sûre-i Şerif’i, 7)
(Muhammed Sûre-i Şerif’i, 7)
Kâinatın mutlak sahibi olan Allah’u Teala’nın, mülkünü ayakta tutmak için hiçbir kulun yardımına ihtiyacı yoktur. Ayet-i kerimede geçen “Allah’a yardım etmek” sırrı; O’nun yüce dinine sımsıkı sarılmak, Kur’an’ın ahlakını yaşamak, mazluma sahip çıkmak ve en önemlisi kalbi her türlü şeytani arzu, gösteriş ve nifaktan manen temizlemektir. Bir mümin kendi nefsindeki bu karanlıkları temizleyip Allah’ın davasına bir adım attığında, ilahi rahmet hemen tecelli eder ve o kulun “ayaklarını sabit kılar”. Zira fani dünyanın şâşâsı, makam hırsı ve zorlukları karşısında insanın ayağının kaymaması (sebat etmesi), ancak o Yüce Dost’un (Celle Celâluhu) kalbe vereceği muvaffakiyet ve direniş gücüyle mümkündür. Kim Allah’ın dinini tutarsa, Allah da onu tutar.
KUR’AN-I KERİM’DE DİNE YARDIM VE SEBAT
Ayakları Hak Üzere Sabit Kalanlar
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû in tensurullâhe yensurküm ve yüsebbit akdâmeküm.
1. “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder (muvaffak kılar) ve ayaklarınızı (Hak din üzere) sâbit kılar.”
[Muhammed Sûre-i Şerif’i]:[7]
وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ ۗ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
Okunuşu: Ve le-yensurannallâhu men yensuruh; innallâhe le-kaviyyün azîz.
2. “Allah, Kendi (dinine) yardım edene muhakkak yardım edecektir. Şüphesiz Allah, mutlak kuvvet sahibidir, eşsiz kudret sahibidir.”
[Hac Sûre-i Şerif’i]:[40]
يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ
Okunuşu: Yüsebbitüllâhullezîne âmenû bil-kavlis-sâbiti fil-hayâtid-dünyâ ve fil-âhirah.
3. “Allah’u Teala, iman edenleri (kalplerini temiz tutanları), hem dünya hayatında hem de ahirette (kabirde) o sâbit söz (Tevhid) ile sağlam tutar (ayaklarını kaydırmaz).”
[İbrâhîm Sûre-i Şerif’i]:[27]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنْصَارَ اللَّهِ
Okunuşu: Yâ eyyühellezîne âmenû kûnû ensârallâh.
4. “Ey iman edenler! Allah’ın (dininin ve peygamberinin) yardımcıları olun!” (Havârilerin İsa’ya yardım ettikleri gibi).
[Saff Sûre-i Şerif’i]:[14]
وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّا أَنْ قَالُوا رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Okunuşu: Ve mâ kâne kavlehüm illâ en kâlû rabbenâğfir lenâ zünûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ alel-kavmil-kâfirîn.
5. “(O erlerin zor anlardaki) Sözleri ancak şöyle demek olmuştur: Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla; ayaklarımızı sâbit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[147]
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
Okunuşu: Rabbenâ lâ tüzığ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeh; inneke entel-vehhâb.
6. “(İlimde derinleşenler derler ki): Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi (haktan) kaydırma! Bize Kendi katından bir rahmet lütfet. Şüphesiz vehhâb olan Sensin.”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[8]
مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ ۖ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَىٰ نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ ۖ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا
Okunuşu: Minel-mü’minîne ricâlun sadakû mâ âhedüllâhe aleyh; fe-minhüm men kadâ nahbehû ve minhüm men yentezıru ve mâ beddelû tebdîlâ.
7. “Müminler içinde öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadakat gösterdiler… Ve onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler (ayakları kaymadı).”
[Ahzâb Sûre-i Şerif’i]:[23]
إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ ۖ وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ
Okunuşu: İn yensurkümüllâhu fe-lâ ğâlibe leküm; ve in yahzülküm fe-men zellezî yensuruküm min ba’dih.
8. “Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenip mağlup edecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, O’ndan başka size yardım edecek kimdir?”
[Âl-i İmrân Sûre-i Şerif’i]:[160]
مَا عِنْدَكُمْ يَنْفَدُ ۖ وَمَا عِنْدَ اللَّهِ بَاقٍ ۗ وَلَنَجْزِيَنَّ الَّذِينَ صَبَرُوا أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu: Mâ ındeküm yenfedü ve mâ ındellâhi bâk; ve le-necziyennellezîne saberû ecrahüm bi-ahseni mâ kânû ya’melûn.
9. “Sizin yanınızda olan (dünyalıklar) tükenir, Allah’ın katında olanlar ise bakidir. Biz sabredenlerin (ve ayakları sabit kalanların) karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle mutlaka vereceğiz.”
[Nahl Sûre-i Şerif’i]:[96]
لَا تَحْزَنْ إِنَّ اللَّهَ مَعَنَا ۖ فَأَنْزَلَ اللَّهُ سَكِينَتَهُ عَلَيْهِ
Okunuşu: Lâ tahzen innallâhe meânâ; fe-enzelallâhu sekînetehû aleyh.
10. “(Mağarada) Arkadaşına: ‘Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir’ diyordu. Allah ona (ilahi yardımını ve) sekînetini (huzurunu) indirdi.”
[Tevbe Sûre-i Şerif’i]:[40]
HADİS-İ ŞERİFLERDEN 10 İNCİ
Peygamberimiz efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Müjdeleri ve Duaları
1. KALBİ SABİT KILMA DUASI
Peygamberimiz efendimiz en çok şu duayı ederdi: “Ey kalpleri evirip çeviren (Yâ Mukallibel kulûb)! Benim kalbimi Senin dinin (ve rızan) üzere sâbit kıl (kaydırma)!”
[Tirmizî, Kader]:[7]
2. KOR ATEŞİ TUTMAK
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakitte dininde sabreden (ve ayağını sâbit tutan) kimse, avucunda kor ateşi tutan kimse gibi olacaktır.” (Kalbi fitneden temiz tutmanın zorluğu).
[Tirmizî, Fiten]:[73]
3. DİN SAMİMİYETTİR (YARDIMDIR)
“Din samimiyettir.” Sahabeler “Kime karşı?” deyince: “Allah’a, Kitab’ına, Resulüne, Müslümanların yöneticilerine ve bütün Müslümanlara karşı dürüst (ve fedakâr) olmaktır” buyurdu.
[Müslim, Îmân]:[95]
4. HAK ÜZERE GALİP OLAN TAİFE
“Ümmetimden bir taife, kıyamet kopuncaya kadar hak (dava) üzere galip (ve sâbit) olmakta devam edecektir. Onları yardımsız bırakanlar, onlara asla zarar veremeyeceklerdir.”
[Müslim, İmâre]:[170]
5. GARİPLERİN MÜJDESİ
“İslam garip olarak başladı ve başladığı gibi (bir gün tekrar) garip haline dönecektir. Ne mutlu o gariplere!” (Onlar dinin bozulduğu anda sâbit kalanlardır).
[Müslim, Îmân]:[232]
6. TOZLANAN AYAKLARIN MÜKAFATI
“Kim Allah yolunda (O’nun dinine yardım ederken) ayaklarını toza bularsa, Allah’u Teala ona cehennem ateşini haram kılar.”
[Buhârî, Cihâd]:[16]
7. DİNDE FAKİH KILINMAK
“Allah’u Teala kimin için hayır dilerse, onu dinde fakih kılar (dinin inceliklerini anlama feraseti verir ve ayağını din üzere sâbitler).”
[Buhârî, İlim]:[10]
8. GERÇEK HİCRET VE SEBAT
“Gerçek hicret, Allah’ın yasakladığı günahları (ve hevesleri) terk edip kalbi temizlemektir. Hakiki mücahit ise nefsiyle savaşan kimsedir.”
[Ahmed b. Hanbel, Müsned]:[6]
9. SABAH AKŞAM GAYRET ETMEK
“Allah yolunda (davası uğrunda sabırla) yapılan bir sabah veya bir akşam gayreti, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.”
[Buhârî, Cihâd]:[5]
10. İMAN YETMİŞ KÜSUR ŞUBEDİR
“İman yetmiş küsur şubedir. Bunun en üstünü (ve sâbit noktası) ‘Lâ ilâhe illallah’ demek, en aşağısı ise yoldan insanlara zarar veren bir şeyi kaldırmaktır.”
[Müslim, Îmân]:[58]
GÖNÜL SULTANLARINDAN (5 KELAM)
Hikmet Pınarları
“Rüzgârın önünde eğilen sararmış yaprak olma! Kökü derinlerde, Hakk’a sımsıkı bağlı ulu bir çınar ol ki; dünya fırtınaları koptuğunda rüzgâr ancak senin tozunu alsın, gövdeni sarsamasın.”
– Hz. Mevlânâ
“İslam davasının ağır yükünü taşımak, ancak o kalbi şan, şöhret ve benlik kibrinden tamamen temizlemekle mümkündür. Kimin niyeti halisse, Allah onun ayaklarının altındaki toprağı çelikten eyler.”
– Şah-ı Nakşibend (k.s)
Bizim Yunus der ki: “Bizim yolumuz dikenlidir, ayağını seven gelmesin / Başını feda etmeyen, bu davada er olmasın.” Hak yolda sebat, fani candan vazgeçmektir.
– Bizim Yunus
“Allah’ın dinine yardım etmek, eline kılıç alıp oraya buraya saldırmak değil; önce kendi kalbindeki o sahte putları (menfaati) yıkıp, Resulullah’ın edebini kendi evinde ve sokağında dimdik yaşatmaktır.”
– İmam Gazâlî
“Ey oğul! İnsanların alkışına veya kınamasına bakarak yön değiştirme. Sen Hakk’ın kapısında bekçi ol. Eğer sen o kapıyı korursan, o kapının Sahibi de senin ayağını bütün alemlere karşı sâbit kılar.”
– Abdülkadir Geylânî
KISSADAN HİSSELER (5 İBRET)
1. SİHİRBAZLARIN FİRAVUN KARŞISINDAKİ SEBATI
Firavun, Hz. Musa’yı (a.s) mağlup etmek için ülkenin en büyük sihirbazlarını toplamıştı. Ancak sihirbazlar Musa’nın (a.s) mucizesini görünce hemen secdeye kapandılar ve iman ettiler. Firavun çıldırarak: “Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım!” diye tehdit etti. Düne kadar para ve makam peşinde olan o sihirbazlar, kalplerini temizleyip Allah’a bağlandıkları o an ayakları öyle bir sâbitlendi ki: “Zararı yok (ne yaparsan yap)! Biz muhakkak Rabbimize döneceğiz. Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür!” dediler. İlahi muvaffakiyet, ölüm korkusunu hiçe saymaktır.
[Kaynak: Şu’arâ Sûre-i Şerif’i]:[49-51]
2. ASHAB-I KEHF’İN DİMDİK DURUŞU
Putperest ve zalim bir kralın hüküm sürdüğü devirde, birkaç genç (Ashab-ı Kehf) sarayın bütün imkânlarını ve zenginliğini ellerinin tersiyle iterek saraydan ayrıldılar. Kalplerini şirkin pisliğinden temizlediler ve kralın karşısına çıkıp dimdik durarak: “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına ilah demeyiz!” dediler. Onlar Allah’ın dinine (Tevhid’e) bu şekilde yardım edince, Allah’u Teala onların kalplerini pekiştirdi (ayaklarını sabit kıldı) ve onları mağarada yüzyıllarca koruyarak kıyamete kadar bir ibret nişanesi yaptı.
[Kaynak: Kehf Sûre-i Şerif’i]:[13-14]
3. HZ. BİLAL’İN (R.A) KIZGIN KUMLARDAKİ SEBATI
İslam’ın ilk yıllarında Hz. Bilal (r.a), efendisi Ümeyye bin Halef tarafından en ağır işkencelere maruz kaldı. Öğle sıcağında kızgın kumlara yatırılır, göğsüne devasa bir kaya konur ve “Lat’a, Uzza’ya tap!” denilirdi. O feci acıların altında bile Bilal’in (r.a) ayağı zerre kadar kaymadı, dili küfre dönmedi. Sadece kalbindeki o mutlak imandan aldığı güçle “Ehad, Ehad!” (Allah tektir) dedi. Allah’u Teala onun bu sebatını öyle muvaffak kıldı ki, o köle Kabe’nin tepesine çıkıp ezan okuyan ilk müezzin oldu.
[Kaynak: İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye]
4. İLK ŞEHİTLER SÜMEYYE VE YASİR (R.A) AİLESİ
Ammar bin Yasir’in babası Yasir ve annesi Sümeyye (r.a), Mekke müşrikleri tarafından dinlerinden dönmeleri için korkunç işkencelere tabi tutuldular. Peygamberimiz (s.a.v) yanlarından geçerken “Sabredin ey Yasir ailesi, sizin buluşma yeriniz cennettir!” derdi. Hz. Sümeyye (r.a), Ebu Cehil’in yüzüne karşı Allah ve Resulünü savununca, o melun Ebu Cehil mızrağını ona saplayarak onu şehit etti. O mübarek kadın, dinine zerre kadar taviz vermeyerek “İslam’ın ilk kadın şehidi” oldu. Sebat, canı verip imanı vermemektir.
[Kaynak: İbn Sa’d, Tabakât]
5. İMAM AHMED BİN HANBEL’İN ZİNDANDAKİ DİRENİŞİ
Büyük mezhep imamı Ahmed bin Hanbel, Halife Me’mun ve ardılları döneminde ortaya çıkan “Kur’an mahluktur (yaratılmıştır)” fitnesine karşı tek başına dikilmişti. Devletin bütün gücüyle, işkenceyle ve kırbaçlarla onu zindanda dövmelerine rağmen “Allah’ın kelâmı yaratılmış olamaz!” sözünden zerre kadar dönmedi. Etrafındakiler “Ey İmam, ne olur kabul et de canını kurtar” dediklerinde o, zindanın parmaklıklarından dışarıyı gösterdi: “Bakar mısınız, dışarıda binlerce insan ellerinde divit ve kağıtla Ahmed’in ağzından çıkacak fetvayı bekliyor. Ben şimdi canım için bu dini (hakikati) eğip bükersem, kıyamete kadar o ümmetin sapmasının hesabını nasıl veririm?” O gün Ahmed bin Hanbel dinine yardım etti, Allah da onun adını asırlar ötesine taşıyarak muvaffak kıldı.
[Kaynak: İbnü’l Cevzi, Menâkıb-ı İmam Ahmed]
Nefis Muhasebesi: Sebat Aynası
(Rüzgarda ne kadar sağlam durduğumuzu tartmak için soralım)
- Bir menfaat (para veya terfi) söz konusu olduğunda inancımdan, ibadetimden ve doğru sözlülüğümden hemen taviz veriyor, rüzgâr nereden eserse oraya mı eğiliyorum?
- “Eğer Allah’a (dinine) yardım ederseniz…” ayetini okuduğumda; sadece kendi rahatım için mi dua ediyorum, yoksa dinin yeryüzüne yayılması, ahlakın düzelmesi için taşın altına elimi koyuyor muyum?
- Dışlanmaktan, “gerici” denilmekten veya ayıplanmaktan korktuğum için, bulunduğum ortamlarda Müslüman kimliğimi gizleyip ayağımın kaymasına izin veriyor muyum?
- Hastalık, borç veya musibet anlarında sabrım kırılıp isyana (gaflete) mi düşüyorum, yoksa Hz. Eyyub (a.s) gibi “Rabbim, kalbimi Sende sâbit kıl” diyebiliyor muyum?
- İslam davasının şanlı erleri (Ashab) o can pazarında dinini satmazken, ben bolluk ve rahatlık içinde televizyonun ve modanın esiri olarak dinime nasıl bir vefa gösteriyorum?
“Ey Kalpleri Evirip Çeviren Allah’ım…”
([Tirmizî, Kader]:[7] / Peygamberimiz efendimiz’in, dünya fitneleri karşısında ayakların kaymaması ve hak yolda son nefese kadar sebat edebilmek için en çok yaptığı o muazzam sığınma duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ
Okunuşu: Yâ Mukallibel kulûb, sebbit kalbî alâ dînik.
“Ey kalpleri (kudretiyle dilediği gibi) evirip çeviren Allah’ım! Benim kalbimi (ve adımlarımı) Senin dinin üzere sâbit kıl, (beni nifaktan temizle ve haktan kaydırma)!”([Tirmizî, Kader]:[7] / Peygamberimiz efendimiz’in, dünya fitneleri karşısında ayakların kaymaması ve hak yolda son nefese kadar sebat edebilmek için en çok yaptığı o muazzam sığınma duası)
Âmin, Yâ Rabbel Âlemin.
